SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   1 Eylül 2014, Pazartesi

Subat 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 58

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.fastenerfairturkey.com


http://www.plasteurasia.com


http://www.ankiros.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 































 

Mehmet Doğan
Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi, dogan@hacettepe.edu.tr


Günümüzde ve Geçmişte İslam ülkelerinde Bilim ve Teknoloji


Son günlerde biri İnternet ortamında dolaşan ve bana da gönderilen Pakistanlı araştırmacı
Dr. Faruk Selam’ın yazısı ile yine Google aramadan bir konu araştırırken bir bilim adamının İslam ülkelerinde bilimle ilgili görüşleri hakkında yargılarını okudum. Sayın okuyuculara bu 2 konunun ışığı altında bu yazıyı hazırladım. Ayrıca gelecek yazımı da “Din ve Bilim” ilişkisi ışığında İslamiyet ve bilim konularını tartışmaya ayırdım. 11 Eylül 2001 meşhur İkiz Kule saldırısından sonra “İslamiyet” çok tartışılmaya ve komünist tehdidi yerine konmaya çalışıldı.

Okuduğum Jens Lubbadech “İslam ve Bilim” başlıklı konuşmasında “Dünyada her beş kişiden biri Müslüman olduğu halde İslam ülkelerinin dünya bilim ve teknolojisine katkısı çok sınırlı ve önemsiz” diyor ve kendince yorumunu yapıyordu. Pakistanlı Dr. Faruk Selam’a ait olduğu iddia edilerek gönderilen Türkçe slâyt gösterisinde ise “Dünyada yaşayan 1,5 milyar Müslüman’ın dünya bilim teknoloji tıp, sosyal yaşam üzerine katkıları ve etkileri toplamı 14 milyon Yahudi’den çok daha azdır” diyerek bilimin ve yaşamın her alanından somut örnekler vererek kendince nedenleri ile açıklıyor. Mesela örneklerden biri tüm İslam ülkelerinden 3 Nobel ödülüne karşılık 100 Yahudi bilim insanı Nobel ödülü aldığı, bir diğeri hayatımızı kolaylaştıran ve sağlığımızı destekleyen birçok buluşun Yahudilerce yapıldığıdır. Bunlar hep doğru.

Okuyuculularıma bugüne kadar yazılarımda 20 yılı eğitim kurumları yöneticisi ve 42 yıllık eğitimci, iyi bir kimyacı olarak daha çok genel eğitim ve teknik eğitimin sorunları, çevre sorunları, araştırma hedef ve stratejimiz ne olmalıdır, enerji sorunumuz, çağımızın teknolojileri, ileri teknolojiler gibi teknik ve eğitim sorunları aktarmaya çalıştım. Bu yazımda ve gelecek ayki yazımda din-bilim tartışmaları üzerinde duracağım. Doktoramı yurt dışında yaptım. Doktora sonrası ve ortak proje çalışmaları ve mesleki kongrelere katılım sebebiyle 40 yıldan bu yana yurtdışı temasım çok yoğun oldu. 4 Kıtada 40 kadar ülkede uzun veya kısa süre bulundum. Ülkemiz kadar hiçbir ülkede bizdeki kadar çok din tartışması yapılmaz. Dine inanılır veya inanılmaz, hür ve laik ülkede herkes başkalarına karışmadan yasalara uymak koşulu ile istediği gibi inanmak özgürlüğüne sahiptir. Bu ülkede şüphesiz medya da dini konulara program, yer ve zaman ayırabilir, isteyen de bu yayınları izleyebilir. Ancak o kadar çok tartışılmaz. Bizdeyse neredeyse herkes alim, ulema veya “araştırmacı yazar” hep dini konular, davranışlar tartışılır. Öncelikle bu tür kısır tartışmaların çok vaktimizi aldığını, sonuçta da hiç kimsenin bu tartışmalar ışığında
fikrini değiştirdiğini sanmadığımı belirtmeliyim. Bu tür kısır tartışmalar, özellikle ülkemizi Hıristiyan misyonerlerin sardığı gibi abes tartışmalar maalesef son yıllarda içimizde yaşayan başka inanışa mensup kişilerin öldürülmesi,  hatta boğazlanması sonucunu bile doğurmuştur.

Bu fikrime rağmen ben de böyle bir konuyu tartışıyor görüneceğim. Ancak ben dini konulardan daha çok
dinden habersiz veya kendini dinsiz tanımlayanların bilim-din ilişkisinde yanılgıları üzerinde kendimce bilgi sunmayı amaçladım.
 
İslamiyet ve tüm İslam ülkeleri İslamiyet’in geniş alanlara yayılmasıyla birlikte sosyal alanlarda olduğu kadar bilim ve teknoloji alanında da büyük atılımlar yapmışlardır. Özellikle 8-13 YY arası İslamiyet’in bilim ve teknoloji alanında “altın çağı” olmuştur. Bu sürede özellikle Gazneliler, Abbasi Halifeleri, Selçuklular ve Endülüs Emevileri desteği ile bilim ve teknoloji alanında Müslüman bilim adamları başta astronomi, fizik, kimya, tıp ve matematik konularında büyük buluşlar yapmışlar, çağa göre teknolojilerini geliştirmişlerdir. İslam bilginlerinin kitaplarını dillerine çeviren başta İspanyol ve Portekizliler yeni kıta ve ülkeleri keşfetmişler, İtalyanlar
bilim teknoloji ve güzel sanatlarda
yenilenme hareketlerini (Rönesans’ı) başlatmışlardır.
 
13.YY’ dan sonra bir duraklama devrine girmişler, ardından her alanda öncülüğü bir daha alamayacak şekilde Avrupa oradan da ABD’ye kaptıran İslam ülkeleri bugünkü perişan hallere düşmüşlerdir. Ortaçağda İslam ve Arap uygarlığının altın çağındaki bilimsel başarılarını orijinal kaynaklardan araştırarak Leiden ve Frankfurt Goethe Üniversitelerinde 13 ciltlik dev eserinde yayınlayan Prof. Dr. Fuat Sezgin’i saygıyla kutluyorum. Eserleri günümüzde batı üniversitelerinde okutulmaktadır.

Öncelikle çağımızda İslam ülkelerinin bilim ve teknoloji alanınki perişan durumlarını evrensel bilim ve teknoloji ölçütleri ile vermek, sonra da geçmişteki öncü bilimcilerimizi bu yazının dar imkanları içerisinde dünya bilimine katkıları ile tanıtmak istiyorum.
Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişmişliğin evrensel ölçüleri açısından inceleyerek tartışacağım. Bu konuda 2005 yılından bu yana ülkemiz biliminin ve bilimcilerimizin düzeyini, Cumhuriyet Gazetesinin Cuma günleri verdiği Bilim Teknoloji eklerinde 5 yazı halinde ayrıntılı olarak tartıştım.  En geçerli bilim başarı ölçütü şahıslar için ne kadar yayınının ne kadar atıf aldığını gösteren h-sayısı, ülkeler için ortalama h- indeksi, ülke kaynaklı yayınların aldığı toplam atıf sayısı, nüfus başına atıf-yayın sırası ve etki faktörüdür. Ben aşağıdaki listede toplam 145 ülkenin yer aldığı kaynaklardan İslam ülkelerinin 1996-2006 yılları arası, yani son 10 yıllık periyotta toplam atıf sırasını ve tabloyu fazla büyütmemek için sadece toplam yayın ile yayın etki faktörü (yayın başına atıf) verdim. Sadece karşılaştırma amacıyla bir yakın komşumuz ile İsrail ve ABD’yi de listeye aldım.

Beklendiği gibi Türkiye hem atıf, hem de yayın sayısı bakımından tartışmasız büyük bir ara ile İslam ülkeleri arasında ilk sıradadır. Türkiye yalnız başına Mısır ve İran dışındaki listenin üst sıralardaki 15 İslam ülkesinin toplamından daha çok yayın yapmakta ve atıf almaktadır. Ancak Türkiye kaynaklı 4 yayın 1 ABD kaynaklı yayına 3 yayın da, 1 İsrail kaynaklı yayına eşit etki yapmaktadır. 7 milyon nüfuslu İsrail Türkiye’nin 4 katına yakın veya tüm İslam ülkelerinin toplamından daha çok atıf almaktadır. Sayı bakımından ise Türkiye ve Mısır dışındaki tüm İslam ülkeleri kadar yayın yapabilmektedir. Dünya nüfusunun %20-25’ini barındıran tüm İslam ülkelerinin dünya bilimsel yayın ve atıfta payları ancak %3-2 kadar olup sadece ABD’nin 35-40 da biri kadar etki yaratmaktadır. Teknolojinin ölçüsü olarak kabul edilen patent sayısı ve lisansı satılan patent ile ihracatındaki yüksek teknoloji ürün payı açısından durum daha da kötüdür.
 
Gerçi Pakistan kendi imkânları ile atom asını yapmış, nükleer teknolojiye sahip olmuş, İran da tüm dış baskıya rağmen aynı yolda ilerlemektedir. Ancak bu teknolojiye sahip olmak için yine dış ülkelerden ithal ettikleri araç ve gereçleri kullanmaktadırlar. Aynı şekilde Türkiye’de araştırma ve yayın yeteneğini artırırken önceki yazılarımızda ayrıntılı anlattığımız gibi tamamen ithal alet, araç ve malzemeleri kullanmakta olup, dışa bağımlılıkları daha da artmıştır. Özetle tüm İslam ülkeleri kendi teknolojilerini üretememektedirler.
 
Bu bilgiler ışığında maalesef yukarıda bu yazıyı yazmama neden olan 2 yazıdaki mesaj ve yargının da çok doğru olduğu net bir şekilde görülüyor. Geri kalmışlığımızın önündeki engel dinimiz ve zeka yetersizliğimiz değil, bilim anlayışımız ve uyguladığımız politikalardır. Zira 8–13 YY arasında İslam dünyası aynen günümüz ABD gibi bilim ve teknolojinin her alanında dünya öncüsü idi. Bu sonuçlar hepimizi ciddi düşündürmeli, hep birlikte bilim ve teknolojinin gelişimi önündeki engelleri aşacak seferberlik ilan etmeliyiz.

8–13. Yüzyıllara İslam Dünyasında Bilim ve Teknoloji

Arap yarımadasında Hz Muhammed’in peygamberliği ve devlet yöneticiciliğiyle başlayan Arap-İslam uygarlığı, 8. yüzyılda İspanyadan Çin Sınırına kadar geniş bir alana yayılır. Sonra da Gazneli, Hint-İslam, Pers, Selçuklu, Endülüs, Osmanlı uygarlığı olarak tüm İslam coğrafyasında bin yıl hükmeder. Bu Uygarlık “Altın Çağını” 8.-13 YY, kısmen de 15-16.YY kısmen sürdürür.
 
İslam coğrafyasında Çin, Hint, Helen ve Mezopotamya uygarlıklarının sentezi ile büyük uygarlık gelişir. Uygarlığın gelişiminde eski uygarlıklara ait yazılı eserlerin, özellikle meşhur İskenderiye kütüphanesindeki yangından kurtulan eserlerin Arapçaya tercüme edilerek medreselerde okutulması olumlu etki yaratmıştır. Özellikle sulama kanalları, su dolapları, su değirmenleri ve ürün çeşidinin çoğaltılması tarımsal üretimi artırarak tarım sanayisinin doğmasına sebep olur. Tarım sanayisinin gelişmesi ve üretim artışı ticareti geliştirir. Gereken işgücü köle-maraba ile karşılanır. İlk kez  işçi sınıfı doğar

Afrika’dan mısır ve narenciye, Çin’den pamuk ve şeker, Hindistan’dan mango ve pirinç, Yemen’den buğdayı alarak sulama ve mekanizasyon sayesinde tarım çok gelişmiş, dut yerine nişastadan şeker üretmişlerdir. Başlangıçta tarımsal üretim artışını sürdürmek için açılan iklim gözleme yerleri zamanla güneş ve yıldızların gözlendiği rasathanelere dönüşür. Çağın en büyük rasathaneleri İslam coğrafyasında kurulur. İlk gelişen bilim alanı astronomi olur.
 
Nişastadan şeker ve şurup üretimi, narenciye, yağ ve gül yağı, esans ve parfümeri üretimi kimyanın gelişmesini teşvik eder. Bugün batı müzelerinde sergilenen birçok aleti kendiler yapar. Kimyadaki araştırmalar bitkisel ilaç üretimine yönelerek tıbbı tedavi ve tıbbın gelişimini sağlar. Şehirleşmenin yaygınlaşmasıyla göçebe halk yerleşik düzene geçer. Şehirleşme mimari ve sanatı geliştirir. Bu çağda dünyanın en büyük kentleri Semerkant, Buhara, Şam, Bağdat, Kahire, Cordoba İslam uygarlığının önemli merkezleridir. Hükümdar ve yerel yöneticiler bilim adamları desteklemesi ile ulema sınıfı oluşur. Bir tür üniversite olan medreseler ülkenin her bir yanında açılarak öğretim ve araştırma yaparlar. Ulema sınıfı oluşur. İslam ülkelerinin her bir şehrinde, özellikle Abbasi hükümdarı Harun Reşit desteği ve koruması altında Bağdat’ta bilim adamları büyük destekle araştırmalara yönelirler. Çin’den alınan teknikle 751 de Semerkant ve Buhara’da ince kâğıtlar üretilir. Yunan kaynakları Arapçaya tercüme edilir. Halk kütüphaneleri kurulur. Mekke’ye Hac ziyaretleri ile Müslümanlar arasında bilgi alış verişi artar. Maalesef batı kaynaklı bilim tarihi kitaplarında pek yer verilmeyen birçok bilim dalı bu çağda gelişir. Cebir, ondalık sistem, bugün kullanılan rakamlar, birçok tıbbı ve cerrahi tedavi yöntemi, fizik ve kimyadaki temel buluşlar hep bu uygarlığın ürünü olup, batıda Rönesanssın doğumu bu uygarlığın kitaplarının tercümesi ile başlamıştır.
 
Bu çağın ünlü İslam Alimleri: Muhammet el Razi, El Harezmi, El Cabir, El Cezzar, İbni el Kindi, El Biruni, El Tamimi,  Ali Kuşcu, İbni Sina, Ali İbni Rıdvan, İbni el Nafiz, İbni Rüşt, El Kindi, Ebu Kasım, Farabi, Ömer Hayyam, El İdrisi, İbni Zuhr, el Cezeri ve daha yüze yakın alim bu çağda bilim ve teknolojinin gelişmesini, yaygınlaşmasını sağlamışlardır. Batı kaynaklarında en başarılı bazı bilim adamlarının eserleri çevrilirken isimleri de değiştirilmiş, uzun yıllar başarıları saklanan bu bilginlerin büyük buluşları son elli yılda yine Avrupa kaynaklı yayınlarla bilim dünyasına tanıtılmıştır.
 
13.YY sonu eski ihtişamı kaybolan bilimi ve sanatı son dönemlerde İbrahim Hakkı, El Suyud, İbni Barşa, Mimar Sinan, Tac Mahal mimarı, Piri Reis gibi az sayıda bilgin ve sanatçı 16. yüzyıla kadar taşımış, ancak bu asırdan sonra düşüş sadece askeri alanda değil, her alanda hep devam etmiştir. Bilim ve teknolojide başarılı olamayan uygarlıklar maalesef çökmeye mahkûmdur.
 
İslam da Tıp: Fielding H. Garrison “The History of Medicine” kitabı okunmalıdır!

Bu çağın en başarılı hekimleri: Ebu el Kasım modern cerrahin babası,

El Kindi (801-873) İspanyolca ve Latince ye tercüme edilen kitabında tıbbın temelleri, anatomi, oftalmoloji (göz hastalıkları), patoloji, fizyoloji ve tüm eczacılık dallarını incelemiştir.

Razi (865-925) pediatrinin babası sayılır. Ayrıca böbrek işlevini açıklamıştır. Aynı zamanda kimyacı olup Rey’li (İR)

İbni Haytam el Hasan (965-1039) göz cerrahisinin babası ve ilk büyük optik fizikçi,
 
İbni Sina (980-1037) orta çağın en büyük tıp uzmanı, aynı zamanda kimyacı ve fizikçi. Kemik, böbrek sistemi, mikroorganizmalar üzerinde çalışmış, boyama ile altına benzetilebileceğini, ancak kursunun altına çevrilemeyeceğini de o söylemiştir. Tüm eserleri batı dillerine çevrilmiş, uzun süre okutulmuş. Daha birçok tıp öncüsü var. Özellikle psikiyatrik hastalar müzik ve su terapisi ile tedavi edilirmiş.

Matematik: Harezmi (780-850) Orta Asyalı Türk. Ondalık sayı sisteminin ve cebirin aritmetik logaritma, kurucusu, bu konularda ilk kitabın yazarı. Arap rakamı olarak bilinen ve aslı Hint- Pencap’lı Müslümanlardan alınarak adapte edilen bugün kullandığımız rakamlar Haizmi’nin “Kitab el Cebir” kitabından Avrupa’ya geçmiş. “Algabra al mukabala” kitabı da batı dillerine ilk tercüme edilen Türk

Cabir ibni Aflah “Elementel astronomi” kitabının yazarı, yer bilimci, jeodezinin babası ve en önde gelen matematik-
çilerdendir. Daha birçok matematikçinin kitabı da batı dillerine çevrilmiştir.

Fizik, Kimya ve Fen: Musa bin Şakir (800-873) Yer fiziğini incelemiş ve yazmış,

Reyhan el Biruni (973-1048) ve daha sonra El Kazin- deneysel mekanik, statik, dinamik ve denge teorisi kurucusu, büyük düşünür, özgül ağırlık tayini de yapmıştır. Abdulbereket el Bağdadi (1080-1165), Aristo fiziğini eleştirmiş, klasik fiziğin temellerini yazarak Galilei ve Newton’a yol gösterici olmuştur. Newton 2. yasasına benzer düşünceleri yıllar önce yazmıştır.

Ibni el Baytar “Kitab al-Jami fi al-Adwiya al-Mufrada” devrin en büyük botanik kitabında 200’ü o bölgeye has 1400 bitkiyi ayrıntılı tanıtmıştır.

İslam Ülkelerinde Diğer Bilimler

Felsefede en tanınmış alim Farabi bilim dallarını sistematik sınıflandırmış, birçok konuyu tartışmıştır. İbni Haldun tarihte, İbni Rüşt felsefe ve fen dallarında, Gazali, Buhari, Ahmet Yesevi, Mevlana ve diğer veli ve din adamları dini ve sosyal alanlarda tanınan ünlüler.

El Razi, Abdullatif, İbni Sina, Ali İbni Rıdvan, El Tamimi bilimin birçok alanında çalışan alim aynı zamanda filozoflardır. Çevre (hava, su, toprak) kirlenmesi daha o çağda tartışılmıştır. Cordoba ve Andulus da atık toplama tankları yerleştirilmiştir.

Gözlem evleri ve üniversiteler (Medreseler) açılmış, daha o çağda akademik unvan verilmeye başlanmış. Fas’taki El Karoune ile Cordoba, Bağdat, Kahire’deki medreseler çok meşhurdu.

İslamda Bilim Teknoloji: Sulama kanalları, su değirmenleri, su dalgasından yararlanma, makineler ve otomat (El Cezeri), kağıt fabrikaları, gül yağı, esans üretimi, damıtma, destilasyon, süblimleştirme, kristalendirme, süzme ve saflaştırma sistemleri, kimya, fizik, matematik, astronomi, tıp, eczacılık, botanik, tıp, şehirleşme, mimarlık, çok ileri düzeye ulaşmıştır. En seçkin eserler: Taç Mahal, Edirne Selimiye Camisi, Granada El Hamra Sarayı, Semerkant, Buhara, İsfahan, Bağdat, Şam, Kahire, İspanya ve Anadolu’daki camiiler, türbe ve kümbetler, saray ve kervansaraylar sayılır.
 
Endülüs Uygarlığı ve Toledo Okulu

8.YY da Fas üzerinden İber yarımadasına yayılan İslamiyet kısa sürede Prenelere kadar genişlemekle kalmamış, aynı zamanda tüm bilimsel ve teknolojik kazanımlarını da yarımadaya taşımıştır. 9. YY da Cordoba’da 60000 bina, konut eser ve 700 cami yanında 70 kütüphane ve çok sayıda hastane Toledo ve Granada’da medrese (üniversite) de açmışlardır.
 
Daha 1150–1200 yılları arasında Toledo’da İspanya kralı Alfonso öncülüğünde bir tercüme okulu açılır. El Harezmi, El  Bruni, El Cahiz, El Kindi, İbni Sina ve Razi başta olmak üzere 50 kadar İslam aliminin eserleri İspanyolca ve Latinceye tercüme edilmiştir.

Avrupa’da Rönesansın Doğuşuna Etkiler

Batı Avrupa ülkelerinde Rönesans ateşini yakan etmenler olarak 3 neden sayılır ki 3’ünde de İslam ve İslam ülkeleri etkilidir: 1-Haçlı Seferleri ve İslam coğrafyası ile temasta refah ve nedenini merak etme.  2-Endülüs Emevileri ve Sicilya aracılığı ile İslam dünyasındaki tüm bilimsel ve teknolojik kitaplar, bu arada Helen klasikleri İspanyolca ve Latinceye tercüme edilerek, okullara girmesi. 3-Batıda Endülüs, doğuda Osmanlı yayılması, Çin Hint yolunun Müslümanlar tarafından kapatılması ve tüm Avrupa’nın işgali korku ve baskısı Avrupa ve Hıristiyan dünyasını uykudan uyandırır. Kaçıp İtalya ve İspanya’ya sığınanlar bilgi ve teknolojiyi de batıya götürmesi Rönesanssın doğuşunu sağladı.

Aslında tüm uygarlıklar birbiri ile ilişki ve bilgi alış verişi yapmışlardır. Uygarlıklar gibi bilim ve teknoloji de güney ve doğudan doğmuş sürekli batı ve kuzeye doğru ilerlemiştir. Çin, Hint, Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Yunanistan, İtalya, İspanya, Fransa, İngiltere, Almanya, İsveç, ABD, Kanada sonrası turuna devam eden ileri uygarlık Pasifik ülkelerine doğru turuna devam ediyor. Umarım bizim üzerimize 2. tur atılmadan tekrar kaptan köşküne çıkarız.

Bir sonraki yazımızda bilim ve din ilişkisi verdikten sonra bugünki geri kalmışlığın nedenlerini ve tekrar başarıya ulaşmak, geri kalmışlığı ilerlemeye çevirmek için ne yapmamız gerektiğini (bize göre) tartışacağız.

 

  İlgili Haberler

 

Ar-Ge siyle Öne Çıkan Ermaksan, Dünyaya Makine Satıyor
HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
İstanbul da Çelik ve Otomotiv Çeliği Konferansı düzenliyor
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

Bilimsel araştırmadan teknolojiye - V
KOBİ lerin ihracat pazarlamasında kullandığı yöntemlerden biri; doğrudan postalama
Türkiye için araştırma ve üretim stratejisi
2030 yılında çevreci otomobillere plastiğin katkısı
Çağrışım yaptırıcılar ile satış
 

http://track.adform.net/C/?bn=3736695

http://automechanika.messefrankfurt.com/frankfurt/en/besucher/messebesuch/eintritt_fachbesucher1.html?wt_mc=automechanika.tr.subconturkey_com.allgemei




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi