Türkiyenin alüminyum sektöründe son yıllarda gösterdiği Avrupanın üretici üssü yolunda umut verici gelişmelere bağlı olarak 2009 senesinde ilkini gerçekleştirilen Aluexpo 2011- Alüminyum Teknolojileri, Makine ve Ürünleri İhtisas fuarı ile yine birlikteyiz.
Çağımızın en önemli metallerinden olan Alüminyum artık Türkiyede son teknolojilerle ve yeniliklerle üretilen kaliteli ürünleri ile dünya pazarlarında yerini alarak pek çok rakibini geride bırakmaktadır. Her yıl artan üretim ve buna bağlı ihracat hacmimiz de bunun en iyi göstergesidir.
Yaklaşık on yıldır ardı arkasına yaşanan hem dış hem iç ekonomik krizler üretim ve ihracat potansiyelimizde belli oranlar da yavaşlamaya sebebiyet verse de artış hızını önünü kesememiştir. Kriz ortamında bile cesaretini kaybetmeyip yoluna devam eden alüminyum sanayicilerimiz yatırım hızlarını kesmeyerek kriz ortamını fırsatlar ortamına çevirmeyi başarmışlardır.
Bir kez daha büyük emekler harcanarak yapılan başarılı çalışmaların ve bu çalışmaların sonucunda da ortaya çıkan yeni ve daha üstün kaliteli ürünlerin tanıtımını yapma zamanıdır.
Türkiyenin tek öncü Alüminyum Sanayicileri Birliğinin güçlü ve sarsılmaz birlikteliğinin 40 yılını idrak ettiğimiz bu yıl, tüm Türk Alüminyum Camiamız adına Fuar ve Sempozyum Organizasyonuna katkıda bulunan, emeği geçen ve bizlere gönülden destek veren herkese teşekkürlerimi iletiyor, başarılar diliyorum.
Alüminyum Sektörü
Dünyada demir-çelikten sonra en çok üretilen metal olan alüminyum, inşaat sektöründe, özellikle çatı ve cephe kaplama, kapı ve pencere, merdiven, iskele ve sera yapımlarında yoğun olarak kullanılmaktadır. Bunun dışında otomotiv, uçak ve vagon yapımı, elektrik, ambalaj ve metalurji alanlarında da kullanımı bulunmaktadır.
Dünyada hala genç bir metal olarak kabul edilen alüminyumun korozyon dayanıklılığı yüksek, ömrü uzundur. Alüminyum, inşaat sektöründe %25 oranında kullanılmaktadır. Alüminyumun tercih edilebilirliliğinin en büyük nedenleri arasında hafifliği, ömrünün uzunluğu, dış etkenlere ve değişik iklim şartlarına karşı dayanıklılığı, kolay biçimlendirilebilmesi, düşük bakım maliyetleri, renklendirilebilmesi ve teknolojik açıdan sonsuz ürün çeşitliliği gibi alternatif özelliklere sahip olması bulunmaktadır.
Alüminyum dünyada bileşik (oksit) halinde bulunur. En önemli hammaddesi boksittir. Dört ton boksitten bir ton alüminyum elde edilmektedir. Boksit rezervleri dikkate alındığında Türkiyenin dünyanın boksit rezervinin %1ini barındırdığı bilinmektedir. Cevherlerin %95i (422 milyon ton) Toroslar kuşağında yer almaktadır.
Alüminyum sanayisi, birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İkincil alüminyum, hurdadan elde edilmektedir. Üretim yöntemlerine göre de alüminyum ürünleri; hammadde (külçe, biyet) ve yarı ürünler (ara mallar) olan ekstrüzyon ürünleri (alüminyum profiller, çubuklar, lamalar, filmaşinler), yassı ürünler (levha, şerit, folyo), döküm ürünleri ve iletkenler olarak gruplandırılmaktadır.
Alüminyumun yeniden değerlendirilmesi sonucu elde edilen ikincil alüminyuma olan talep, yüksek enerji maliyetleri ve çevreci yaklaşımlara paralel olarak artmaktadır. İkincil alüminyum, birincil alüminyumda harcanan enerjinin yalnızca %5i kadarını tüketmektedir. Bu nedenle, maliyetleri düşüktür.
Bazı mühendislik uygulamalarında çeliğe alternatif olarak alüminyum tercih edilmektedir. Özellikle köprü inşaatlarında kullanılan alüminyum sayesinde yük taşıma kapasiteleri artmakta, ölü yük ağırlığı azalmakta ve yüksek korozyon mukavemeti gözlenmektedir.
Alüminyum inşaat sektörü dışında ambalaj, taşıt ve taşıt komponenti, tel ve kablo üretimi, makine ve makine elemanları üretiminde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Türkiyede Alüminyum Sanayisi Şirket Profili ve İstihdam
Türkiye, alüminyum ile 1950li yıllarda tanışmış ve alüminyum uygulamaları da 20. yüzyılın ikinci yarısında başlıca bina doğramaları, mutfak eşyaları ve elektrik enerjisi naklinde kullanılan iletkenlerin yapımı ile başlamıştır.
Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında alüminyumun ülkemizde kısa bir geçmişi vardır. 1956 yılında, çok küçük ve az sayıdaki atölyelerde, 100 ton kadar alüminyum işlendiği söylenmektedir. 1960lardan itibaren, özellikle dayanıklı tüketim mallarının üretimine başlanması ve otomotiv sektöründeki gelişmeler, alüminyuma olan talebi artırmıştır.
1967de birincil ham alüminyumun üretildiği tek tesis olan Eti Alüminyum A.Ş.nin Seydişehir Alüminyum Tesisleri ile Türkiyede alüminyum üretimine başlanmıştır. Fabrika, 1970li yılların sonuna dek değişik ünitelerin eklenmesiyle gelişim göstermiştir. 1980li yıllarda enerji krizleri nedeniyle kapasitede dalgalanmalar yaşayan fabrikada 1985te %100 kapasite geri kazanılmıştır.
Firma, 2005 yılında özelleştirilmiştir. Öteki özel sektör alüminyum üreticisi kuruluşlar, yarı ya da uç ürün (işlenmiş alüminyum) üretimi yapmaktadır.
Türkiye alüminyum sektörü 4 milyar dolara yakın iş hacmiyle ülke sanayisinin en önemli sektörlerinden birisidir. Son yıllarda özellikle hadde ve ekstrüzyon ürünlerinde yapılan yeni yatırımlar sayesinde dünya pazarlarında rekabet edebilir ölçekte kapasitelere ulaşılmış olup bu sektörler ihracatta önemli aşamalar kaydetmektedirler.
Günümüzde Türkiye alüminyum sektörü, büyüyen ve gelişen bir sektör olup yükselen bir trendle alüminyum yarı ürünlerini ve çeşitli diğer ürünleri Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine ihraç ederek önemini ve gelişmesini gün geçtikçe artırmaktadır.
Alüminyum sanayisinde değişik alanlarda faaliyet gösteren 1.500ü aşkın firma bulunmaktadır ve toplam istihdam 30.000 dolayındadır.
Doğrudan inşaat sektörü ile ilgili olarak ise ekstrüzyon alt sanayisinde 75den fazla firma üretici olarak faaliyet göstermektedir. Ayrıca, 2007 yılında Türkiyede bulunan ekstrüzyon pres sayısı 149 adete ulaşmıştır. İnşaat ile ilgili ekstrüzyon, yassı ürünler, döküm ürünleri ve iletkenler alanında faaliyet gösteren firmaların tümü özel sektöre ait olup yabancı sermaye katılımı çok sınırlıdır. Bununla birlikte sektörde firmaların genelde dağınık ve küçük orta ölçekli olduğu görülmektedir.
Sektördeki yatırımlar iki tür üretim teknolojisinden biri olan sürekli döküm teknolojisi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu tür teknolojide diğer teknoloji olan direkt döküm teknolojisine oranla yapılan yatırım meblağının düşük olması bu teknoloji üzerinde yoğunlaşmanın nedenidir. Ayrıca sürekli döküm teknolojisi direkt döküm teknolojisine göre daha düşük miktarlarda kapasite artırımına olanak sağlamaktadır.
Türkiyede, alüminyum ekstrüzyon, yassı ürünler, döküm ürünleri ve iletkenlerin geniş çapta üretimi, özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Sektördeki kuruluşlarda yabancı sermaye payı bulunmamaktadır. Sektörde genel olarak büyük kapasiteli tesislerde teknoloji yoğun, küçük firmalarda ise emek yoğun üretim sistemi uygulanmaktadır.
Üretim ve Kapasite
Türkiyede alüminyum sektöründe faaliyet gösteren firmaların toplam üretim kapasitelerinin 800 bin ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.
2007 yılında yapılan yeni yatırımlarla yıllık üretim kapasitesi, ekstrüzyon ürünlerinde 360 bin ton, yassı ürünlerde 200 bin tona ulaşmış olup, döküm ürünlerinde 130 bin ton, iletkenlerde ise 45 bin ton olarak tahmin edilmektedir. Sektörde yaklaşık 125 bin ton atıl kapasite olduğu düşünülmektedir. Söz konusu atıl kapasitenin ihracatla aşılması önem arz etmektedir.
Kapasite kullanım oranı 2007 yılında özellikle ekstrüzyon ve yassı alüminyum üretimine yönelik yeni yatırımlarla %83ler seviyesine ulaşmıştır. Ancak 2008 yılı son aylarında başlayıp tüm dünyayı etkileyen küresel ekonomik kriz ülkemizi de etkisi altına alarak kapasite kullanım oranını %60 seviyelerine düşürmüştür.
2009 yılında küresel ekonomik krizin etkilerini kendi çabaları ve tedbirleri ile aşan sektör 2008 yılına göre üretimlerinde dünya gidişatına paralel düşüş yaşasa da 2010 yılı başından itibaren çok çabuk toparlanmış ve önceki hızı ile tekrar yükselişe geçmiştir.
2010 Yılı Alüminyum İhracat Rakamı 1.9 Milyar Dolar Oldu
Alüminyum sanayisinde faaliyet gösteren hammaddeden uç ürün üreten firmaların toplam üretim kapasitelerinin yılda 800 bin tonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Birincil alüminyum üretimi yapılan Seydişehir Alüminyum Tesislerinin tek başına üretim kapasitesi ise yıllık 60 bin ton olmasına rağmen 2009 yılı sonunda sadece 35 bin tonluk üretim yapılmış ve bu miktar da olduğu gibi yurtdışına ihraç edilmiştir. 2010 yılında da Seydişehir üretimi 63 bin ton olarak ifade edilmiştir.
Ülkemizin ekstrüzyon alt sanayisi, yapı sektöründe en fazla kullanılan alüminyum koludur. Türkiyede ekstrüzyon sanayisinde alüminyum profiller (lama, boru, çubuk ve köşebentler) ve karmaşık şekilli alüminyum profiller (mimari ve endüstriyel profiller) üretimi yapılmaktadır. Ekstrüzyon sektöründe son dönemde yapılan yatırımlar ile daha modern ve büyük ölçekli kapasitelere yaklaşılmaktadır.
Her yıl ortalama %10luk büyüme hedefleyen sektörde, üretim ve ihracat hacminde ekonominin istikrarlı seyri halinde otomotiv, beyaz eşya ve inşaat sektörlerinin gelişimiyle de beklenen hedefe ulaşılabileceği öngörülmektedir. Ancak 2008 yılında dünyada yaşanan ekonomik kriz dış ve iç pazarlarda daralmayı beraberinde getirmiştir. Eylül 2008den itibaren başlayan üretim düşüşü Aralık 2008de %20lerin üzerine çıkmıştır. Yukarıdaki ana ürün gruplarında 2007 yılında 2006 yılına nazaran ortalama %14 civarında olan üretim artışı 2008 yılında 2007 yılına göre yarıya inmiştir. 2009 Ocak ayında devam eden dış ve iç pazar daralması nedeniyle üretim düşüşü %30lar seviyesine yükselmiş, bu durum sektörde birçok üretim tesisinin kapasitesini düşürmesine, bazı tesislerin vardiya sayısını azaltmasına ve bir kısmının da üretimini durdurmasına sebebiyet vermiştir.
Ekstrüzyon üretimi alanında 2009 yılında, 2008 yılına göre %13,2 lik bir düşüş kaydedilse bile firmalar 2010 yılı başı itibarıyla çok çabuk toparlanarak üretimlerine talepler doğrultusunda hız vermişlerdir. 2010 yılı sonu itibarıyla ekstrüzyon üretiminde yaklaşık %20 ve yassı mamul üretiminde de yaklaşık % 46 civarında artış göstermektedir.
Yurtiçi Talep ve Tüketim
Alüminyum, ülkemizde demir-çelikten sonra en çok tüketilen metaldir. 2006 yılında Türkiye iç tüketim rakamı 446.263 ton iken bu değer 2007 yılında 526.000 tona, 2008 yılında ise 556.697 tona ulaşmış, ancak 2009 yılında 505.979 tona inmiştir. Türkiyedeki iç tüketim rakamı 2007 yılından 2006 yılına %17,9luk bir büyüme yaşarken 2008 yılında büyüme, küçülerek de olsa devam etmiştir. Ancak 2009 yılında iç tüketim %9,1 azalarak 506 milyon tona düşmüştür.
Türkiyede alüminyum tüketiminde gelişmiş ülkeler düzeyine varması beklenen bir artış söz konusudur. Alüminyum ekstrüzyon ürünleri, kullanım alanı olarak yaklaşık %70 ile en büyük payı almaktadır. Bu nedenle inşaat sektöründeki büyüme alüminyum ekstrüzyon sektörü ile doğru orantılıdır. Ancak yurtiçi inşaat sektöründe yaşanmakta olan kriz ekstrüzyon mamullerinin kullanılmasını önemli ölçüde etkilemektedir.
İnşaat sektöründe büyüme gerçekleşse dahi, bu büyüme konut ağırlıklı olduğu takdirde yine alüminyum ekstrüzyon sektörüne doğru orantılı yansımamaktadır. Bunun en önemli nedeni konutlarda alüminyum ürünlerine alternatif PVC ürünlerin daha düşük fiyat nedeniyle tercih edilmesidir.
2008 yılı verilerine göre Türkiyede kişi başına alüminyum tüketimi 7,8 kga yükselmiştir. 2009 yılında yine küresel ekonomik krize ve aynı zamanda da nüfus artışına bağlı olarak kişi başı tüketim 7 kga düşen bu miktar 2010 yılı sonunda üretimin yeniden hız kazanmasıyla birlikte 9 kg. ulaşmıştır. Ulaşılan bu tüketim seviyesi, AB ülkelerindeki kişi başına 22 kg ve OECD ülkelerindeki 33 kg değerleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşük kalmaktadır.
Tüketimin kişi başına yılda 30 kg gibi seviyelere çıkacağı gözönünde bulundurulduğunda sektörün önünde büyük bir gelişme alanı olduğu görülmektedir. Mevcut üretim tesislerimiz, dünya ölçülerine göre orta ve küçük ölçekli olmakla beraber, ekonominin gelişmesine paralel olarak sektörde de gelişme görülmektedir. Mevcut sorunların aşılması halinde alüminyum sektörü, hızlı büyüme sağlayacak sektörler arasında yer almaktadır.
İhracat
Alüminyum sanayisi ham alüminyum ihtiyacının büyük kısmının ithalatla karşılanıyor olmasına karşılık sektör, ciddi oranda mamul madde ihracatı gerçekleştirmektedir. Mamul madde üretiminin yarıdan fazlası ihraç edilmektedir.
Bu ürün gruplarının ihracatında alüminyum ekstrüzyon ürünleri ilk sırada yer alırken, alüminyum hadde ürünleri ikinci sırada, alüminyum inşaat aksamı ise üçüncü sırada yer almıştır. Bütün alüminyum ürünlerinde, 2007 yılında 1,6 milyar dolar olan ihracat 2008 yılında 1,8 milyar dolara ulaşmış, 2009 yılı sonunda ise 1,4 milyar dolara gerilemiştir. Bu da 2008 yılında 398 bin ton, 2009 yılında da 385 bin tonluk ihracatın gerçekleştirildiği anlamına gelmektedir.
2008 yılında 2007 yılına göre ürün türüne göre gerek üretimde gerekse ihracat potansiyelinde bir büyüme yaşanmıştır. Büyümedeki en önemli etkenler, üretimlerin kalitede Avrupa standardını yakalamış olması, ürünlerin dış pazarlarda aranılır hale gelmesi ve bunun da doğrudan ihracat potansiyelini artırıcı yönde olumlu etkilerinin olmasıdır. Ancak 2008 yılının son çeyreğinden itibaren dünyada yaşanan ekonomik kriz özellikle mamul ihracatının %60ını gerçekleştiği AB pazarının daralmasına neden olmuştur. Sektörün 2007 yılı ihracatı değer bazında 2006 yılına göre %31,3 oranında artarken 2008 yılı ihracatı 2007 yılına göre sadece %9,7 artmıştır. İhracat azalışının son üç ayda giderek %30lar seviyesine ulaşması ve iç pazardaki talep yetersizliği sektörü büyük bir darboğazın içine sokmuştur. 2009 yılında ise mevcut pazarlarda olumlu bir gelişme görülmediğinden ve yeni pazar arayışları da kısa sürede netice vermediğinden İhracat %21 küçülerek 1,4 milyar dolara gerilemiştir.
2010 yılında ise sektör ihracatı açısından ivme yeniden pozitif yönlü gelişmeye başlamış ve yılın sonunda 1.9 milyar dolar ihracat rakamına ulaşılmıştır.
Sektörde ihracata yönelik çalışan üreticiler çoğunlukla Avrupa, Asya ve Türk Cumhuriyetleri pazarlarına mal göndermektedirler. 2010 yılında en fazla ihracat yapılan ülkeler alüminyum alt gruplarına göre değişiklik göstermekle birlikte, Almanya, İtalya, Irak, Yunanistan ve İngilteredir.
İthalat
Türkiyede birincil alüminyum (öteki alt sektörlerin hammaddesi) üretim kapasitesinin 60.000 ton (Seydişehir yıllık üretimi) ile sınırlı olması ve 2009 yılında da sadece 35 bin ton olarak gerçekleşen üretimin yurtdışına ihraç edilmesi sebebiyle sektörün hammadde ihtiyacının yaklaşık %90ı ithal edilmek durumundadır.
Toplam alüminyum ve alüminyumdan eşya ithalatı değer olarak 2006 yılında 1,8 milyar dolar iken, 2007 yılında %32 oranında artış göstererek 2,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılında %8 artarak 2,5 milyar dolar olarak gerçekleşen ithalat 2009 yılında ise 1,6 milyar dolara gerilemiştir.
2010 yılının sonu itibarıyla ithalat hacminin 2,4 milyar dolara ulaşmasıyla ileriye dönük iyimser beklentilerin gerçekleşerek sektörün eski günlerine geri döneceği tahmin edilmektedir.
2010 yılının sonunda alüminyum ithalatından en büyük payı %74 ile birincil alüminyum almıştır. Öteki önemli ürün grubu ise hadde ürünleri olmuştur.
Alüminyum ithalatının en fazla gerçekleştirildiği ülkeler BDT, Ortadoğu ve Avrupa ülkeleridir. Daha önceki yıllarda olduğu gibi 2010 yılının ilk üç çeyreği sonunda da bu ülkeler arasında Rusya önemli bir farkla başı çekmektedir.
Türkiye Alüminyum Sanayisinin Genel Değerlendirmesi
SWOT Analizi
GÜÇLÜ YÖNLER
Alüminyumun en önemli hammaddesi olan boksit rezervleri açısından Türkiyenin dünya çapında zengin kaynaklara sahip olması
Türkiyede birincil alüminyum üretimini 70 yıl süreyle karşılayabilecek alüminyum cevheri rezervinin olması
Avrupa ülkelerinin çevre ve işçilik maliyetleri gibi nedenlerle alüminyum işleme sanayisinden uzaklaşmasıyla, Türkiyenin pazarda önemli bir potansiyel elde etmesi
Alüminyum sistem doğrama ürünlerinin pazar payının artması
Türkiye alüminyum sektörünün geldiği kalite seviyesinde, artık yabancı sistem profillerin alüminyum profil tedariklerini de Türkiyeden sağlaması
Her tür amaca uygun ve her tipte üretilebilen sistem doğramaların, bütün test belgeleri ile tüketicilere güven vermesi
Yeni teknolojilere yatırım yapan birkaç firmanın hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda daha yüksek rekabet gücüne sahip olması
ISOnun Birinci 500 Firma sıralamasında alüminyum sanayisinde faaliyet gösteren firmaların yer alması
Avrupa ile kıyaslandığında göreceli olarak ucuz ve eğitimli işgücünün bulunması
Avrupaya ve gelişmesi muhtemel Ortadoğu ve Doğu Avrupa pazarlarına yakınlık
Hammadde kaynaklarına yakınlık
Yeni teknolojilere dayalı üretim tesislerinin varlığı
Bilgi teknolojilerinin etkin kullanımı
ZAYIF YÖNLER
Özellikle ihracata yönelik çalışan firmaların, yüksek enerji maliyetleri nedeniyle rekabette zorlanmaları
Elektrik kesintileri ve voltaj dalgalanmalarının sürekli üretim yapılan tesislerde iş ve zaman kaybına neden olması, böylece üretim verimliliğin düşmesi
Sektörün kaliteli enerjiye ihtiyaç duyması
Yüksek enerji ve finansman maliyetleri
Daha yüksek katma değerli ürün yelpazesindeki yetersizlik
Alüminyum gereksiniminin, son 30 yılda 17 kattan fazla artış göstermesi ve her yıl artan alüminyum gereksinimine bağlı olarak tesislerde kapasite artırımı yapılması gerekliliği
İkincil alüminyumun hammaddesi olan hurda kaynaklarının yetersizliği ve alüminyum hurdalarının katma değer yaratılmaksızın ihraç edilmesi
Tesislere kapasite artırımı ve modernizasyon yatırımları yapılmadığından hammadde ihtiyacının %70-75lik bölümünün ithalat yoluyla karşılanması
Hammaddede %90 dışa bağımlılık ve hammadde ithalatından alınan gümrük vergileri
Yatırım mallarında dışa bağımlılık
Sektördeki ekstrüzyon firmalarının çoğunun teknolojisi eski, kalitesi düşük ekipman ve kalifiye olmayan personel ile kayıtdışı yollara yönelerek üretim yapması
Sektörde Ar-Ge ve yeni teknolojilere yatırım yapıp yüksek kalitede özgün tasarımlar ile kendi markalarını oluşturmuş firmaların ürünlerinin kopyalanarak, ancak ürün standardından ve kalitesinden ödün vererek daha ucuz fiyatlar ile satılabilmesinin sektörde haksız rekabete yol açması
Sektörde dünya çapında bir test merkezinin bulunmaması ve test için Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerdeki akredite test merkezlerinin kullanılmak zorunda kalınması
Sektörde faaliyet gösteren firmaların genellikle küçük ölçekli olması ve firma birleşmelerine ihtiyaç duyulması
Sıcak haddeleme ile üretim kapasitesi olmaması
Genel üretim sektörünün üzerindeki vergi ve faiz gibi ek yüklerin diğer rekabetçi ülkelere göre fazla olması
FIRSATLAR
Alüminyumun geri kazanımı olan, korozyona dirençli ve uzun ömürlü bir malzeme olması
Hafiflik ve yüksek dayanım özellikleri gerektiren taşımacılık ve inşaat sanayisinde geniş kullanım alanının bulunması
Endüstrinin pek çok kolunda milyonlarca değişik ürünün yapımında kullanım alanının olması
Yapılan yatırımların arzı artırmasıyla dışa bağımlılığın azalması
AB ve öteki batı ülkelerinde döküm sektörünün zorluğu, katma değerinin düşüklüğü, emeğe dayalı olması nedeniyle, bu sektörde yeni yatırımların yapılmayıp ihtiyaçların doğu Avrupa, Türkiye, Çin, Hindistan gibi ülkelerden temin edilme yoluna gidilmesi
İç pazarın otomotiv, beyaz eşya, inşaat sektörlerindeki büyüme potansiyeli
Ortadoğu ve Rusyada hammadde kaynaklarının büyüme potansiyeli
Avrupa yassı ve ektrüzyon üretiminin rekabetçiliğinin azalması
Büyüyen Orta ve Doğu Avrupa ile Ortadoğu pazarları
Alüminyumun diğer metalleri ikame etme imkanlarının artması
Alüminyum sektöründe entegre üretim sistemlerinin, hammadde üretimi ve yarı mamul olarak ayrılma eğilimi
Türkiyede inşaat, otomotiv, dayanıklı tüketim eşyası, raylı taşımacılık, gemi inşaat ve paketleme gibi alüminyum kullanan sektörlerdeki hem kullanım oranı hem de sektörel büyüme potansiyeli
Küresel ısınma nedeniyle otomotiv sektöründe daha az yakıt kullanımını teşvik eden alüminyum tüketiminin artması
Iraktaki inşaat sektöründeki yüksek potansiyel ve Türkiyenin bölgeye yakınlığı
Avrupa Birliğine uyum çalışmalarının başlatılması
TEHDİTLER
Ekolojik sorunlar
Alüminyum sanayisinde iç talebin var olan kapasiteyle karşılanamaması nedeniyle ithalat oranlarının yükselmesi
ABye geçiş sürecinde arıtma tesisleri kurulmasının getireceği maddi yükler
Hammadde girdisinde sektördeki firmaların metal borsalarındaki dalgalanmaya açık durumda bulunması
Boksit, alumina ve sıvı metal üretiminde tekelleşme
Çin devlet politikası ile desteklenen (dampingli) alüminyum hammadde, yarı mamul ve mamul ürünlerinin Türkiyeye ihracatının artması
Yarı mamul ve mamul ürünlerde iç pazarlarını koruyan ve ihracata destek veren Hindistan ve Endonezya gibi ülkelerden gelen haksız rekabetin, hem Türkiye için hem de Türkiyenin ihracat pazarları için risk teşkil etmesi
AB çevre politikasının rekabet gücüne etkisi
AB entegrasyonunda işgücü maliyeti artışı
Hammadde fiyatlarındaki fiyat belirsizliği ve dengesiz fiyat inişleri
Çevre kanunlarının ağırlaşması nedeniyle çalışma koşullarının güçleşmesi ve maliyetlerin yükselmesi
AB üyeliği sürecinde sektörü bekleyen yaptırımlar
PVC, kompozit ve ahşap gibi alternatif malzemelerin kullanımı
Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde Güney Kore, Ukrayna, Körfez Ülkeleri gibi ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının tehdit oluşturması
İleriye Dönük Beklentiler
Alüminyum ekstrüzyon ürünlerinin Türkiyedeki ve dünyadaki en büyük kullanım sahası inşaat sektörüdür. Alüminyum cephe, doğrama, pencere, kapı vs gibi mimari uygulama olarak bilinen ürünlerin hammaddesini oluşturur. Alüminyum ekstrüzyon ürünlerinin bu sektördeki alternatifleri PVC ve ahşap uygulamalardır. Alüminyum ekstrüzyon ürünlerinin otomotiv, sanayi, raylı taşımacılık gibi sahalarda uygulama oranı Türkiyede henüz dünya ortalamalarına ulaşmamıştır ancak son yıllarda artan ihracat oranlarıyla birlikte bu sektörlere girilmeye başlanmıştır.
İnşaat sektörü dışındaki kullanım sahalarında alüminyum esktrüzyon ürünlerinin alternatifi olarak başta çelik olmak üzere plastik ve kompozit malzemeler yer almaktadır. Alüminyum ekstrüzyon ürünlerinin en büyük maliyet kalemli hammadde olması ve hammadde fiyatının da Londra Metal Borsasına bağlı olması nedeniyle ürün fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar hem üreticileri hem de kullanıcıları zor durumda bırakmaktadır.
AB ülkelerinde yaşanan ekonomik kriz ve durgunluk inşaat sektörünü de etkilemiş ve bu ülkelerdeki firmalar ya iflas etmiş ya da büyük sermaye gruplarının eline geçmişlerdir. Bu gruplar da AB ülkelerindeki üretimlerini durdurmuş ve mal tedariklerini ve işçiliklerini Çin, Hindistan ve Tayvan gibi Uzakdoğu ülkelerine kaydırmışlardır. Bu ülkeler ile AB arasındaki mesafenin uzunluğu ve Uzakdoğu firmalarının kalite ve tecrübe eksikliği, AB ülkelerini ve son kullanıcıları memnun etmeyebilecektir. Halen ucuz olan işçilik, teknoloji ve tecrübelerini kullanarak Türk firmaları AB, Rusya Federasyonu, Kafkasya ve Uzakdoğudaki projelerde aranan ve Türkiye ekonomisine katkısı artan firmalar olabilecektir.
Türkiye sanayisi açısından önemli olan alüminyum sektörünün yakaladığı büyümeyi devam ettirebilmesini teminen Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği tarafından bir Eylem Planı hazırlanmıştır. Eylem Planında sektörün global pazarlarda rekabet gücünü sürdürebilmesi ve katma değeri yüksek, ileri teknoloji ürünlerinin üretilmesi ana hedef olarak belirlenmiştir. Ana hedeflere ulaşılabilmesi için gerekli görülen önlemler ise aşağıda sıralanmaktadır:
Yurtiçi hammadde üretiminin önü açılmalı,
Maliyet içinde çok yüksek girdi olan doğalgaz ve enerji fiyatları düşürülmeli,
Sektöre ilave yük getiren KDV Tevkifatı uygulamasına son verilmeli,
Hammadde ithalatında vadeli ithalattan alınan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (%3) kaldırılmalı,
Madeni yağ fiyatlarının ÖTV oranları eskisine indirilmeli,
Finans ve istihdama yönelik destekler sağlanmalıdır.