Geçtiğimiz ay Türk Dış Politikasının hatta İç Politikasının KIRMIZI HATLARI olan Ermenistan, sözde Kürdistan, azınlık vakıfları ve Patrikhane sorunu kapsamında Heybeliada Ruhban Okulu meselesi ve en önemlisi 35 senedir Türk Dış Politikası nın 1 numaralı sorunu olan Kıbrıs konusunda çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. Hükümet gittikçe uluslararası ilişkilerde ve dış politikada sıkışmakta, etrafındaki çember iyice daralmaktadır. İngilizce dışında Uluslararası ilişkiler konusunda hiçbir bilgisi olmayan, 3 seneden fazla bir süre hiçbir ilerleme katetmeden fevkalade başarısız bir şekilde yürüttüğü AB Başmüzakereciliği görevinden 2 ay önce azledilen genç, tecrübesiz, aile mesleği ve geleneği olarak diplomasiye çok uzak ve mesleki bilgiden yoksun Sayın Babacan ın bu defa da Dışişleri Bakanlığından da azledilerek yerine Başbakan Dışişleri Başdanışmanı ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Sayın Ahmet DAVUTOĞLU nun getirileceği kulislerde yüksek sesle dile getirilmektedir.
Geçtiğimiz ay Sayın Cumhurbaşkanımızın Irak (Bağdat) ve Kuzey Irak (Erbil) ziyaretleri sırasında sözde Kürdistan kelimesini kullandığı basına yansımış, daha sonra bu husus Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bizzat yalanlanmış olmasına rağmen diplomasi çevrelerinde Türkiye nin en hassas kırmızı çizgisinin delindiği sıklıkla ifade edilmiştir.
İkinci olarak ABD Başkanı Obama nın Türkiye ziyareti sırasında Türk Hariciyesine yaptığı baskı sonucu Türkiye; Ermenistan Karabağ ın işgalini sonlandırmadan, Türkiye nin Doğu Anadolu Bölgesinden 6 vilayetimiz üzerine toprak talebinden vazgeçmeden, 1915 tehciri nedeniyle tazminat ve sözde soykırımın tanınması talebinden vazgeçmeden büyük bir tek taraflı taviz olarak 1993 ten beri kapalı olan Ermenistan sınır kapısı Alican ı Azerbaycan ın Cumhurbaşkanı Aliyev seviyesinde de olmak üzere yapmış olduğu bütün ikaz ve uyarılarına rağmen açma kararı almıştır. Böylece 2. kırmızı çizgi de delinmiştir.
Hükümeti sıkıştıracak diğer önemli konu Kıbrıs tır. Bilindiği gibi AB Zirvesi 2006 Aralığında Türkiye ye, 2009 Aralık ayına kadar Güney Kıbrıs Rum yönetimini diplomatik olarak tanımak ve havaalanları ve limanlarını Rum uçak ve gemilerine açmak için mühlet vermiştir. Bu süre zarfında Türkiye Kıbrıs meselesinde adım atmazsa bu sene Aralık ayında AB ile 2005 ten beri Sayın Babacan tarafından toplumun çeşitli kesimlerinden gelen bütün talepler gözardı edilerek Türk kamuoyu, Sivil Toplum Örgütleri ve Üniversiteler sürece dahil edilmeden fevkalade başarısız ve verimsiz bir şekilde sürdürülen sözde müzakereler hepten askıya alınacaktır. Ancak 29 Mart ta Türkiye de yapılan yerel seçimler ve 16 Nisan da KKTC de yapılan genel seçimler Türk Hükümetinin elini kolunu bağlamıştır. İktidardaki AKP yerel seçimlerde büyük oy kaybına uğramış, muhalefetteki CHP ve MHP ise önemli büyükşehir ve il belediyeleri ile çok sayıda ilçe ve belde belediye başkanlığı kazanarak seçimlerden oy oranlarını önemli şekilde artırarak çıkmışlardır. Yapılan hesaplamalar bir genel seçimde AKP nin iktidarı kaybedebileceğini göstermektedir. Bu ay Pentagon ve CIA gibi ABD derin devletine hizmet eden uluslararası düşünce kuruluşu (think-tank) Brookings Enstitüsü yayınladığı raporda Türkiye de milliyetçiliğin hızla yükseldiğini ve gelecek seçimleri ulusalcı-milliyetçi partilerin kazanacağını işaret etmiştir. AKP iktidarının dış politikada açılım yapmasını engelleyen bu içsel sebebler yetmezmiş gibi bir de üstüne üslük KKTC de yapılan genel seçimleri bağımsızlık ya da Türkiye ile birleşme yanlısı milliyetçi UBP ( Ulusal Birlik Partisi ) ezici ve mutlak çoğunlukla kazanmış ve AKP güdümündeki Rumlara taviz verme yanlısı sol görüşlü iktidardaki CTP büyük bir hezimete uğramıştır. Dolayısyla AKP Hükümetince AB ve Rum/Yunan ittifakının dayattığı Kıbrıs ta taviz vermesi imkansız hale gelmiştir. İç politikanın gündelik yaşamın parçası haline gelen terör olayları, ergenekon dalgaları, işsizlik, ekonomik kriz ve son 8 senede Türk ekonomisinin ilk defa olarak hem de % 5,5 gibi
büyük bir oranda küçülmesi hükümeti güvenlik, ekonomi ve dış politikada kımıldayamayacak duruma getirmiştir.
Bir de bu ahval ve şerait altında Hükümetin 1955 ten beri Türk Dış Politikası nın gündeminde olan ve 1974 ten beri 1 numaralı sorun olan en KALIN KIRMIZI ÇİZGİ KIBRIS sorununda taviz vermesi imkansızdır.
Büyük başarısızlığı ve beceriksizliği nedenliyle yakında azledilecek Dışişleri Bakanı yerine getirilmesi beklenen Prof. Davutoğlu Hocamız için bu yaz başta Kıbrıs meselesi olmak üzere fevkalade zor geçecek gibi görünmektedir. Hiçbir yardım ve destek talebini kabul etmeyip herkesi refüze eden Sayın Babacan ın yerine bütün ilgili kesimlerle işbirliğine açık, stratejik derinlik sahibi Hocamızın Hariciye nin başına gelecek olması Hükümetimize biraz rahat nefes aldıracaktır.