SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, ÇarÅŸamba

Mayis 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 61

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Mehmet DoÄŸan
Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi, dogan@hacettepe.edu.tr


İslam ülkelerinde diğer bilimler ve evrim görüşü


Felsefede en tanınmış alim Farabi bilim dallarını sistematik sınıflandırmış, birçok konuyu tartışmıştır. İbni Haldun tarihte, İbni Rüşt felsefe ve fen dallarında, Gazali, Buhari, Ahmet Yesevi, Mevlana ve diğer veli ve din adamları dini ve sosyal alanlarda tanınan ünlüler.

El Razi, Abdullatif, İbni Sina, Ali İbni Rıdvan, El Tamimi bilimin birçok alanında çalışan alim aynı zamanda filozoflardır. Çevre (hava, su, toprak) kirlenmesi daha o çağda tartışılmıştır. Cordoba ve Andulus da atık, çöp toplama tankları yerleştirilmiştir.

Botanik zooloji, jeoloji mineraloji ve veteriner alanlarında da çalışmalar da yapılmıştır. Günümüzde ÅŸaşırtıcı görülse de evrim teorisi üzerinde çalışanlar, deney yapanlar da olmuÅŸtur. Nazzam a göre var oluÅŸ ve yaratılış bir doÄŸal geliÅŸim (evrim) ile olmuÅŸtur. Nazzam ın öğrencisi El Cahiz  Kitabü l hayavan  kitabında hayvanların geliÅŸim sosyoloji ve psikolojisinden, çevrenin geliÅŸime etkisinden söz eder. Hayvanları basitten karmaşık ve geliÅŸmiÅŸe göre sıraladığı kitabında çevrenin etkisi ile deÄŸiÅŸimlerini anlatarak zayıf türlerin zamanla yok olduÄŸunu, dayanıklıların kaldığını örneklerle anlatır. Bazı hayvanların diÄŸerleri için yem olduÄŸunu, hayvanlar yaÅŸam için bir mücadele içinde olduÄŸunu ileri süren el Cahiz, Darvin den farklı olarak evrimin kanununu yaratan Allah ın koyduÄŸunu söyler. Hatta Nazzam ve el Cahiz in teorisinden etkilenen Biruni ve ibni Tufeyl gibi bazı bilginler, Mevlana gibi düşünürler bu evrimin yalnız biyolojide deÄŸil ruhlarda da olacağını söylerler. Biruni ye göre nesillerin devamı üremekle olur, alem sınırlı, ama üreme sınırsız olduÄŸundan bir türün bütün yeryüzünü kaplamaması için Allah bir defada tek bir tür yaratmaz, çeÅŸitli zamanda birçok türü birden yaratır. Bunların çevreye uyanları nesillerini sürdürür.

Yine İslam ın altın çağında yaÅŸayan Biruni, İbni Sina, Zekeriya ez Kazini gibi büyük âlimler ÅŸaşırtıcı ÅŸekilde kayalar, daÄŸlar ve yeryüzü oluÅŸumuna depremin, yanardaÄŸ patlaması ve erozyonun etkisinin sebep olduÄŸunu yazmışlardır. Biruni bir zaman deniz olan yerler kara olurken bazı karaların a deniz olduÄŸunu fosillere bakarak ileri sürmüştür. El Kindi denizlerin ve gökyüzünün maviliÄŸini, Farabi yaÄŸmurun yağışını, Karafi gök kuÅŸağının oluÅŸumunu bugünkü bilgilerimize yakınlıkla açıklamaları da bu bileÅŸik kaplar yasası gibi bilimin bir alanındaki baÅŸarının diÄŸer alanlara da yansıyacağını göstermektedir.      

Gözlem evleri ve üniversiteler (Medreseler) tüm İslam coğrafyasında açılmış, daha o çağda akademik ünvan verilmeye başlanmıştır. Fas taki El Karoune ile Cordoba, Bağdat, Kahire deki medreseler çok meşhurdu. Uzmanlık ve kariyer törenlerine devlet yöneticileri de ilgi gösteriyordu. Aslında bilim bir bütün olduğundan da bilimin her alanında başarı 8-13. yy. arası zirvede devam etmiştir. Her başarı ve büyümenin seyri gibi maalesef bir duraklama devrinden sonra bilimsel çalışmalar ve bilim yapanlar eski desteği görememiş, ilim olarak şeyh ve din ulemalarının görüşleri ile sofilik ve teoloji daha çok ilgi görmüş, İslam dünyasında gerilemeyle Avrupa bilimde de öncülüğü ele geçirmiştir. Amacımız geçmişi abartarak öğünmek değil, bundan 1000 yıl önce bu kadar ileri düzeyde bilim ve bilimsel düşünceye sahip İslam ülkeleri nasıl bu kadar geri kaldılar diye sizleri de düşünmeye davet etmektir.

Osmanlı Döneminde Bilim Niçin Geri Kaldı?
Yeniçağ ve yakınçağdaki bilim ve teknoloji yarışında Osmanlı İmparatorluğunun yer almamasının nedenleri derinliğine ve yansız araştırmalı, düşünmeli gerekli dersler çıkarılmalıdır. Teknolojisini geliştirebilmiş olsaydı, o zamanlarda kendi sınırları içinde olup, bugün dünya enerji kaynaklarının 2/3 ünüe sahip olan topraklarında en azından daha erken enerji kullanarak çok daha zengin bir miras bırakabilirdi.

Osmanlı nın bilim ve teknolojide dünyadaki gelişmelerin gerisinde kalmasının sebepleriyle ilgili birçok kitap, makale yazılmış, değişik gruplarca tartışılmıştır. Biz bu kısa gezinti notunda tüm nedenleri doğrulukla verecek durumda olmadığımız gibi bir cevap bulmayı da amaçlamadık. Ancak bize göre önemli sayılabilecek bazı nedenleri vererek küçük bir tartışma başlatabilir veya en azından okuyucuları düşünmeye davet edebiliriz:

1- Osmanlı İmparatorluğu kuruluş döneminden itibaren Avrupa ortalarına ve kuzeye doğru genişledikçe zaten sayıları az olan asli unsur, yani Türkler hep yeni ve daha verimli topraklara yerleştirildi. Yeni yerlerin yöneticisi ve koruyucusu, yani askeri oldular. Bu yeni uğraşılar bilim yapmaktan daha cazip görüldü. Yetenekli Türkler bilim yerine askerlik ve yöneticiliği tercih eder oldu.

2-  YeniçaÄŸla birlikte Kristof Kolomb un Amerika yı keÅŸfi, Vasko da Gama nın Ümit Burnu nu aÅŸarak Hindistan a yeni yol bulmasıyla Avrupa da hızlı deÄŸiÅŸimin yolu açıldı. Avrupa daki artan yoksul nüfus yeni keÅŸfedilen ülke ve kıtalara göç ederek oraların her tür yeraltı ve üstü zengin kaynaklarını Avrupa ya taşımalarıyla Avrupa zenginleÅŸti. Yeni sömürgelerden altın, gümüş ve bakır yanında ÅŸeker, pirinç ve patates gibi temel gıda maddeleri de getirildi. ZenginleÅŸen ve karınları doyan Avrupalılar Kilisenin baskıcı gücünü, üniversiteler üzerinde etkilerini azalttılar, Rönesanssın etkisi hızla tüm Avrupa ülkelerine yayıldı ve bilimsel buluÅŸlarla askeri teknolojilerini de hızla geliÅŸtirdiler. SavaÅŸlarda Osmanlı ordu ve donanmasını yenebilir duruma geldiler. Özellikle buhar gücünden yararlanma ve sanayileÅŸme baÅŸlayınca Avrupa her alanda öncülüğü ele aldı.

