1986 yılında Marcel Mori tarafından kurulan Simar Dış Ticaret. Ltd. Şti. bağlantı elemanları sektörüne makine ve servis hizmeti veriyor. Uzun yıllardır bağlantı elemanları sektörünün içinde bulunan Marcel Mori, daha sonra çocukluk arkadaşı olan Leon Rodikli ile ortaklık kurarak Simarın hizmet alanını genişletti. Simar Dış Ticaret, aynı zamanda ambalaj sektörüne de endüstriyel çözümler sunmaktadır. Simar Dış Ticaret kurucu ortaklarından Marcel Mori, temsilciliğini yaptıkları firmalar ve ürünleri hakkında bilgiler verdi. Ayrıca sektörün sorunlarına değinen ve çok önemli çözüm önerileri sunan Marcel Mori sektörü temsil eden BESİADın uzun vade de TÜRKİYE BAĞLANTI ELEMANLARI BİRLİĞİ statüsünü kazanması gerektiğini belirtti.
SUBCONTURKEY: Teknik servis hizmeti vermek üzere Simarı kurdunuz, burada hedefiniz nelerdi?
Marcel Mori: Simar Dış Ticareti kurduğum yıllarda bağlantı elemanları sektöründe üretim yapan firma sayısı 60-70 kadardı ve sektör gelişmemişti. İmalat için gerekli kalıp ve ekipmanlar bir iki ithalatçı firma aracılığıyla temin ediliyor, büyük bir kısmı da tırlar ile kaçak olarak getiriliyordu. Ancak sektörde teknik bilgi ile verilecek servis eksiği vardı. Biz bu eksiği kapatmayı kendimize ticari hedef seçtik. O dönemden bugüne bağlantı elemanları imalatında ihtiyaç duyulan tüm ekipmanla ilgili sektörün büyük bir bölümüne hizmet ediyoruz. Kalıp, değişen uçlar, yedek parça, makine ve hammadde olarak. Perpada ki merkez ofisimiz haricinde bir de depomuz var. Müşterilerimizin ürünsüz kalmaması için bazı standart ürünlerde hem burada hem de Tayvanda bir emniyet stoku tutuyoruz. Bazı ürünlerde çok hızlı, bazı ürünlerde de sipariş üzerine belli sürelerde teslimat yapıyoruz.
SUBCONTURKEY: Temsilciliğini yaptığınız markalar ve ürünler hakkında bilgi verir misiniz?
Marcel Mori: Çalışmalarımıza ilk olarak Reed ve Rico firmalarının temsilciliğini alarak başladık. İlerleyen yıllarda bu iki firma Reed Rico adıyla birleşti ve biz bu firmanın temsilciliğini yapmaya yine devam ettik. Reed, diş açma ile ekipmanlar, taraklar, makineler, Rico ise vidanın şekillendirilmesi ile ilgili punchlar, elmas kalıplar, çıkarıcı pimler konularında faaliyet göstermektedir. Reed, dünyada vida dişinin yiv ve setlerini talaşlı imalat dışında ilk olarak ovalama sistemi ile açmayı icat eden firmadır. Sonraki yıllarda İtalyan ULMA firmasının temsilciliğini aldık ve bu firmada daha sonra Reed Rico firmasıyla birleşti.
Reed Riconun dünyadaki diğer markalara göre en ayırıcı özelliği standartlara uygunluğudur. Aynı üründen bin defa sipariş verseniz, hep aynı toleranslarda, aynı radyüslerde, aynı çaplarda sonuç alırsınız. Zaten Reed Riconun standart belirlemede de önemli rolü var. Taraklar İngiltere ve İrlandada, punchlar Amerikada, bazı standart taraklar ve kesme bıçakları ise Uzakdoğuda (Hindistan ve Çin) kendi fabrikalarında üretiliyor.
Reed Rico marka ürünlerimiz yüksek fiyatla satılıyor olmasına rağmen bazı müşterilerimiz tarafından vazgeçilmezdir. Reed Rico, yüksek fiyat yüzünden Türkiyede ilk tercih olmasa da Avrupada ve Amerikada hala bir numara olmaya devam ediyor. Çin ve Hindistanda da Reed Rico ürünlerinin kullanımı artmaktadır. Reed Rico ürünleri Avrupaya otomotiv sektörüne ihraç edildiği için yüksek standartlarda üretiliyor. Dünyada hiçbir firma Reed Riconun yakaladığı standardı hala punch ve tarakta yakalayamamıştır. Fiyatının yüksek oluşunun bir diğer nedeni ise tüm lisanslı ürünleri lisans bedellerini ödeyerek üretmesidir.
Zaman içerisinde müşterilerimizin talepleri çoğaldıkça bizim de temsilcisi olduğumuz marka ve ürünler çoğaldı. 2008 yılının Haziran ayında burada düzenlenen Bağlantı Elemanları fuarında Kore firması Hyodongun temsilciliğini de aldık, bu firma Japon Sakamura teknoloji ile kurulmuş ve onlara da makine üreten bir firma. Hyodongun temsilciliğini almak bizim için çok önemliydi. Çünkü Hyodong, parça dövme makinesi imalatçısı, bu makine cıvata imalatında kullanılıyor. Ayrıca Hyodong, Uzakdoğunun ve Japonyanın yüksek kalitedeki makina ihtiyacını karşılayan bir firma. Sakamura Korede yatırım yapıp bu ortaklığı kurduktan sonra Hyodongu bazı pazarlarda serbest bırakmış. Serbest bıraktığı pazarlar arasında Kore, Tayvan, Çin bulunuyor. Türkiyede satışının serbest bırakıldığı pazarlar arasına bizimle girdi. Hyodong, Uzakdoğunun en kaliteli makine üreticilerinden biridir.Avrupa ve Amerikaya da ürettiği makineleri Sakamura vasıtasıyla satıyor olması ve Türkiyede Net Cıvata ve Norm Cıvata tarafından tercih edilmesi bunun en önemli göstergesi. Bizim bu markayı Türkiyedeki cıvata üreticilerine sunmamız imalat ve satışta onlara da büyük avantajlar sağlıyor, sağlayacakta. Bu makineler sektöre birçok yenilik getirecek. 2009 yılında gerçekleşecek fuarda da bu makineleri sergilemeye devam edeceğiz.
Temsilcisi olduğumuz birçok değerli marka daha var. Bu markaları ve ürünlerini şu şekilde sıralayabilirim; STAMPO soğuk şekillendirme makineleri, GWO LING vida makineleri, ULMA taraklar, HI-LIFE TOOLS ovalama topları ve tarakları, HP çapaklama kalıpları, CB CARBIDE matris çekirdekleri, freze ve matkap için çubuklar, PCB uçları, kesici için lamalar, elektro erozyon plakaları, hadde çekirdekleri, GWO LIAN tel çekme makineleri ve diğer yardımcı ekipmanlar, JAGURA iç ve dış her türlü delik satıh ve pim taşlama makine ve takımları üreticisidir.
Vida, cıvata ve dövme parça imalatında kullanılan, değişebilen parçaların, sarf malzemelerinin ve her türlü benzer ürünün satışını yapmaktayız. Ayrıca makine yedek parçaları (vibratör besleme, konveyör bant, burç, yatak, parmak tutucu, kol, pens, kovan, dişli, yağ pompası v.b.), kalıp dizaynı, sert metal hammaddeleri, tel, vida kalite seçme ve ayırma makineleri diğer ürün çeşitlerimizi oluşturmaktadır.
Bu arada ambalaj sektörünün ilgisini çekecek yeni bir ürününde temsilciliğini aldık. MA-Packaging Machinery Specialists firmasının ürünleri arasında, ekmek naylon poşetleme, dikey poşetleme, çok parçalı kit poşetleme, katlayarak yatay poşetleme, yatay poşetleme (tek ve çok istasyonlu) makinesi ile sayma tartma üniteleri ve her türlü uygulama için konveyör ve vibratör üniteleri bulunmaktadır.
Proje bazlı ihracat yapıyoruz
SUBCONTURKEY: İthalatın yanı sıra ihracatınız da var mı, bilgi verir misiniz?
Marcel Mori: Biz bağlantı elemanları üretmiyoruz, iç piyasada ticaretini de yapmıyoruz. Ancak ihracat yapmayı kendimize hedef edindik ve 1987 yılından bu yana ihracat yapıyoruz. Bizim ihracat şeklimiz proje üzerinedir. Bir ürünün müşterisini bulur, siparişini alır, bu ürünle ilgili kalıp, makine gibi tedarikleri de yapıp, Türkiyede üretimini gerçekleştirir ve proje kapsamında ihraç ederiz. Sektörde aracı ihracatçı konumunda çalışıyoruz. Sürekli yeni projeleri takip etmekteyiz.
Türkiyede küçük ve büyük ölçekli birçok firmayla çalıştık ve bazıları ilk ihracatını da bizimle gerçekleştirdi. Birçoğu ile uzun süreler çalıştık. Bu firmaların şuan ihracatta lider konuma gelmiş olmaları da bizi ayrıca sevindirmektedir. Bu konuda belli dönemler çok yüksek rakamlara ulaştık, ancak Uzakdoğu rekabetinden dolayı son yıllarda biraz azaldı.
Simar, proje bazlı ihracat yapıyor
Aldığımız siparişleri daha ucuz olsun diye hiçbir zaman Uzakdoğuya yaptırıp oradan ihraç etmeyi düşünmedik, her zaman tamamen yerli üreticilerimizle çalışmayı tercih ettik. Önceden standart ürünler ihraç ederdik, şimdi özel ürünlerle ilgili de çalışmalar yapıyoruz.
SUBCONTURKEY: Simarın tercih edilmesinin nedenleri nelerdir?
Marcel Mori: Simar olarak bu pazarda, fiyat ve kalite çeşitliliği yönünden geniş yelpazede hizmet veren, alternatifler sunabilen, servis hizmetini iyi yapabilen bir firma konumundayız. Ayrıca teknik bilgi olarak ciddi bir bilgi birikimine sahip olduğumuzu düşünmekteyim. Bu bilgi birikimi servis noktasında değer kazanmaktadır. Çünkü hangi müşterimizin ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu doğru tespit edip, tedarikçi firmalarımıza bunu doğru anlatabilmek aşamasında teknik bilgi büyük önem kazanmaktadır. Müşterilerimize doğru ürünü temin edebildiğimizi düşünüyorum. Bu yönümüzle de müşterilerimizin gözünde sektörde Simarın özel bir yeri olduğunu söyleyebilirim. Hatta bazı firmalar bizden teknik destek aldıktan sonra ihtiyaçlarını başka firmalar tarafından karşılayabiliyorlar. Makinesini bizden almamış olan bir müşterimize o makinede ihtiyaç duyduğu yedek parça ile ilgili ihtiyacını da karşılayabiliyoruz.
SUBCONTURKEY: Bağlantı elemanı üretmeyi düşünüyor musunuz?
Marcel Mori: Müşterilerinizin size vereceği kalıp, tarak, punch gibi siparişler aranızda sır olarak kalmalıdır. Tüm müşterilerimizin, ürün, pazar, müşteri ve maliyet sırlarını taşımaktayız. Bunu çok ağır bir sorumluluk olarak üstlendik, müşterilerimize güven verdik. Bilgilerine bizi ortak ettiler. Üretim girişimi benim işime büyük darbe vurur. Müşterilerimizle bu bağlamda olan ortaklık ve güveni sarsmış oluruz, en büyük zararı Simar görür. Bu nedenle bağlantı elemanı üretenlerin de, kalıp, tarak, punch gibi ürünlerin ticaretini yapmalarını doğru bulmuyorum. Her zaman kendi işimizi daha iyi yapmayı hedef aldık. Bu yüzden bağlantı elemanı üretmeyi düşünmüyoruz.
SUBCONTURKEY: Satışını yaptığınız ürünlerin imalatını düşündünüz mü?
Marcel Mori: Biz işin servis kısmındayız. Türkiyede iyi üretilen bir ürünü de satmaya talip olabiliriz. Mutfakta çalışmak yerine biz masaya servis yapmaktayız. Garsona sen neden mutfakta yemek yapmıyorsun diyemeyiz. Garsonun işi servis yapmaktır. Üretici üretmeyi iyi bilmeli, biz de işin servis kısmını en iyi şekilde yapmalıyız, biz bunu hedefledik. Bu üretemeyeceğimiz anlamı taşımaz, sadece tercih meselesidir.
Simarın misyonu ve ticari hedefi sektörün gelişimine katkı sağlayacak yeni ürünleri ortaya çıkarıp müşterilerine sunmak, müşterilerinin ürünlerini ihraç edebilmesi amacıyla yeni projeler bulup, bu projeleri hayata geçirmeye çalışmaktır.
SUBCONTURKEY: Bağlantı elemanları sektörünün konumunu değerlendirir misiniz?
Marcel Mori: Sektörde vida, cıvata gibi bağlantı elemanlarında kaliteye olan talebin hala düşük olduğunu düşünüyorum. Avrupa ve Amerikada ürünün standarda uygunluğu, malzeme kalitesi, görünümü önemlidir. Son kullanıcı bu konuda son derece bilinçli ve titizdir. Türkiyede bu konuda örneğin kasa cıvatası iyi bir örnekti, DIN 603 olarak geçen bu ürün bizim ülkemizde metamorfoza uğramıştır, kafa çatlak da olsa fark etmez, şöyle de olsa idare eder kullanılır gibi yaklaşımlarla bu ürünün kare kısmı en sonunda kafa altında dört tane çentiğe dönüşmüştür.
Türkiyedeki kalite beklentisi piyasa mallarında artık bu hale gelmiştir. Daha sonra gelişmişti ancak Çin rekabetinden dolayı yeniden bu hale geldi. Piyasa malları derken, otomotiv, beyaz ve kahverengi eşya dışındaki sektörlerde kullanılan ürünlerden bahsediyorum. Kalite beklentisi düşük olunca bizden istenen malzemelerdeki fiyat beklentisi de düşük oluyor. Daha ucuz olan ürünler talep ediliyor. Tedarikçilerimizle bu konuda uğraş veriyoruz ama kaliteli ürünü bir yere kadar ucuza sağlayabiliyoruz. Hızla gelişen bir pazarın içerisindeyiz. O kadar ithalata rağmen imalatçı firmalarımız yine büyüyor, yine yatırım yapıyorlar. Para kazanmayan büyümemelidir, büyüyerek daha fazla para kazanacağını düşünen yanılıyordur. Doğru adımları atan firmalar büyüyebilir. Sadece fiyat ile rekabet etmenin yerine, iyi organize olabilmek, eleman eğitimine önem vermek, doğru adımlar atmanın bazı kurallarıdır. Türkiyede sektör gelişiyor, ilerleyen dönemlerde Türkiye gerçekten doğru adres olacaktır.
SUBCONTURKEY: Sektörde yaşanan sorunlara karşı çözüm önerileriniz neler olacaktır?
Marcel Mori: Eylül 2007de Almanyada düzenlenen Fastaner Fair fuarına, Türkiyeden dört bağlantı elemanı üreticisi firma ile birlikte katıldık. Bizim bu fuardaki sloganımız Türkiye bağlantı elemanları için bir sonraki adrestir, Türkiye bağlantı elemanları için doğru adrestir şeklindeydi. İşte asıl mesele burada, Türkiye gerçekten doğru adres mi? Dünya bağlantı elemanları imalatında belli bir yerdeyken biz henüz hiçbir yerde değildik, şu an dünya daha ileriye gitti, bizde ilerliyoruz. Hala olmamız gereken noktada değiliz. Çünkü Türkiyede üretim hala standartlaşmadı ve gereken olgunluğa ulaşmadı. Üretimin standartlaşmaması ne demek? Mesela somun veya dübel veya kabin vidası dediğiniz zaman belli bir kalite talebi yok, her kalite ürün yapılabilir.
Bağlantı Elemanları Birliği kurulmalı
Ucuz olsun diye standardın dışına çıkılıyor. Çin artık standardı yakalamaya çalışırken biz tam tersini yapıyoruz. Biz hurda memleketi miyiz? Ben şuna dikkat ediyorum, ihracata yönelmeye başlayan firmalar iç pazarda da standartlaşmayı sağlıyorlar. Ben kalitemi yükseltim, kaliteli mal isteyene çalışayım diyen firmalar artmalıdır. Maliyet düşürmenin kaliteden taviz dışında başka yolları aranmalıdır. Bu firmaların sayısı artınca Türkiye bir Pazar Yeri haline gelecek ve o zaman Uzakdoğunun uyguladığı pazarlama organizasyonlarını yapmak mümkün olacak. Sektörün derneği BESİAD, o zaman Bağlantı Elemanları Birliği haline gelebilecek. Tayvan şuan sektöründeki birçok konuyu Tayvan Bağlantı Elemanları Birliği olarak çözmektedir. Bu Birlik Kore, Japonya, Çin, Hindistan, Malezya, Vietnam ve Endonezya birlikleri ile Asya Bağlantı elemanları Birliğini de kurmuş durumda ve bölgesel bir kimlikle sorunları çözmeye çalışıp pazarı geliştirme çabasında. Türkiye doğru adrestir, bir sonraki duraktır ama halen bir sonraki durak konumundayız.
Almanyadaki Fastaner Fair fuarında Korenin yaptığı gibi bir birliktelik sağlanabilmelidir. Kore standı nasıl bir Pazar Yeri kurulabileceği konusunda örnek teşkil edebilir. Kore Bağlantı Elemanları Birliğince organize edilen stand da gerekli tanıtımlar yapılmış, neyin nasıl olacağı gözler önüne serilmiştir.
Ticari kaygıdan çok pazarı tanıtma hedef olarak alınmıştır. Ticaret arkadan zaten gelecektir. Bizde burada uzun yıllardır, böyle bir birlikteliğin gerçekleşmesini düşlüyoruz. Birlikte hareket edebilmek bütün sektöre fayda getirir. Bu oluşum ülkemizde dernek vasıtası ile hareket kazandı. Bu oluşumun ileride dernekten daha üst ve resmi statüde geniş kapsamlı bir birliğe dönüşmesi gerektiği fikrindeyim.
Besiadın Teknik Okulda soğuk şekillendirme üretimini öğretme projesi tek kelime ile MÜTHİŞ bir proje. Kalifiye eleman yetiştirmeye yönelik, bu da sektörün en büyük ihtiyaçlarından bir tanesi. Ümit ederim ki ilk mezunlar üretim içinde yerlerini bulup kaliteli üretim için gerekli kalifiye işgücünün temelini oluşturacaklar.
Biz yıllardır bu sektörün içinde olan, tüm sıkıntılarını görmüş yaşamış, sorunlarını bilen bir firmayız. Kendine iş olarak bu sektöre servis vermeyi seçmiş olan bir firma sektörün de sıkıntılarını yakından biliyor, çözüm ve çareleri aklından geçiriyor demektir. Bizim, firma olarak sektörün derneği BESİADa katkımız olması gerektiğini düşünüyorum.
SUBCONTURKEY: Avrupa Birliğinin Çin mallarına yeni vergi koyması bağlantı elemanları üreticilerimize ne gibi faydalar sağlar?
Marcel Mori: Avrupa pazarında Çin menşeli ürünlere olan talep düştü ise de karşımıza bu defa Avrupanın kendisi çıkıyor. İtalyaya mal satmaya giderken, İtalyan bana daha ucuz mal teklif ediliyor. Eskiden Avrupalıya fiyat teklifi verdiğimizde karşımıza rakip olarak Çinliler çıkıyordu şimdi Almanın kendisi, Polonya, Slovenya, Macaristan rakip çıkıyor. Normal piyasa şartlarında yüksek kar marjları ile çalışıyorlarken, piyasalar kötüye gidip de iş hacimleri düşme tehlikesine girince karlarını düşürebiliyorlar. Nedenine gelince, üretim hızı çok yüksek, kalitesi çok iyi, hammadde birinci sınıf, üretimi otomasyona bağlamış, işgücünü minimuma indirip daha ucuza üretebiliyor. Bizim o pazardan daha çok pay kapabilmemiz için, yeni teknolojileri kullanmamız, kaliteyi ön plana çıkarmamız, her alanda daha çok özen göstermemiz gerekiyor.
Not: Resimler ve yazının bazı bölümleri, Bağlantı Elemanları dergisinden alınmıştır.