TUİK verilerine göre aylık sanayi üretim endeksi, 2009 yılı Mayıs ayında 2008 yılı mayıs ayına göre % 17,4 azalış gösterirken Nisan 2009 ayına göre % 5,0 artış gösterdi.
Yine TUİK verilerine göre 2009 yılı birinci döneme ilişkin hesap-lanan gayri safi yurtiçi hasıla değeri bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla %13.8 azalış göstermiştir.
Yerli Sanayiye Sahip Çıkılmalı
Bu veriler 1945 li savaş yıllarının verileri ile neredeyse aynı.
Sadece Nisan ayında, aylık sanayi üretim endeksinde % 5 lik bir artış söz konusu.Bu rakam 2008 yılı Nisan ayı ile kıyaslansa durum içler acısı.
Burada aslında incelenmesi gereken Türkiye de üretim yapan beyaz eşya–otomotiv ayırımı yapmadan marka olmuş tüm ana sanayicilerin kullandıkları yerli yan sanayi parça kullanma oranına bakmak lazım.(diğer bir çok sektörde de farklı olduğunu sanmıyorum) İlgilendiğimiz sektörlerin toplamda yurtdışına yaptıkları ihracatın 100 milyar dolarlarla ölçülmesi yerine beni/bizi bizim sanayicilerimizi ilgilendiren rakamlar kullandıkları yerli parça oranı, 2008 yılında Toyota Türkiye tek başına 3 milyar dolar ihracat yaptığını açıkladığında beni ilgilendiren oran kullandığı yerli ürün ne kadardı. Sadece % 25-30 lar civarında. Bu olaya farklı bir bakış açısıyla bakarsak geri kalan parçalar yurtdışından ithal edilmiş burada montaja dahil olmuş ve reel olarak baktığımızda işçilik, vergisel kazançlar ve benzer gelir kalemlerini saymazsak Türkiye nin kazancı bu ihracattan 900 milyon dolar civarında kalıyor. Veya bir başka örnekte Renault Türkiye 2009 Nisan-Mayıs aylarında üç vardiya tam kapasite çalıştığını açıkladı. Renault Türkiye nin yerli tedarikçi sayısı ise sadece 120, bu rakamdan da anlaşılacağı gibi artık yerli malımız dediğimiz Renault ta bile yerli parça kullanım oranı çok düşük. Ülkemizdeki bir çok ana sanayi kuruluşunda yerli parça kullanım oranları % 60-70 leri bulmalı ki gerçek katma değerli ihracat rakamları ortaya çıksın. 100 birimin % 70-80 ini ithal edip sonra burada montaj yaparak ihraç etmek gerçekçi rakamları vermiyor veremiyor. Benzer durum iç pazara da ürün satan bir çok yerli marka ana sanayici içinde geçerli. Uluslararası arenada rekabet edebilmek adına Çin gibi uzak doğu ülkelerinde yan sanayi parçalarını tedarik etmek için ofisler açmaya başladılar. Bu da bizim yan sanayicimiz için ölüm fermanı anlamına gelmiyor mu?
Avrupa ülkeleri bile kendi yan sanayilerini korumak adına çeşitli bahanelerle gümrük vergisi uygulamaları getirirken biz neden kendi yan sanayicimizi koruyacak adımları atmıyoruz atamıyoruz.Belki yan sanayi derneklerimiz ana sanayiciyi karşılarına almamak adına bakanlıklar nezdinde gerekli girişimlerde bulunamıyorlardır. Ama bir şekilde bazı uygulamaların değişmesi, seslendirilmesi ve yerli sanayinin koruma duvarları ile desteklenmesi gerekiyor. İstihdama ve üretime büyük katkıları olan, son teknolojileri kullanan, büyük yatırımlar gerçekleştirmiş olan, gerçekten katma değerli ürünler yaratan ve özellikle son 20 yılda inanılmaz bir büyüme göstermiş olan yan sanayiciyi bulmak hayal olacak.
İşte esas o zaman hepimiz için çok geç olacak.
Henüz zaman varken sektör temsilcileri gerekli tedbirleri alacak makamlarla görüşmeli olayın bu yönünü tüm çıplaklığı ile anlatmalılar.
Yoksa iş işten geçtikten sonra kral çıplak demenin bir kıymeti olmayacak.
Bu yaz biz tatil yapmıyoruz/yapamıyoruz, Eylül ayında piyasaların açılacağını öngörerek yeni projeler geliştiriyoruz.
Gelecek sayı yeni projelerimizi sizlerle paylaşacağız.
Okunan bir yayın olarak gelecek sayı görüşmek dileğiyle.