Herhangi bir ana sanayiye tedarikçi olmadan önce yapılması gereken hazırlıklardan kalite ve fiyat başlıklarından sonra yazı serimize sevkiyat ve geliştirme hazırlıklarıyla devam ediyoruz.
Sevkiyat
Ana sanayinin tedarikçisinden beklentisi zamanında ve istenilen adette ürünün kendi üretim hattına girişinin sağlanmasıdır.
Bu yüzdendir ki sevkiyat performansı tedarikçilerin takip edilen önemli göstergelerinden biridir. (Delivery PPM).
Ana sanayiler kendi müşterilerinden gelen taleplere mümkün olduğu kadar kısa zamanda cevap vermeyi hedeflemektedirler. Müşteri beklentileri çeşitlendikçe aynı deki tip sayıları artmaktadır ve bu da ana sanayinin montaj hattının yüksek esneklikte olmasını gerektirmektedir. Artık hiç kimse stoklu çalışmayı aklına getirmemekte, çoğu zaman montaj hattından hâlihazırda satılmış, müşterisi belli araçlar geçmektedir.
Bu koşullar tedarikçileri tam zamanında (just in time JIT) üretim koşullarını sağlamaya zorlamaktadır. Gelişen teknoloji, boya hattından montaj hattına giren arabanın koltuklarının ısıtmalı olup olmayacağını koltuk tedarikçisine anında bildirmekte ve koltuk tedarikçisinden buna uygun koltuğun belirlenen zamanda koltuk montaj istasyonuna getirmesi beklenmektedir. Bu sistem parçanın montaj hattına gireceği zamanla beraber olması gereken adeti de belirler. Eksik parça istenilmeyen, anormal bir durumdur. Aynı zamanda, bugün fazla parça da eksik parça kadar istenilmeyen
bir durumdur. Artık kimse fazla üretimi alıp stoklama maliyetlerini göğüslememekte, hatta ana sanayi hatları bunu kabul etmeyecek şekilde tasarlanmaktadır. Bu sebeptendir ki Kanban sistemi öğrenilmeli ve uygulamaya konmalıdır.
JIT üretim sistemi stokları düşürmeye, hataları önlemeye ve verimliliği arttırmaya yardımcı olarak tedarikçinin fiyat ve kalite anlamında rekabetçiliğini arttırmaktadır.
Bu sistemleri benimseyen tedarikçi, zaman geçirmeden kendi alt tedarikçilerine de aynı sistemleri uygulatmak için gerekli desteği sağlamalıdır.
Ambalaj da sevkiyatla birebir bağlantılı ve üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir.
Ambalaj konusunda ana sanayinin beklentileri ise şu şekilde sıralanabilir;
• Ekonomik olması,
• Parçanın kirlenme ve hasara uğramasına engel olacak şekilde tasarlanması,
• Basit ve ergonomik şekilde taşınabilmesi,
• Etiketlemenin düzgün yapılabilmesi,
• Geri dönüşümlü olması başlıca istemlerdir.
Günümüzde hammadde ve işçilik maliyetleri ana sanayi tarafından kesin olarak hesaplana-bilmektedir. Örneğin, aynı hammaddeyi kullanan ve işçilik maliyetleri birbirine yakın olan Asyadaki bir tedarikçi ile Türkiyedeki bir tedarikçinin rekabetçiliği lojistik maliyetleri ile kıyaslanma seviyesine gelmiştir. Burada önemli olan ürün üzerinde katma değeri bulunmayan bu maliyetlerin hangilerinin lojistik maliyetleri olarak ayrı kalemde hesaplanması gerektiğini anlamamızdır.
VWyi örnek olarak aldığımızda ayrı hesaplanan lojistik maliyet kalemleri;
•Taşıma maliyetleri: Tedarikçiden fabrikaya veya belirlenen platforma olan tüm taşıma maliyetleri ile boş kasaların geri dönüş maliyetleri
•Taşıma Kasası maliyetleri: Taşıma kasalarının planlama, geliştirme, yatırım ve bakım maliyetleri ile farklı paketlemeleri olabilen CKD parçaların taşıma kasası maliyetleri
• Dış stoklama ve elleçleme maliyetleri: Boşaltma, tekrar paketleme, stoklama, komisyon ve harçlar, ara taşıma vb… maliyetler
VW bunlar haricinde kalan;
• Taşıma kasalarının temizliği, korunması
• Parçaları korumak için geri dönüşümlü olmayan ilave paketlemeler,
• Firma içi paketleme,
• Parça ve taşıma kasası etiketleme,
• Firma kapısında yükleme,
ve tüm satınalma alt parçalarının lojistik maliyetlerini ürün fiyatının içine alınmasını istemektedir.
Bu yüzdendir ki daha teklif aşamasında lojistikle ilgili konular en az kalite ve teknik konular kadar ele alınmalı ve maliyet hesapları buna göre yapılmalıdır.
GeliÅŸtirme
Dürüst olmak gerekirse hiçbir ana sanayi henüz ana sanayi tecrübesi olmayan tedarikçilere ürün tasarımı yaptırmayı düşünmez. Şirketler öncelikle başkasının tasarımları olan parçalar ile portföye girerler fakat bu demek değildir ki ikinci parçada geliştirme istenmeyecektir.
Tedarikçilerden beklenen geliştirme aktiviteleri de elbet vardır. Sadece data transferi seviyesinde kalsa bile tedarikçinin gelen dataları alabilecek ve gerektiğinde gönderebilecek altyapıyı kurması gerekir. Geliştirmeye yönelik detayda olmasa dahi, ürünün özelliklerine bağlı olarak temel test ve ölçüm laboratuarlarının kurulması ve sistemli şekilde çalıştırılması gerekir. Ayrıca, günümüzde kullanılan daha ürünü üretmeden bilgisayar ortamında test eden analiz programları ve prototip yöntemlerinin de kullanılıyor olması ana sanayi için bir güven teşkil eder.
Eşzamanlı Mühendislik (Simultaneous Engineering), ürün geliştirme zamanlarını büyük ölçüde kısaltarak ana sanayiye rekabetçilik kazandırmaktadır. Artık tüm ana sanayiler ürünlerini geliştirme yeteneği olan tedarikçileriyle beraber geliştirmektedir.
Eşzamanlı mühendislik çalışması
•Geliştirme zaman ve maliyetlerinde gözle görülür bir azalma
•Müşteri talepleri ve kanuni zorunluluklara erken entegrasyon
•Kalıp, ekipman, malzeme ve lojistik maliyetlerinde azalma
•Daha kaliteli ürünler ve
•Uluslararası rekabetçilik avantajlarını sağlamaktadır.
Tüm tedarikçiler geliştirme hedeflerini, eş zamanlı mühendislik yeteneğine sahip tasarım partneri olarak belirlemelidirler.
Ana sanayilerin geliştirme departmanları bilinen parça ve proses auditlerine benzer tedarikçi auditleri hazırlamışlardır ve bunları geliştirme potansiyeli olan tedarikçilere uygulamaktadırlar.
Tedarikçi, geliştirme sürecine dahil olamasa bile teklif aşamasında gerekli gördüğü malzeme, proses, ekipman vb… iyileştirme önerilerini müşterisine sunabilir. Genel olarak mühendislik değişikliği isteği (ECR) olarak tanımlanan bu proseste kalite ve maliyet iyileştirmeleri için gerekli değişikliklerin ana sanayi R&D departmanı onayına sunulması sağlanır. Bu süreç eğer iyileştirme önerisi kabul edilirse tasarım veya resim değişikliği ile sonuçlanacağı için uzun ve zor bir süreçtir ve kesinlikle teklif aşamasında bu çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Ayrıca geliştirme konusunda hedeflenen ana sanayilerin geliştirme ve tasarım kültürleri, yapıları da incelenmelidir. Örneğin, Hondanın geliştirme vizyonunun vurgusu eşsizliktir. Bu eşsizliği tüm Honda ürünlerinin tanımı olarak görürler ve bu vizyon çerçevesinde tasarım ve geliştirme yaparlar. Doğal olarak da tedarikçilerinden düşündükleri eşsiz aracı üretmek için tüm yeteneklerini, teknolojiyi ve know-howlarını kullanmalarını beklerler.
Bu dört önemli prosesi şekillendiren ve sistem haline getiren tedarikçilerin son olarak yapması gereken, bu sistemin her gün doğru olarak çalışmasını sağlamaktır. Bu da kısaca yönetimdir. Yönetim konusunu da bir sonraki yazımızda ele alacağız.