SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, ÇarÅŸamba

Mayis 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 61

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Prof.Dr.Ali Rıza Kaylan
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı


DeÄŸer yaratmada yeni paradigmalar


Ürün, hizmet ve süreç geliÅŸtirmede, yaratılan deÄŸerin rekabet gücü ve yaÅŸam kalitesi üzerindeki etkisi tüm boyutlarıyla titizlikle sorgulanmalıdır. Her ÅŸeyden önce deÄŸer kavramı nedir? DeÄŸer, kim için, niçin ve nasıl yaratılmaktadır?  Bu soruları yanıtlarken, deÄŸer yaratmada ürün (veya hizmet) yaÅŸam çevriminin ötesine geçerek deÄŸer kavramına daha geniÅŸ açıdan bakabilmenin önemi üzerinde duracağız.

DeÄŸer kavramına bakış açımız zaman içinde ne ÅŸekilde deÄŸiÅŸti? Ürün yaÅŸam çevrimi ve ötesini düşünürken, deÄŸer kavramının sürdürülebilirlik boyutu ön plana çıkmaktadır. Ancak sürdürülebilir deÄŸer için zihniyet deÄŸiÅŸikliÄŸi yeterli hızda geliÅŸmemiÅŸtir. Japonya Bilim ve Teknoloji Vakfının,  2009 yılı ödülünü dünya çapında tanınmış Amerikalı bilim adamı Dr. Dennis L. Meadows a vermesi oldukça anlamlıdır. Dr. Meadows bu ödülü, doÄŸayla uyumlu, sürdürülebilir topluma dönüşüm alanında yaptığı çalışmalar için kazandı.
 
Sürdürülebilir topluma dönüşüm konusundaki çaÄŸrıyı, Dr. Meadows 1972 yılında yapmıştı. O yıllarda kısıtlı doÄŸa kaynaklarını göz önüne alarak geliÅŸtirdiÄŸi sistem dinamiÄŸi leriyle gelecekte yaÅŸanacak küresel sorunları inceledi ve sonuçları  Büyümenin Sınırları (Limits to Growth)  adlı kitabında raporladı. Sürdürülebilirlik konusunda ciddi bir uyarı sayılabilecek bu çalışmanın sonuçları, yirmi yıl sonra 1992 yılında  Sınırların Ötesinde (Beyond the Limits)  adlı ikinci kitabında güncellendi. Meadows 2004 yılında yayınladığı  Büyümenin Sınırları: 30 Yıllık Güncelleme (Limits to Growth: The 30-Year Update)   adlı üçüncü kitabında küresel kaynak tüketiminde gelinen kritik durum sonuçlarını paylaÅŸmaya devam etti. KurduÄŸu dünya leri ve bu lerle gerçekleÅŸtirdiÄŸi benzetim çalışması sonuçları, süreklilik kavramının zamanlı ve yeterli bir ÅŸekilde algılanmasını saÄŸlayamadı. Ancak bütün bu baÅŸarılı çalışmalar, Dr. Meadows un  500.000 ABD dolarlık Japon Ödülünü kazanmasına neden oldu.

Sürdürülebilir deÄŸer için, mevcut tasarım ve üretim sistemlerini yeniden irdelemek, farklı bakış açılarını gündeme getirmek yararlı olacaktır. Bu yazıda, son yıllarda giderek daha çok benimsenen iki kavramın üzerinde duracağız. Birinci kavram, geliÅŸtirilen ürün, hizmet ve süreçlerde, doÄŸanın esin kaynağı olarak kullanılmasıdır. DoÄŸanın mükemmel bir öğretmen olduÄŸu  unutulmamalıdır. DoÄŸa taklit (biomimicry) bilimi son yıllarda daha çok önem kazanmaktadır. İkinci kavram ise  beÅŸikten mezara  yerine önerilen  beÅŸikten beÅŸiÄŸe  kavramıdır. Böylece  BeÅŸikten mezara  yaklaşımında ekonomik ömrünü tamamlayan ürünün sonlandırılmasındaki sorunlar ortadan kalkmaktadır.

Değer Kavramı ve Değer Mühendisliğinin Gelişimi

Değer Analizi 1940 lı yılların başlarında General Electric şirketi çalışanlarından Lawrence D. Miles tarafından önerildi. Miles şirketin rekabet gücünü artırmak için yaratıcı problem çözmeye dayalı bir metodoloji geliştirmiştir. Bir ürün veya hizmetin değeri, müşterinin beklediği performansın kullanılan kaynaklara orantısıdır. İşçilik, malzeme, tezgah gibi kullanılan kaynaklar toplam maliyet olarak ifade edilir. Burada maliyeti ürün veya hizmetin yaşam çevrimi boyunca yapılan toplam harcamalar ve hatta topluma verdiği zararları da içerecek şekilde görmek daha anlamlı olacaktır. Performans ise ürün ve hizmetten beklenen fonksiyonlardır. Ürün ve hizmetten beklenen fonksiyon ve yararlar, kalite olarak da düşünülebilinir. Değer artırmak, ya maliyetleri değiştirmeden kaliteyi daha yükseltmek veya mevcut kaliteyi koruyarak maliyeti daha azaltmak, ya da kaliteyi yükseltirken, ayni zamanda maliyeti de azaltarak mümkün olabilir. Müşteriyi daha mutlu kılacak özgün fonksiyonlar eklemek veya hiç bir yarar sağlamayan fonksiyonları yok etmek için fonksiyon analizi aşaması çalışmanın temelini oluşturur.

Değer analizi, değer mühendisliği ve değer yönetimi eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmaları teşvik eden ve değer analizi konusunda eğitimler veren Amerikan Değer Mühendisleri Derneği (SAVE – Society of American Value Engineers) 1959 yılında kurulmuş ve 1996 yılında derneğin ismi SAVE International olarak değiştirilmiş ve uluslararası bir yapıya dönüşmüştür.

Bir projenin değerini artırmak için disiplinlerarası takım tarafından yürütülen sistem çalışması, planlama, bilgi toplama, fonksiyon analizi, yaratıcılık, değerlendirme, geliştirme, sunuş ve uygulama aşamalarından oluşur. Çalışmada mevcut ürün ve hizmetin hangi fonksiyonu ne maliyetle yerine getirdiği ve bu konuda başka ne seçeneklerin olduğu ve bu seçeneklerin ne maliyetle bu fonksiyonu yapabilecekleri kurulan takım tarafından tartışılır. Yaratıcı ve etkin çözümler üretilmeye gayret edilir. Müşteri odaklı düşünerek, gereksiz maliyetler yok edilir.

DeÄŸer analizi çalışmalarında kullanılan çeÅŸitli araçlar vardır. Fazla ayrıntıya girmeden bu araçlardan  Fonksiyon Analizi Sistem TekniÄŸi - FAST  yöntemi üzerinde duralım. Grafiksel eÅŸleÅŸtirmeye dayalı yöntemde,  isim-fiil  ÅŸeklinde iki kelimeyle yalın bir ÅŸekilde tanımlanan fonksiyonlar üzerine odaklanılır. Saat için zaman göstermek, tornavida için vida döndürmek gibi tanımlamalar temel fonksiyonları yansıtmaktadır. Aynı ÅŸekilde estetik fonksiyonlar gibi satışta önemli olabilecek destek amaçlı ikincil fonksiyonlar da tanımlanır. Nasıl sorusu sorularak, fonksiyonlar hiyerarÅŸik bir aÄŸaç gibi dallandırılır. Niçin sorusu sorularak da fonksiyon hiyerarÅŸisinde diÄŸer yönde ilerleyerek baÅŸlangıç fonksiyonlarına ulaşılır. Nasıl, niçin sorularıyla yapılandırılan grafiksel eÅŸleÅŸtirme aÄŸacı üzerindeki her fonksiyon için maliyetler belirlenir, rakip ürünleriyle fonksiyon düzeyinde maliyet kıyaslamaları yapılır. 

İşletmelerde sürekli iyileÅŸtirme çalışmalarında benimsenen ve takım çalışmasına dayalı  yalın düşünce, altı sigma gibi metodolojiler de, mevcut durumu analiz edip, daha iyiyi arayış yaklaşımlarıdır. DeÄŸer analizi fonksiyonlara odaklanırken, yalın düşünce israf anlamına gelen Japonca Muda sözcüğü üzerinde durmakta, hiç bir deÄŸer yaratmadan kaynakları tüketen faaliyetleri mercek altına almaktadır. Altı Sigma ise ürün veya hizmetin kalite özelliklerinde deÄŸiÅŸkenliÄŸin nasıl azaltılacağı üzerinde durmakta ve istatistiksel düşünce ve analiz yöntemlerini kullanmaktadır. Fonksiyon, israf ya da deÄŸiÅŸkenlik, bakış açısı ne olursa olsun, ortak hedef kuruluÅŸun rekabet gücünü artırmak ve yaÅŸam kalitesini yükseltmedir.

Dördüncü Boyuta Odaklanmak

Zaman olarak tanımlanan dördüncü boyuta odaklanmak, değer yaratmaya daha geniş açıdan bakmamızı sağlayacaktır. Sürdürülebilir değer yaratmak, sadece hissedarlar için karlılığı artırmak olarak algılanmamalıdır.

Müşteri deÄŸer yönetiminde, müşteri baÄŸlılığı ve uzun süreli karlılık önem taşır. Müşterinin ÅŸirkete baÄŸlılık süresi, ne sıklıkta alış veriÅŸ yaptığı ve alış veriÅŸ miktarı toplam karlılığı belirleyecektir. Müşteri karlılıklarına bakarak, müşteri havuzunu doÄŸru yönetebilmek için, yaratılan deÄŸer müşteri gözüyle iyi deÄŸerlendirilmelidir. Müşterinin deÄŸer algılamasının azalması, onu rakiplere kaybetme riskini yükseltecektir. Performans ve maliyet eksenleriyle çizilecek bir grafik üzerinde rakiplerle kıyaslamalı gösterilen deÄŸer haritası üzerinde mevcut durum deÄŸerlendirmesi kolayca yapılabilir.  

KuruluÅŸun geleceÄŸini de güvence altına alacak ortamı inÅŸa edebilmek için  tüm paydaÅŸların hak ve çıkarlarını korumak önemlidir. Sürdürülebilir deÄŸer için, müşteriler, hissedarlar, çalışanlar, tedarikçiler ve en geniÅŸ ÅŸekilde toplum olmak üzere tüm paydaÅŸların gereksinim ve beklentileri en etkin ve verimli ÅŸekilde karşılanmalıdır. Müşterileri mutlu ederken daha geniÅŸ pencereden bakarak, çalışanları da mutlu kılacak, kiÅŸisel ve profesyonel geliÅŸimleri için arzulanan fırsatları sunmalı, tedarikçiler için uzun vadeli bir iÅŸ ortağı olmalı ve gelecek nesilleri de düşünerek toplum için etik ve sorumlu ÅŸekilde davranmalıdır.

Toplumsal refahın ve dünyanın kısıtlı kaynaklarının gelecek kuÅŸaklara aktarılmasının temelinde yatan sürdürülebilirlik kavramı her gün daha çok önem kazanmaktadır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler in tanımına göre  Sürdürülebilir geliÅŸme, bugünün gereksinim ve beklentilerini, gelecek kuÅŸakların gereksinim ve beklentilerini karşılama olanaklarından ödün vermeksizin karşılamaktır. 

Günümüzde kuruluşlarda finansal raporlarının yanı sıra çevreyi ne ölçüde etkilediği ve sosyal etkenleri nasıl yönettiğini yansıtan kurumsal sosyal sorumluluk raporlarının da yayınlanması beklenmektedir. Bu tür bilgilerin paylaşılması, kuruluşun değerini ve marka gücünü, gerek müşterilerin gerekse çalışanların gözünde artırma fırsatı verir. Müşterilerin ve çalışanların mutluluğu, onların kurumsal bağlılıklarını artırır, kurumları daha kalıcı kılacak ve geleceğe taşıyacak ortamları oluşturur. Sürdürülebilir bir kurum, bir yandan iş performansını yükseltirken, diğer yandan doğal çevrenin korunmasına özen gösteren, toplumsal değişimin olumlu yönde sağlanmasına katkıda bulunan bir kurumdur.

Sürdürülebilirlik konusunda temel bir gösterge ekolojik ayakizi, insanın atıklarını yok etmek ve gereksinimlerini karşılamak için yerküreden ne kadar bir biyolojik alanı kullandığını açıklamak amacını taşıyor. İlk olarak Dr. Mathis Wackernagel, Prof. William Rees ve arkadaşları tarafından öne sürülen kavramda amaç, insanın sürekli doğadan alarak ve geriye atıklarını bırakarak daha ne kadar süre idare edebileceğini sorgulamaktı. Bireyin, toplumun yahut tüm insanlığın, tükettiği kaynakların yeniden üretimi, bu arada ürettiği atıklarının yeniden tüketimi için ne kadar kara ve su alanına ihtiyaç duyduğunu ortaya koyan ekolojik ayakizi değerlerinde son durum nedir? Doğayı Koruma Vakfı nın (WWF World Wide Fund for Nature) 2008 Yaşayan Gezegen Raporu (2008 Living Planet Report) tehlike çanlarının ne ölçüde çaldığını açık bir şekilde göstermektedir. Artık yazının başında belirttiğim Dr. Meadows un çalışmasında yapılan uyarılar, bir hipotez olmaktan çıkarak, bir gerçek olarak insanlığı etkilemektedir.

Ekolojik ayakizi yüküne arz talep dengesi olarak baktığımızda, talep 17.5 milyar gha (küresel hektar), arz ise 13.6 milyar gha dır. BaÅŸka bir deyiÅŸle, talep arza göre yaklaşık %30 kadar fazladır. Küresel hektar, insanın gereksinimlerini karşılamak ve atıklarını yok etmek için gerekli alan konusunda, dünya ortalama deÄŸerini belirtmektedir. Bu deÄŸerleri kiÅŸi başına dönüştürürsek, talep ve  arz sırasıyla 2.7 ve 2.1 gha/kiÅŸi ÅŸeklinde bulunur. 2030 yılında ise bu farkın iki kata çıkacağı öngörülmektedir. Ayni raporda kullanılan baÅŸka bir endeks bioçeÅŸitliliÄŸin de son 35 yılda %30 azaldığını göstermektedir.
 
Ekolojik ayakizi değerleri, gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasında ciddi farklılıklar göstermektedir. Örneğin, ABD vatandaşları dünyayı ortalama değerin yaklaşık 5 kat üzerinde kullanırken, Fas, Sudan gibi ülkelerin vatandaşları ise tam tersine ortalamanın 5 kat altında kullanmaktalar.

Sürdürülebilir deÄŸer bilinçlenmesi, ürün, hizmet ve süreç geliÅŸtirmede ekonomik, çevre ve sosyal kaynakları kullanırken daha duyarlı olmayı gerekli kılmaktadır. Bugünkü gereksinimlerimizi karşılarken, gelecek kuÅŸaklarınkini engellememek, baÅŸka bir deyiÅŸle,  Ayağımızı gelecek kuÅŸakların da yorganlarına göre uzatmak  daha anlamlı olacaktır. Ekolojik verimliliÄŸi ölçerek çevre performansını deÄŸerlendirmek için 2006 yılında yürütülmüş  Advance  çalışması bu alandaki ilk çalışma olması nedeniyle önemlidir. 16 ülkeden 65 Avrupa ÅŸirketini kapsayan çalışmada karbon, azot, kükürt, metan ve organik bileÅŸiklerin salınımları, atık üretimi ve su kullanımı olmak üzere yedi göstergeli bir deÄŸerlendirme yapılmıştır. Eko-Verimlilik hesaplamalarında birim, kazanç/ton olarak verilmektedir. ÖrneÄŸin 5 ton karbondioksit salınımına karşılık, 100 Avro kazanıldıysa, verimlilik 20 Avro/ton ÅŸeklinde bulunur. EÄŸer baÅŸka bir ÅŸirket bu salınım için 50 Avro kazandıysa verimlilik 10 Avro/ton ve performans ÅŸirketler arası ölçüldüğü gibi, hedefe göre de ölçülmektedir.  

Bir an için farklı bir dünya düşleyelim: Fabrikalardaki tüm süreçler, üretilen tüm ürün ve hizmetler, doÄŸadaki bir aÄŸaç gibi çevreyle uyumlu olsun.  İçinde yaÅŸadığımız konutlar, tüm binalar, doÄŸadaki bitki örtüsü gibi, gereksinim duydukları enerjiyi yenilebilir kaynaklarla saÄŸlayabilsinler. Bio-çeÅŸitlilik hiç azalmasın.

Yukarıda bahsettiğimiz çevre performans değerlendirmesinde, ekolojik verimlilik göstergesiyle yapılan işlerde doğaya verilen zararı azaltmak üzerinde durulmaktadır. Burada düşlediğimiz doğal ortam ise çok daha iddialı bir yaklaşımdır. Ekolojik etkinlik kavramı olarak tanımlayabileceğimiz bu bakış açısıyla, yapılan her işin, yaratacağı ekonomik, ekolojik ve sosyal değerler açısından en uygun şekilde tasarlanması önerilmektedir.

Bir elma ağacının baharda çiçek açması, olgunlaşan meyvaların toplanması ve sonbaharda tüm yaprakların yere düşmesiyle, biyolojik olarak parçalanıp, ayrışarak topraktaki organizmalar ve diğer bitki ve hayvanlar için besin kaynağı olmaları ekolojik çevrimi tamamlamakta, ve bu döngü çevreye hiç zarar vermeden her yıl tekrarlanmaktadır. Sanayi süreçleriyle karşılaştırıldığımızda toprağa düşen yapraklar üretim atığı gibi görülebilir. Ancak her atık parçası diğer organizmalar tarafından besin olarak tekrar kullanılmaktadır.

Ürün yaÅŸam çevrimi için yeni bir paradigma olarak ortaya çıkan  BeÅŸikten beÅŸiÄŸe (C2C - Cradle to Cradle)  kavramı ilk kez Walter R. Stahel tarafından 1970 yılında önerildi. DoÄŸadan esinlenerek tasarlanan sistemde, yaratılan bütünsel ekonomik, sosyal ve sanayi yapısının sadece daha verimli çalışması deÄŸil tümüyle atıklardan arındırılması hedeflenmektedir. Alman Kimyacı Michael Braungart ve Amerikalı Mimar William McDonough, 2002 yılında kaleme aldıkları  BeÅŸikten BeÅŸiÄŸe: İş Yapış Tarzımızı Yeniden Yapılandırmak (Cradle to Cradle: Remaking the Way We Make Things)  baÅŸlıklı kitaplarında çevre dostu akıllı tasarımlar üzerinde durmaktadır. DoÄŸadan esinlenen C2C yaklaşımında temel İlkeler 
1. Atık kavramının ortadan kalkması, (Atık eşittir Besin)
2. Enerjinin çoğunlukla yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi (Güneş enerjisi kullanımı)
3. ÇeÅŸitliliÄŸin yönetimi  (Biolojik ve kültürel çeÅŸitlilik)
şeklinde sıralanabilir. Daha önce benimsenmiş

BeÅŸikten Mezara  C2G - Cradle to Grave  paradigmasında, ürün yaÅŸam çevrimi gerçek anlamda bir çevrim oluÅŸturmamaktadır. Ekonomik ömrün bitimiyle ürün çöpe gitmektedir. Çöpe giden atıklar ise arazi doldurma ÅŸeklinde gömülerek ortadan kaldırılmaktadır.

Dr. Meadows un kendisine ödül kazandıran çalışmasında yaptığı uyarılar ve burada kısaca deÄŸindiÄŸimiz yeni kavramlar, gelecek yıllarda yeni çözümler içerecek yeÅŸil yeniÅŸim (yenilikçilik – inovasyon) uygulamalarının önemini Dr. Meadows dan tam 37 yıl sonra tekrar gündeme getirmektedir. Daha fazla gecikmeden,  Ürün ve Hizmet geliÅŸtirmede, Eski DeÄŸer öldü, YaÅŸasın yeni DeÄŸer  diyebilmek için hepimizin katkısı kaçınılmazdır.

 

  İlgili Haberler

 

Bağlantı Elemanlarının Cirosu 5 Milyar Dolar!
İtalyan heyet SUBCONTURKEY-i Ziyaret Etti
KOBİ-ler ve Verimlilik Kongresi, 25-26 Ekim-de Dedeman Otelde Yapıldı
İhracatta Yeni Pazarlara Ulaşmak için-Turkish Automotive Suppliers Magazine
Otomotiv İhracat Adresleri

  İlgili Yazılar

 

Yurtdışından Talep Var
Bunları Biliyor musunuz? - 2
Bunları Biliyor musunuz?
Bağlantı Elemanlarının Cirosu 5 Milyar Dolar!
Bu Gücü Kullanın
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi