SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   24 Mayıs 2012, PerÅŸembe

Ocak 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 57

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Nurmak Vida, özel ürünler de üretiyor

Ar-Ge ve tasarım laboratuarını kurarak piyasada üretilmeyen özel ürünleri de ürettiklerini söyleyen Nurmak Vida ortaklarından Vahit Özgül, 4000 çeşit ürünü yapabilecek kapasiteye ve bilgi birikimine sahip olduklarını belirtti.

SUBCONTURKEY: Nurmak Vidayı tanıyabilir miyiz?

Vahit Özgül: Nurmak Vida,1966 yılında her türlü makine imalatı yapmak üzere kuruldu. 1986 yılından sonra ise vida makinaları imalatında uzmanlaştı. 1993 yılına geldiğimizde satıcı ve montaj sanayindeki firmaların yoğun talebi üzerine her türlü vida imalatı üretmek üzere sektördeki yerini aldı. Çalıştığımız sektörler arasında en başta; otomotiv yan sanayi olmak üzere, beyaz eşya, elektrikli ev aletleri, elektrik-elektronik, mobilya, ayakkabı yan sanayi, hazır mutfak sanayi, plastik ve alüminyum doğrama sanayi, vitrifiye, paslanmaz mutfak gereçleri, gemi inşa sanayi ve makina sanayi gelmektedir. Ramide bulunan bu üretim tesisimizde yaklaşık 4000 çeşit değişik ürünü yapabilmekteyiz. Nurmak Vidanın kurulduğu günden beri vizyonu müşterilerimizin istekleri doğrultusunda farklı ürünler üretiyoruz. Sektöre göre ürünler yapabiliyoruz. Hem üretim kabiliyetimizin yüksek olması hem de Bayrampaşada kendimize ait satış ofisinin bulunması iç pazarda bize büyük avantaj sağlıyor. Yurtdışı için en büyük eksiğimiz, yabancı dil ve istenilen yüksek kaliteli ürünleri çıkaramamak. İki aşama olarak görüyoruz, birincisi gelen ihracat taleplerinde Çin ürünleri ile kıyaslanıyoruz o zaman da rekabete giremediğimizden pahalı kalıyoruz ve ihracat şansımız olmuyor, ikincisi ise katma değerli ürün yapmamız. Kaliteli ürün yapmamız gerekiyor ve yüksek katma değerli ürün yapmak için ise uzman personel ve pahalı kontrol cihazları gerekiyor. Maalesef ülkemizde bu tür ürün yapabilecek firma sayısı parmakla gösterilecek kadar az yani yeterli değil. Bu iki ana sebepten dolayı da ihracatta sorun yaşayabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü kalite kontrol teknolojimiz yeni yeni oluşuyor. 2004 yılındaki krizde Almanyaya ihracat yaptık, Rusyaya yıllarca ihracat yaptık. Ama kaliteyi kontrol etmedeki sıkıntıdan dolayı sorunlar yaşadık. Oradaki malın iadesinde çok büyük bedel ödüyorsunuz. Yurt dışına çalışan firmaların ödediği cezalar çok yüksek. Bu anlamda açıkçası değer mi değmez mi diye de düşünüyoruz. İç piyasada sorun yaşadığımız zaman kontrolünü daha kolay yapabiliyoruz. Yine de uzun vade de altyapımızı iyi oluşturup ihracat çalışmalarına da başlamamız gerekiyor. Bizim çalıştığımız müşterilerimizin %99u ihracat yapıyor. Onların tek adresi biziz. Yaptığımız işin kalite kontrolünü de artık kendi bünyemizde gerçekleştiriyor olmamız bize burada avantaj sağlıyor.

SUBCONTURKEY: Standart ürünler haricinde spesifik ürünler üretiyor musunuz?

Vahit Özgül: Nurmak Vidanın çalıştığı ürünlerin başında özel iÅŸler geliyor. Standart ürün de yapıyoruz ama deÄŸiÅŸik ürünler, piyasada üretilmeyen özel iÅŸler yapıyoruz. Kullanılan yerdeki sorunlara göre kalıplarımızı yapıyoruz. Birçok iÅŸlevi kendi bünyemizde gerçekleÅŸtiriyoruz. Yapılan özel ürünlerden dolayı proje kapsamında Türkiyede yapılmayan veya ithal edilen üç ürün göstererek KOSGEBten devlet desteÄŸi alarak Ar-Ge ve tasarım laboratuarımızı kurduk. Bu ÅŸekilde üç farklı özel ürünün ithalatını engelleyerek Türkiyeye bir katma deÄŸer saÄŸladık. Atmosfer kontrollü Alman Aichelin marka bir ısıl iÅŸlem fırınımız da var. Oradan çıkan ürünlerin kalitesini de kendimiz kontrol edebiliyoruz. 

SUBCONTURKEY: Üretim-ithalat ikilemini anlatabilir misiniz?

Vahit Özgül: Biz yerli imalatçıların üretim kapasitesi ülkemizin ihtiyacı olanın çok çok üstünde ama yurtdışından yapılan ithalatlar tam kapasite üretmemize engel oluyor.  İthalatçı firmaların üçer aylık ihtiyacını getirmesinden dolayı ellerinde mevcut stokları satmak için yapılan rekabette cabası. Bu yüksek adetlerde yurtdışına verilen sipariÅŸlerde biliyorsunuz ödeme ÅŸekli nakit, yani karşı tarafın tahsilat sıkıntısı yok. Aynı koÅŸullarda olamayabilir ama bu sipariÅŸler içerde kalsa belki zamanla biz de rekabeti yakalayabilir ve maliyetlerimiz aÅŸağıya çekebiliriz. Ama yok yerli malı olunca sipariÅŸler dağınık ve ödemede olduÄŸu zaman veriliyor. Ayrıca belki ülkemizdeki imalatçıları kalkındırmaktan korktukları için, düşük maliyetlerle ithalat yapılıyor. Her konteyner 25 ton olsa ve 4 konteyner ithalat yapılsa 100 ton eder ki bu da iç piyasada 7-8 makinalı, 15-20 kiÅŸi istihdam eden 2 firmanın iÅŸi demektir. Belki de direkt olarak 200 imalatçı firmanın ekmeÄŸine mani olunuyor.
 
İç piyasanın rekabeti ile bu sorun giderilemez ancak devlet politikası ile çözülebilir. Biz imalatçılar bir yere kadar destek olabiliyoruz, bazen engelleri aÅŸamıyoruz. Örnek olarak Çinden hammadde fiyatı istediÄŸimiz zaman, hammadde fiyatı ile vida fiyatının aynı olduÄŸunu görüyoruz. Aynı olduÄŸu halde bu kadar ucuza nasıl vida üretebildiklerinin nedenini araÅŸtırıyoruz, karşımıza Çin hükümetinin, 50 dolara, 80 dolara işçi çalıştırıyor olmasına raÄŸmen imalatçısına koruma saÄŸlıyor olması çıkıyor. Hammaddenin katma deÄŸeri daha az ama imalata girdiÄŸi zaman 8-10 sektör harekete geçiyor. Demek ki Çin hükümeti buna destek saÄŸlıyor. Fakat bizim devletimiz buna destek saÄŸlamıyor. 

2003 yılında gözetim uygulaması çıkarıldı. İthalat maliyetlerini %25 civarında artırdı ama bu da yeterli deÄŸil. BaÄŸlantı elemanları sektörüne %100 koruma gelmesi gerekiyor. Avrupa BirliÄŸi bir çalışma yapıyormuÅŸ ve uluslararası anlaÅŸmalar var ama ne düşünülüyor tam bilemiyoruz. BildiÄŸimiz tek ÅŸey, biz burada randımanlı çalışamazsak, diÄŸerleri çalışamazsa, ithalatçı getirdiÄŸi ürünü satabilecek birini bulabilecek mi?  EÄŸer böyle bir ticaret varsa bizim de bunu bir an önce öğrenmemiz gerekiyor. Zaten global bir kriz var, destek gelene kadar iÅŸ iÅŸten geçmiÅŸ olacak. Can suyu kredisi güzel düşünce ama evrak tamamlamak çok uÄŸraÅŸtırıyor. Bu kadar bürokrasi neden acaba diye düşünüyorum. Bu kredi KOSGEB veri tabanına üye olanlara veriliyor. Bir ÅŸartı da vergi ve SSK borcunun  olmaması. Bırak olsun ne olacak sanki para gene TÜRKİYEde kalacak ve bir iÅŸe yarayacak. Tabiki biz de firma olarak bu krediye baÅŸvurduk ve onaylanmasını bekliyoruz. Firmalar için kredi rakamı da düşük geliyor, her firma başına aylık cirosu kadar kredi verilmesi gerekir. Bu para ülkemizin içinde kalacağı için o zaman koruma olur. İnsanlar biraz kendine gelir. Bankalar ürkek, bu bizi de korkutuyor. Bankalar, sizleri sıkıyoruz ama yarın daha büyük bir ÅŸey olmasın diye aslında size iyilik yapıyoruz diyorlar. Bu sisteme, kredilere alıştıran yine bankalardı! Vadeli çalışmak sektörümüzde büyük sorun. Aynı iÅŸi yapan iki firma bir müşteriye gidiyor, birisi 1 sene vadeli diyor, diÄŸeri 4 ay vadeyi geçemem diyor. Müşteri iseniz tabiî ki bir sene vade yapanı seçiyorsunuz. Åžuan herkes vade kısmaya çalışıyor ama o da zor. Sonuçta istihdam saÄŸlıyoruz, eleman çalıştırıyoruz, vergi ödüyoruz. Bunun bilincindeyiz ve durmak yok diyoruz, üretimimize devam ediyoruz.

SUBCONTURKEY: Ana sanayiden kriz döneminde sipariş düşüren ya da iptal eden oldu mu?

Vahit Özgül: Biz yan sanayinin yan sanayisiyiz esasında. SipariÅŸ iptali olmadı ama örneÄŸin tost makinası yapan bir fabrika bütün malzemelerini stokladığı zaman vidadan dolayı montaj maliyeti çok pahalıya geliyor. Vidanın maliyeti yok, esas parayı işçiliÄŸe harcadığı için o ürünü bitirmek zorunda. ÖrneÄŸin bir trilyonluk ürün varsa ve bunun içinde vida 10 milyar tutuyorsa vidayı alıyor ama devamı gelmiyor. Gelen bazı iÅŸler var ama ÅŸu dönemde yeni müşteriler için bizler de maalesef ürkek davranıyoruz. Çalıştığımız ana sanayicilerin 300-500 milyar dönen evrakları olduÄŸunu söyleniyor, onlar ürkek davranınca otomatik olarak bize de yansıyor. İşlerimize yansıtmayalım, çalışalım diyoruz ama o riski alacak sermayemiz yok. Bu bizim firmamızın sorunu ama Türkiyede kaç tane firmanın böyle bir sermayesi var tartışılır. Bu bakımdan saÄŸlam gitmeyi tercih ediyoruz ve böyle olduÄŸu için de sıkıntı yaşıyoruz. Bankacılar bizi bu sisteme alıştırdı ÅŸimdi de bu sistemden kendileri vazgeçirmeye çalışıyor. Yarın biz paramızla çalışmayı öğrenirsek, bankacılar nasıl bir sistem geliÅŸtirecek merak ediyorum. En güzel çalışma öz sermayedir ama büyüme hedefleri koyduÄŸunuz zaman öz sermaye yetmiyor. Makina yatırımı yapmanız, kalıp yatırımı yapmanız, kadro kurmanız, hammadde yatırımı yapmanız gerekiyor. Bankalar ÅŸuanda haklı olarak kendilerini koruyorlar ama biz kendimizi nasıl koruyacağız belli deÄŸil. Sektörde birçok kiÅŸinin söylediÄŸi korku var. İşlerde durgunluk var, yılsonu da denk geldi, bir de kriz denilince sanki 2009 yılında hiç iÅŸ olmayacak gibi görünüyor. İnsanlar satın almalarını erteliyor. Åžahıs olarak da düşünseniz, firma olarak ta düşünseniz durum aynı. Kısacası yurtdışından gelen ithal ürünleri bir ÅŸekilde azaltmak gerekiyor. 100 ürün getirilirken bunun 20si iç pazardan temin edilirse bu bile imalatçılara büyük bir destek saÄŸlar. 

30 tane makinamız var. Bu makinalar 24 saat 3 vardiya ile tam kapasite çalışırsa, istihdam artmış olacak, devlete daha çok vergi vereceğiz. Devletin ithalatı kesmekle belki başka kayıpları olacaktır ama bunu engelleyebilirse tüm sektörlere ürün yapan insanlar için önemli olacaktır. Biz yine çalışırız ama önemli olan örneğin televizyon üreticilerinin, otomotiv üreticilerinin çalışması gerekir. Bunlar çalışırken Çinden ürün gelmesi en büyük sorun olarak ortaya çıkıyor. Ana sanayilerin iç piyasadaki firmalarla çalışması ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.

SUBCONTURKEY: BESİAD yönetimindesiniz, bu konularda çalışmalarınız var mı?

Vahit Özgül: Avrupa Birliği Çinden gelen bağlantı elemanlarına, kendi sanayicisini korumak için %87.3 oranında vergi koydu. Böyle bir durumda Türkiyenin ihracat şansı artacak. Aynı zamanda biz de bunu emsal göstererek başka tedbirler alabilir miyiz diye ilgili bakanlıklarla 2009 yılında görüşmeler yapmayı planlıyoruz. Bu bizim için büyük bir şans. Daha önceki açıklamalarımızda da belirtmiştik, kalifiye eleman için okula ihtiyaç var diye, okul projemizi hayata geçirdik. Türkiyenin en büyük sorunlarından biri de kalifiye eleman sorunudur. Bekli de Avrupaya yeterince açılamayışımızın başlıca nedenlerinden biridir. Kalifiye eleman sorununu çözersek çok daha başarılı olacağımızı düşünüyorum. Okul projemizin sürekliliği bu konuda çok önem kazanıyor.

 

  İlgili Haberler

 

PGR Bağlama Sisteminin Özellikleri
Ayvaz, Fiyat Listesiyle de Fark Yaratmayı Hedefliyor
KAYATEL, 64 Yıllık Tecrübesiyle Yay Üretiyor
Gedik Standı Win Fuarı nda Ziyaretçi Akınına Uğradı
Kabel Gebze İşletmesinin Günlük Üretim Miktarı 13.000 Adet

  İlgili Yazılar

 

Bağlantı Elemanlarının Cirosu 5 Milyar Dolar!
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi