Türkiye de krizin faturası neden basiretsiz yöneticilere çıkmıyor. Nasıl oluyorda özel sektör yöneticileri hesap vermiyor. Yazılı ve görsel basında sazı eline alan siyasete ve bürokrasiye saldırıyor. Nedense suçlu hep devlet ve hükümetlerin yanlış karar ve uygulamaları oluyor. İşler iyiye giderken yada temsil ettikleri sektör veya kuruluşların başarısında önemli rol oynadıklarını düşünen ve hatta başarının sırrını iyi yönetim, liderlik, ekip çalışması, çağdaş çalışma ilişkileri gibi işletme bölümü 1. sınıfta öğrencilere öğrettiğimiz termolojilerin arkasına sığınarak başarıdan yada gelinen noktadan kendilerinin en büyük rolü oynadığını düşünen bu yönetici sınıf, her nedense ülke krize girdiği andan itibaren çok başarılı yönetici olduklarını bildikleri tek iş olan yani işçiyi kapının önüne koyarak kriz yönetme ezberini yıllardır yapan ve maalesef çalışan üzerinden kriz yönetme ezberini patronlarına da öğreten bana birşey olmasında başkasına ne olursa olsun yaklaşımındaki idarecilerdir. Bunlara yani günü kurtarmaya çalışanlara özellikle idareci demek lazım. Yönetici kelimesi hak etmedikleri bir ödüllendirme olacaktır.
Uzayda yaşamadığımıza göre belirli aralıklarla bu ülke dışarıdan yada içeriden nereden kaynaklanırsa kaynaklansın düzenli olarak bir kriz sarmalının içinde olduğuna göre Türkiye de şirketlerde musluğun başını tutmuş ve herbirinin kıdemi en az 30-40 yıl olan bu yaşlı kurtların krizi önceden görme, şirketi her an krize hazırlama yada kısa, orta, uzun vadeli işletme planı yada stratejileri geliştirmeleri gerekmiyor mu? Veya konuyla ilgili global bilgi düzeyi ve yeteneğe sahip değiller mi? Eğer değillerse bu patronlar Türkiye nin yetiştirdiği gencecik, yaratıcı, ehil ve küresel vizyona sahip yeteneklerin önünü açmayarak neden bunlar ile devam etme konusunda ısrarcı oluyorlar. Başka bir ifadeyle Türkiye deki mikro düzeydeki ve kurumsal anlamdaki krizlerin başlıca nedenlerinden birisinin yönetim hakkını kötüye kullanan ve şirketlerde mismanagement yapan bu tarz yöneticilerdir. Ayrıca kötü yönetimleriyle Türkiye de özellikle kriz dönemlerinde işsizlik oranlarının artmasının ve bugün itibariyle her 3 üniversite mezunundan birisinin işsiz olmasının nedenlerinden biriside şirketlerini büyütüp geliştiremeyen, Türkiye nin istihdam sorunuyla ilgili misyon üstlenmeyen, günü kurtarma ve sahip olduğu yaşam standardını koruma gayreti içinde olan, köşe başlarını tutmuş emekli olup balık tutma hayali dahi olmayan özel sektör yöneticileridir.
Türkiye de mevcut özel sektör yöneticilerinin önemli bir kısmı maalesef uluslararası nitelikte olmayıp, bunların en önemli özelliği aile şirketi ağırlıklı kurumsallaşma problemi olan şirketlerde yada bunların temsil edildiği dernek ve camialarda patronlarla yada yönetim erkiyle kurduğu kişilik gerektirmeyen, teslimiyetçi ve gayri ahlaki ilişkilerle varlıklarını devam ettirmektedirler.
Türkiye de faaliyette bulunan özellikle başında Türk olan yabancı firmalarıda bu tablonun içinde sayabiliriz. Çalışanların yükselmelerinde, şirketin ilerlemesinde ve şirketlerin taşeron işyerleriyle ilişkilerinde yaptıkları yandaşlarını, akrabalarını, eş dost ve ait oldukları klüp, sosyal cemiyet ve aynı okuldan mezun olma dayanışması gibi duygusal ilişkiler içinde kayırmacılık ve profesyonel olmayan iş ilişkileri başka bir tarifle ali cengiz oyunları vasıtasıyla tuttukları koltuk ve makamları uzun yıllar işgal etmektedirler.
Durum böyle iken dikkat ediniz bu ülkede hükümete, mualefete, yerel yöneticilere, basına, hakime, savcıya, bilim adamına her şeyden önemlisi alın teriyle çalışan geniş kitlelere hesap sorulabilirken bu ülkenin işveren vekili olan başta CEO lar, genel müdürler, üst düzey yöneticiler olmak üzere bunların temsil ettiği oda, dernek, sendika ve işveren teşkilatlarının yöneticilerine bırakınız hesap sorulmasını, 30-40 yıl aynı yüzlere tahammül edilmiş, aynı vasıfta kalmış, elinde düz diploma tutan statükocu ve çağın gerisinde oldukları için bugüne kadar hiç bir krizi hükümeti şikayet etme, bürorasiyi eleştirme, rakipleri suçlama ve nihayet başlarına gelen her kötülüğün faturasını işçilere çıkartma beceriksizliğinin ötesine taşıyamamış yöneticilere niçin hesap sorulmaz ve bunlar başarısız olduklarında batıdaki meslektaşları gibi neden onurlu bir yol olan istifa müessesesini işletmezler yada neden işten çıkartılmazlar.
Burada esas sorulması gereken soru Türkiye de gelişmiş modern ülkeler yada batı formatında özel sektör yöneticisi var mı? Varsa bunlar nereden istihdam edilirler? Hangi yönetim eğitimi veren okullardan mezunlardır? Bunların yeterlilikleri ve formasyonları nedir?
Son soru; özel sektörün insan kaynaklarının özelleşmesi yani memleketin gençlerine açılması (halka) zamanı gelmedi mi? Türkiye deki krizlerin, iflasların gerçek sorumlularının dokunulmazlığı ne zaman kalkacak? Yani onlara da dokunulacak mı? Yoksa çocuklarımızı boşuna mı okutuyoruz? Özetle, bu Jurassic Park düzeni ne zaman değişecek.