3- Osmanlı topraklarında dış kışkırtmalarla isyanlar artmaya, özellikle Hıristiyan nüfus Osmanlı dan koparılmaya çalışıldı. Osmanlı sadece askeri gücünü ve topraklarını korumaya çalıştı.

4- Yeni topraklarda farklı din, dil ve kültüre sahip halklara İslam ın iyi yönleri gösterilerek onların İslamiyet e daveti için hocalar, din ulemaları ve tarikat ÅŸeyleri bilim adamlarından daha öncelikli desteklenmiÅŸ, yeni topraklara gönderilerek dini yayma görevi verilmiÅŸ. Zamanla bu kiÅŸilerin nüfuzları artmış, kendilerini yegane alim görmüşlerdir. Özellikle Yavuz Sultan Selim in Mısır ı iÅŸgalinin ardından Halifelik merkezinin İstanbul a taşımasını izleyen yıllarda Arabistan ve Mısır dan İstanbul a getirilen din bilginleri, aldıkları eÄŸitimin de etkisiyle her tür bilimin kaynağının  Kuran  olduÄŸunu, orada yer almayan ve iÅŸaret edilmeyen bilgi ve bilimin boÅŸuna uÄŸraşı, hatta sapıklık ve ÅŸeytan iÅŸi görüldüğü örnekler olmuÅŸtur. Maalesef çağının en büyüklerinden olan İstanbul Rasathanesi Åžeyhülislamın fetvası ile yıkıldı. Bunlar Kuran ın bir fizik, kimya, biyoloji, tıp, astronomi kitabı olmadığını, böyle olmasının da gerekmeyeceÄŸini düşünmezler. Kuran Allah kelamı olarak inanç esasları verir, temel kuralları bildirir, hatta bilim yapmanın, doÄŸayı iyi incelemenin gereÄŸine iÅŸaret eder. İşte çoÄŸu kez dile getirilen eleÅŸtirilere haklılık kazandıracak münferit olaylar, zaten desteÄŸin azaldığı bilimsel uÄŸraşı daha da engelleyici rol oynamıştır. EÄŸitim- öğretim kurumları medreseler hızla tutucu kadronun kontrolüne geçti, son yıllarda ise misyoner okulları yaygınlaÅŸtı. Türkler her geçen gün bilim araÅŸtırma bir yana eÄŸitimden uzaklaÅŸtı.
 
5-  PadiÅŸahların eÄŸitimi düzeyleri düşüp yönetici güçleri azaldıkça yönetimi hak etmedikleri halde entrika ve yardakçılıkla ellerine geçirenler deÄŸil yeni eÄŸitim ve bilim kurumları açmak, eskilerini de koruyamadılar. Hatalar anlaşıldığında ise vakit çok geçmiÅŸ olduÄŸundan ve mirasından pay bekleyen çıkarcı düşman çok arttığından çöküş engellenemedi. Altın çaÄŸdaki kurumlar da eÄŸitim ve araÅŸtırıcı etkinliklerini çoktan kaybetmiÅŸ, her biri enkaz haline gelerek silinmeye baÅŸlamıştı. Mesela İstanbul da 16. yy. sonunda meslek yüksekokulu ve üniversite düzeyinde eÄŸitim veren 500 kadar medrese, 3 bin kadar mahalle mektebi olmasına raÄŸmen bu sayılar 19.yy. da bu sayılar sırasıyla 400 ve 150 ye kadar inmiÅŸtir. Eski din öğrenimi dışı fen ve diÄŸer bilim merkezi olarak çalışan ve eÄŸitim yapan medreseler kapatılırken, yeni bilim ve araÅŸtırma merkezleri kurulamadı. Batı tipi üniversite diye açılan tek bir Dürül Fünun bile yıllarca baÅŸarılı olamadı. 

6- Bir zamanlar sosyal hayatın her alanında yer alan kadınlar sonradan geliÅŸen, ancak öncüleri X. yüzyıldan itibaren toplumda içten içe yayılan bir akımla özellikle 1500 yılı sonrası sanki din emriymiÅŸ gibi kadınlar sosyal hayattan dışlandı. Erkek egemen bir toplum oluÅŸturuldu. Her yenilikçi görüşe karşı çıkan bu akım bilimi camiye, kadını evine hapsetti. Tersini savunanlar ve toplumu aydınlatmaya çalışanlar  dinsizlik  ve zındıklık  ile suçlandı. Nüfusunun yarısı savaÅŸ alanlarında koÅŸan, yarısı eve hapsedilen toplum ilerleyen batı toplumu karşısında geri kalmaya mahkum oldu. Bu konuda sözü son meÅŸhur İslam filozofu İbni Rüşt e bırakıyorum.

Fas ve Endülüs Sultanı Yakup İbni Rüşt e ÅŸu soruyu yöneltir:  Kadınların eÄŸitimi konusunda ne düşünüyorsunuz? Belli düzeyde eÄŸitim almış kadınlar, devlet dairelerinde görev alabilirler mi?  Cevap: Bana göre kadınlar da insan türünün üyesidir. İnsanlığın yüce amacını gerçekleÅŸtirmedeki rolleri inkar edilemez. Yeryüzünün yaÅŸanabilir kılınması ve insanlığın geliÅŸiminde yadsınamaz katkıları olmalıdır. Kadınlar bu amacın karşılanması noktasından erkeklerden farklı deÄŸillerdir. Ama bu katkıları daha az, daha çok olabilir. Bir kentte erkeklerin üstlendiÄŸi iÅŸlevlerin birçoÄŸu kadınlar tarafından da yerine getirilebilir. Kimi kadınlar, iyi eÄŸitim almış ve yeteneklerini geliÅŸtirmiÅŸlerdir. Böylece kadınların arasından filozoflar da çıkabilir. Tıpkı İskenderiye ve Grek kentlerinde olduÄŸu gibi, bazı Müslüman kentlerde olduÄŸu gibi yargıçlar bile çıkabilir. Ama kadınların gerçek yetenekleri günümüze dek
tam takdir edilememiÅŸ ve toplum yararına kullanılamamıştır. Kadınlar yalnız eÅŸlerinin hizmetinde verilmiÅŸ ve üreme aracı olarak görülmüşlerdir. Onlara biçilen rol, evlerine kapanıp çocuk yetiÅŸtirmek ve ev iÅŸlerini görmektir. Bana göre kadınlar, erkeklerin sahip olmalarını istediÄŸimiz insani emellerden tamamen yoksun bırakılmışlardır. Bu nedenledir ki kadınların yaÅŸamımızdaki rolleri, bitkiler gibidir. Öyle ki zaman içinde erkeklere yük olmuÅŸlardır. Yeryüzündeki yoksulluÄŸun nedenlerinden biri de kadınların üretimden tümüyle uzak tutulmalarıdır. Öyle ki savaÅŸan toplumlarda kadın nüfusu kimi zaman erkek nüfusun iki katına çıkabilmektedir. Ama onlar, kendilerine biçilen rol gereÄŸi, kent yaÅŸamı için gereken birçok üretim alanından uzak tutulmuÅŸlardır. Onlara uygun görülen tek iÅŸ dalı, tarım ve dokumacılıktır. Bu iÅŸleri de ancak zorunlu kaldıklarında yapmaktadırlar.   12.yy. da söylenen bu sözler günümüz için de geçerli olması acı olup, çoÄŸu İslam ülkelerinin geri kalmışlığının temel sebebi olmaya devam ettiÄŸi gibi, İbni Rüst gibi ileri görüşlü İslam filozofu yerine maalesef EÅŸ ari görüşü İslam ülkelerine yön vermiÅŸtir.

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

Enerji ve Sürdürülebilirlik
En Büyük Sosyal Sorumluluk Kaynakları Verimli Kullanmaktır
Kalite Personeli Geliştirme Programı
KOBİ-ler İçin KOSGEB KalDer Destek i
Değerli Kalite Gönüllüleri,
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi