Türkiye sac sektörü, tarihinde ilk kez net ihracatçı olmuştur. 2005ten bu yana başlatılmış olan yatırımlar birer birer devreye girmiş ve ülkemiz bugün ihtiyacından fazla sac üretebilir konuma gelmiştir.
Bu özel durum, Türkiyede birçok sorunu peşi sıra gündeme getirmektedir. Lafı uzatmadan, yine sabırsız okuyucularım için sorunları bir çırpıda söylemek istiyorum. Eğer ilgi duyan olursa yazının gerisini okuyabilir ve hatta 20 Eylülde yapacağımız 3. Sac Piyasaları ve Otomotiv Konferansına gelebilir.
Sorunlar
1- Kapasite fazlalığı nedeni ile üreticiler arasındaki rekabet kızışmıştır.
2- Fazla kapasiteyi ihraç etmek isteyen üreticiler, pazar sıkıntısı yaşamaktadır.
3- Kar oranları hem üreticiler, hem de tüccarlar için yerlerde sürünmektedir.
4- Üreticiler hem tüccara, hem de tüccarın müşterisine göz dikerek bindikleri dalı kesmektedirler
5- İthalat yapan tüccarın işi azalmıştır.
6- Nihai kullanıcıya erişebilmek için çelik servis merkezi yatırımlarına büyük paralar harcanmaktadır.
Kısa bir zaman öncesine kadar, yılda 3,5 milyon ton sac üreten, 8,5 milyon ton sac ithal eden ve 12 milyon ton tüketen bir ülke iken; Şimdi 15 milyon ton sac üreten, 5 milyon ton sac ithal eden ve hala 12 milyon ton tüketen bir ülke olduk. 8 milyon ton fazla veriyoruz ki toplam kurulu kapasitenin yarısından fazladır.
Önceden var olan endüstriyel ilişkiler (üretici, tüccar ve Pazar ilişkileri) bugün darmadağın olmuştur. Elbette bir gün tekrar dengesini bulacaktır; ancak var olan küresel kriz bu süreci olumsuz etkilemektedir. Bizim amacımız, sorunları tüm çıplaklığı ile ortaya koymak ve aşağıda sıralayacağımız önerilerle ilişkileri rahatlatmaktır.
Türk sac ithalatı ve ihracatının karşılaştırması
Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre, Türkiyenin ihracatı artmaktadır:
Sac sektörü 2010 (tüm yıl) 2011 (İlk 6 ay)
İthalat (ton) 5.736.565 2.561.423
İhracat (ton) 1.486.253 1.329.988
Göreceğiniz gibi, nerede ise 2010 yılının tüm ihracatını bu yıl ilk 6 ayda gerçekleştirmişiz. İthalat ise yine aynı seviyelerde seyrediyor.
Zaten, ithalat hiçbir zaman sıfıra inmeyecektir. Türkiyedeki üreticilerin üretemedikleri pek çok ürün vardır. Bunlar ithal edilmeye devam edecektir. Ancak, bunların büyük bir kısmı direkt olarak kullanıcılar tarafından ithal edilmektedir (Otomotiv sanayinin ArcelorMittalden, ThyseenKruppdan, Nippon Steelden, İlvadan direkt ithallerinden ve buna benzer diğer sektörlerden bahsediyorum)
Daha da ilginç olanı, üreticiler var olan rekabet şartları nedeni ile ihracatla bile olsa üretimlerini doldurmakta zorluk yaşamaktadırlar. Bunu, fiyat politikalarından görebiliyoruz:
Sıcak Ortalama Ortalama Fark
sac İhraç Fiyatı Yerli Piyasa Fiyatı
2011 656 776 18%
2010 630 653 4%
2011de, yerli piyasa fiyatları ile ihraç fiyatları arasındaki makas gittikçe açılmıştır. Bunun nedeni, üreticilerin iç piyasa fiyatlarını düşürmeden üretim programlarını doldurmak için, düşük fiyatla ihracat yapmalarıdır. Yurt dışında (Avrupada) Romanya, Ukrayna ve Rusya ana rakiplerdir. Onlardan Pazar payı kapabilmek için fiyatlarını böylesine düşürmektedirler. Öbür yandan ise, Türkiye içinde, yüksek gümrük duvarlarının arkasına sığınarak, iç piyasa fiyatlarını yüksek tutabilmektedirler.
Ancak, bu durumda aynı üreticinin sacını kullanarak ihracat yapmaya çalışan Türk sanayicisi, Avrupalı rakibi karşısında baştan yenilgiyi kabul etmek zorundadır. Bu en çok otomotiv ve beyaz eşya firmalarını ilgilendiren bir durumdur. Bunun çaresi, devletin sac ithalatına uyguladığı vergileri AB düzeyine çekmesidir. Bu durumda yerli üreticilerimiz kısa vadede zarar edecek gibi görünse de, gerçekte uzun vadede daha sağlıklı olacaklardır.
İhracat yaptığımız ülkeler
2011 Sıcak sac ihracatı (ton) Toplam ihracata oranı
İtalya 598.665 56%
İspanya 110.707 10%
Belçika 64.638 6%
Romanya 41.870 4%
Toplam 815.880 76%
İhracatımızın en fazla olduğu 2 ülke İtalya ve İspanyadır. Dikkatinizi çekerim, bu 2 ülkenin adı son zamanlarda Avrupa Krizi ile birlikte anılmaktadır. Yani, Üreticilerimizin ihraç pazarlarını zenginleştirmeleri gerekmektedir.
Tüccar ilişkileri
Yakın zamana kadar sac ithal ederek ülke sanayisine dağıtım yapan tüccarlar, artık daralan bir pazarla karşı karşıyadırlar. Bu tüccarlar kulvar değiştirmek ve sırtlarını artık belli üreticilere dayamak zorundadırlar. Ancak, gelin görün ki üreticilerimiz bu tüccarlara sattıkları gibi, aynı fiyatlard an tüccarların müşterilerine de satabilmektedirler.
Hâlbuki bu tüccarlar spor olsun diye sac ithal etmiyorlardı. Bunlar, ülke ekonomisine büyük katkılarda bulunan, ihtiyaç olan sacları ithal edip, stoklayıp, hatta kesip ve dilip ülkenin en ücra köşesindeki sanayiciye sevk ederek hizmet veren firmalardır. Bunların devreden çıkartılması, ülke ekonomisine yarar değil zarar getirir.
İşte bozulan sanayi ilişkilerindeki önemli noktalardan birisi de budur. Bu tüccarların büyük imkânları da vardır. Finansman kabiliyetleri yüksektir. Sacı işleme ve dağıtma yetenekleri vardır. Ve her şeyden önemlisi oturmuş müşteri ilişkileri vardır. Mantıklı olan üreticilerin bu tüccarları dağıtım ağlarına katmalarıdır.
Size Brezilya örneğini vermek istiyorum. Brezilya, çelik sektöründe Türkiyenin birkaç yıl önünde gitmektedir. Orada da sanayi ilişkileri bizdeki gibi bozulmuştu. Şu anda Brezilyada 3 ana üretici vardır. Tüccarlar ise bu ana üreticilerin dağıtım ağlarına dahil olmuşlardır. Bağımsız birkaç büyük tüccar hala vardır; ancak, büyük çoğunluk sırtını üreticilerden birine dayamış ve o üreticinin bayisi gibi olmuştur.
Türkiyede de bu olacaktır. ArcelorMittal bu konuda öncü olmuş bir firmadır. Türkiyenin en büyük ve güzide kuruluşu olan Rozak ile yapmış olduğu ortaklık ve Rozakı ArcelorMittal Dağıtım sistemine dahil etmiş olması bu fikrin bir uzantısıdır. Giderek artan bir şekilde diğer sac üreticilerimizin de yapması gereken bu olacaktır diye düşünüyorum.
Üreticilerimizin dağıtım ağları konusundaki düşünceleri çok olumludur. Ürünlerinin, ülke sanayisinin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmesi konusunda çelik servis merkezlerinin önemini idrak etmişlerdir. Bu amaçla da bir takım yerlerde tesisler kurmaktadırlar. Bu tip merkezlerin kurulumu büyük sermaye yatırımları gerektirmektedir. Halbuki unutmayalım ki, sözünü ettiğimiz tüccarların zaten bu alanda yatırımları vardır. Bunların belli standartlara eriştirilmesi durumunda, üreticilerin bayileri olarak tanımlanmaları mümkündür.
Bundan üreticiler yarar görecektir. Yeni tesislere yapılacak sermaye yatırımları tasarruf edilecektir. Bundan tüccarlar yarar görecektir. Sırtlarını belli bir üreticiye dayayarak, katma değeri yüksek hizmet verecekler ve karları artacaktır. Bundan kullanıcılar yarar görecektir. Var olan sanayi ilişkileri, bozulmadan devam edecek ve istenilen saclar daima stoklarda bulunacaktır.
Özetle, herkesin kazandığı bir çözüme ulaşılacaktır.
Konu ilginizi çekti ise, sizi 20 Eylüldeki Konferansımıza bekliyorum. Tüm sac üreticileri, YİSAD üyeleri, Çelik servis merkezleri, tüccarlar ve kullanıcılar orada olacak. Sizi de bekliyoruz.