Geçtiğimiz günlerde 3. Sac Piyasaları ve Otomotiv Konferansı gerçekleşti. Bu konferansa çok önemli kişiler katıldı ve çok önemli konular konuşuldu.
Son söz
Her zaman olduğu gibi, sabırsız okuyucularımız için son sözü baştan söylemek istiyorum. Bu konferanstan çıkan sonuç şu oldu:
Yurt içi sac satışlarında artık al-sat dönemi kapanmıştır. Bundan sonra al-sat yapan tüccarlar, sektörün şartları gereği yok olmaya doğru gidecektir. Bunun yerine çelik servis merkezleri önem kazanmaya başlayacaktır.
Buna karşılık, yurt dışı satışlarda üreticiler, ihracat pazarlarını zenginleştirmek amacı ile traderlar ile çalışmayı tercih etmektedirler.
Bu önemli mesajın gerekçelerini, ilerleyen satırlarda ilgilenen okuyucularımıza açıklayacağım. Şimdi konferanstan bahsetmeye devam ediyorum.
Konferans notları
Öncelikle tüm sac üreticileri konferansa katıldı: Erdemir, Çolakoğlu, MMK, Tosyalı, Tat Metal, Tezcan, Borçelik. Bunun dışında başta Ford ve Mercedes olmak üzere birçok otomotiv ana ve yan sanayi firması, makine üreticileri, dernek başkanları ve genel sekreterleri, uluslararası traderlar, pek çok tüccar, çelik servis merkezi, bankacı ve bir çok basın mensubu katıldılar.
Devletten de katılımcı ve gözlemciler vardı: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından, Sanayi Genel Müdürü Sayın Süfyan Emiroğlu sac ve otomotiv sektörleri için çok önemli açıklamalarda bulundu. Ekonomi Bakanlığından da 2 gözlemci mevcuttu.
Eğer konferansa katılamamış fakat konuşmalar ve sunumlar hakkında bilgi sahibi olmak arzusunda iseniz, benimle temas kurarak bu bilgilere sahip olabilirsiniz.
Konferansın ana konusu, Kabuk değiştiren sac sektörü idi.
Bildiğiniz gibi, Türkiye sac sektörü son yıllarda yapılan yeni yatırımlar nedeni ile muazzam bir üretim kapasitesine ulaşmıştır (15 milyon ton). Bununla birlikte, sac ithalatında büyük bir düşüş yaşanmıştır. Ancak, yurt içinde üretilemeyen Dual Phase, Trip kalite saclar, 1600 mm enin üstündeki rulolar, vb. gibi saclar hala ithal edilmeye devam etmektedir. Yani, ithalat hiçbir zaman sıfıra inmeyecektir. Bu yılın ithalatı da 5 milyon ton civarında gerçekleşecektir. Dolayısı ile Türk sac kullanıcısına sunulan kapasite 20 milyon ton iken (15 + 5), tüketim 12 milyon ton civarlarında seyretmektedir. Arz, talebi aşmıştır.
Bu durum pek çok sıkıntıyı peşi sıra gündeme taşımıştır:
Kar oranları üreticiler ve tüccarlar için çok azalmıştır.
Sektörde var olan üretici-tüccar-trader-kullanıcı arasındaki endüstriyel ilişkiler darmadağın olmuştur.
Üretici, hem tüccara, hem de tüccarın müşterisine satmaya başlamıştır.
Fazla kapasiteyi ihracatta değerlendirmek isteyen üretici, traderlar la çalışmak yerine, yine kendileri satmak istemektedir. Bu sayede, katma değer üreticiye kalacaktır.
Avrupa Çelik birliği, Eurofer, Türkiyeye karşı kendi üreticisini korumak için şahin kesilmiş ve demoklesin anti-damping kılıcı tepemizde sallanmaya başlamıştır.
Ukrayna ve Rusya gibi sac üreticileri, Avrupadaki Pazar paylarını Türkiyeye kaptırmamak için tetikte beklemektedir.
Hükümetin cari açığını besleyen 5 sektörden birisi Demir-Çelik sektörüdür. Ekonomi bakanlığı bu konuda stratejiler oluşturmaktadır.
Yani sözün kısası, sadece Türkiye içindeki değil, tüm bölgedeki ilişkiler alt üst olmuştur. Yeni ve akılcı bir düzene ihtiyaç vardır.
İşte, konferans bu düzenin oluşmasına yardımcı olmak üzere, sektördeki aktörleri bir araya getirmiş ve bir diyalog ortamı başlatmıştır.
Sonuçlar
Sunumlar ve sunum aralarında yapılan özel konuşmalar sırasında oluşan diyalog ortamında ortak akıl hakim geldi ve bazı doğrular ortaya çıkmaya başladı.
İhracat için Traderların önemi
Öncelikle, TUİK verilerine bakıldığında, Türk üreticiler ihracatlarının 2/3ünü İtalya ve İspanyaya yapmaktadırlar. Hâlbuki bu iki ülke Avrupa Krizi ile birlikte anılan ülkelerdir. Yani, ihracat pazarlarının zenginleşmesine ihtiyaç vardır. Bu aynı zamanda bizi, Avrupanın anti-damping tehdidinden de uzaklaştıracaktır. Dolayısı ile üreticiler, traderların bu konuda önemli fırsatlar yaratabileceğini düşünmektedirler.
Al-Satçılar Katma Değer yaratmıyor
İkinci olarak, azalan ithalat nedeni ile sırtını yerli bir üreticiye dayama ihtiyacı duyan tüccar, üreticinin hem kendisine, hem de müşterisine satış yaptığını görünce sektöre yabancılaşmaya başlamıştır.
Ancak öbür taraftan üreticiler, sektörde al-sat fonksiyonunu yerine getiren tüccarların gerçekte katma değer yaratmadığını düşünmektedir. Dolayısı ile ticarette onlara özel bir kar bırakmamaktadırlar. Al-Satçıların müşterileri genelde sadık müşteri değillerdir. Nereden daha uygun şartta bulurlar ise oradan alım yapmaktadırlar. Eğer arada tüccar olmaz ise, bu müşteriler üreticilerin veya üreticilerin desteklediği çelik servis merkezlerinin müşterisi olacaklardır. Bu durumda, sac müşterisi dahil her kesim katma değer üretmiş olacaktır.
Konuşmalar sırasında, üreticilerin ihtiyaç duyduğu ve birlikte çalışmaktan mutluluk duyacağı aracı tipinin çelik servis merkezleri olduğu ortaya çıktı.
Ancak, kesme ve dilme hatlarının olması bir tüccarı çelik servis merkezi haline getirmez. Evet, çelik servis merkezlerinin kesme ve dilme hatlarının olması gereklidir; ancak yeterli değildir denildi.
Çelik servis merkezi olmanın baş şartının, sac kullanıcısının ihtiyaçlarını çok iyi bilmekten; o ihtiyaçların hangi üretici(ler)den tedarik edileceği konusunda stratejiler oluşturmaktan; müşteriye hiçbir zaman sac bulamadım, veremiyorum dememekten; ihtiyaç duyulan sacın, istenilen ebatlara indirilip, zamanında teslim edilmesinden; tahsilâtın müşterinin ihtiyaçlarına göre yapılmasından geçtiği konuşuldu. Özetle, müşterisi adına satınalma yapan bir kuruluş olması gerektiği ifade edildi.
Mesajlar
Evet değerli okurum, sektörden yaşamını kazanan tüm kesimlere bir mesaj verildi bu konferansta.
Mesajlar:
Al-sat yapan tüccarların, çelik servis merkezi olması
İhracat pazarlarının zenginleşmesi konusunda traderların önemi
Pazar rekabeti nedeni ile Avrupadan anti-damping tehdidi altında bulunan sac üreticilerinin izlemesi gereken yol
Son mesaj, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir noktadır. Elbette hiç birimiz, milli üreticilerimizin Avrupadan bir misilleme alarak zor duruma düşmesini istemeyiz. Ancak, üreticilerimizin de yanlış yapmasını istemeyiz. Bizler devekuşu misali, sorunların üstünü kapatarak görmezden gelsek bile gerçekler yaşamı yönlendirecektir. Eğer üreticilerimiz bir kısır döngü içinde kaldıkları için bu tehditlere maruz kalıyorlar ise, onlara yardımcı olmak da bizim ve devletin görevidir diye düşünüyorum. Bu konuyu ayrıca farkı bir makalemde işleyeceğim.
Destek alınması gerekir
Şahsi görüşüme göre, tüccarlarımızın büyük bir çoğunluğu elinde kesme ve dilme tesisleri olduğu için kendisini çelik servis merkezi olarak görmektedir. Bu çok yanlıştır. Onların çelik servis merkezleri konusunda daha fazla bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bu konuda mesleki derneklere ve üreticilere görev düşüyor.
Bu konuda, daha fazla bilgi isteyen kuruluşlara yardım etmek isterim. İlgi duyanların benimle temas kurmasını rica ediyorum: cskomar@gmail.com
Haberlerinizi bekliyorum.