SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

Bugün :   9 Eylül 2010, Perşembe

Subat 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 58

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

Güncel Döviz Kuru

Dolar Alış: 1.5033
Dolar Satış: 1.5106
EURO Alış: 1.9179
EURO Satış: 1.9272

http://www.turkchem.net


http://www.tekiskalip.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz

Güvenlik Kodu

Güvenlik


 

 



















































 

Perşembe Pazarında ciddiyet ve disiplinin adı: Erdoğan Evran

Win Fuarları özel dosyasını hazırladığımız bu sayıda TİGİAD-Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneğinin kurucu başkanı olmakla birlikte 6 dönem yönetim kurulu başkanlığını üstlenen Erdoğan Evran ile hayatın içinden başladığımız sohbeti Evren İş Güvenliğinin faaliyetlerini ve yaşanan global krizin etkilerini konuşarak tamamladık.

SUBCONTURKEY: Erdoğan Evranı tanıyabilir miyiz?

Erdoğan Evran: 1950 yılında Erzincanın Çayırlı ilçesinde doğdum. 1959 yılında İlkokul 3. sınıfın ilk yarısını köydeki okulda okurken Istanbula geldik. Üçüncü sınıfın ikinci yarısına Bağlarbaşı ilkokulunda devam ettim. Ortaokulu Altunizade Ortaokulunda okudum. Endüstri Meslek Lisesinin tesviye bölümünü bitirdim. İlkokula gittiğim yıllarda yaz tatillerinde Fermeneciler sokağında şuanda sahibi olduğumuz bu binanın giriş katındaki anahtarcıda çırak olarak çalıştım, 1960 yılında. Babamın çalıştığı iş yerine evde Kızılay çadırları dikmeye başladık. O zamanki zelzele bölgelerine Kızılayın gönderdiği çadırlar (çok fazla talep olduğundan) yetmediği için bizde evde dikmeye başlamıştık. Bizim evimizdeki dikiş makinesi Singer marka kollu dikiş makinesi idi. Ben kolu çevirirdim annem dikerdi. Sonra o makineye ayak aldık. Ben endüstri meslek lisesine başlamıştım, oradaki öğrendiklerimden bu makineye masa alıp ayak bağlanabileceği kanısına varmıştım. Bir dikiş makinesi ayağı bulduk masası ile beraber ve kayış bağlayarak kolla çalışan dikiş makinesini ayaklı yaptık. Onunla epeyce çalıştık. Daha sonra ben yine bu binanın birinci katındaki Ahmet Maral Ustanın yanında yelken dikme işinde çalıştım. İstanbuldaki bütün sosyetenin tentelerini, minderlerini ve kotraların yelkenlerini yapardık. Buna Tanju Okanın Hasreti, Orhan Günşirayın kotrası da dahil. O zamanki ustam Galatasaray Lisesi mezunuydu, 3 dil konuşuyordu. Buradaki tecrübelerimizle makineye ayak taktık ve epeyce kullandıktan sonra o makineyi değiştirdik ve yeni bir makine aldık. Sonra o makineye motor taktık ve artık motorla çalışan bir dikiş makinemiz oldu. O tarihlerde babamın çalıştığı iş yerine iş elbiseleri dikmeye başladık. Bir ortak ve amcamla beraber iş elbiseleri dikmeye başladık. Daha sonra atölyeyi amcama bıraktık. Babam 1968 yılında patronları işi bırakınca bir ortakla beraber devraldı işyerlerini. Bende bir sene kadar orada çalıştım. Askerliğimi bitirdikten sonra 1974 yılında ticarete başladım. O zamanki işlerimiz çok bereketliydi. Türkiyede bazı şeyler yeni yeni gelişiyor, yeni şeyler geliyordu. Paranın da bereketi vardı, eskiden bir günde 10 çift eldiven sattığımızda bize yetiyordu. Şimdi 1000 çift eldiven satıyoruz ama yetmiyor.

1980 yılında içinde bulunduğumuz binayı satın almıştık ve 1983 yılında babamın ortağı ayrılınca babamla beraber kendi yerimizde Evren İş Güvenliği Malzemeleri Limited Şirketini kurduk ve devam ediyoruz. O zamanlar iş güvenliği bu kadar teknik değildi, ürünlerde bu kadar çeşit yoktu. Her kalemden bir çeşit vardı.  Deri eldiveni (amerikan eldiven ) bütün işlerinizde kullanırdınız şimdiki gibi her işe göre eldiven yoktu. Şimdi her eldivenin numaraları var, kaliteleri var. Biz bu işyerinde 3 kuşaktan beri devam ediyoruz. Babam, ben, oğlum ve kızım çalışmaya devam ediyoruz.

1975 yılında evlendim, bir kızım ve bir oğlum var. Oğlum ve kızım burada çalışıyor. Kızım İş Güvenliği ve KKD eğitimi ile ilgileniyor. İş güvenliği eğitimi için kurslara gönderiyoruz. İngilizlerin verdiği NEBOSH Eğitim sertifikasına sahip.

Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği 1999 yılında kuruldu. 2008 yılına kadar bir dönem hariç toplam 6 sene başkanlık yaptım. Benim başkan olmadığım dönemde Engin Çelik Bey başkandı.

SUBCONTURKEY: Bir gününüz nasıl geçiyor?

Erdoğan Evran: Sabah sekiz buçukta işe geliyoruz. Arkadaşlarımız komşularımızla sohbet edip çay, kahve içiyoruz, pazartesi sabahları futbol muhabbeti yapıyoruz ve saat 9da işe başlıyoruz. Öğlenleri genelde Derneğimizin Ombusdmanı Engin Çelik Abimize gider Fatma hanımın özenle hazırladığı lezzetli yemekleri yeriz. Akşamda 17:30 gibi ayrılırız iş yerinden. Yazışmaları çocuklar yapıyor. Ben çok fazla yazışmalara karışmıyorum. Akşam hava güzel ise yürüyüşe çıkarız, değilse televizyonda güzel bir film izleriz. Çok fazla dizi seyretme alışkanlığımız yok. Ailece seyredebileceğimiz bir dizi seçeriz Bir iki dizi dışında seyrettiğimiz dizi flim yok. 
Beşiktaşlılığım 1960 yılında başladı

1965 yılında Bağlarbaşında futbola başladım sonra voleybola döndüm. Yine Bağlarbaşında oynadım. Şimdiki Galerianın yerinde olan Ataköy Deniz Spor Kulübüne transfer oldum. O tarihte trafik rahattı ama Boğaz köprüleri yoktu. Üsküdardan vapurla Kabataşa geçiyordum. Türkiyede ilk üretilen otomobil olan Anadolla beni Kabataştan aldırıyorlar sonra tekrar Kabataşa bırakıyorlardı.1974 yılında Beşiktaşa geçtim.(Beşiktaşlılığım şampiyon olduğumuz 1960 yılında başladı daha sonra kongre üyesi oldum). İki sene Beşiktaşta oynadıktan sonra 1975 yılında voleybol hakemi oldum. 1978-1981 yılları arasında Bağlarbaşı Gençlik Spor Kulübünde voleybol şube kaptanlığı yaptım. 1983 yılında ise işlerin yoğun olması dolayısıyla hakemliği bıraktım. Zaman zaman voleybol maçlarını izlemeye gidiyorum. Bağlarbaşı Kulübünde yöneticilik yaptığımız 1978 ile 1981 yılı arasında 200 sporcumuz vardı. O zamanlar hem sporcu amatördü hem de Antrenör ve yönetici amatördü. Bu iş sırf heyecanla yapılırdı. Ayrıca o dönem Türkiyenin gömlek değiştirdiği dönemdi, gençleri kahve köşelerinden kurtarıp spor yaptırıyorduk. Sağcının solcuyla konuşmadığı yıllardı. Biz 3 yıllık dönemde kulübe siyaset sokmadık ve sağcıyla solcuyu yan yanana getirdik ve hiçbir problemde yaşamadık.

Vazgeçilmezim tabiatın yeşilliğidir

SUBCONTURKEY: Hayatınızda vazgeçe-meyeceğiniz şeyler nelerdir?

Erdoğan Evran: Ailemin dışında tabiatın yeşilliğidir. Olmazsa olmazım budur. Yürüyüşe dahi bunun için çıkıyorum. Yeşile hayranlığım başkadır. Tabiî ki önce ailem geliyor. Ama yeşile birazda İstanbulda hasret kaldığımız için vazgeçilmezim olarak görüyorum. Bunun için yazları Altınoluka gidiyorum. Havası ve doğası muhteşem bir yer.

SUBCONTURKEY: Hiç pişmanlığınız oldu mu?

Erdoğan Evran: Her şeyi dolu dolu yaşadım, hiçbir şeyi kötü yapmadım. Sadece hakemliği biraz erken bıraktığımı düşünüyorum. Çünkü hakemlik yaptığımda dinleniyordum. İşlerimin yoğun olması voleybol hakemliğini bırakmama neden oldu.

SUBCONTURKEY: Nelerden zevk alıyorsunuz?

Erdoğan Evran: Ailemle beraber olmayı seyahat etmeyi, arkadaşlarımla beraber olmayı seviyorum, eski insanlarla beraber olmayı seviyorum. Onların tecrübelerinden yararlanırım. Hakkı Devrimi, Bekir Coşkunu okurum. Hakkı Devrim ve Aydın Boysanın sohbetlerini dinlerim. Eskiden arkadaşlarla ayda bir yemekli toplantılara gidiyorduk. Şimdi biraz azaldı ama eskisi kadar olmasa da yine yemekli toplantılarımızı yapıyoruz. İyi yemek seçerim. Arkadaşlarım gidilecek yeri ve yenilecek yemek tercihini bana bırakırlar. Tabi bu yaşa gelince çok fazla yemek yiyemiyorsunuz bize de yemek seçtiriyorlar.

Moralim bozuk olduğunda Engin ağabeye giderim, 10 dakika muhabbet ettikten sonra bütün moralim düzelir.

SUBCONTURKEY: Erdoğan Evran denilince ilk akla ne gelir?

Erdoğan Evran: Ciddiyet ve disiplin gelir.

Perşembe Pazarı, Türkiyenin kalbiydi

SUBCONTURKEY: Perşembe Pazarı ve Karaköyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Erdoğan Evran: Perşembe Pazarı 1986 yılına kadar Türkiyenin kalbiydi. Aklınıza hangi ürün gelirse gelsin mutlaka Perşembe Pazarından almanız gerekiyordu. İnşaatınızın demirini, arabanızın cam fitilini, boyasını, pastasını cilasını, çamaşır makinenizin hortumu ya da herhangi bir alet edavat, elektronik herhangi bir parçayı Perşembe Pazarında bulabilirdiniz. Başka hiçbir yerde bulamazdınız, Türkiyenin kalbiydi. 1986 yılından sonra kamulaştırma söz konusu olunca Perşembe Pazarı İstanbulun her yerine dağıldı. Koçtaşın ilk mağazası dahi buradaydı. Bugün Türkiye sanayisinde gördüğünüz şirketlerin fabrikalarının temeli Galatada atılmıştır. Koçtaş, Eczacıbaşı, Fırat Plastik isimleri akla ilk gelenlerdir.

Perşembe Pazarı bir tarihtir. Piyasanın dağılmasıyla Perşembe pazarının adı kaldı, kendisi küçüldü. Bence artık bu bölgenin turizme yönelmesi gerekiyor. Galata ve Unkapanı köprüleri arasındaki yerin benzeri Ayvalıktaki Cunda (AliBey) adasında var. Cunda adasındaki turizmi herkes biliyor. Tahmin ediyorum yakın gelecekte Galatada yalnız turizmden söz edilecek yerlerin başında gelecek. Dünyanın hiçbir yerinde deniz kenarında böyle iş yerleri yok. Eskiden (fermeneciler) sokağımızın %75inde boyacı dükkanları vardı. Boyacılar sokağı diye geçerdi. Zamanın meşhur boya markaları ÇBS, İshakoğolu, Bilginol, Lambolin gibi fabrikaların merkezi sokağımızda idi. O dönemde neyi isterseniz muhakkak Perşembe Pazarından almanız gerekiyor ve her parası olana mal satılmazdı. Çok iyi biliyorum bazı malları almak için araya adamlar sokulurdu.

Adalar dahil bütün iskeleler Galata Köprüsünün Marmara denizi tarafında idi, başka iskele yoktu. Kadıköyden, Üsküdardan, Boğazdan ve adalardan gelen vapurlar buraya yanaşırdı. Sonradan bütün iskeleler köprüden kaldırıldı, yerine restoranlar yapıldı. Eski dubalı olan Galata Köprüsü kaldırıldı. Gecikmeli de olsa yerine bugünkü köprü yapıldı.

İş Güvenliği sektörü teknolojik olarak çok gelişti

SUBCONTURKEY: Evren İş Güvenliği hakkında bilgi verir misiniz?

Erdoğan Evran: Evren İş Güvenliği 2001 yılına kadar iç piyasadaki İş Güvenliği ürünlerinin pazarlamasını yapıyordu. 2001 yılında çocukların yabancı dil öğrenmesi ve işe katkıda bulunmaları ile beraber ithalat yapmaya başladık. 2001 yılında dernek başkanı olduğum zaman Dusseldorfa iş güvenliği fuarına gittik, dernekten 16 arkadaşımızla. İlk defa bir grup olarak fuara gittik. Oradaki iş güvenliği fuarında sektörün ne kadar büyük olduğunu gördük. O yıllarda da kriz olduğu için yaklaşık 30 kişi gideceğimiz fuara 16 kişi gittik. Oradaki bazı görüşmelerden sonra bizde ithalata başladık. Avrupa Birliği direktiflerinden sonra Kişisel Koruyucu Donanımlarda CE belgesi aranması dolayısıyla KKDlerin yüzde 80i ithal ürün oldu. Yeni yeni ülkemizde CE belgeli ürünler üretilmeye başlandı. İnşallah bu rakamlar %60-70lere çıkar ve bizde ithalattan kurtuluruz. Artık Avrupalı pek üretim yapmıyor. Uzak Doğuda yaptırıp kendi markaları ile pazarlıyorlar. Ülkemizde CE belgeli KKDlerin üretilmesi bunun içinde ülkemizde bir onaylanmış kuruluşun bulunması şart. Ülkemizde henüz onaylanmış kuruluş yok, bu yönde çalışmalar devam ediyor, KKD yönetmeliği yayınlanmasına rağmen ülkemizde gerekli denetimler yapılmadığı için piyasada çok fazla CE belgesiz ürün satılmakta ve haksız bir rekabet oluşturmakta. Bunun önüne geçebilmek için henüz net bir çalışma yok. Belki ileride düzelme olabilir çünkü başka bir çaresi yok. Bu birazda kullanıcıların talebinden kaynaklanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Türkiye İş Güvenliği İş Adamları Derneği gibi Sivil Toplum Kuruluşları ve Üniversitelerle iş birliği yaparak bu sorunu çözebileceğine inanıyorum.  Bize bu eğitimleri veren Avrupalılarda da gördük ki CE belgesiz ürünlerden beş senede kurtulabilmişler. Biz bu süreci geçiriyoruz, zamanla CE belgesiz ürünlerin piyasadan kalkacağını düşünüyorum.

Firmalarda İş Güvenliğini bilen bir eleman olması gerekiyor

SUBCONTURKEY: KKD satan firmaların özellikleri nasıl olmalıdır?

Erdoğan Evran: Biz derneğimizin kuruluş aşamasında bir ilke edinmiştik. Kişisel Koruyucu Donanım satanların eczane gibi olmalarını istiyoruz demiştik. Eczanedeki kalfa gibi işi bilen KKDden anlayan, eğitimli bir eleman olmasını istedik firmalarda. Biz bunu yapamadık. Bunun nedeni ekonomik krizlerin yaşanması, bakanlığın gerekli denetimleri yapamaması, iş güvenliği sektörünün dışındaki firmaların uzak doğudan ucuz ve kalitesiz ürün getirip piyasaya sürmeleri gibi nedenler etken oldu. Firma patronu anlamasa bile İş Güvenliğini bilen bir elemanı olması gerekiyor mutlaka bir firmada.

Dernek olarak halen yapacak çok şeyimiz var

SUBCONTURKEY:Sektörün gelişimi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Erdoğan Evran: 1960dan sonra Türkiyede değişimler başladı. Sendikalaşma başladı. İş elbiseleri giyilmeye, iş eldivenleri kullanılmaya başlandı, tozlu ortamlarda toz maskesi kullanılmaya başlandı. İlk çıkan toz maskesi 5 milimetre süngerden baly ile yapıştırılarak yapılıyordu. Şimdi çocuklarımızdan uzak tutmaya çalıştığımız baly ile yapıştırılıyordu. Gözlüklerimiz eski köşklerin kırılan 2 milimlik cam parçalarından yuvarlak olarak kesilip, alüminyum veya plastik çerçeveye monte edilerek koruyucu gözlük olarak satılırdı. O zamanlar bu malzemelerin kullanılması için özendirilirdi. Daha sonra sünger maskenin yerine sarı maskeler çıktı ve en çok tutuldu. Ama sarı maskelerin CE belgesi yok. Çünkü koruması yok. Bir türlü imalatını durduramadık. Şimdi CE belgeli maskeler kullanılmasını istiyoruz. Kısaca bazı evreleri geçirdik belli bir yere geldik. Türkiye dünya iş güvenliğinde göreceği yere geldi. Bundan sonra estetik değişiklikler olacaktır. Teknolojik olarak gelişim çok fazla yaşanmayacaktır. Estetik olarak rahat, güvenli, kullanılır malzemeler oldu. Eskiden bu malzemeleri kullananlar sıkılıyordu, kullanmak istemiyorlardı. Şimdi oto boyacısının kullandığı maske, soluduğu havadan daha temiz bir havayı veriyor. Sektör çok kısa sürede iyi yerlere geldi. Dernek olarak çok şeyler yapmamıza rağmen halen yarısını yapabildiğimizi görüyoruz. Halen yapılacak işler var çünkü çok geniş bir sektör. İş güvenliği tıptaki gibi bölümlere ayrılmalı. İnşaat grubu, kimya grubu, maden grubu gibi bölümlere ayrılmalı. Hepsini birden bir kişinin bilmesi çok zor. Çok büyük bir bütün iş güvenliği sektörü.

10.06.2003 tarihinde yayınlanan 4857 sayılı iş kanununa göre sanayiden sayılan, devamlı 50 kişi çalıştıran işyerlerinde bir iş güvenliği hekimi, iş güvenliği mühendisi veya teknik elemanı bulunması şartı getiriyor. Fakat uygulamasının çok fazla olduğunu söyleyemeyiz. Bunda bizim insanlarımızın da payı var. Örnek olarak 50 kişi yerine 49 kişi ile çalışırsanız ne hekim nede iş güvenliği uzmanı bulundurmak zorunda kalmıyorsunuz. Türkiyenin %97si KOBİ düzeyinde firmalar. %3lük büyük şirketlerde sıkıntı yaşanmıyor, bir sistem olduğu için her şey düzgün yapılıyor. %97lik kısım içerisinde ise bu şartlara uyabilen firma sayısı az. Tabii ki bütün KOBİlerimiz aynı değil ama kurallara uyan KOBİlerimiz ne yazık ki az.

Ülkemizde CE belgeli eldiven, ayakkabı, emniyet kemeri üretimi yapan firmalar var. Baret yeni başladı. Ama Türkiyede CE belgeli KKD üreten firma sayısı çok az.

Devlet kendini krize hazırlarsa vatandaşta kendini krize hazırlayacaktır

SUBCONTURKEY: Yaşanan global krizi değerlendirir misiniz?

Erdoğan Evran: Bu krizleri esnafımızın, sanayimizin, çalışanımızın emeğinin çalınması olarak görüyorum. Ama kim çalıyor bilemiyorum. Otomatik olarak 7 yılda bir yaşanıyor. 5 yıllık 10 yıllık emeklerimiz boşa gidiyor. Ama devletimiz bunu görmeli, vatandaşını buna göre yönlendirmeli. Devlet bunu bir sene önceden uyarmalı ya da devlet kendini krize hazırlamalı. Devletin görevi yalnızca vatandaştan vergi toplamak olmamalı. Çünkü krizde vergi tahakuku da tahsilatı da azalmaktadır. Devlet kendini krize hazırlarsa vatandaşta kendini krize hazırlayacaktır. Ama biz bugüne kadar hep kriz geldikten sonra kendimize geldik. Şunu da söylemeliyim; bu krizi gördükten sonra diyorum ki biz Türkiyede kriz görmemişiz. Kriz buymuş. Üstelik bu kriz dünyanın krizi, Türkiye krizi 2009 yılında yaşanacağını söyleniyor. Kime mal satacağımızı bilemiyoruz, piyasada dönen çekler bizleri ürkütüyor. Umarım çabuk ve fazla hasar görmeden atlatırız bu krizi de.

 

  İlgili Haberler

 

Güher Türker, Kaya Grubunda
TİGİADda Yeni Dönem
TİGİAD Genel Sekreteri Pelin Çelik: Üyelerimize ve Tedarikçilerine İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim ve Seminerleri Veriyoruz
Kişisel Koruyucular Konusunda Uzman Firma: DuPont
İş Güvenliği Marketi, Güneşlide hizmetinizde

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://www.ankiros.com

http://www.tatef.com




























































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com