Türkiyenin Davosu olarak da adlandırılan 5. Kartepe Ekonomi Zirvesi 4-5 Nisan tarihlerinde yapıldı
Her sene olduğu gibi Ekonomi Gaztecileri Derneği (EGD) ve TOBBun müştereken İzmit Kartepe Greenpark Otelinde düzenledikleri ve Türkiyenin Davosu olarak adlandırılan toplantıların Ekonomi Gazteciliğinin Yarını başlıklı 5. toplantısına da katıldım. Açılışını bu organizasyonun fikir babası olan Rotary Meslek Hizmetleri Ödülü sahibi EGD Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Celal Toprakın yaptığı, 100den fazla ekonomi muhabirinin katıldığı toplantıda geçmiş yıllarda olduğu gibi TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu gene çok çarpıcı açıklamalarda bulundu ve Türk Ekonomisinin önünü açacak tespitler yaptı. Öncelikle TOBBa 360 Oda ve Borsanın bağlı olduğunu ve 1.300.000 tüccar-sanayici ve işadamı üyeleri olduğunu ifade etti. Özgüvenleri ve Türk Milletinin özellikle Kayserililerin genlerinde daha baskın olan müteşebbis güçleri sayesinde TOBBun Başkanlığını aldıktan sonra TOBBun Akdeniz Ülkeleri Odalar Birliği, Balkan Ülkeleri Odalar Birliği, İslam Ülkeleri Odaları Birliği, EUROCHAMBER (Avrupa Birliği Odalar Birliği), Dünya Odalar Birliği, ECO Ülkeleri Odalar Birliği gibi Dünya çapındaki birçok kuruluşun Başkanlık, Başkan Yardımcılığı, Yönetim Kurulu Üyeliği gibi görevlerin TOBB ve kendisi tarafından üstlenildiğini belirtti. Teşebbüs ruhu, özgüven ve sağduyunun iş ve ticaret hayatında başarılı olmada çok önemli olduğunun altını çizerek, 29 Mart yerel seçimlerinin Türk Milletinin sağduyusuna güvenmemiz gerektiğini bir kez daha teyid ettiğini sözlerine ekledi.
Sayın Hisarcıklıoğlu DÜNYA ve TÜRKİYE EKONOMİSİNİ DEĞERLENDİRME başlıklı sunuşunda 2 hafta önce Londrada yapılan Dünya Ekonomisinin %85ini oluşturan ülkeler zirvesi olan G-20 toplantısında Devlete Düzenleme ve Denetleme fonksiyonlarının yanında Dizginleme fonksiyonun da yüklendiğini söyledi. Özellikle Devletlerin bundan sonra Küresel Finansal Krizin baş sorumluları olan Hedge Fonları sadece düzenleme ve denetlemeyle sınırlı kalmayacaklarını ve sıkıca dizginleyeceklerini de belirtti.
Krizin Dünya çapında 2008 Ağustosunda çıktığını, Türkiyede ise 2006dan sonra EKONOMİnin 2. plana itidiğini, ekonomik konularda reform sürecinin ertelendiğini ve YAPISAL REFORMların 2005den itibaren devam etmesi gerekliliğini Hükümete iletmelerine rağmen önlem alınmadğını söyledi. TOBBun da bir siyasi figür olmadığını ancak Türk özel sektörünün temsilcisi olarak görüşleriyle siyasi iktidarları uyardıklarını sözlerine ekledi. Özellikle Türkiyede büyümenin 2005-2006 yıllarında durmasıyla yatay olarak gittiğini 2007den itibaren de aşağıya döndüğü yani ekonomide küçülmenin ortaya çıktığını grafik ve istatistiklerle açıkladı. Dünya Bankasının bir istatistiğinde de Türk ekonomisinin %6,2 ile dünyada en fazla küçülen ülkelerden biri olduğunu dünya üzerinde Türkiyeden kötü durumda olan İzlanda, Estonya, Letonya gibi sadece 5 ülke olduğunu ekonomik bakımdan bizden kötü olan ülkelerde bile küresel krizin bizde olduğu kadar tahribat yapmadığını belirtti. Ocak 2009 itibariyle İMALAT SANAYİnin %25 gerilediğini bunun da işleyen her 4 makinadan birinin stop ederek üretimini durdurması demek olduğunu açıkladı. İmalat sanayindeki bu daralmanın istihdama yansıdığını ve tarım dışı sektörlerde her 3 kişiden 1nin işsiz olduğunu, toplam Türkiyede 6 milyon kişinin işsiz olduğunu belirtti. Ayrıca artan nüfus nedeniyle Türkiyenin her sene 750 bin kişiye yeni iş olanakları yartamak zorunda olduğunu böylece bu sene işsiz sayısının 6.750.000e çıkacağını dolayısıyla Türkiyenin ekonomik daralmayı kesinlikle kaldıramayacağının altını çizdi. Anadolu sanayicisi için en gururlandırıcı hususun yanında çalıştırdığı işçi sayısı olduğunu ekledi.
Bankacılık Sektörü
Hisarcıklıoğlu imalat sanayinden sonra sözü bankacılık sektörüne getirdi. Türkiyede her sektör zarar ederken bankacılık sektörünün KAR PATLAMASI yaptığını çünkü bankaların halktan tasarruflarını %12,5la mevduat olarak topladığını Türk Girişimcisine bu mevdutı %25le yani yüzde yüz karla kredi olarak sattıklarını ve bunun dünya çapında başka bir örneğinin olmadığını ifade etti. Bankaların tüccar, işadamı ve girşimcilere verdiği kredi miktarının son bir senede 14 trilyon azalmasına karşılık Menkul Değerler Portföyünün 31 trilyon arttığını bunun nedeninin de Bankaların parsını girişimcilere değil Devlete satmasının olduğunu belirtti. Bankalar Garanti gördükleri için çok daha karlı olmasına rağmen tüccar ve sanayici yerine Devleti fonlamalarının girişimcilerin en büyük sorunlarından biri olduğunu ifade etti.
Diğer sektörler konusunda ise; otomotiv ve konut sahipliğinin refahın göstergesi olarak değerlendirildiğini bu nedenle iç piyasanın canlı tutulması gerektiğini belirterek, krizin etkisinin azalmasının en etkin yolunun iç piyasanın canlandırılması olduğunun altını çizdi.
Küresel finansal krizin Dünya ekonomisi ve Türkiye ekonomisi özellikle imalat sanayi ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini anlattıktan sonra Hisarcıklıoğlu çözüm önerilerini de getirdi. Rusyanın doğalgazı, ABD ve ABnin sermayesi, Japonyanın teknolojisi, İran ve Arap ülkelerinin petrolüne karşılık Türkiyenin en büyük kaynağının MÜTEŞEBBİS Gücü olduğunu krizden çıkmak ve ekonomik büyüme için Müteşebbislerin önündeki engelleri kaldırmak gerektiğini, bu arada birbirimizle kavga ederek enerji ve zaman kaybetmememizi, kavga etme gibi bir luxümüzün olmadığını özellikle ifade etti. Bir insanın kurtuluşunun dünyanın kurtuluşu da olacağını, bireyin ekonomik refahının artırılmasına önem verilmesini, zaten ABnin de bireyi hedef aldığını, bunun içinde YAPISAL REFORMlara öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.
Krizden çıkmanın ve ekonomik kalkınmanın 2 temel göstergesi olduğunu belirterek bunları ÇİFTE ÇIPA olarak adlandırdı.
Bunlar:
1) Güçlü Ekonomi
2) Kaliteli Demokrasidir
diye devam ederek Yapısal Reformlara hız vererek bu kriz ortamını değerlendirmeli ve krizi fırsata çevirmeliyiz diye sözlerini tamamladı.
Biz de seçimleri geride bırakan Hükümetin Sayın Hisarcıklıoğlunun sözlerine kulak vererek yapısal reformalara ve AB sürecine hız vermesini temenni ediyoruz.

5. KARTEPE EKONOMİ ZİRVESİ, TOBB un SUNUMU
Nasıl bir dönemdeyiz?
• Dünya ilk küresel krizine çözüm arıyor
Daha önceden haritası çıkarılmamış topraklardan geçiyoruz.
Dünya ekonomisi küçülüyor (2.Dünya savaşından beri ilk kez)
Küresel ticaret geriliyor (1982den sonra ilk kez)
Küresel fon akımları 1980ler düzeyinde
• Öncelik; bu ölçekte bir krizi çözmek değil yönetmek olmalı
Küçük adımlar-Kısa vadeli hedefler
G20 önemli bir başlangıç-Küresel kriz için küresel işbirliği
IMF, yeni rol üstlenecek, buna göre hazırlanmalı


Neler yapılabilir?
1. İç talebi canlandırmak
• İnsanlar harcama ya da tasarruf kararı alırken, iki faktörü göz önüne alırlar.
- Öncelikle önlerini görebilmek isterler. Yani geleceğe dönük belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. (Yeni bir Program)
- Sonrada gelirlerinin yani işlerinin devamlılığına bakarlar. (İstihdamın teşviki ve Sosyal Yardımlar)
• Vergi indirimleri
• Harcama eğilimi yüksek ve dezavantajlı kesimlere (düşük gelir düzeyindekilere) gelir desteği
- İşsizlik Sigortasında daha geniş bir kesimin yararlanması
- Kısmi Çalışma Ödeneğinden daha fazla yararlanma

Neler yapılabilir?
2. Şirketlerin bozulan nakit dengeleri yeniden kurulmalı
• Kamunun mal/hizmet alımı ve KDV iadesi ödemelerini zamanında yapması
• Kredi geri ödemelerinin yeniden yapılandırılması
• Kredi Garanti Fonu mekanizması kuvvetlendirilmeli
(sadece yurtiçi TL. krediler ile ihracat kredileri için)
• KOBİlere yönelik Eximbank ve Kosgeb destekleri artırılmaya devam edilmeli
3. Likiditeye Yönelik Tedbirler
• Merkez Bankası, yerli ve yabancı para zorunlu karşılıkları düşürmeli
• Yurt dışı borçlanmalar zorunlu karşılık kapsamından çıkarılmalı veya karşılık oranı düşürülmeli
• Merkez Bankası, Reeskont kredisi mekanizmasını (vadesine en fazla 120 gün kalmış ticari senetler karşılığında şirketlere kredi açılması) yeniden işletmeli
4. Bütçe Disiplininin orta vadede yeniden tesis edilmesi
• Ekonomik küçülme ve kamu harcamalarındaki artış, bütçe açığını artıracak,
• Tedbirler başarılı oldukça, ekonomik toparlanma gerçekleşecek ve Bütçe performansındaki olumsuz etki sınırlanacak
• 2009 da harcama arttırıcı tedbirler alınırken, 2010 ve sonrası için mali disiplinin yeniden tesis edileceğini garanti altına almak şart. Bunun için, bugün harcadıklarımızı yarın nasıl telafi edeceğimizle ilgili güvenilir çok yıllık bir mali plana ihtiyaç var.
• OVP ve OVMPnin önemi arttı
Sonuçlar
• Alışık olmadığımız bir dönemden geçiyoruz, sıra dışı düşünmemiz gerekiyor
• Küresel krizin çözümü küresel işbirliğinde, hasarı sınırlandırmanın yolu krizi başarılı bir biçimde yönetmekten geçiyor
• Türkiyenin bir an önce kendine yeniden güvenmesi gerekiyor
• Son otuz yılda kendi çabamızla elde ettiğimiz başarıyı sürekli tekrarlamamız gerekiyor.
Çifte Çıpa
1) Güçlü Ekonomi İçin 2) Kaliteli Demokrasi
Kaliteli Demokrasi için…
Kurumsal altyapının kuvvetlendirilmesi
• Anayasanın yenilenmesi
• Siyasi Partiler ve Seçim Kanunları
• Hukuk-Yargı-Mevzuat reformu
• Kamu yönetimi reformu
• Kamu hizmetlerinin kalitesinin artırılması
• Kamu Yönetiminde şeffaflık ve hesapverebilirlik
• Kamu Personeli reformu
• Yolsuzluk ve İsrafla etkin mücadele
Ekonominin kurumsal altyapısını kuvvetlendirme
• Mali disiplinin sürdürülmesi (Kurallı Maliye Politikasına geçiş)
• Yerel Yönetimlerin mali yapısının şeffaflaştırılması
• Vergi sisteminin yenilenmesi
• Altyapı ve enerji piyasalarının rekabet açılması
• Yeni Türk Ticaret Kanununun yasalaşması
• Kamu İhale Kurumu ve Rekabet Kurumunun güçlendirilmesi
Reel Sektörün güçlendirilmesi
• KOBİlerin finansmana erişim imkanlarının artırılması
• Sanayi Politikası
• Piyasa Gözetim ve Denetim sisteminin uygulanması
• Kayıtdışılıkla mücadele
İstihdam politikaları
• İşgücü maliyetlerinin düşürülmesi
• Çalışma mevzuatının yenilenmesi
• Nitelikli işgücü arzının artırılması (eğitim reformu)
• 2020 yılında AB içindeki Türk kökenlilerin sayısı 8 milyon sınırını aşacak.
• Avrupadaki Türk girişimcilerinin toplam sayısı 120 binden fazla… 2015 yılında
160 bin, 2023 yılında Cumhuriyetin 100. yılında 200 bin Türk girişimci Avrupada faaliyet gösteriyor olacak.
• Böylece Cumhuriyetin kuruluşundan 100 yıl sonra Avrupada ilk defa 115 ayrı sektörde
1 milyonun üzerinde insana iş sahası sağlayan bir Türk girişimci varlığından söz edeceğiz.
• Sadece Almanyada Türk girişimcilerin 2007 yılındaki 8 milyarlık toplam yatırım hacimleri 2020 yılında 18 milyar Euroya ve 32,7 milyar Euroluk ciroları 70 milyar Euroya yükselecektir. AB genelinde ise toplam ciro 90 milyar Euro ve yatırım hacmi 25 milyar Euro seviyesine erişecek
Biz İdrâki
İran: En büyük müteffikimiz Petroldür
ABD: Nihai gücümüz ordumuzdur
Almanya: En büyük gücümüz üretim kapasitemiz
Rusya: Her şeyden önce Nükleer bir gücüz
Tayvan: Biz halkının zekâsından başka ihraç edecek bir şeyi olmayan ülkeyiz
Türkiye: En büyük ihraç gücümüz müteşebbis ruhumuzdur
Yurtdışında yerleşik Türk girişimcileri birbirine destek olarak işbirliği fırsatlarını değerlendirebiliyor mu?
% 54 Hayır, dağınık bir görünüm sergiliyor, ortak hareket edemiyoruz
% 24 Evet, olanakları değerlendiriyor, işbirliği içerisinde çalışıyor ve birlikte hareket edebiliyoruz
% 22 Kararsızım, işbirliğine yönelik belirli çabalar olmasına karşın yeterli ya da yetersiz diyemiyorum
Türk lobisinin yurtdışında yeterince etkin olduğuna inanıyor musunuz?
% 78 Hayır, Türk lobisi henüz yeterince güce ve etkinliğe sahip değil
% 16 Türk lobisinin yeterli etkinlikte olduğu konusunda kararsızım
% 6 Evet, yurtdışındaki Türk lobisi oldukça etkin bir yapıya sahip
Ne Yapmalı?
• Etkin koordinasyon ve Güçlü İşbirliği
•Kâr üründe değil müşteridedir. Müşteriyi bulmalıyız
•Birbirimizin müşterisi ve çözüm ortağı olmalıyız.
Ortak Gündem & Ortak Akıl
Bulgaristandaki bir Türkün derdine, sadece kapı komşusu değil, Brükseldeki Türk de sahip çıkmalı.
Profesyonelleri Desteklemeliyiz
Diplomatımızı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde, Müteahhidimiz Sibiryada, Yöneticimiz Coca-Colada, Bürokratımız İslâm Konferansında, Edebiyatçımız Nobel akademisinde…
Her alanda etkin olabilmek için: biz bilinci