SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   8 Åžubat 2012, ÇarÅŸamba

Temmuz 2009 Sayısı

Yıl : 6 | Sayı : 63

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.turkeyautosummit.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Prof.Dr.Ali Rıza Kaylan
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı


Toplumsal Dönüşümde Yenişimin Rolü


Yazının baÅŸlığında İngilizce  innovation  sözcüğü yerine önerilen yenilikçilik, yenileÅŸim, yeniÅŸim ya da inovasyon kelimelerinden hangisini kullanmanın daha uygun olacağı konusunda epeyce tereddüt ettim. Türk Dil Kurumu Türkçe sözlükte yenileÅŸim önermiÅŸtir. KalDer olarak terimler sözlüğümüzde yenilikçiliÄŸi kullanmaktayız. MükemmelliÄŸin sekiz temel kavramı arasında  Sürekli öğrenme, yenilikçilik ve iyileÅŸtirme  kavramını vurgulamaktayız. EFQM Mükemmellik i ÅŸekli üzerinde  yenilikçilik ve öğrenme  geri dönüş okuyla in dinamik yapısındaki sürekli iyileÅŸtirmeyi yansıtmaktayız.  DiÄŸer taraftan Ulusal İnovasyon GiriÅŸimi (UİG) isminde ve hazırladığı raporunda inovasyon sözcüğünü benimsemiÅŸtir. ÇeÅŸitli ortamlarda yenilikçilik yanı sıra, yeniÅŸim sözcüğü de kullanılmaktadır.

Her ÅŸeyden önce kullanacağımız sözcüklere özen göstermek neden önemli sorusunu kalite bakış açısıyla yanıtlamak isterim. YaÅŸam kalitemizin yükselmesi için ulusal rekabet gücümüzün artması gerektiÄŸini, bunun için de yönetim kalitesinin önemini her fırsatta belirtmekteyiz. Yönetim kalitesinin özünde ise düşünce kalitesi yatmakta. Düşünce kalitesi ile dil kalitesi arasında son derece güçlü bir iliÅŸki olduÄŸunu biliyoruz. Einstein in belirttiÄŸi gibi  Dilin sınırı, beynin sınırıdır . İlköğretim düzeyinde bir Türk öğrenci 6000 sözcükle karşılaşırken, bir Alman veya Amerikalı öğrenci 70.000 dolayında sözcükle karşılaÅŸmaktadır. Bireyin duygu ve düşünce dünyası, anadilinde özümsediÄŸi sözcük sayısıyla zenginleÅŸmektedir. Neredeyse günlük yaÅŸamımızda Türkilizce diyebileceÄŸimiz karma bir dille  Hay-Bay (Hi-Bye)  toplumuna dönüşmemek ve  günaydın, hoşçakal  gibi sözcüklerimize sahip çıkarak dil kirliliÄŸini yavaÅŸlatıp durdurabilmekte toplumsal bilinç ve duyarlılık son derece önemlidir. Yeni kavramları dilimize kazandırmaya çalışırken, anadilimizde düşünmenin algılama gücümüzü artıracağını unutmamalıyız. Yalın dokusuyla, ses uyumlu,  Yeni-iÅŸ-ÅŸimdi  kelimelerinden esinlenerek oluÅŸturulmuÅŸ,  yeniÅŸim  sözcüğü, diÄŸer seçeneklere göre daha çekici göründü. Demokratik ve katılımcı bir arayış sonunda, meslektaÅŸlarım ve öğrencilerimin desteÄŸiyle yeniÅŸim bu yazının baÅŸlığına yerleÅŸti.

Bu yazının konusu sosyal yeniÅŸim. Rekabet gücünü artırmada en güçlü silah olan yeniÅŸimin, toplumsal dönüşümde de anahtar rol oynadığını dünyadan ve kendi toplumumuzdan vereceÄŸimiz çarpıcı örneklerle özetleyeceÄŸiz. 

Önce yenişimin tanımını ve yenişim sıralamasında ulusal karnemize kısaca göz atalım.

Yenişimin Tanımı ve Ulusal Karnemiz

Ekonomik İşbirliÄŸi ve Kalkınma Örgütü (OECD), yeniÅŸim sürecini, bir fikri pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliÅŸtirilmiÅŸ bir imalat yahut dağıtım yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmete dönüştürmek olarak tanımlamaktadır. Özgün bilgiyle farklılık yaratarak, ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürürken, yeniÅŸimin konusu ürün veya hizmet olabileceÄŸi gibi, belirli bir süreç,  pazarlama ve örgütsel yenilik de olabilmektedir. Avrupa Kalite Yönetim Vakfı (EFQM) ise, yeniÅŸim kavramını OECD ye benzer bir ÅŸekilde, düşüncelerin uygulamada yeni ürünlere, hizmetlere, süreçlere, sistemlere ve toplumsal iliÅŸkilere dönüştürülmesi ÅŸeklinde tanımlamaktadır. Her iki tanım da yeni fikirlerin üretilmesini ve uygulanmasını içermektedir. Yeni ya da daha iyi uygulamalar ve/veya ürün ve hizmetler ortaya çıkarmak için yaratıcı düşünceler yeniÅŸimin ön koÅŸuludur. Özgün düşünceler uygulamaya koyulup ekonomik ve/veya toplumsal deÄŸer yaratılması yeniÅŸim sürecini tamamlamaktadır. BaÅŸka bir deyiÅŸle yeniÅŸimi özgün düşünceleri paraya ve toplumsal yarara dönüştürme sanatı olarak da tanımlayabiliriz.
 
Buluş denilince aklımıza telefon, ampul gibi yaşam kalitemizde fark yaratmış ürünler gelmekte. Ne yazık ki buluş listeleri incelendiğinde Türk isimlerinin sayısı sevindirici değildir. Diğer taraftan yaratıcılığı sorun çözme sanatı olarak algıladığımızda, son derece yaratıcı bir millet olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Somut bir örnekle açıklamaya çalışalım.

A.B.D. de 1970 yıllarının ortalarında trafik sorunlarını hafifletmek için araba paylaşımı (carpooling) önerilmiÅŸ ve bu yaklaşımı teÅŸvik amacıyla çok yolculu taşıtlar için özel ÅŸeritlerin ayrılması saÄŸlanmıştı. Daha sonraki yıllarda ÅŸehiriçi ve ÅŸehirlerarası seyahatlerde araba paylaşımı için ÅŸirketler kurulmuÅŸ, teknoloji destekli baÅŸarılı uygulamalar geliÅŸtirilmiÅŸti. ÖrneÄŸin, internet üzerinde çalışan ve cep telefonundan eriÅŸilen yazılımlarla özel taşıtların paylaşılmasını teÅŸvik eden ortamlar yaratılmıştı. Böylece trafik ve enerji sorunlarına bir ölçüde katkıda bulunulduÄŸu bilinmektedir. 

Taşıt paylaşımının ilk örneÄŸi, İstanbul un simgesi olan dolmuÅŸlarla 1929 Dünya Ekonomik Krizi nin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. CaÄŸaloÄŸlu nda lokanta iÅŸleten Aşçı Halit, ekonomik sıkıntılar nedeniyle iÅŸ çıkışı taksiciliÄŸe de baÅŸlamıştı. Ancak kriz döneminde hiç müşteri bulmadan eve döndüğüde oluyordu. Sürekli müşterisi Musevi iÅŸadamı iÅŸlerin bozulduÄŸunu ve artık taksiye binemeyeceÄŸini söyleyince, Aşçı Halit yaratıcı çözümünü üretti. Aynı yöne giden dört müşteri isterlerse, ücreti paylaÅŸarak beraber seyahat edebileceklerdi. Bu basit ama yenilikçi düşünceyle, NiÅŸantaşı–Eminönü dolmuÅŸ seferlerine adım atılmaktaydı. Böylece Türkiye de dolmuşçuluk resmen baÅŸlıyordu. Aşçı Halit, sürücülük yanı sıra, Karaköy İskelesi nin önünde  5 kuruÅŸa Taksim  diye bağırarak, ileride dolmuÅŸ duraklarında düzeni koruyan ve deÄŸnekçi denilen yeni bir mesleÄŸin doÄŸuÅŸunu da saÄŸlamıştı. İşte ekonomik krizlerin yaratıcı çözümleri artıran bir fırsat ortamı oluÅŸturduÄŸunun somut bir kanıtı. Bu örnekte, krizlerin tüm olumsuz yönlerine raÄŸmen yaratıcılığı da körüklediÄŸini ve krizleri fırsata dönüştürmenin yararını açıkca görmekteyiz. Bu dönemde Belediye ve Tramvay Åžirketi yöneticilerinin, uygulamanın taksi talimatnamesine aykırı olduÄŸunu belirterek engellemesi nedeniyle dolmuşçuluk uzun yıllar kaçak olarak yapıldı. 24 yıl içerisinde kentte tam 150 tane dolmuÅŸ hattı oluÅŸtuktan sonra, İstanbul Belediyesi 1954 yılı sonunda, dolmuşçuluÄŸun önlenemeyen yükseliÅŸini kabullenerek ilk dolmuÅŸ tarifesini belirledi.

Her yıl yayınlanmakta olan Avrupa Yenişim Karnesi (EIS- European Innovation Scoreboard) 29 göstergeden oluşan bir endekse göre 27 AB ülkesi yanı sıra Türkiye, Hırvatistan, İsviçre, İzlanda ve Norveç i değerlendirmektedir. Ocak 2009 da yayınlanan son istatistiklere göre Türkiye 2008 yılında 0.205 puanla 32 ülke arasında son sıradadır. İlk beş ülke sırasıyla İsviçre, İsveç, Finlandiya, Almanya ve Danimarka dır. 2004-2007 yıllarındaki puanımızı AB27 ortalamasıyla kıyaslamalı inceleyelim. AB27 ortalaması parantez içinde verilecektir. 2004 den başlayarak puanlar sırasıyla 0.192 (0.429), 0.196 (0.431), 0.202 (0.447), 0.206 (0.466), 0.205 (0.475) şeklindedir. AB27 ortalaması, Türkiye EIS puanının 2.3 katıdır. Son beş yılda 1000 üzerinden endeks Türkiye de 13 puan artmışken, Avrupa da 46 puan artmıştır. Bu sonuçlara göre, rakiplerimiz rekabet yarışında daha hızlı koşmaktadırlar.

Bir baÅŸka gösterge ise, Dünya Ekonomi Forumunun her yıl hazırlayıp yayınladığı Küresel Rekabetçilik Endeksi (GCI) ve bu endeksi oluÅŸturan alt endekslerden yeniÅŸim endeksidir. En son yayınlanan 2008-09 Küresel Rekabetçilik Raporu na göre Türkiye rekabet gücü olarak 134 ülke arasında 4.15 puanla 63. sıradadır. Birinci sırada olan A.B.D. nin puanı 5.74 dür. A.B.D. yi İsviçre, Danimarka, İsveç ve Singapur izlemektedir. 2007 sıralamasında Türkiye 131 ülke arasında 53. sıradaydı. Bir yıl da rekabet gücü sıralamasında yerimiz 10 ülke daha aÅŸağıya inmiÅŸtir. YeniÅŸim alt endeksinde ise Türkiye 3.70 puanla gene 63. sıradadır. 

Sosyal YeniÅŸim

Yenişimin belirli bir ürün, hizmet ya da süreç yarattığını ve yenilikçi bir fikri ekonomik değere dönüştürdüğünü belirtmiştik. Yenişim sürecinde düş, düşünce, geliştirme ve uygulama aşamalarından geçilmektedir. Bu aşamaların ilk adımı hayal gücü son derece önemli. Hatta Albert Einstein, hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu vurgular. Çünkü bilgi bildiklerimizle ve anladıklarımızla sınırlıdır. Hayal gücü ise tüm dünyadaki bilinecek ve anlanacak herşeyi kapsamaktadır.

Yenişimin bir de toplumsal dönüşüme destek olan çeşiti var. Sosyal amaçlarla yeni bir fikrin uygulamaya konarak toplum yaşamında olumlu yönde değişiklikler yaratılmasına sosyal yenişim deniyor. Sosyal yenişim kavramının özünde de yenilikçi fikirler yatmakta. Eğitim, sağlık, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, toplumsal kalkınmaya kadar akla gelebilecek pek çok konu ve yüzlerce sosyal gereksinim yenişimci ve yaratıcı çözümler beklemekte. Bu tarz çalışmalarda bireysel veya kurumsal çıkarlardan çok toplumsal çıkarların ön planda tutulması gerekiyor. Sosyal yenişim, toplumu ileri taşımayı hedeflemekte.

Sosyal yeniÅŸim denince,  toplumsal dönüşümü saÄŸlayan giriÅŸimci bireyler öne çıkıyor. Sosyal giriÅŸimci, yaÅŸadığı toplumda ortaya çıkan sosyal aksaklıkları saptayarak o güne kadar akla gelmeyen yaklaşımla sorunların üzerine kararlı bir ÅŸekilde giden ve fark yaratarak toplumun güvenini kazanan kiÅŸiler. Bu kiÅŸilerde aranabilecek temel özellikler yaratıcılık, özgüven,  empati ve katılımcılık. Aile içinde ve okullarda çocuklara yönelik baskıcı anlayış, özgüveni ve yaratıcılığı zayıflatmaktadır. Toplumu geliÅŸtirmek, daha ileriye götürebilmek yine toplulukla ve belirli bir katılımla gerçekleÅŸebilir. Ancak bu katılımı saÄŸlamak için öncü bireyler, sosyal giriÅŸimciler de gerekli. Bu kiÅŸilerde empati yeteneÄŸi de güçlü olabilmekte. Ele aldıkları sorunları yaÅŸayan kiÅŸilerin yerine rahatlıkla kendilerini koyabilmekteler.

Sosyal girişimciler toplumun en önemli sorunlarına yenilikçi çözüm yolları bulan bireylerdir. Kendilerini belirli bir alanda toplumsal dönüşümün gerçekleşmesine adarlar. Hayal güçleri yüksek, vizyoner ve aynı zamanda gerçekçidirler. Yeni fikirlerin etik, kolay anlaşılır, uygulanabilir ve tüm paydaşların geniş desteğini harekete geçirmesine özen göstererek, çözüm yollarını geniş kitlelerle paylaşırlar.

Geniş ölçekte değişimi dönüşümü sağlayacak, kapsamlı sosyal yenişimlerin güçlenmesinde, sivil toplum kuruluşlarının önemi büyük. Birlikte çalışan kurumlar ve bireyler arasında sağlam bir diyalog geliştirmek de şart.

Dünyadan bir sosyal girişim öyküsü olarak 2006 Nobel Barış Ödülü sahibi Prof. Dr. Muhammed Yunus un kurduğu Yoksullar Bankası (Grameen Bank) ve mikro kredi uygulamasından bahsetmek istiyorum. Muhammed Yunus, Bangladeş te, milyonlarca kişinin kaderini belirleyen bir devrimi sessizce gerçekleştirmiş ve yoksul insanları tefecilerin elinden kurtarmıştır. Kurduğu banka, hiçbir geri ödeme garantisi olmayan ve geleneksel kurumların reddettiği çok yoksul insanlara mikro ölçekli kredi vermeye başlamıştır.

Bazıları çeltik ayıklamak, bazıları çanak çömlek yapmak, ya da inek satın almak için 20–500 dolar arasında az miktarda paraya gereksinim duyuyorlardı. Grameen Bank 1976 da 42 kişiye 27 şer dolar kredi vererek işe başladı. 1997 yılında ise 2,4 milyar dolar kredi dağıtmıştır. Bu deneyim, ne kadar küçük olursa olsun, finansal sermaye verilmesi durumunda yoksul insanların kendi yaşamlarında inanılmaz bir değişim gerçekleştirebildiklerini göstermiştir.

Sosyal giriÅŸimciliÄŸi desteklemek amacı doÄŸrultusunda dünyanın birçok ülkesinde toplumsal sorunlara yenilikçi bir fikirle çözüm getiren giriÅŸimcileri destekleyen Ashoka uluslararası bir kuruluÅŸ. Ashoka  İnsanlara balık vermektense balık tutmayı öğretmek daha yararlıdır.  ÅŸeklindeki Çin Atasözünü aÅŸan bir anlayış getirmekte. Kurucu William Drayton un sözleriyle, Ashoka insanlara balık verenle, ya da balık tutmasını öğretenle deÄŸil, balıkçılık endüstrisinde devrim yaratanlarla ilgilenmekte.

Ashoka, yeni fikir, yaratıcılık, toplumsal etki, giriÅŸimci kalitesi ve etik doku ölçütlerine baÄŸlı olarak giriÅŸimcilere Sosyal Risk Sermayesi vermekte. Kendilerinin  yurttaÅŸ sektörü  kuruluÅŸu olarak algılanmasını saÄŸlamaya ve bu sektörü destekleyen mekanizmaları yaratmaya çalışmakta.

Toplumsal Dönüşümün Türk Mimarları

Yakın tarihimizde yaşam kalitemizin yükseltilmesinde, aydınlanma ve çağdaş toplum yaratılmasında anahtar rol oynamış, özellikle gerçekleştirdikleri sosyal yenişim projeleriyle ölümsüzleşen örnek kişilerden bahsetmek istiyorum. Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllarda, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda çağdaş ülkeler arasındaki yerini alması için, Türk Milletinin hızlı bir değişime ihtiyacı vardı.

Atatürk ün önderliğinde Türk dili, kadın hakları, güzel sanatlar alanlarında birçok sosyal dönüşüm projesi gerçekleştirildi, yasalar çıkarıldı. 1928 de Latin alfabesi kabul edildiğinde, Arap harfleriyle okuryazar oranı %6 düzeyindeydi. Atatürk toplumun başöğretmeni oldu. Bütün yurtta açılan millet mekteplerinde bir eğitim seferberliği başlatıldı. 15-45 yaş arasında kadınlar erkekler herkes bu okullara devam etti. 1929-1934 yılları arasında bu okullardan 1 milyon 200 bin kişi mezun oldu.

İkinci olarak, Atatürk le başlayan Türk aydınlanmasına büyük katkıda bulunmuş, çok yönlü kişiliğe sahip seçkin bir eğitim, kültür ve siyaset adamı, 1938-1946 dönemi Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel in yaptıklarının bir kısmını anımsatmak istiyorum. 17 Nisan 1940 ta ilgili yasa çıkarılarak Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. Sayıları zamanla 21 i bulan Köy Enstitüleri, 1944 ten sonra yılda ortalama 2000 öğretmen yetiştirmiştir. Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüleri yanı sıra,

• Halkevlerinin ve Halkodalarının çoğaltılmasını,
• Üniversite özerkliğinin tanınmasını,
• Almanya sından kaçan bilim, kültür ve sanat adamlarına sahip çıkılmasını,
• 500 cildi aşan dünya klasiklerinin Tercüme edilmesini,
• Ansiklopedilerin hazırlanmasını,
• Devlet Tiyatro ve Operasının kurulmasını,
• Resim heykel müzelerinin kurulmasını
sağlayarak, Türkiye nin düşün, bilim, eğitim ve öğretim, kültür ve sanat alanında gerekli çağdaş örgütlenme için önemli adımlar atmıştır.

Son olarak da 18 Mayıs 2009 da vefat eden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Genel Başkanı Prof. Dr. Türkan Saylan ın eğitim alanında gerçekleştirdiği olağanüstü başarılara da kısaca değinmek istiyorum.

1989 yılında ülkede herkese eşit bir çağdaş eğitimin sağlanması, böylece bilinçli, eğitimli, evrensel insan, çocuk, kadın haklarına saygılı, çevreye duyarlı, Atatürk ilke ve devrimlerinin aydınlığında, çağdaş bir toplum oluşturulması amacıyla kurulmuş ÇYDD bünyesinde

• Kız Çocuklarının Eğitimine Burs Desteği
• Üniversite, Yüksel Okul Öğrencilerine Burs Desteği
• Okul, Yurt, Toplum Merkezi Yaptırma ve İyileştirme
• Eğitsel, Kültürel ve Sosyal Gelişime Destek
• Sanata Destek

alanlarında çok sayıda proje gerçekleştirilmiş ve binlerce kız çocuğuna ve üniversite öğrencisine eğitim olanakları sağlanmıştır.

Toplumsal sorunları bütünsel bir yaklaşımla inceleyerek, yaratıcı bir ÅŸekilde çözmeye çalışan ve toplumu geleceÄŸe taşıyan projelerle önemli adımlar atan Atatürk, Hasan Ali Yücel ve Prof. Dr. Türkan Saylan ın anıları önünde saygıyla eÄŸiliyor ve toplum için fark yaratmak isteyen gelecek nesillere esin kaynağı olmalarını diliyorum. 

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor
şehirce Aylık Kent & Şehir Yaşamı Dergisi, dinamik bir iletişim ve tanıtım platformu olarak 15 Haziran da yayına başlıyor..
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

2011-2012 Global Rekabet Edilebilirlik Raporunun Söyledikleri (1): Ev Ödevimiz (Institution)
Kusursuz Küresel Fırtına
Türkiye 2023 Vizyonu İçin Ön Plana Çıkması Gereken Öncelikli İstihdam Alanları ve Yükselen Meslekler
2023 Vizyonu ve Sosyo-Ekonomik Hedefler
2013e Doğru Avrupa Birliği: Borç Batağı veya Daha Fazlası mı?
 

http://www.hannovermesse.de/en/promo?xvn4x

http://maktekfuari.com








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi