Necati Terziöz Savunma sanayi, otomotiv yan sanayi alanlarında 30 yıl Makine mühendisi olarak görev yapmış, 10 yılı aşan son dönemde ise, Ar-Ge Proje Danışmanlığı ile çok sayıda teknolojik inovasyon içeren projenin hayata geçmesini sağlamıştır.
BÖLÜM 1.
21. yüzyılın başında, insanlık tarihinin belki de en heyecanlı yarışı yaşanmaya başlanmıştır. Bu yarış hem ülkeler arasında hem de aynı sektörde yer alan firmalar arasında, olağanüstü hız ve acımasızlığı ile sürdürülmektedir.
Orta çağın kapanmasına yol açan önemli buluş, matbaanın icadıdır.(Johann Gutenberg 1439) 18. yüzyılda buharın üretim ve ulaşım amaçlı makinelerde kullanılmaya başlanması ve 19. yüzyılda elektrik, elektromanyetik alanındaki gelişmeleri de kapsayan top yekûn bu süreç, sanayi devrimi adını almıştır. Bu dönemin icat ve buluşları, yaşanılan olağan üstü teknolojik gelişmeler, kendi çağındaki etkilerinden çok daha fazlasını, içinde bulunduğumuz bu yüzyılda göstermektedir.
Günümüz teknolojisiyle, sanayi ve ticarette yaşanılan çeşitli gelişmeler sayesinde, ulaşım araçları ve haberleşme araçlarında köklü değişmeler meydana gelmiştir. Bu baş döndürücü gelişmeler, zaman ve mekân kavramlarında çok büyük değişikliğe yol açarak, adeta bu gelişmeler, dünyamızı küçültmüş. Ülkeler arası ilişkilere ve rekabete yeni bir boyut kazandırmıştır.
Son zamanlarda, pek çok alanda hemen her şey, küreselleşme olarak adlandırılan yeni bir süreç içinde tanımlanmaya başlanmıştır. Uluslararası rekabeti de, bu yeni anlayışa uygun olarak, küresel ölçekte ele alarak değerlendirmek kaçınılmazdır. Uluslararası rekabette, günümüzün lider firmalarında göze çarpan ortak özellikler, bunların sistemli ve sürekli ürün ve süreç geliştirerek büyüme hedefine doğru hızla koşan firmalar olmalarıdır. Daha yalın bir ifade ile: sektörlerde liderliğini ilan ederek, uluslararası pazarda bu durumu kabul ettirenler, kendi alanlarında en yenilikçi olanlardır.
Değişimin ana motoru olan, teknolojik inovasyonu vazgeçilmez kabul edenler, en yenilikçi lider firmadır, demiştik. Bugünkü yarışta yer alan irili ufaklı çoğu firmanın büyük bir kısmı; daha 15–20 yıl öncesinde hiç tanınmadıkları gibi, bu firmalarda en çok satılan ürünlerinin de, o tarihlerde henüz piyasada olmadığı hatırlanmalıdır. Dünya piyasalarının bu firmaları, yenilikçi yönleri ve geliştirdikleri ürünler nedeniyle, fazlasıyla ödüllendirdiklerini söylemek hiç yanlış olmaz. Bu baş döndürücü yarışta hızlı değişime ayak uydurabilmek ve onlar arasında lider konuma talip olmak için; olağanüstü beceriye ve yenilikçi yapıya sahip olmak gerekmektedir. Bu becerilerin ve yenilikçi yapının bir kısmı ulusal kültür alt yapısına, bulundukları coğrafi konuma ve tarihsel birikime bağlı olarak da açıklanabilir.
Bizim gibi başlangıçta bu sürecin dışında kalmış; 20. yüzyılda kalkınma hamlesine yeni başlayan ülkelerin de, bu teknolojik yarışa dâhil olmaları için, Ar-Ge ve teknolojik inovasyona gereken önem ve önceliği vermeleri kaçınılmaz bir olgu olduğu, ülke yöneticileri tarafından artık fark edilmiş, kabul edilmiştir. Ekonomik kalkınma yarışına çok sonradan katılıp, daha sonra ön sıralarda yer almış olan, örneğin G. Kore ve benzeri uzak doğu ülkelerinde, bu yöndeki girişim ve teknolojik gelişmelerini, kendi ülkemiz için model alarak; bu yönde görülen eksikliklerimizi, kısa sürede tamamlamamız gerekmektedir.
Bugün ülkemiz, inovasyon performans sıralamasında -ne yazık ki- Avrupa Birliği üyesi ve aday ülkelerin arasında en geride yer almaktadır. Bunun temelinde birçok neden yattığı söylenmektedir. Bizce bunlar arasında en büyük ve önemli olanı: Tarihsel, sosyolojik ve ekonomik nedenlere bağlı olarak, derinlemesine yapılan bir analizle, bu geri kalmışlığı açıklamak daha doğru olacaktır.
Osmanlıdaki ekonomik yönden gerilemenin çok kötü mirasını, Cumhuriyet yönetimleri taşınması zor bir yük olarak sırtında bulmuştur. Günümüz Türkiyesi de, bu mirasın olumsuz etkilerinden hala kurtulabilmiş değildir.
Dünyanın değişen koşulları içinde yeniden üretemeyen her toplum, kendi içinde çürüyerek dün sömürge veya yarı sömürge olması kaçınılmazken, bu günde gelişmiş teknoloji inovasyonu yaratan ülkelerinin cazip bir pazarı konumuna gelmesi kaçınılmazdır.
Batıdaki teknolojik gelişmelerin sanayileşmeye etkisi kendi çağındaki etkilerinden bile fazlası, günümüzde yaşanmaktadır. Sanayi devrimini pas geçen ilkel bir tarım toplumu kültürünün zihinlerimize yerleştirdiği ‘ön yargılar sonucunda oluşan; öz saygı ve öz-güven kaybı ile bugün hala ekonomik yönden izahı mümkün olmayan işler yapmaya devam ediyor, yabancı hayranlığından bir türlü kurtulamıyoruz.
Rasyonel olmayan toplumsal algıya örnek olarak, ithal ettiğimiz yatırım aracı ve makinelerin çok büyük bir bölümünü (yaklaşık %75ini) yapmaya muktedir olduğumuz, (tüm ekonomi yönetimleri tarafından da) bilindiği halde bunları dışarıdan almaya devam ediyoruz. Yerli makine ve üretim aracının lehine birtakım (teknik mevzuata dayalı herkes tarafından bilinen) düzenlemelerle bunun önü alınabileceği halde; biz hala yabancı ülke ve marka hayranlığı ile bunları dışarıdan almaya devam ediyoruz. Uzak doğu ülkelerinin sübvansiyonlarla desteklenen sanayicisi ile (bu tür desteklerden yoksun olan) yerli sanayicimizi aynı pazarda yarıştırmak suretiyle haksız rekabete maruz bırakıyoruz.
Bir başka ifadeyle artık sanayici bile sanayiden elde ettiği gelirin daha fazlasını rant getiren başka alanlarda değerlendirmekte, bir kısmı da çareyi: gizli-açık ithalatçılıkta bulduğu anlaşılmaktadır. Üzerine yerli ürün markası yazılarak piyasaya sunulan, tanınmış firmaların etiketleri ile pazarda dolaşan malların gerçek menşei bilindiği halde, herkes bu ilginç oyunun seyircisi konumundadır.
Sanayimiz, geçmişten geldiğini bildiğimiz çeşitli olumsuzlukların yanı sıra; birde günümüzde yaşanan bu tür küresel boyuttaki haksız rekabetin etkisinden dolayı, çocukluk çağını geride bırakıp; tasarıma dayalı katma değeri yüksek üretim aşamasına geçmekte büyük ölçüde zorlanmaktadır. Bir ülkede özgün tasarıma dayalı üretim olmadan, o ülkeyi teknolojik inovasyon performans sıralamasının alt sıralarından kurtarmak, elbette ki çok güç olacaktır.
Nisan sayımızda 2. bölüm, Mayıs sayımızda 3. bölüm yayınlanacktır.
Not: Çözüm önerileri, Bölüm 3.dedir.