Bütçeler dar, pazarlama ve tanıtım aktiviteleri sınırlı, markamızı bilenler az... İçimizden bunu değiştirmek geçer tabii ki… ama koşuşturmalar sırasında göz ardı edilir bu durum. Ülkemizdeki KOBİler bilimsel ve teknolojik alandaki hızlı gelişmelere ayak uydurmak zorundadırlar. Günlük koşuşturmalar arasında zor olsa bile... KOBİlerin rekabet gücünü yükseltmeleri ülke ekonomisinin gelişimini pozitif yönde desteklemektedir. İşletmelerimizin daha yüksek teknolojilere erişmesi toplumumuzun ekonomik refah seviyesinin yükselmesini getirecektir. İşletmelerimiz bunları gerçekleştiremediği takdirde toplumumuz bunu yapabilen toplumların/üreten ve ekonomik bakımdan gelişmiş toplumların hakimiyeti altına girer. Günümüz bu gibi ekonomik hakimiyet altında kalarak ezilmelerin çeşitli örnekleri ile doludur.
İnsan zekası ve düşünce yaratıcılığının ve becerilerinin ürünü olan fikri ve sınai ürünler birçok kavramları beraberinde getirir. Sınai Mülkiyet Hakları ticaret ve hizmet markaları, patent ve faydalı modeller ve know-how gibi kavramlardan oluşur.
Sınai Mülkiyet Hakları; bir ürünü, ilk üreten veya satan adına, belirli bir süre için, o ürünü üretme ve satma hakkına sahip olmalarını sağlayan bir kanun olarak tanımlanabilir.
KOBİler, tanım ve tasarım bakımından özgün düşünme, çeşitli sorunlara yeni çözümler bulma ve keşfetme yeteneğine sahip kişilerden oluşan bir ekiple yönetilmelidir. Tabii ki yönetmek pek kolay sayılmaz. Yönetmek, işi tarif etmek demek değildir, liderlik ederek yönlendirmek gerekir. Ancak yaratıcı örnek bir lider kitleyi yönlendirebilir.
Ülkemizde sınai mülkiyet hakları konusu, KOBİler açısından son derece önemli bir konudur. Kısıtlı sermaye ve pazarlama olanaklarına rağmen, kendi çabasıyla ayakta durabilen, ekonomik krizleri tüm benliklerinde sonuna kadar hisseden bunun sonucu ağır yaralar alan, buna rağmen yine de üreten, ekonomik gelişme ve büyüme dönemlerinde birçok başarıya imza atan, toplumumuz için büyük işletmelerden çok daha fazla katma değer yaratabilen tüm ticari, sınai ve hizmet işletmelerini birer KOBİ olarak tanımlayabiliriz. Ülkemizdeki KOBİlerimizi milli bir davaya hizmet eden ve ekonomimizin gerçek ateşleyicileri ve garanti supapları olarak değerlendirebiliriz. Bu kapsamda KOBİlerimiz için ön şart, kopya ve taklit ürün üretimi ve ticaret ve pazarlanmasından kaçınmak, yeni ve özgün üretim metotları ve pazarlama yöntemleri bulup uygulamak ve hukuki anlamda da kayıt altına almaktır. Türk KOBİleri inovasyon (yenilikçilik, yeni teknolojiler, üretim ve verimlilik ile ilgili yapılan çalışmalar) alanında önemli gelişmelere imza atmaktadır, ama ne yazık ki sınai hakların ve Ar-Ge çalışmalarının önemini yeteri kadar anlamamıştır.
Günümüzde dünyada özellikle teknolojik yeniliklere dayalı yeni ürünler, tercih edilen ve her zaman aranan ürünlerdir. Bu ürünler katma değeri yüksek ürünler olma özelliğini de taşımaktadırlar. Yeni buluşlar ve icatlar ancak araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile ortaya çıkar ve hukuksal açıdan korunması da patent ya da faydalı model belgesi ile gerçekleşir. Yeni ürünlerin ortaya çıkarılıp geliştirilmesinde patent haklarından yararlanma ile ancak ulusal ve uluslararası rekabet ve üstünlük sağlanabilir. Ürünler üzerindeki birden fazla boyutlu görsel geliştirmeler de endüstriyel tasarım hakları kapsamında korunurlar.
KOBİlerimiz açısından araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile yeni ürünler ve tasarımlar ortaya çıkarmak ve bu yaratılan ve ticari yaşama sunulan ürünler için marka, patent ve faydalı model belgesi ve tescil mutlak bir zorunluluktur. Ülkemizde KOBİlerimize bu hizmeti Türk Patent Enstitüsü vermektedir. Yeni ürün ve tasarımları koruma altına almak isteyen KOBİlerimiz yukarıda bahsi geçen kamu kuruluşuna başvuru yapabilirler. Başvuru sonrası yapılan incelemeler biraz uzun sürmesine rağmen, benzer konularda başvuru olması durumunda ilk hak Enstitüye ilk başvuru yapan KOBİye aittir. Tabi ki bu başvurularda ve belge alımlarında işletmelerin ödemesi gereken belirli ücretleri vardır. Ancak işletme Marka Tescil belgesi hariç diğer sınai mülkiyet belgelerinde ödedikleri tutarın %70ini KOSGEBden hibe şeklinde geri alabilmektedirler.
Sonuç olarak, sınai mülkiyet haklarının etkin biçimde kullanılması, sağılıklı ve sağlam bir sanayinin temelini oluşturur. Ve bu da, istikrarlı ve kararlı bir ekonominin oluşması demektir. Bu anlamda ekonomilerin lokomotifi rolünü üstlenmiş bulunan KOBİlerin sınai mülkiyet haklarını kullanması ve bu bilincin yerleşmesi adı geçenlerin küresel pazarda rekabet gücünü artıracağı tartışmasız bulunmaktadır.
Kısacası, yaratıcı fikirler ve buluşlar birer inci gibidir. Benzersiz ve ışıltılıdır. Bir pazarda, üretim hattında veya işyerinde uygulamaya geçmeden kimse fark edemez. Ne zaman, nerede, ne kadar, kaç adet konuları tabii ki önemlidir. Fikrin ne olduğu daha da önemlidir.
Yaratıcı fikirlerin fark edilmesi ve ödülünü kazanması dileğiyle,