Otomotiv sektörü, küresel krizin en çok etkilediği sektörlerin başında geliyor. OICA 2009 yılı ilk üç aylık küresel üretim verilerine göre: Üretim; dünya toplamında %36, NAFTA bölgesinde %51, Japonya da 50 ve AB (27) de %39 oranında düşerken, BRIC ülkelerinden Rusya da %65 düşen üretim, Brezilya da %17 ve Hindistan da %11 gibi daha küçük oranda azalmış ve Çin de ise %2 artış göstermiştir. Bu durum, üretiminin %75–80 ini ihraç eden otomotiv sektörü için dış karlarının %50 oranında gerilediği anlamına geliyor.
Türkiye de ise 2009 yılı ilk 5 ayında üretim, ihracat ve iç pazarın, 2008 yılı eş dönemine kıyasla daralmaya devam ediyor.
Tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye de de devletin satışları arttırma amaçlı olarak ÖTV indirimi uygulaması en azından stokların erimesine ve satışların bir ölçüde canlanmasına neden olmuştur. Ancak artan satışlar, fiyat indirim fırsatından yararlanılması ve gelecekteki talebin öne alınmasını sağlamıştır. Artan talep sunidir. Satış artışı ile kazanılan başarı kısa vadelidir. Krizin daha da sürmesi halinde, ihracat artışı beklenme-yeceğinden, üretimin sürmesi iç pazar satışlarının artmasına bağlı olacaktır. Bu da ÖTV indiriminin tekrar tekrar uzatılmasını zorunlu kılabilecektir. Ancak, bu durum, makro düzeyde vergi gelirlerini azaltacağından kamu maliyesini oldukça zorlayacaktır.
İlk 5 aylık sonuçlar, vergi indiriminin, ÖTV mevzuatının yapısı gereği, 1.600 cc otomobil ile bir kısım kamyonetlerde talebi hareketlendirdiği, ancak diğer hafif ve özellikle ağır ticari araç satışları üzerindeki etkisinin çok sınırlı kaldığını göstermiştir. Bu durum, tüketicinin reel olarak satınalma gücünün azalmasına rağmen, birikimini fiyat indirimi fırsatından yararlanmak için otomobile yönlendirdiğini, gelecekteki talebi öne aldığını ve krizin yatırımları olumsuz etkilemesinden dolayı ağır ticari araç satışlarında canlanmanın yeterli olmadığını göstermektedir.
2009 yılı ilk 5 ayında ihracat, 2008 yılı aynı eş dönemine göre yüzde 51,3 oranında azalmasına rağmen krizin hemen hemen tüm sektörlerin ihracatını aynı düzeyde olumsuz etkilemesi nedeni ile 2009 yılı ilk 5 ayında da sektör sıralamasında birinci sırada yer aldı.
Ekonomik kriz, sadece Türkiye de değil tüm dünyada taşların yerinden oynamasına ve tekrar yerli yerine oturmasına neden olacak. Devlet, otomotiv ve diğer tüm sektörler, ortaya çıkan olumsuzlukların tüm faturasını sadece krize kesmeyip, kriz öncesi uygulanan yanlış politikalar ve teşvik mekanizmalarını tekrar gözden geçirmezlerse, bu tür krizlere karşı hassasiyet her zaman gündemde olacaktır.
50 li yıllardan bu yana Türkiye kendi marka otomobilini ve aracını yaratamadı. Güney Kore ile birlikte üretime başlayan Türkiye, kendi tasarımını ve markasını yaratmak yerine, başkalarının terk ettiği lerin üretimi ile başladı ve daha sonra küresel üreticilerin birkaç inin üretilip %75–80 inin ihraç edildiği, ama parçalarının %80 e varan ölçüde ithalatla karşılandığı üretim ine geçildi.

Bu otomotiv yan sanayi mamulleri ihracatının 6,9 milyar dolara eriştiği 2008 yılında ithalatında 11.3 milyar dolara çıkmasına neden oldu. Başka bir değişle, otomotiv yan sanayi mamul ithalatı, otomotiv yan sanayi toplam üretim potansiyelini aştı.
Ülkemizin bugün için en önemli sorunu nerede ise dünya şampiyonu olduğu işsizlik sorunudur. İstihdam sorununun tümüyle çözümü için GSMH nın on yıllarca en az her yıl %7 büyümesi gerekiyor. Bunun için de sürekli yatırım yapılması, üretimin artması ve refah düzeyinin arttırılması için de katma değer yaratan üretim ve ihracat ine geçilmesi gerekiyor.
Ancak 1980 li yıllardan bu yana ithalata dayalı ihracat i ile üretim yapılması, yüksek faiz ve düşük kur politikası ile bu in tetiklenmesi, sektörlerin ihracatta daha ön sıralara yükselmek için adeta yarış haline sokulması hangi yıl hangi ay kim ihracat lideri oldu bunun yayınlanması, yerli aramalı ve yerli yan sanayinin bitme noktasına gelmesine neden oldu. Ne sektörel dernekler ne de kamu otoriteleri ulaşılan bu ihracat için ne kadar ithalat yapıldı, ne kadar yerli malı kullanıldı, ne kadar katma değer yaratıldı, bunu hesap etmedi. Bu gün ihracatta ilk sıralarda yer alan tüm sektörler aslında ihracat şampiyonu oldukları kadar ithalat şampiyonu da. Ama hangi sektör bunu yayınlayabiliyor.
Tüm yan sanayiler ana sanayilerinin peşine takıldı. Küresel üretim, küresel tedarik sistemine katılım için yıllarca yatırım yaptı, ortak tasım projeleri için çalıştı. Her yıl mamulünü daha ucuza vermesi istendi vermeyenlerin yerine hemen ithalata başvuruldu. Yan sanayi mamullerinin (küresel üretimin zorunluluğu olarak) büyük ölçüde ithal edilmesi ile küresel tedarik sistemine dahil olamayan birçok KOBİ firması ise batış noktasına geldi.
Peki küresel tedarik sistemine bağlı olanlar ne oldu? Küresel pazarlardaki kriz ihracatlarını %50 düşürdü. İç pazar zaten yok. AB ülkelerinin 2 kat vergi oranlarına karşı geliri reel olarak azalan veya işsiz kaldığı, işini her an kaybetme korkusu ile tüketimini kısmış bir iç Pazar onlar için ne kadar güvenilir ve sürdürülebilir bir pazar olabilir ki?
Türkiye artık 80 li yıllardan bu yana anlatılan küreselleşme hikayesini bir tarafa bırakmalı. Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, ucuz dış kaynakların eskisi gibi gelmeyeceğini, başkasının parası ile borçlanıp refah düzeyinin artırılama-yacağını öğrenmeliyiz.
Türkiye nin birincil önceliği aramalı ithalatını azaltıp yerli üretimi yani katma değeri artırmak olmalıdır.
Sektörler ihracat rakamlarını açıklayıp, birinci olduk beşinci olduk diye tablolar oluşturmanın yanı sıra bu ihracatta ne kadar yerli yan sanayi kullandık, ne kadar istihdam sağladık, ekonomiye ne kadar katma değer sağladık bunlar yayınlanmalı.
Kaynakların son derece kısıtlı olacağı önümüzdeki dönemde, teşvik sistemi acil olarak değiştirilerek kaynaklar sadece katma değer yaratan, istihdam yaratan, yerli malı kullanarak ihracat yapan firmalara ve sektörlere kaydırılmalıdır.
Önümüzdeki dönemde sektörlerin üretim ve ihracatları ithalata değil yerli malına, yerli yan sanayiye dayalı olmalıdır.
Türk otomotiv yan sanayi, bu gün yerli üretilebilecek bir Türkiye marka aracın en az %85–90 ını sağlayabilecek potansiyeldedir. Türkiye orta sınıfın araç ihtiyacını kendi markası ile yılda 500.000 adet üretebilir. 500 bin aracın %85–90 ının tamamen yerli yan sanayi ile karşılandığı bir yan sanayi, o ölçekteki üretim kapasitelerinde, dünya pazarlarındaki rekabetçi üretim düzeyini kat kat artıracaktır.
Devlet böyle bir yatırım projesi için çok özel bir teşvik mekanizması uygulayabilir mi?