TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Burhanoğlu, Türk otomotiv imalat sanayinin 2008 yılını değerlendirdiği makalesinde ayrıca sektörün 2009 yılı beklentilerini ve sonrasında sektörün izlemesi gereken yol haritasının ip uçlarını verdi.
Otomotiv yan sanayimiz 2008 yılında 13,5 milyar $ iş hacmi gerçekleştirerek, bunun 7 milyar $ını ihraç etmiştir ve 200 bini aşan istihdam sağlamaktadır. 2008 yan sanayi ihracat hedefimiz yılın başında 8,5 milyar $ idi.
2008 yılının başında 1 milyon 300 bin araç üretim hedefi ile yola çıkan sanayimiz maalesef yılsonunda 1 milyon 170 bin araç üretimi gerçekleştirebilmiştir. 2007 yılında 635 bin adet olan otomobil üretimi bu yıl 625 bin adede gerilemiş olmasına rağmen, ticari araç üretiminde geçen yıla göre bir artış yaşanmış ve 2008 sonunda 525 adet ticari araç üretilmiştir. Üretimlerin iç pazardaki satışlara yansıması ise 306 bin otomobil, 188 bin ticari araç ve 33 bin ağır vasıta olmak üzere toplamda 527 bin düzeyinde olmuştur.
Taşıt araçları ihracatı 15 Milyar $, yan sanayi ihracatı 7 Milyar $ olmak üzere otomotiv sanayimizin ihracatı toplam 22 Milyar $ ulaşmıştır. Yılın ilk 6 ayındaki ivmemiz devam etseydi bu rakam 26 milyar $ı da geçerdi.
ABDde başlayıp Batı Avrupa ülkelerine ve daha sonra da ülkemize sıçrayan kriz öncelikli olarak sanayimizde hissedilmiştir. Özellikle geçen yıl Haziran ayından itibaren başlayan sipariş iptalleri hem araç hem de parça üreticilerimizin tüm programlarını alt üst etmiş, birçok ana ve yan sanayi firmamız ne yazık ki üretimlerini durdurma noktasına gelmiştir.
Krizin yurtdışı kaynaklı olması, ihracat odaklı çalışan ve Batı Avrupa sevkiyatlarının ihracattaki payının %70 oranında olduğu sanayimizin krizden daha çok yara almasına neden olmuştur. Yıl sonu itibariyle üretimde %60, satışlarda %70 oranında düşüş meydana gelmiştir.
Mecvut duruma baktığımızda; Türkiye, 2008 sonu itibariyle AB ülkeleri içinde;
• Toplam araç üretiminde 5. sırada,
• Otomobil üretiminde 9. sırada,
• Hafif ticari araç üretiminde 2. sırada,
• Ağır vasıta üretiminde 8. sırada ve
• Otobüs üretiminde 1. sırada yer almaktadır.
TAYSAD olarak bugüne dek üyelerimize yaptığımız bilgilendirmelerde kriz söz konusu değil iken de ciro risklerini gelişmekte olan Rusya, İran gibi komşu ülkelerimizle yapacakları bağlantılarla dağıtabileceklerini ve cirolarını da artırabileceklerini ifade ediyorduk. 2008 yıl sonu yan sanayi ihracat rakamlarını değerlendirdiğimizde mutlulukla ifade ediyorum ki son 2 yılda bu ülkelere yaptığımız ihracatta 4 katı büyüme söz konusu. Bu faaliyetlerimizi dernek olarak asıl kriz sırasında daha da artıracağımızı ve yan sanayimizin her tür yeni ve karlı fırsattan yararlanmasını sağlayacağımızı belirtmek isterim.
2009 yılındaki beklentilerimiz nedir?
2009 yılında hepimizi zor bir yıl bekliyor. Öncelikle bunun bilinci ile hareket etmemiz gerekiyor.
Rakamsal olarak baktığımızda Türkiyede 600 bin adetlik toplam üretim 500 bin adet ihracat, yan sanayide ise 3,5-4 milyar $ seviyesinde ihracat , ana sanayide 8 milyar $ seviyesinde ihracat ile %50 daralma olabilir. Elimizdeki stokları da dikkate alarak 250 bin adetlik bir iç pazar satışı öngörmekteyiz.
2009 ihracat hedefimizi 30 milyar $ olarak düşünürken, bunun ancak 12 milyar $ düzeyinde kalacağını tahmin ediyoruz.
Bugüne dek yarattığımız değerlerimizi kaybetmek en son isteyeceğimiz şey olur. Ancak krizin gereği firmalarımız küçülmek durumundadır. Sanayimizde yeni iş hacmi yaratmak dünden bugüne olacak bir hadise değildir. Yeni proje süreçleri en az 18 ay süre gerektirir. Bu nedenledir ki sanayimiz bu krize aynı zamanda ciddi bir yatırım yükü ile yakalanmıştır. Bizler 2010-2012 yılındaki projelerimize hazırlandığımız, kapasitelerimizi hem iç hem dış pazar için artırdığımız bir dönemde bu krize yakalandık. Çünkü hiçbirimizin bu yatırımları öz sermaye ile yapma şansı yoktu. Şu anda hepimizin kredi borcu mevcuttur. İnsan kaynağımızı kaybetmek zorunda kalıyoruz. Hem yurtiçi hem yurtdışında pek çok fabrika üretimi durdu. Pek çok firmamız tek vardiya çalışıyor. Ana ve yan sanayinin sürekli tek vardiya çalışması durumunda toplamda ortalama 185 bin kişilik istihdam kaybımız olur. Bizler bugüne dek bu kaynağı yaratmak için ciddi maliyetlere katlandık ve şimdi bir anda bu değerimizi yitirmek ne firmalarımız ne de ülkemiz açısından hiç de iyi değildir.
Temelde verilen destekler finansal ve iç pazar satışlarını canlandırmaya yöneliktir. En son Başbakanımızın açıkladığı önlem paketinde belirtilen ÖTV indirimlerini, %63lük bir düşüş yaşanan otomotiv sanayinde, iç pazarın hareketlenmesi adına olumlu bir gelişme olarak görmekle birlikte, elbette bunun kesin bir çözüm sağlamayacağını da biliyoruz. 3 ay ile sınırlandırılmış ÖTV indirimleri, kısa süreli stok tüketmekte faydalı olacaktır elbette ancak iç pazarın en az yıl boyunca devam edecek kriz derin etkileri karşısında, 1 yıllık hurda indirimiyle desteklenmesi de gerekmektedir. Çünkü, 3 ay süresince ÖTV indirimleriyle yükselen satışlar, 3 ay sonra bıçak gibi kesilebilir ve otomotiv sanayi daha derin bir resesyona girebilir. Bununla birlikte, sanayimiz ve üretimin devamlılığı için son derece önemli olan diğer konulardaki beklentilerimizi de yinelemek istiyoruz:
• İç ve dış pazarda sürekliliğin devamı için ihracatın desteklenmesi, tüketicilerin alım gücünü arttıracak kredilendirmelerin yapılması
• Likidite sıkıntısının giderilmesi için, borçlanma maliyetlerinin azaltılması, sanayicilere yönelik yeni kredi kaynaklarının yaratılması
• Sanayinin gelişim hedeflerinin desteklenmesi adına yeni ve büyük yatırımları ülkemize çekmek yolunda çalışmaların yapılması, Ar-Ge faaliyetlerine uygulanan desteklerin arttırılması
• Ve sanayimiz için son derece hayati bir konu olan İnsan Kaynağımızın kaybını önlemek üzere çalışanlar üzerindeki vergilerin yeniden düzenlenmesi
gerekmektedir.
Bu ülkenin otomotiv sektörüne ihtiyacı var. Bu sektör, ihracatıyla, yarattığı katma değerle ve en önemlisi sağladığı istihdamla Türkiye için çok önemli. Hiçbir sektörde ve hiçbir ülkede olmadığı kadar yüksek vergi oranları olan Türk otomotiv sanayi, aynı zamanda devletin en fazla oranda ortak olduğu sektördür.
Kriz Sonrası Bizler İçin Tehdit mi Fırsat mı?
Bizler, bugünden bunun belirleyicisi olmalıyız. Fırsata çeviremezsek hem yerli hem de yabancı sermaye için çekici bir ülke olma şansımızı yitirmiş oluruz. Avrupa krizlere alışkın olmadığı için kriz sonrası rekabetin zayıflayacağını ve araç üretiminin Türkiyeye kayacağını düşünüyoruz. Biz tasarruf yapıyoruz, küçülüyoruz ama yatırımlardan vazgeçmiyoruz. Bunu da öz kaynakla değil, krediyle yapıyoruz. Bu sanayinin geleceğine risk alıp yatırım yapıyorsak devlet de otomotiv sanayisine inanıyorsa onun da risk alması gerekir. Merkez Bankasının ya da devlet bankalarının devreye girip bu sektöre bir fon ayrılmasının sağlanmasını bekliyoruz.
Kriz Sonrası Otomotiv Sanayinin Ana Senaryoları Neler Üzerine Kurgulanacak?
• Tüketici talebine göre
• Makro ekonomiye göre
• Pazar segmentasyonuna (bölümlemesine) göre
• Mevzuat ve düzenlemelere göre
• Doğal çevreye göre
• Petrol politikaları ve enerjiye göre
• Ar-Ge Üretim Teknolojilerine göre
• Sosyal demografiye göre
• Kentleşmeye göre
• Değişen yaşam tarzlarına göre
• Tüketici davranışlarına göre
• Kişisel kimliklere göre
• Küreselleşmeye göre
• Yeni gelişen pazarlara göre
Ne Yapmalıyız?
Şu anki sorunları gözden geçirmeli ve 10 ila 20 yıl sonrasının hareketlilik ve nakliye çözümleri için yani hareketliliğin yeni nesli için düşünce üretmeliyiz. Neden? Çünkü özellikle Amerikada otomotiv sektörünün şu an içinde bulunduğu kriz ekonomik krizle birlikte daha da kötüleşmektedir ama sektördeki krizin sebebi bu ekonomik kriz değildir. Asıl sebep; Dünya ekonomilerindeki ve politikalarındaki değişiklikler ve buna ilişkin tüketici değerleri ve davranışlarındaki değişikliklerdir. Otomotiv sektörü de diğer sektörler gibi müşterilerin istediği ve de ödeyebildiği ürünler üretmelidir.
Her zaman söylediğimiz gibi bu krizi ancak sanayi, hükümet ve paydaşlarımızın işbirliği ile ortak hareket ederek aşabiliriz. Aksi takdirde zaten bizi zorlamakta olan rakiplerimiz rolümüzü kapmakta gecikmeyeceklerdir.
Dolayısıyla, bugünden yarına sanayimizi, firmalarımızı ve küresel vizyonları dikkate alarak, ülkemiz ekonomisine hem ihracat, hem yatırım hem de istihdam olarak maksimum fayda sağlayan sanayimizin desteklenerek, 2012 yılındaki 2 milyon araç üretimi, 50 milyar $ ihracat ve 500 bin istihdam hedefinden uzaklaştırılmaması gerekmektedir.