Geçen sayıda Hindistan Otomotiv Sanayine değinmiş ve bu sayıda genel hatları ile Rus Otomotiv Pazarındaki olanaklardan bahsedeceğimizi söyleyerek yazıyı bitirmiştik.
Ana konuya girmeden önce Rusya ile ilgili genel bazı belirlemeler yapmak olası faaliyetler açısından faydalı olacaktır.
Birincisi, Rusya komşu bir ülkedir. Komşuluk avantajlarının kullanılması konjüktüre çok uygun bir altyapı sunmaktadır. İkincisi, bu komşu ülke birçok konuda bize benzemektedir. Çok fazla tarih perspektifinden yaklaşmak istememekle beraber, Rusların Avrupa ya yaklaşımı, batılılaşma serüveni bizim Avrupa maceramız ile çok yakın paralellikler göstermektedir. Herhangi bir Rus ile batılılaşma üzerine ve Avrupalıların tavrı üzerine sohbet etseniz bizdeki deneyimlere benzer durumlarla karşılaşırsanız. Bu da karşılıklı empati yaratmaya çok müsait bir durumdur.
Kısaca, komşu olmamız, benzer tarihe sahip olmamız bizi birbirimize çok çabuk ısındıracak ve iş ortamı için gerekli şartları yaratacak düzenektedir. Bundan sonrası iş yapma yeteneklerimiz ve karşılıklı potansiyellerle alakalıdır.
Rusya; Çin, Hindistan ve Brezilya gibi küresel ekonomide kendilerinden oldukça fazla yüksek performans beklenen ülkeler arasındadır. Ülke iç dinamikleri ve bunun küresel ekonomi ile entegre sürecinde getirileri birçok küresel yatırımcının iştahını kabartmaktadır.
Rusya nın Avrupa nın enerji kaynağı olduğunu ve bundan dolayı zaten önemli bir konuma sahip olduğunu belirtmeye hiç gerek yok kanısındayım.
Şimdi, Rusya nın konumuz itibari ile bizi ilgilendiren sektörüne kısaca bir bakalım.
Rus Otomotiv Pazarı
Rus otomotiv piyasası çok gelişmiş durumda değildir. Yerli ana sanayiler ve bunların ürünleri batı standartlarından uzak, teknik normlar düşük seviyededir (yerli ana sanayilerin üretim derinlikleri %30 seviyelerindedir; otomobil başına yapılan yatırım harcamaları da 465 Avro gibi çok düşük seviyededir, bu oran 2002 Almanya sında 2343 Avro idi). Otomotiv Ar-Ge si de birçok Doğu-Avrupa ülkesi ile mukayese edildiğinde çok düşük seviyededir (Rus otomobil üreticileri cirolarının %1 i gibi çok düşük bir oranı Ar-Ge faaliyetleri için ayırırken bu oran küresel üreticilerde cironun %5 hatta üstüne tekabül etmektedir) .
Rus otomotiv piyasası çok büyük gelişme, büyüme potansiyelleri içermektedir. Bu piyasanın önümüzdeki 10 sene içerisinde Çin den sonra en fazla büyüyecek bir piyasa olduğu bilinmektedir. Her 1000 kişiye 225 otomobil düşmektedir. Sadece bu indikatör bile bu pazarın büyüme potansiyelini göstermektedir. Piyasaya sunulan yeni otomobil sayısı 2004 yılında 1,3 milyon adet iken bu sayının 2014 yılında 2,3 milyon olacağı hesaplanmaktadır, bu da yıllık %6 lık bir büyüme demektir. Şuan ülke içinde montajı gerçekleşen otomobil sayısı 100 bin adet iken bu sayı 2014 yılında 800 bin adete çıkacaktır. Ayrıca, Rusya nın otomobil ithalatı da artacaktır. Çünkü Ruslar artan oranda daha konforlu, güvenli otomobillere yönelmektedir, bu da doğal olarak ithalat oranını artıracaktır. Zamanla da yedek parça ihtiyacını da artıracaktır.
Rus hükümeti uzun süredir ülkeye otomotiv ana ve yan sanayi alanında yabancı yatırımcı çekmek için uğraşmaktadır. Bu alanda geliştirdikleri araç-gereçlerin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ülkeye gelen yabancı ana sanayiler belli bir oranda zorunlu yerlilik oranı ile karşılaşmaktadırlar (bu politikanın ülke ölçeğinde doğru ya da yanlışlığını burada tartışma konusu yapmak istemiyorum). Ayrıca, otomobil parçalarına uygulanan yüksek ithalat vergisi, ülke içindeki teknik normların düşüklüğü ve yabancı yatırımcılara sunulan desteklerin eksik ve yetersiz oluşu en başta sayılabilecek olumsuzluklar.
Bu eksiklik ve olumsuzluklara rağmen küresel otomotiv üreticilerinin Rusya ya olan ilgisi her geçen gün artmaktadır. Geçtiğimiz haftalarda Alman otomotiv devi Volkswagen Kaluga kentindeki üretim ünitelerini açtı. Bu Volkswagen in en modern tesislerinden birisini oluşturmaktadır. Renault ve Fiat gibi diğer Avrupalı otomobil üreticilerinin montaj, üretim yatırımları da artmaktadır.
Yan sanayi perspektifi
Rusya daki konjonktürde yan sanayi firmaları da optimum fayda sağlayabilirler. Şuan dünyanın en büyük 20 yan sanayi devinin Doğu-Avrupa ülkelerinde 150 ye yakın üretim ünitesi bulunmaktadır. Bunlardan 6 dev yan sanayi firması sadece 8 ünite ile Rusya da faaliyet göstermektedir. Bu sayının önümüzdeki aylarda ve yıllarda artacağı kuşku götürmez.
Yan sanayi firmalarının genelde otomotivdeki katma-değer oranı şuan %26 seviyelerinde bulunmasına rağmen bunun Rusya da üretilen otomobillerde 2014 yılında %43 e çıkacağı hesaplanmaktadır. Bu durum yan sanayi kuruluşlarına Rusya da daha fazla fırsatlar sunmaktadır.
Ayrıca Rusya da faaliyet gösteren ve gösterecek küresel otomobil üreticilerinin yerel pazardan tedarik oranı da % 12 lerden %36 ya çıkacağı trend doğrultusunda hesaplanabilen bir olgudur.
Rusya da faaliyet gösteren ana sanayiler Türk yan sanayi firmaları için tanıdık firmalardır. Ve işletmelerimiz bu ana sanayilerin kalite, servis konularında beklentilerini kolaylıkla yerine getirebilecek teknolojik ve insan kaynakları yapısına sahiptirler.
Rusya pazarına giriş için en uygun yöntem joint venture gibi görünmektedir. Bu vesile ile ülke içinde hali hazırda geçerli olan bazı engeller ortadan kaldırılabilir.
Türk yan sanayi firmaları Rusya da faaliyet gösteren ana sanayilere bu ülke için ilgi gösterdiklerini belirttikleri takdirde söz konusu ana sanayilerden büyük destek görecekleri şüphesizdir.
Bir kongrede tanıştığım Moskova Ticaret Ataşemiz Sayın Atilla Kızılarslan da bu alanda çalışmalar yaptığını biliyorum. Öncelikle Ticaret Ataşemizle bile temasa geçilmesi Rusya ya giriş stratejiniz, politikanız için gerekli doneleri size sunabilecektir.
Her vesile ile belirttiğim gibi bu durumlarda yapılması gereken tek şey; icraat tır. İşe başlamaktır.
Hepinize kolay gelsin!
Opel in Magna, Sberbank ve GAZ konsorsiyumu tarafından satın alınması Rus otomotiv politikasının önemli ataklarındandır. Opel vasıtası ile hükümet ülke otomotiv endüstrisine eksikliği herkesçe bilinen teknoloji infüzyonu yapmaktadır. Küresel bir fırsat Rus hükümetinin aktif ve atak hareketi ile yerlileştirilmek tedir. Bu Türkiye açısından imrenilecek bir durumdur. Opel in Rusya da ne tür bir etki yapıp-yapamayacağı ise şimdilik bir muammadır.