SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   24 Mayıs 2012, PerÅŸembe

Mayis 2010 Sayısı

Yıl : 7 | Sayı : 73

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

http://www.ankiros.com


http://maktekfuari.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Dr.İlhami Fındıkçı
Davranış Bilimleri Uzmanı, ifindikci@degerdanismanlik.com.tr


İnsan ve Zaman


Ayrılmaz bir sarmalın sonsuzluğundayız. Öyle bir sarmal ki zamanın içinde insan, insanın içinde zaman. Kendi menziline yol alan insanın aklıdır zamana kıymet veren. Zira zamanı yoksa insanın, hayatın ve aklın da anlamı yok. Böylece yaşam ekseninde birbirine açılan iki kapı misali: insan ve zaman.

Zaman gemisi baÄŸrında taşır insanları. Her günün limanından yeni yolcular alır. Bazılarını  artık taşıyamaz da bırakıverir aniden. Zira bir yolculuktur hayat, zamanın engin zemininde. Bazı yolcular  için uzun, kimilerine de kısa gelir hayat yolculuÄŸu. Akıp gittiÄŸine üzülürüz ya zamanın, aslında akıp giden biziz. Yani ki bir deryanın sıfırına belki de hiçliÄŸe akan biziz.

Zaman, hayattır, harekettir, engin sonsuzluğun ölçüsü, ilahi bir lütfun ispatıdır. Varlıklar alemini taşıyan yegane zemindir. Yıllar, aylar, haftalar, günler, saatler, dakikalar, saniyeler. Hepsi değerini bilmek için zamanın. Kendimizi bildiğimizden beri hayatımızın yegane yol göstericisi değil mi saatlerimiz.

Bilmem ki kıymetini anladık mı zamanın ve bağrındaki insanın. Mesela vadesi dolmuşun bir dakikasının maliyeti nedir bilir misiniz? Ya geriye götürmek mümkün müdür o anda yaşananları?

Ömrümüzün bir yılının son günlerinde bir kez daha anlıyoruz ki biz zamana mecburuz ama o değil. Gelen, yaşayan ve giden biziz. Bizim için sınırlıdır, sonludur ama kendi için sonsuzdur zaman. Dolayısıyla kıymetine binaen parçalara ayırdığımız zamanın her kilometre taşında durup düşünmek gerekmez mi? Beden kefenlenip toprak ile buluşmadan, ruh kanatlanıp semalara uçmadan nereden gelip nereye gidiyoruz un muhasebesi gerekmez mi?

Sabah doğup akşam ölenler
      
Gelin biraz muhasebesini yapalım zamanımızın. Bir çiğ damlasından katreye dönen, ardından çiçeğe duran insan için her yaşta muhasebe gereklidir. Yaşı, yolun yarısını geçenler için bu daha da önemlidir. Zaman düzlemindeki hayatımızın karelerini nasıl doldurduğumuza sorularla kafa yoralım.

Yaşamımızın bugüne kadarki kısmının odağında ne var mesela? Neyin uğrunda koşuyor, kime çalışıyor, neler için kavga ediyoruz? Yani ki ne için var olduğumuzu düşünüyor ve bu uğurda yaşıyoruz? Bize ilahi bir kudretten hazır olarak verilmiş olan yirmi dört altını, nasıl harcıyoruz bir günde? Sonra ertesi günkü altınları ya diğerlerini nereye, kime, niye harcıyoruz? Mademki hayat ölümden çalınan küçük bir zaman dilimidir. Bu sınırlı zamanın sınırlı aşkının odağında oturan nedir?

Omurgalaşmış bir amacı yoksa hayatın ve bu omurgaya götüren alt amaçları yoksa yaşamın, sonbahar rüzgârlarına kapılan yapraklar gibi sürüklenir insan. Sürüklenir de tuzaklarına düşmekten yakalayamaz gerçek zamanı. Şeyh Edebalinin benzetmesiyle sabah doğup akşam ölenler sınıfının sıradan bir üyesi olur insan. Oysaki bir kısa ömre, ömürler sığdıranlar var. Zamanı doğru kullandığı için yüzyılları, bin yılları aşıp bu güne, ışık tutanlar var. Zamanın içindeki rolleri ile insanı ve insanlığı çoğaltanlar var. Bir de kendine meftun, bireysel amaçları ile insanları ve insanlığı eksiltenler, yaşam alanlarını daraltanlar var. Acaba biz hangi gruptayız?

Sizinle neler güzelleşiyor hayatta?
      
Hayatın bir anlamı da insanın kendini ifade etmesidir ya o halde kendimizi ifadenin muhasebesinde durumumuz nedir? Mesela duruÅŸunuz ne anlatıyor? Nasıl bir renk, ses ve ışık veriyorsunuz zamanın derinliklerine? Sözlere gerek kalmadan ne söylüyor bedeniniz? Sizden dış aleme, dış alemden size neler akıyor? Hayatınız, kendi doÄŸrularınızın sözcülüğüne mi tanık? Yoksa tüm zamanlarınızı süsleyen hoÅŸgörünüz, insanları, insanlığı hatta canlıları ve dahi cansızları kapsayacak enginlikte mi? Kendinizi ifade sırasında sesiniz mi yüksek yoksa sözleriniz mi mesela? Dedidoku, malumat, bilgi hangisi süslüyor konuÅŸmalarımızı? Yoksa kaotik bir zaman düzleminde mekân tutup durmadan ifade kırılmaları mı yaşıyorsunuz?  Ananız, babanız, eÅŸiniz, çocuklarınız, kardeÅŸleriniz, arkadaÅŸlarınız, siz varsınız diye mutlular mı acaba? Yoksa ifadeleriniz giderek tek renkli, tek merkezli, monoton ve gerçeklerden uzak, sanal bir dünyanın uydusu mu oluyor?

Sahi siz ne kadar gelişiyorsunuz? Hangi Çindeki bilgiyi alıp kendinize mal ettiniz? Sizinle neler değişiyor, düzeliyor, güzelleşiyor hayatta? Siz varsınız diye hangi taşlar yerinden oynuyor? Zaman çizgisinden kaymanızla neler değişir bu gökkubede? Kimler karanlıkta kalır sizin ışığınız söndüğünde? Hiç değilse heran kendinizden yeni anlamlar yeni çıkarımlar yapabiliyor musunuz? Yoksa amaçsız değişmeye alabildiğince odaklanan sanal algınız, özünüze mi köreliyor?

Zamanın rüzgarlarıyla dalgalanan ömrünüzün bayrağı nerede dalgalanıyor, neleri haykırıyor? Hangi rolleri, deÄŸerleri, ilkeleri, olmazsa olmazları barındırıyor? Sakın ki mala odaklanan can gözünüz, gönül gözünüzü köreltmiÅŸ olmasın.

AÄŸlar mısınız mesela kimi zaman? Maddi bir kaybınız olmadan mesela bir karıncanın ölümü yaÅŸartır mı gözlerinizi? Yoksa gözyaÅŸlarını kayıp edenlerden misiniz? Necip Fazıl üstadın,  AÄŸlayın su yükselsin, belki kurtarır gemileri deyiÅŸinin neresindesiniz? Akıp giden zaman gibi akıp giden hayatı okumanın neresindesiniz?

Unutmayın ki her yılın sonu gibi her ömrün de sonu var. Fark şudur ki yılın sonunu biliyoruz ama ömrünkini bilmiyoruz. Belki yılın sonundan önce belki de sonra. Hatırlayın ki zaman daraldı.

 

  İlgili Haberler

 

Beyaz eÅŸya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eÅŸya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eÅŸya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Beyaz eÅŸya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR
Geçmişle Hesaplaşmak… Salçalı Ekmek

  İlgili Yazılar

 

Yöneticilerin Duyguları
Yüzyılın En Büyük Ekonomi Savaşı: Çin ve Amerika
Åžirketler Ritim Tutuyor
2011 Yılında Takım Tezgahı Sektörü
Enerji ve Sürdürülebilirlik
 

http://www.commercial-vehicles-turkey.com/?referer=Subcon

http://www.cnrsubconist.com/content/tr_index.asp








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi