Son günlerde Türk yan sanayi firmalarının yurtdışı ziyaretlerinde bir artış gözlenmektedir. Hangi amaçla olursa olsun çok pozitif bulduğum bir durumdur bu. Bilhassa kriz dönemlerinde hedef pazarlarına gerçekleştirilen ziyaretler getirisi olan bir aktivitedir. Bu getiri nedir, diye soracak olursak; örneğin Avrupadan 3 bin kilometre öteden ve sadece kendi fabrika duvarları içine sıkışmış bir analiz ve hedef belirlemenin eksik hatta yanlış değerlendirmelere iteceği bilinmelidir. Bu nedenle, müşterileri ziyaret ve yerinde incelemelerde bulunmak, gelecek stratejilerini oluşturmak açısından elzemdir.
Şimdi gelelim olumlu bulduğum bu ziyaretlerin bir zihniyet ve hedef programlara uyarlanması gerekliliği mevzusuna. Bu köşeden bıkmadan usanmadan dile getirdiğim ve bazı arkadaşların da altını önemle çizdikleri bir husus var; Türk yansanayi firmalarının hedefi, büyüme stratejisi nedir? Kendilerini bu yeni dönemde nasıl pozisyonlandırmaktadırlar?
Maalesef kriz öncesinde ve sonrasında da birçok sohbet ve fabrika gezilerinde bu hususun Türk yansanayi firmalarında hep eksikliğini gözlemlemiş ve tespit etmişimdir. Kanımca en büyük hata veya eksikliktir bu!
Yurtdışında da kabul gören bir anlayışa göre, Türk otomotiv sanayi (ana ve yansanayi) kriz sonrasında öncesinden daha iyi bir çerçeve, fırsat ve olanaklara sahip olarak çıkacaktır. Bu genel değerlendirmeyi firmalar bazında artıya dönüştürmek, planlı, sağlıklı büyüme şartlarını ve stratejisini oluşturmak bizimde elimizdedir. Artık saha çamurlu idi, hakem taraf tuttu gibi sadece söyleyeni rahatlatan argümanlara yer vermemek gerekiyor.
Her kriz yönetilebilir
Kriz döneminde kabuğuna çekilen ve sadece krize karşı birtakım önlemler alan firmaların ileride pek fazla şansı olacağını tahmin etmiyorum. İşte 2010 yılını bir çıkartalım da gerisi kolay diyen anlayışlara pek prim vermemeliyiz. İçinde bulunduğumuz dönem ve gelecek birkaç yıl taşların yeniden yerli yerine oturacağı bir dönemdir. Yeni trende son vagon olmak istemiyorsak ya makiniste çok yakın olmamız gerekiyor ya da makinist olmak gerekiyor.
Bunun içinde bir strateji oluşturmak şarttır
Önümüzdeki dönem Ar-Ge, tasarım ve yalın üretim yeteneğine sahip firmaların süreci belirleyeceği ve büyüyeceği yıllar olacaktır. Bunun için yapılması gereken de acilen bir strateji oluşturmaktan geçmektedir. Bu işin ülke ölçeğinde ve firma bazında nasıl yapılacağını tavsiye edecek, yol gösterecek birçok şahıs, kuruluş ve kurum Türkiye de de mevcut. Bunun için çok klasik bir yöntemle de formüle etmek gerekirse; hükümet bu yöndeki faaliyetleri desteklemeli ve koordine etmelidir. Burada kastettiğim işi devlete havale etmek değildir! Küresel anlamda gerekli bir ülke stratejisinin oluşturulmasında hükümet erkine de önemli görevler düşmektedir. Bu konuda sadece Avrupa nın birçok ülkesindeki aktivitelere göz atmak yeterli olacaktır.
Paranız varsa şirket alın
Önümüzdeki sürece damga vuracak olan Ar-Ge konusunda hala Türkiye de kafa karışıklığı olduğu kanısındayım. Veya biraz daha yumuşatarak söylemek gerekirse, Ar-Ge konusunda hala dünya standartlarında bir çalışma geliştiremiyoruz. Bunun nedenleri üzerine belki sektör temsilcilerinin de katılacağı bir dizi yazı yazmak ve tartışmak gerekiyor.
Ar-Ge denilince bir yönü ile herşeyi kendi enstitülerimizde, fabrikalarımızda yapmak akla gelmektedir. Oysa bu konuda da farklı yöntemler, yollar mevcuttur. Hindistan bu alanda iyi bir örnek teşkil etmektedir. Otomotiv sektörü için gelecek dönemin yıldız ülkelerinden sayılan Hindistan da yansanayi firmaları kendilerini bilhassa Ar-Ge alanında hazırlamak için Avrupa ve Amerika da şirket satınalmalara girişmiş vaziyetteler. Bilindiği üzere, Hindistan insan kaynakları ve yeteneklerinin geliştirilmesi konusunda çok atak bir ülke durumunda. Buna rağmen yapamadıkları ve geliştirmenin de uzun süre alacağı ürün ve ürün gruplarındaki know-how eksikliklerini şirket satın alarak tamamlamaya çalışmaktadırlar. Kriz nedeni ile Avrupa ve Amerika da birçok firma satışa çıkmış durumda. Bu şansı Türk firmaları da iyi kullanmalıdır.
Özetle, acilen strateji oluşturmak ve faaliyete geçmek gerekli. Yoksa krizi fırsata dönüştürelim sloganı kubbede hoş bir seda olarak kalacaktır.