Uzun süredir üzerine değinmek istediğim bir konuydu yedek parça piyasası. Bir türlü kısmet olmadı. Vedat Gökçe Bey Automechanika fuarı nedeni ile otomotiv yedek parça sektörü ile ilgili bir yazı isteyince, bu yazıyı kaleme almamı tetikledi. Peşinen belirteyim, ben bu konunun uzmanı değilim. Piyasanın geçmişi, gelişimi ve aktörleri üzerine genel olarak bilgilere sahibim. Bu nedenle, bu yazıda konuya daha fazla hakim olduğum ana sanayideki gelişmeler ve değişimler üzerinden bu piyasanın geleceği hakkında bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.
Piyasanın büyüklüğü
2008 rakamları ile belirtmek gerekirse sadece Avrupa pazarında toplam 165 milyar Avroluk bir pazar büyüklüğünden bahsediyoruz. Bu piyasanın önemli bir bölümü Batı Avrupada (145 milyar Avro) cereyan etmektedir. Batı Avrupadaki otomobil yoğunluğu ve araç yaşlarına bakıldığında bu rakamları doğrular gözükmektedir. Şuan için küçük olan Doğu-Avrupa piyasası (20 milyar Avro) ise gelecek için çok umut vaat eder niteliktedir. Uzmanlar önümüzdeki on yılda bu piyasanın 3 kattan daha fazla artacağı ve piyasa büyüklüğünün 66 milyar Avroya ulaşacağını tahmin ediyor. Genel olarak 6 ila 8 yaş grubu arasındaki araçlar sürekli olarak yedek parça ihtiyacı duyarak söz konusu pazarı canlı kılmaktadır. Evet, 2020 yılına kadar piyasanın toplam büyüklüğünün 230 milyar Avro olması tahmin ediliyor. Pastanın büyüklüğü bu!
Piyasayı etkileyen değişimler
Konjonktürel olarak piyasayı etkileyen önemli unsur Avrupanın değişik ülkelerinde yürürlükte olan Hurda Pirimi dir. Bilindiği üzere eski otomobillerini hurdaya çıkartanlara hem ülke hükümetleri hem de ana sanayiler tarafından pirim verilmektedir (Almanyada bu pirim 5.000 Avro civarındadır). Eski otomobillerin hurdaya çıkartılması doğal olarak yedek parça talebine olumsuz yansıyacaktır ama yukarıda da belirttiğim gibi bu konjonktürel ve süre sınırlı bir kampanya olduğu için genel trendi pek fazla etkilemeyecektir.
Piyasa eğilimini etkileyen en önemli unsur ürün teknolojileri ve otomotiv üretimindeki mimari yapıdır. Değişik vesilelerle bu dergide sürekli değinmeğe çalıştığım bir hususdur bu. Otomotivde elektrik/elektronik oranı arttıkça ve de parça ömür süreleri yeni teknolojiler sayesinde uzadıkça yedek parça piyasası olumsuz etkilenecektir. Bu olumsuzluğa rağmen bu ürün grubunda dahi az da olsa büyüme gerçekleşecektir. Bu grupta iş yapabilecek yan sanayi firmaları OEMlerle direkt çalışan firmalar olacaktır.
Otomotiv üretim mimarisindeki başka bir değişiklik ise yeni yedek parçalara olan ihtiyacı artırıcı bir etki sağlayacaktır. Şöyle ki, otomobil tahrik düzenindeki yeni değişimler yeni parçalar yaratacaktır. (örneğin; hibrid, elektrik, dizel kombinasyonlar)
Ana sanayiciler yedek parça piyasasının büyüklüğünden dolayı bu pazara el atmış durumdalar. Otomobil garanti sürelerinin uzatılması, ana sanayilerin kendi servis alanlarının full servis hizmete geçmesi ve otomotiv üretim yapısından dolayı tamirin daha kompleks hale gelmesi yedek parçaya olan ihtiyacı azaltmamakla birlikte bunun organizesini ana sanayi faaliyet alanı haline getirmiştir. Bu da parça satın alıcıları cephesinde önemli bir değişikliktir. Bilindiği üzere, ana sanayi daha yüksek volümler için masaya oturmakla beraber, satın alma sorumluları pazarlıkta bayağı maharetlidir. Kısaca bu piyasadaki marjlar eski bilindik değerlerde olmayacaktır.
Ayrıca yedek parça piyasasına hizmet veren firmalar arasında da yoğun rekabet yaşanmaktadır. Zincir marketler haline gelen ve belli bir büyüklüğe ulaşan firmalar ile ana sanayi servis hizmetleri arasında yaşanacak kapışmada parça üreticilerine hem şans hem de risk getirecektir.
Türk üreticiler şanslı
Avrupa piyasasına bu sektörde hizmet verecek firmalar arasında Türk üreticiler önemli bir potansiyele sahip görünmektedir. Hem piyasalara olan yakınlık hem de yedek parça üretiminde yakalanan teknolojik seviye büyük bir artı olarak algılanmalıdır. Ancak elbette beklenti; teknolojik ürünlerde de Türk yedek parça üreticilerin varlık gösterebilmesidir.
Piyasadaki değişimleri birebir takip eden ve buna uygun çözümler geliştiren Türk firmalarının başarılı olmalarının önünde hiçbir engel yoktur.