SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   23 Mayıs 2012, Çarşamba

Nisan 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 60

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

İzzet Alper Yıldız
Profesyonel Yönetici (MBA) www.alperyildiz.com................................... ÇAĞDAŞ YÖNETİCİ ve YÖNETİM


İş hayatında denge


Bu sayımızda İş Hayatında Denge konusuna değinmek istiyorum. Denge birçok yerde karşımıza çıkan,  farkında olmamız ve özen göstermemiz gereken önemli bir kavram. Terazinin dengesi, özel hayat–iş hayatı dengesi, stratejik denge, dünyanın ekolojik dengesi, gelir-gider dengesi, vücut dengesi, dengeli üretim, dengeli davranış, güçler dengesi, cari denge, siyasi denge, toplumsal denge, ekonominin dengeleri, makro ve mikro dengeler, dengeli beslenme, şirket içi dengeler, dengeli ilişki, arz-talep dengesi, termodinamik denge ve ruhsal denge benim ilk etapta aklıma gelen kullanımları… Eminim sizler daha fazlasını da bulabilirsiniz.

Denge ve Önemi
Denge nedir diye Türk Dil Kurumunun web sitesine baktığımızda  (http://www.tdk.gov.tr) aşağıdaki tanımlar ile karşılaşıyoruz:

1. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hali, muvazene, balans.
2. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar.
3. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması.
4. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni.
5. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Denge bir sistem söz konusu olduğunda sistemin değişmeme eğilimli durumu yani sistemin istikrarı anlamına geliyor. İnsanları, sistemleri, ve şirketleri değiştirmek zordur. Çünkü dengeleri bozmak gerekir. Ancak öte yandan üretimde değişkenlik istenmeyen bir durumdur. Üretimin istikrarlı (dengeli) olması ve hep aynı kaliteyi vermesi esastır. Biz insanlar, dengeleri bazen kurmak bazen de kasıtlı olarak bozmak istiyoruz. Ancak dengeleri bozmak da, dengeleri kurmak da çok çaba gerektiriyor. Eğer mevcut dengeler ihtiyaca cevap vermiyor ise daha ziyade dış faktörlerin etkisiyle bazen de iç faktörlerin etkisiyle dengeler bozulabiliyor. Ancak sistemler yeni dengelere ulaşmadan kimse huzur bulamıyor.

Gelin bunu birkaç örnekte birlikte inceleyelim. Ekonomik kriz, ekonomi dengelerinin yani ekonomik hayatın uyumlu düzeninin bozulması değil midir? Türkiye bundan önceki krizleri kendisi yaratıyordu. Ancak yaşadığımız bu son krizin ABDde kaynaklı olduğunu, Türkiyenin iç dinamiklerinden kaynaklanmadığını hepimiz biliyoruz. Öyle ya da böyle yeni dengeler oluşuncaya kadar krizin sıkıntılarını yaşamaya devam edeceğiz. 

Dünyanın ekolojik dengelerini de yine insanlar bozdu. Ekosistemde populasyonun kontrolü ve doğanın dengesi besin zinciri sayesinde sağlanırken; endüstriyel devrim ve hızlı nufus artışıyla birlikte insanlar doğanın dengesine ciddi zararlar verdiler. Neyse ki henüz istenilen düzeyde olmasa da, hayati önem taşıyan bu dengenin bozulduğunun farkına varan bir grup öncü insan ve kuruluş düzeltme çabalarına giriştiler. Bugün artık birçok kuruluş yeşil üretim, yenilenebilir enerji, çevreye dost ürünler konusunda daha duyarlı hale geldi. Ancak doğanın dengesinin düzeltilebilmesi çok uzun zaman, para ve emek gerektirecektir.

Organlar arasındaki uyumun bozulması yani vücudunuzun dengesi bozulması sonucu hastalandınız. Bunun sebebi dışardan aldığınız bir mikrop da olabilir kendi bünyenizin yarattığı bir içsel fonksiyon bozukluk da. Her iki durumda da yeniden dengenize kavuşabilmeniz için tedavi olmanız şarttır. Ancak vücudunuz dengesini koruyarak sağlıklı ve mutlu yaşabilirsiniz.  Bu şirketler için de geçerlidir çalışanlar için de… 

İş Hayatında Denge
İş hayatımızda biz her zaman farkında olmasak da bir seri dengeler söz konusudur. Vücudun organları gibi şirketlerde bölümler arası ya da takım içi uyumun bozulması şirketin stratejik hedeflerine ulaşmasını engelleyebilecektir. Dış faktörler de şirket dengelerini ciddi bir şekilde bozabiliyor. Yeni çıkan bir vergi, rakibin çıkardığı yeni bir ürün, hammadde fiyatlarındaki hızlı bir değişim, teknolojideki değişimler, ya da enerji sıkıntısı gibi çok farklı dış etken veya etkenler şirketinizdeki dengeleri bozabiliyor. Aşağıda size tanıdık gelecek dengenin şirketlerdeki kullanım örneklerinden bazılarını vereceğim.
 
Şirketlerin finansal durumlarını gösteren dört temel finansal tablodan biri bilançodur. Bilanço şirketin herhangi bir anda (genellikle dönem sonlarında) finansal durumunun fotoğrafının çekilmesidir. Bilançonun İngilizce adı Balance Sheet tir. Türkçeye denge ya da eşitlik tablosu olarak çevirebiliriz. Bir kuruluşun, varlıklarını ve o varlıkların kaynağını teşkil eden unsurların belirli bir tarih itibarıyla gösterildiği hesap özetidir. Varlıkların (aktifler) ve kaynakların (pasifler) dip toplamları her zaman birbirine eşittir. Bu eşitliğin nedeni varlığın elde edilme kaynağının özkaynak mı yoksa borç mu sorusuna yanıt vermesinden kaynaklanır.

Bilanço (denge tablosu) bize, bir şirketin iş hayatına sağlıklı ve istikrarlı (dengeli) bir şekilde devam edip etmediği konusunda bilgiler verir. Borcun sermayeye oranı, döner varlıkların kısa vadeli borçlara oranı, döner varlıkların duran varlıklara oranı ve  kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara oranı bize işletme dengesi hakkında bilgi veren araçlardan bazılarıdır. Özetle bilançoya (denge tablosu) dayanılarak şirketler başlıca; kredi itibarı, karlılık, likidite ve vergi açısından incelenip değerlendirilebilir.

Robert S. Kaplan ve David P. Nortonun 1990lı yıllarda iş dünyasına kazandırdıkları performans ölçüm yönteminin adı Balance Scorecard dır. Türkçeye Dengelenmiş Performans Kartı veya Kurumsal Karne olarak çevriliyor. Balanced Scorecard tekniği, bir şirketin performansını değerlendirirken, dengede olması gereken dört boyutu inceler:

• Finansal boyut
• Müşteri boyutu
• İç verimlilik boyutu
• Öğrenme ve gelişme boyutu

Bu tekniğin temelinde, tek başına kısa dönemli finansal göstergelerin uzun dönemli başarıyı yakalayabilmek için yeterli olamayacakları düşüncesi yer almaktadır. Yukarıda verilen dört boyutun denge ve entegrasyonu şirket stratejilerine dayalı uzun dönemli başarıları getirebilmesi açısından oldukça önem taşımaktadır.

Yöneticilerin şirketlerinde dikkat etmeleri gereken bir diğer denge de çalışanların ücretleri ve primleri noktasında karşımıza çıkıyor. Ücret ve prim politikalarının amacı, hem organizasyonun hem de çalışanların mali hedeflerine varmasını sağlamaktır. Şirketler ancak çalışanların işlerinde verimli, etkili ve birbiriyle uyum içinde çalışması ile belirlediği amaca ulaşabilir. İyi bir ücret yönetimi ile çalışanların işlerini benimsedikleri, daha verimli çalıştıkları ve motive oldukları bilinen bir olgudur.

Şirketinizin dengesi bozulduğunda bazen sıra dışı önlemler almak zorunda kalabilirsiniz. Bu dengenin bozulma derecesi ile orantılıdır. Tüm dünyada merkez bankalarının görevi enflasyonu aşağı çekmek ve fiyat istikrarını kontrol altında tutmak iken bugün yaşadığımız kriz neticesinde merkez bankaları negatif enflasyon oluşmasın, iş hayatı canlansın diye geçmişte yaptıklarının tersi uygulamalara imza atmaktadırlar. İş ortamı artık bu derece eski dengelerden uzaklaşmıştır.

Üretimde İşin Başı Denge mi?
Toyota Üretim Sisteminde dengesizlik (MURA) israfa (MUDA) yol açar. İsraf  genel olarak bitmiş ürüne hiçbir şey katmayan eylem ya da gerçel nesnelerdir. İsrafı ortadan kaldırmaya yönelik metotlar sistemi ve süreçleri, dünyada Toyota Üretim Sistemi ya da Yalın Üretim olarak bilinir. 

Üretimdeki dengesizlik, üretim programının ya da üretim hacminin düzensizliği sebebiyle iş akış hızının değişmesi neticesinde ortaya çıkar. Üretim seviyesindeki o veya bu sebeple yaşanan azalışlar ve sonrasında bunları telafi etmek için yaşanan üretim seviye artışları bize şirkette denge bozuklukları olduğunun göstergesidir. Bu dengesizliği bertaraf etmenin yolu sürekli fazladan ekipman, eleman ve malzeme bulundurmak ise, o zaman israfa sebep oluyorsunuz demektir. Dengesizliği önleyemediğiniz müddetçe, o anki üretim seviyeniz ne olursa olsun, müşteri isteklerini karşılayabilmek için sürekli en yüksek seviyeye göre ekipman, eleman ve malzemeyi bulundurmanız gerekecektir. 

Üretimde verimliliğin sağlanması dengeli üretimden geçiyor. Günlük iş programlarındaki düzensizlikler ve iş yükü dağılımındaki önemli değişimler verimlilik kaybına sebep oluyor. Maalesef içinde bulunduğumuz kriz üretim dengelerini ciddi bir biçimde bozmuştur. Ağustos 2008den bu yana devam eden sanayi üretimindeki düşüşler dengedeki bozulmanın bir sonucudur. Yeni dengeler oluşuna dek süreç devam etmek zorundadır. 4857 sayılı iş kanununun 64. maddesi telafi çalışmasını öngörmektedir. Sınırlı esnek çalışmaya müsaade eden bu madde aslında dengelerin bozulduğu durumlarda hem çalışana hem de işverene fayda sağlayabilir. Ancak mevcut haliyle bu krizde istenilen faydayı sağlayamamıştır. Yine aynı kanunun 65. maddesi ise kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneğini içermektedir. Yeniden düzenlenen şekli ile hem işverene hem de çalışanlara denge yeniden kurulana dek ciddi destek sağlamaktadır.

Profesyoneller için Denge
ABD Başkanı Obama, Mart ayında AIGde ödenen primlerden dolayı topa tutulan Hazine Bakanı Timothy Geithneri savunurken sanırım Geithner olağanüstü bir iş çıkarıyor. Zeki, sakin ve dengeli biri diye bahsediyor. Yazımızın başında belirttiğimiz gibi dengenin bir tanımı da zihinsel ve duygusal uyumdu. Zihinsel zeka (IQ) ve duygusal zeka (EQ) olarak ölçülmeye çalışıldığı günümüzde, biz profesyoneller için dengeli olmak önemli vasıflardan bir tanesi olarak görünüyor. Nitekim, 2006 yılında yayınlanan Ö. Faruk Recanın Kendi Kendinin CEOsu Ol! kitabında 21. yüzyıl CEOsunun altı elmas özelliğinden biri olarak dengeden söz edilmektedir. Yazar şirketin ortak menfaatlerinin, CEO tarafından gözetilecek dengeyle sağlanabileceğini belirtmektedir. 

Profesyoneller, iş ve özel yaşam dengesini de başarılı ve mutlu bir hayat sürmek için kurmak zorundadırlar. İş yaşamı sorumlulukları ve stresi de beraberinde getiriyor. İş hayatında dengenin bozulduğu dönemlerde özel yaşamımıza gereken önemi veremeyebiliyoruz. Ancak sürekli işkolik boyutunda çalışmak, özel yaşamınızı anlamsız hale getireceğinden işte başarılı olsanız da bunu mutlulukla taçlandıramazsınız.

Statik ve Dinamik Denge
İletişim, enformasyon ve ulaşım teknoloji-lerindeki gelişmeler bizi globalleşme ile karşı karşıya bıraktı. Günümüzde yaşanan yoğun rekabet her alanda etkisini hız olarak gösteriyor. Artık veriler daha hızlı analiz edilebiliyor, kararlar hızlı bir şekilde verilebiliyor ve uygulanabiliyor. Yeni teknoloji ve ürün geliştirme süreleri hızlı bir şekilde azalıyor. Şirketlerin ve ürünlerin ömürleri hızla azalıyor. Ürün fiyatları ve maliyetleri hızlı değişikliklere maruz kalıyor. Böylesi bir ortamda şirketteki dengelerinde statik olarak kalması beklenemez. Değişime ayak uydurabilmek ve hatta değişime öncülük edebilmek için şirketteki dengelerin hızla bozulması ve yeni dengelerin hızla kurulması yani dinamik dengelerin yaratılması gerekmektedir. Dinamik dengeden kastımız değişen şartlara kendini hızla adapte edebilen bir öğrenen organizasyon kültürünün oluşmasıdır.

Deming Döngüsü ve Denge
Değişmeyen tek şey değişimin kendisi ise mevcut dengelerin o ya da bu şekilde değişmesi kaçınılmazdır. Değişimi yönetmek ve yeni dengelere ulaşmak şirketlerde yöneticilerin sorumluluğundadır. Mevcut durumu korumak, statik dengeyi sürdürmeye çalışmak şirketlerin rekabetten kopmaları ve yok olmaları anlamına gelecektir. Peki, dinamik dengede bir şirket yaratabilmek için hangi yöntemi izlemeliyiz?

Öğrenen organizasyon kültürünün şirkette oluşturulması gereken ön şart olduğunu belirttikten sonra bildik bir reçeteye başvuracağız: Deming Döngüsü. Modern Kalite Kontrolün babası olarak kabul edilen Dr. W. Edwards Demingin adıyla anılan bu döngü; iş hayatında olan herkesin bir şekilde duyduğu veya gördüğü Planla–Uygula-Kontrol et-Önlem al döngüsü (PUKÖ) ya da İngilizce adıyla PDCA döngüsü olarak bilinir. Aslında hepimizin bildiği, çok basit olan bu yöntemden yeterince faydalanmadığımızı düşünüyorum.

• Planla: Mevcut dengeden ulaşılmak istenen dengeye varmak için gerekli aksiyonların kaynaklar, zaman ve işgücü de dikkate alınarak belirlenmesi.
• Uygula: Planlanan aksiyonların ilgili çalışanlar tarafından hayata geçirilmesi.
• Kontrol Et: Uygulanan aksiyonlar neticesinde, gerçekleşmelerin arzu edilen hedefleri tutturduğunun kontrol edilmesi. Yeni dengeye ulaşılabildi mi?
• Önlem Al ya da standartlaştır:  Yeni dengeye ulaşılamadı ise ulaşmak için gereken düzeltici faaliyetlerin uygulaması. Eğer hedeflenen yeni dengeye ulaşıldı ise yeni dengeden sapılmaması için gerekli standartlaştırmanın yapılması.

Tüm bu adımlar (planla, uygula, kontrol et, önlem al) tamamlandıktan istenilen hedeflere ulaşılmıştır. Ancak döngünün en önemli özelliği varılan dengenin kalıcı olmadığını vurgulamasıdır. İş ortamı dinamiktir. Döngü sürekli dönmek zorundadır. Bir çevrim bitince bir sonraki çevrim başlamalıdır. Bu dinamik dengede bir şirket olmanın gerekliliğidir. Toyota üretim sisteminde Kaizen, İngilizcede Continuous Improvement diye adlandırılan sürekli iyileştirme faaliyetlerinin sürekliliği de yine Deming Döngüsü ile vurgulanmaktadır.

Dünya dengelerin alt üst olduğu bir dönemden geçiyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi o ya da bu şekilde yeni dengeler kurulacak. Birileri bu yeni dengeleri oluştururken başkaları oluşan bu yeni dengelere kendilerini uyarlamaya çalışacak. Ama eski dengelerde kalmaya ısrar edenler, eskisi kadar rekabetçi olamayacak. Ne dersiniz kendiniz ve şirketiniz yeni dengelere hazır mı?

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
İstanbul da Çelik ve Otomotiv Çeliği Konferansı düzenliyor
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

İK İş İlanlarının Önemi
Şirket İçi Girişimcilik
Şirket İçi İlişkiler Üzerine
Gücünüz Otoritenizin Üzerinde mi?
Doğru İşe Doğru Adam
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi