SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   24 Mayıs 2012, PerÅŸembe

Ocak 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 57

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Uğur Özgöker
Kadir Has Üniversitesi, uozgoker@khas.edu.tr


Avrupa Birliği Ortak Dış ve Güvenlik Politikası


GİRİŞ:

Bilindiği üzere 1 Kasım 1993te yürürlüğe giren ve MAASTRİCHT ANTLAŞMASI olarak da bilinen AVRUPA BİRLİĞİ ANTLAŞMAsı ile Ekonomik bir birlik olan AVRUPA TOPLULUĞU askeri ve siyasi bir birlik hüviyetlerini de kazanarak AB ( AVRUPA BİRLİĞİ ) adını almıştır. İşte bu yeni Siyasi Birliğin ASKERİ kanadını oluşturan yeni Ortak Politika AB ORTAK DIŞ VE GÜVENLİK POLİTİKASI (ODGP)dır. Bu incelemede AB ODGPnin oluşum ve gelişim süreci incelenecek en sonunda Türkiye AB ilişkilerinde ODGPnin önemi üzerinde durulacaktır.

1. Avrupada ODGP kavramının ortaya çıkış süreci

Bilindiği gibi 1900lerin ilk yarısı hem insanlık hem de Avrupa tarihi açısından çok derin izler bırakan savaşlara sahne oldu. Özellikle Fransa ve Almanyanın ezeli rekabetleri Avrupa ile beraber dünyanın başka yerlerini de savaş alanı haline getirmelerine, kendileri ile beraber birçok ülkeyi de mağdur etmelerine sebep oldu. Savaşların asıl galibi de yine bu coğrafyadan çıkmadı. Çok sayıda insan kaybetmiş ve ekonomik anlamda dibe vurmuş olan Avrupa ülkeleri, kendi aralarındaki savaşların kimseye hayır getirmediğini anlamışlar, bu topraklarda barış, güvenlik ve istikrar sağlamak için kendi aralarında ekonomik ve siyasal işbirliğine gitmeye karar vermişlerdir.

II. Dünya Savaşı sonrasında uygulamaya konulan Avrupa savunma ve güvenlik politikaları, NATO ve VarÅŸova Paktları arasında karşılıklı dengelerin korunmasına dayalı ve ideolojik vizyonun ön planda olduÄŸu bir güç rekabeti yaÅŸanmasına yol açtı. Avrupa Güvenlik vizyonuna daha yakın bakıldığında; Demirperdenin iki tarafında yer alan bölünmüş Avrupanın nt aktörleri olan Washington ve Moskova, iki kutuplu sistem içerisinde, periferide yer alan müttefikleri arasındaki müşterek düşman kavramının tarafları konumundaydı. Bu yüzden Atlantik – Avrupa coÄŸrafyasındaki kolektif güvenlik ve istikrarın saÄŸlanmasına yönelik müttefikler arasındaki askeri ve diplomatik çabaların odak noktasını, derinlikli ve güçlü çıkar birliÄŸini zorunlu kılan, ideolojik ana fikirler ÅŸekillendirdi. 

II. Dünya Savaşı sonrası Avrupada ortaya çıkan entegrasyon çalışmalarının temelinde güvenlik sorununa çözüm arayışları yatmaktadır. Özellikle Fransa ve Almanya arasındaki çatışmalara son verme amacı Avrupa Topluluklarının kuruluÅŸundaki temel itici güç olmuÅŸtur. Bu nedenle henüz AET kurulmadan 1950 yılında Pleven Planı ile ortak komuta altında bir Avrupa Ordusu kurma giriÅŸimleri baÅŸlamıştır. Avrupa Savunma TopluluÄŸu kurulması için yapılan çalışmalar Fransız Parlamentonun 30 AÄŸostos 1954 tarihindeki vetosu nedeniyle yaÅŸama geçme fırsatı bulamamıştır. Bu baÄŸlamda ikinci deneme sayılabilecek olan Fouchet Planı da (1961–1962) baÅŸarısız olmuÅŸtur. Ancak 1950li yılların ortaya çıkardığı ÅŸartlarda yola ekonomik entegrasyon ile baÅŸlanması daha rasyonel bir adım olmuÅŸtur. Çünkü o günün ÅŸartlarında savaşın karşıt taraflarının güvenlik ve dış politika alanlarında bir araya getirmek hiç de kolay olmayacaktır. Bu nedenle ortak dış politika kavramı Topluluk AntlaÅŸmalarında 1993 yılına kadar kendine yer bulamamıştır.  

1.1.Avrupada Güvenlik ve Savunma Alanındaki Girişimler, Oluşumlar

1.1.1. BAB-Batı Avrupa BirliÄŸi 
1950 yılında, Fransız DışiÅŸleri bakanı Robert Schuman tarafından Batı Avrupa ülkelerinin kömür ve demir sanayilerinin bütünleÅŸmesi planlandı. Sonuç olarak 1951 yılında Avrupa Kömür Çelik TopluluÄŸu (AKÇT) Belçika, Batı Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollandadan oluÅŸan 6 üye ile kuruldu. Bu ülkelerdeki kömür ve çelik sanayi ile ilgili alınan kararlar, bağımsız ve devletlerüstü bir kuruma (Yüksek Otorite) devredildi. Ancak Avrupada güvenliÄŸin saÄŸlanması konusundaki çabalar BirliÄŸi kuran ilk AntlaÅŸma olan AKÇTden daha eski bir geçmiÅŸe sahiptir. İkinci Dünya Savaşının ardından Avrupada güvenlik alanında iÅŸbirliÄŸi çabalarına hız verilmiÅŸtir. Bu çabaların ilki olan Batı Avrupa BirliÄŸinin geçmiÅŸi, 17 Mart 1948 tarihinde İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburgun taraf olduÄŸu Brüksel AntlaÅŸması ile kurulan Batı BirliÄŸi ya da diÄŸer ismiyle Brüksel AntlaÅŸması Örgütüne kadar dayanır. 23 Ekim 1954 tarihinde imzalanan Paris AntlaÅŸmaları ile Almanya ve İtalya BirliÄŸe katılmış ve adı Batı Avrupa BirliÄŸi (BAB) olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸtir.   [BABın asıl üyeleri İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, Portekiz, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg ve Yunanistandır. İzlanda Norveç ve Türkiye ortak üyelerdir. Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda ve İsveç gözlemci statüsündedir]
 
BABın kurulmasının, Paris Antlaşmasının temel hedefleri başlangıç itibariyle şunlardır:

1. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupada ekonomik kalkınmayı sağlamak ve refah seviyesini yükseltmek,

2. Birlik üyelerine yöneltilecek herhangi bir saldırıda birlikte yardımda bulunmak,

3. Avrupanın bütünleşme sürecine katkıda bulunmak.
 
1.1.2. NATO Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü
Bu dönemde dünyayı sarsan SSCB tehdidi, Avrupayı ABDnin koruma giriÅŸimlerine sebep olmuÅŸtur. Çünkü DoÄŸu Avrupa ülkeleri SSCB ideolojik sınırları içinde kalmışlardır. Bölgede SSCBnin yayılamadığı tek yer Yunanistan, Türkiye ve İran olmuÅŸtur. Bu baÄŸlamda ABD önderliÄŸinde 1949 yılında NATO – Kuzey Atlantik Paktı kurulmuÅŸtur. NATO, BM Yasasının bağımsız ülkelerin bireysel ve toplu savunma alanındaki doÄŸal haklarını doÄŸrulayan 51. maddesi çerçevesinde kurulmuÅŸtur. NATOnun, üye ülkelerin tek tek çıkarlarından bağımsız olarak ve bir uluslararası aktör olması bakımından dört amacı vardır: Transatlantik bölgesinde iÅŸbirliÄŸi, transatlantik siyasi – diplomatik dayanışma, müşterek savunma, askeri güç ve silahlanmanın artırılması.   Ancak Batı Avrupa devletlerini içine alan bu organizasyonun Fransa ve diÄŸer Avrupa devletleri arasında pek hazmedilebildiÄŸi söylenemez.

1.1.3. AST-Avrupa Savunma TopluluÄŸu
Diğer yandan Fransa Federal Almanyanın gelişmekte olan güvenlik yapıları içinde yer almasının da sağlanacağı, ABDden bağımsız bir Avrupa ordusu kurulması için öneri getirmiştir. Bu çerçevede 27 Mayıs 1952de Avrupa Savunma Topluluğu (AST) kurulmuştur. Güvenlik konusunda yeni yapılanmaya gidilmesi düşüncesini paylaşan Benelux ilkeleri, Fransa, Federal Almanya ve İtalya silahlı kuvvetlerinden oluşan düzenli ve birleşik bir komuta yapısı olan bir ordu kurulması konusunda anlaşmaya vardılar. AST projesi 3 sebepten dolayı hayata geçirilmiştir. Bunlar: Batı Avrupalı ülkelerin askeri bütünleşmelerinin sağlanması yoluyla uzun süreli bir barışın iki dünya savaşından sonra nihayet gerçekleştirilmesi, Batı Avrupanın Sovyet tehdidine karşı korunması ve Batı Avrupanın iki kutuplu dünya düzenine son vererek üçüncü bir güç olarak ortaya çıkmasıdır. Ancak öneriyi yapan Fransa, gerek iç siyasetindeki komünist parti etkisi ve Vietnam yenilgisi sebebiyle böyle bir oluşuma tereddütle yaklaşması, gerek Avrupanın bir Amerikan savunma sistemi içine alınmasına karşı çıkan Charles de Gaulleün desteklediği görüşün etkisiyle, 1954 yılında antlaşmaya olumsuz oy vermiştir. Böylece Batı Avrupanın savunma ve güvenlik alanındaki bütünleştirilmiş bir yapıyı gerçekleştirmesi mümkün olmamıştır.
 
1.1.4. APİ-Avrupa Politik İşbirliği
1960lı yıllar boyunca ekonomik entegrasyondaki gelişmeler Altıları siyasal alanda da işbirliği konusunda Topluluk çatısı altında olmasa bile hükümetlerarası boyutta işbirliğine zorlamıştır. Bunun ilk meyvesi olarak 1970 yılında dış politika konularında işbirliğinin nasıl sağlanacağının belirlenmesi için Lüksemburg Zirvesinde Davignon Raporu yayınlanmış ve bu Rapordan sonra Avrupa Politik İşbirliği (APİ) oluşturulmuştur. Oybirliği ile karar alan üye ülke dışişleri bakanlarının bir araya gelmesi ile oluşan APİ, dış politika konusunda işbirliğinin çekirdeği olmuştur. APİ sayesinde üye devletlerin dış politikasında eşgüdümün sağlanması hedeflenmiştir.
 
Sivil diplomasi alanındaki başarılarına rağmen APİ mekanizması güvenlik ve savunma konularında işlevsel ve etkin olamamıştır. Bunun temel nedenleri şunlardır:
• Üye ülkelerin savunma güvenlik ve dış politika gibi konuları yüksek politikaları içinde algılamaları ve bu alanlardaki entegrasyon sürecinin ulus egemenliğini önemli ölçüde aşındırabileceği görüşü ve kaygıları,
• Avrupa entegrasyon sürecindeki hükümetler arası işbirliğine dayalı esnek bütünleşme yaklaşımının ulus üstü yapılanmayı içeren federal yaklaşıma tercih edilmesi,
• Avrupa kıtasındaki güvenlik ve savunma alanlarındaki sorunlarının karmaşıklığı ve Sovyet nükleer tehdidine karşı Amerikanın desteğine gereksinim duyulması,
• Avrupa Savunma Topluluğu çerçevesinde Almanyanın yeniden silahlanma olasılığının yarattığı kuşku ve endişeleri,
• Çıkar çatışması ekseninde Birlik üyesi ülkelerin dış politika yaklaşımları arasındaki farklılıklar ve bunların ABnin ortak bir dış politika oluşturma çabalarına yansımaları.
 
Avrupa Politik İşbirliÄŸi mekanizması 1986da Avrupa Tek Senedi ile kurumsal bir dayanaÄŸa kavuÅŸturuldu. Tek Avrupa Senedi, APİnin niteliÄŸini ve iÅŸleyiÅŸ yöntemlerini deÄŸiÅŸtirmeksizin hükümetlerarası iÅŸbirliÄŸi mekanizmasını resmileÅŸtirdi. Avrupa Tek Senedi, AB içerisinde dış politika konusunda uyumlaÅŸtırma ve koordinasyon açılarından önemli geliÅŸmelere yol açmıştır. Fakat Komünist BloÄŸun çöküşünün yarattığı sorunlar karşısında Tek Senet Mekanizmasının oluÅŸturduÄŸu kurumsal mekanizmanın da etkisiz olduÄŸu görüldü.   APİ zaman içinde geliÅŸmiÅŸse de, üye devletler Avrupanın ortak çıkarlarını savunmakta yetersiz kalarak kendi politikaları doÄŸrultusunda hareket etmiÅŸlerdir. Avrupa topluluklarında dış politikada iÅŸbirliÄŸi, ilkin 1987 yılında Avrupa Tek Senedinde yer alan Dış Politika Alanında Avrupa İşbirliÄŸine İliÅŸkin Hükümlerle düzenlenmiÅŸtir. Bu politika, Maastrichtin ulaÅŸmak istediÄŸi iki temel hedeften birinin, siyasî birliÄŸin temel taÅŸlarından biridir.  

Avrupada savunma ve güvenlik arayışları hususunda bizim için en önemli ve uzun soluklu girişim, elbette Avrupanın kendi imkânlarıyla başlattıkları arasında, Batı Avrupa Birliğidir. 1984e kadar NATO ile uyumlu olduğu gözlenen BABın, bu tarihten itibaren ayrı bir güvenlik kurumu olma amacıyla hareket ettiği dikkati çekmektedir. Özellikle 27 Ekim 1984 tarihli Roma Deklarasyonunda BABın Avrupanın güvenliğinde daha aktif bir misyon üstlenmesi ve gerektiğinde Avrupa dışındaki kriz bölgeleriyle de muhatap olması gerektiği vurgulanmıştır.
  
1.2. Maastricht Anlaşması ve ODGP
Yaklaşık kırk yıl süren Avrupanın inşası sürecinde, Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ifadesi bir tabu gibi algılanmıştır. Avrupa Topluluğuna üye ülkeler her ne kadar uluslararası siyasî konularda işbirliği yapma gayreti göstermiş ve ulusal diplomatik servislerinin bir araya gelerek diyalog yürütmelerini kabul etmiş iseler de, Maastricht Antlaşmasına dek hiçbir anlaşmada ODGP hedefine yer verilmemiştir.

Nihayetinde Tek Senet sonrası siyasî birlik konusunda yapılan hükümetlerarası konferans neticesinde, AB Anlaşmasına 5 Nolu Başlık altında bir Ortak Dış ve Güvenlik Politikası bölümü dâhil edilmiştir. Maastricht Antlaşmasının 1993 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte, ODGP, Avrupa Siyasî İşbirliğinin yerini almıştır ve Birliğin yapısı içinde ayrı bir hükümetlerarası sütun (2. sütun) oluşturulmuştur. Daha önce genel nitelikli her dış politika sorunu konusunda birbirlerine bilgi vermek ve danışmak, vaziyet alışlarında ve ulusal girişimlerinde diğer üyelerin konumlarını hesaba katmakla yükümlü olan; Topluluğun bütününe ortak tutumlar geliştirmek ve ortak ilke ve hedefler geliştirerek müşterek eylem imkânlarını genişletmeleri ve uluslararası ilişkilerde uyumlu bir güç olarak etkinliklerini kısıtlayacak eylem ve vaziyet alışlardan kaçınmaları beklenen üye ülkeler, şimdi daha kuşatıcı ve bağlayıcı yükümlülükler altına girmektedirler.
 
Maastricht Antlaşmasıyla oluşturulan ODGP mekanizmasının iki temel kurumsal dayanağına ve politika önceliğine vurgu yapmak gerekir: Birinci politik öncelik olarak Avrupa Birliği, ODGP mekanizması ile dış politika ve güvenlik alanında AB diplomasisini uluslararası sistemde daha etkin kılmayı hedeflemiştir. Batı Avrupa Birliği mekanizması ile daha etkin bir Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği oluşturma ise ABnin diğer politika önceliği olacaktır. Maastricht Antlaşmasının J.1(2) sayılı maddesinde ODGP hedefleri açıkça belirtilmiştir:
 
• Birliğin ortak değerlerini, temel çıkarlarını ve bağımsızlığını korumak,
• Birliğin ve üye devletlerin güvenliğini her bakımdan güçlendirmek,
• Birleşmiş Milletler Bildirgesi, Paris Şartı Prensipleri ve Helsinki Nihai Senedi doğrultusunda barışı korumak ve uluslararası işbirliğini güçlendirmek,
• Uluslar arası işbirliğini geliştirmek,
• Demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü ve insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı geliştirmek ve pekiştirmek
Bu hedeflere ulaşmak için ise ODGPnin araçları şunlar olmaktadır:
• Üye ülkeler arasındaki politikaları uyumlaştırmak için sistemli işbirliği (J (1)3)
• Bakanlar Konseyinin herhangi bir dış politika konusunda ortak tutum belirlemesi dahilinde üye devletlerin bu ortak tutuma uyumlu dış politika uygulamaları
• Birliğin hedeflerine ulaşabilmesi için belirlenen ortak eylemlerin takibi
 
1.2.1. Maastricht AnlaÅŸması İçinde BAB 
Maastricht Antlaşmasında güvenliğin savunma boyutu ele alınarak BABın Avrupa bütünleşme sürecinin vazgeçilmez bir parçası olduğu vurgulanmıştır. Yani BABın ABnin savunma ayağı ve NATOnun Avrupa kanadı olarak geliştirilmesi öngörülmüştür. AB üyesi olan ülkeler BABa tam üye olmuşlardır. NATO üyesi olan ancak AB üyesi olmayan Türkiye ve Norveçe ise ortak ve gözlemci üye sıfatı verilmiştir.

BABın anayasası niteliğinde olan 1992 tarihli Petersberg Deklarasyonu ile BABın üstleneceği asıl görevleri günün şartlarına uygun olarak kolektif savunma dışı görevler olarak belirlenmiştir. Bu görevler, insani yardım operasyonu, kurtarma operasyonu, tahliye operasyonu, barışı koruma, muharip kuvvetlerin de kullanılabileceği kriz görevleridir. Özünde bir savunma ittifakı olan BABa Petersberg Deklarasyonu görevleriyle askeri etkinliklerde bulunmak görevleri verilmiştir. Böyle olmakla beraber bir saldırı karşısında savunma işleri NATOya bırakılmıştır.
 
Maastricht Antlaşması ile ilk olarak ortaya çıkan ODGP, özellikle Avrupada meydana gelen uluslararası çatışmalarda gösterdiği performans nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalmış ve çok geçmeden etkinliği sorgulanmaya başlanmıştır. Gerçekten de AB, eski Yugoslavya topraklarında ortaya çıkan çatışmalarda (Hırvatistanın Almanya tarafından tanınması, Yunanistanın Makedonyanın isminden dolayı tanımaması, Bosnada meydana gelen soykırıma göz yumması, Kosovadaki tutumu) ortak bir politika belirleyememiş, üye ülkeler geleneksel dış politikalarını sürdürmeye devam etmişlerdir. Nitekim yukarıda sözü edilen eski Yugoslavyadaki vahşetler ancak NATOnun açıkçası ABDnin bölgeye müdahalesi sonucu durdurulabilmiştir.
  
1.3. Amsterdam Antlaşması ve ODGP
17 Haziran 1999da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile ODGPde bir takım yenilikler yapılmıştır. Ancak yapılan değişiklere bakıldığında Topluluk kurumlarından Parlamentonun politika belirlenmesinde ve karar almada bir etkisinin olmaması, ODGP kapsamında alınan kararların Adalet Divanının yargı yetkisine tabi olmaması, Konseyin ODGPde temel belirleyici kurum olmaya devam etmesi gibi yaşamsal öneme sahip değişiklerin yapılamadığı görülmektedir. Bunun nedeni ODGPyi hükümetlerarası düzlemden hükümetlerüstü düzleme çıkarma konusunda üye ülkelerdeki siyasal isteksizlik ve kararsızlıktır. Bu isteksizlik Amsterdam Antlaşması ile gerçekleştirilen değişikliklerin sınırlı kalmasına neden olmuştur.
  
1.3.1. AGSK OluÅŸumu ve AGSP
Yaşanan tüm bu olaylar karşısında ODGPnin sorgulanması, bu politika dâhilinde Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunu gündeme getirmiştir. 1990larla beraber NATO bünyesinde AGSK–Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği adı altında yapılan çalışmalar, BABın AB potasında eritilmesiyle beraber AGSP adında NATOya muadil olmayan ve ondan beslenen yeni oluşuma kapıları aralamıştır. Bu bağlamda NATO esaslı Avrupa güvenliği artık NATOnun güçlendirilmiş Avrupa ayağına devredilmiş olacaktır. Bu gelişmenin başını çeken ülkeler 1998de Saint Malo zirvesini gerçekleştiren İngiltere ve Fransadır. 1999 yılında Köln ve Helsinki zirveleri ile AGSK yeniden kurgulanması ve AGSP oluşumu gündeme gelmiştir.

AB Güvenlik Stratejisi ve AGSP kavramı, Aralık 1998deki Saint Malo Zirvesinde BAçbakan Blair ve Devlet Başkanı Chirac tarafından oluşturulan yapısal dinamiği geride bırakan yedinci yılına girdi. Ancak başlangıçta AB ve NATOyu yakınlaştıran yeni güvenlik algılamaları, NATOnun Avrupa kanadındaki önemli müttefikleri Fransa Devlet Başkanı Chirac ve Almanya Başbakanı Schröderin Irak Savaşı karşısındaki tutumları nedeniyle Atlantik ve Avrupa arasında ciddi bir krize neden oldu. Mevcut gelişmelere bakıldığında ise, Avrupa Konseyi tarafından Avrupa savunmasının geleceği konusunda önemli bir adım olan Avrupa Anayasasının kabul edilmesi ve Birliğin Mayıs 2004 genişleme süreci ile teşkilatla, Çekirdek Avrupa misyonunun ötesine geçerek, giderek küresel etkinlik arayışlarının çıtaısnı daha da yükselten atılımları hedef edindiği söylenebilir. Öte yandan AB, Mayıs 2004 genişleme süreci neticesinde, üyelerini ve coğrafi etkinlik alanını tıpkı NATOnun takip ettiği politikaları izleyerek ve derinleşme ve genişleme misyonunda Rusyanın da desteğini alarak Karadeniz ve Akdeniz jeopolitiğine kadar taşımayı da başardı. Böylece eski Doğu Avrupa, Kuzey Afrika, Akdeniz ve Kıbrıs ile Kafkaslar ve Ortadoğu coğrafyası, AB güvenlik penceresinin genişleyen görüntü ve ilgi alanına dahil edildi. ABnin,
• Avrupadaki güç boşluğu ortamını doldurmayı,
• Kıta Avrupası coğrafyasında ABDnin yerine Avrupa Merkezli bir güvenlik koridoru kurulmasını,
• Derinleşen ekonomik entegrasyon paralelinde, ABnin süper güç kimliği altında küresel sorunlara taraf olabilme iddiasının güçlendirilmesini,
• Birlik üyeleri arasında askeri – siyasal entegrasyonun güçlendirilmesiyle, Avrupa Savunma Sanayisi1nin değişen konjonktüre bağlı olarak tek pazar (A400M, Eurofighter, EuroC31 vb gibi silah projeleri) esaslar dahilinde ABDden bağımsız hareket edebilecek reform sürecine kavuşturulmasını,
• Avrupa GüvenliÄŸinin deÄŸiÅŸim dinamiklerine baÄŸlı olarak dublikasyon tuzağına düşmeksizin kurulacak yeni askeri teÅŸkilatın NATO, AGİT, BM ve Rusya ile çatışmaya girmeksizin dengelenebilmesini kendisine hedef edindiÄŸi gözlemlenebilir. 

AB, söz konusu hedeflerini orta ve uzun vadeye yayarken Transatlantik Güvenlik Zincirinin Pentagon ayağındaki ticaret, AR-GE, diplomasi ve nükleer iÅŸbirliÄŸinin NATO ÅŸemsiyesi altında devamının gerekliliÄŸine de özen gösteriyor. Nitekim ABDnin AB içindeki yatırımlarının 1984de 72 milyar dolar iken 1990da 173 milyar dolara yükselmesi, bu itinalı iÅŸbirliÄŸinin göstergesidir. Ayrıca Avrupalı firmalar tarafından yapılan yatırımların 1995 yılında ABDdeki toplam yabancı yatırımların %60ını oluÅŸturması ve 237 milyar dolarlık hacme ulaÅŸması da bu tespiti doÄŸrular bir bulgu olarak deÄŸerlendirilebilir.  

1.4. Amsterdam Antlaşması Sonrası Gelişmeler: Helsinki, Feira ve Nice Zirveleri

1999 Helsinki Zirvesinden bir yıl sonra gerçekleÅŸen Feira ve Nice Zirveleri de Avrupa Güvenlik ve Savunma KimliÄŸi (AGSK)nin ÅŸekillenmesinde katkıda bulunması ve AB güvenliÄŸinin kurumsallaÅŸtırılması açısından ayrı bir önem teÅŸkil etmektedir. Haziran 2000deki Feira Zirvesinde NATOya üye olan fakat AB içersinde yer almayan ülkelerin durumları tartışılmıştır. Zirvede alınan kararlara göre, NATOnun AB üyesi olmayan ülkelerinin ve ABye aday ülkelerin çeÅŸitli görüşmelere katılabilmeleri için Avrupa güvenlik yapısına entegre edilmeleri gerekli görülmüştür. Bütün bu geliÅŸmelerin yanı sıra 21 Eylül 2001 tarihinde gerçekleÅŸen AB Konseyinin olaÄŸanüstü toplantısında ortak dış politika ve güvenlik politikasının gereksinimlerine iliÅŸkin eksikliklerin tamamlanması ve operasyon kabiliyetine sahip bir Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasının (AGSP) oluÅŸturulması yönündeki irade ortaya konmuÅŸtur. Netice itibariyle, AB Konseyi tarafından bu politika resmen onaylanmıştır. Açık bir ÅŸekilde görülmektedir ki, 11 Eylül saldırılarının kıta Avrupasındaki izdüşümü, AB Konseyinin ortak dış politika ve güvenlik politikaları geliÅŸtirme baÄŸlamında tetikleyici bir misyon üstlenmiÅŸtir. Öte yandan, 14–15 Aralık 2001deki Laeken Zirvesinde de Köln ve Helsinki Zirvelerinde alınan kararların uygulanması aÅŸamasında önemli ilerlemeler saÄŸlanmıştır.   AB, AGSP yapısı içinde Acil Müdahale Gücünün karar alma yapısını NATOdan bağımsız tutmakta, ancak gerektiÄŸinde NATOnun istihbarat, haberleÅŸme, lojistik olanaklarından yararlanmayı planlamaktadır. Bu yaklaşım AGSP ile NATO arasında veya ABD ile AB arasında Avrupanın güvenliÄŸinin tesisi konusunda bir yol ayrımını iÅŸaret etmektedir.

Devamı gelecek sayımızda

 

  İlgili Haberler

 

Yeşilköy Rotary Kulübü TÖSHİD ve İSGİD Başkanı Murat ERSOYa MESLEK HİZMETİ Ödülü Verdi
HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
Kadir Has Üniversitesi ve Avrupa Koleji işbirliğiyle: AB Uyum Semineri
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

Türkiye-de KOBİ-ler
Dış Politika Kaynamaya Başladı İran-a Karşı Yapılacak İsrail ABD Müşterek Saldırısı Yaklaşıyor
Fransız Milli Meclisinin Sözde Ermeni Soykırım Tasarısını Kabul Etmesi ve Fransa-ya Uygulanacak Ekonomik Boykot
Bankaların Rekabeti İhlal ve Tüketiciyi İstismar Etmeleri
Doğu Akdenizdeki Hidrokarbon Yataklarının AB, Kıbrıs ve Türkiye Açısından Ekonomik ve Stratejik Önemi
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi