Son açıklamalara göre ülkemizde kapasite kullanım oranı artmaya başladı. Kapasite kullanım oranı bu yıl imalat sanayinde ilk çeyrekte aylık bazda %68 iken, Nisan ayında %72.2ye çıktı. Ancak ekonominin nabzı atmaya başladı diyebilmek için iyimser olmamız henüz mümkün değil. Nisan ayının kapasite kullanım oranı halen 2008in altında. Olumlu gelişmeyi ekonominin canlanmaya başladığını gösteren veriler olarak değerlendirmek yerine, ekonominin psikolojisinin yavaş yavaş düzelmeye başladığını gösteren veriler olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Birden çok saç ayağına bağlı olarak hareket eden ekonomi zamana, teşvik edilmeye, finansmana, üretime ihtiyaç duymaktadır. Sanayiciye güven verecek ve onu destekleyecek, verimli üretimi kamçılayacak, yeni istihdam alanları yaratacak imkânlar, önlemler ise ülkemizde halen yetersiz. Bu yetersizlikler sadece kriz döneminde olanlar değil, bunlar aynı anda kriz öncesinden kalan ve üzerine halen gidilmeyen yetersizlikler: işverenin ağır yükümlülükleri, istihdam yaratma maliyetinin yüksekliği, teknolojik gelişmenin yeterince desteklenmemesi, bürokratik engellerin yoğunluğu, esnek çalışmanın dar uygulama alanı, istihdamın katılığı, yeni yatırımların yeterince teşvik edilmemesi vb.
Daha da katılaştık
OECDnin İstihdamın Katılığı Endeksi, 30 üye ülke ve hızla gelişen 10 ülke içerisinde Türkiyenin en katı istihdam uygulamaları olan ülke durumunda olduğunu ortaya koydu. Bu son derece üzücü bir gerçek. Türkiye; esnek çalışma uygulamaları, kıdem ve ihbar tazminatının katılığı, çalışma hayatının teknolojik değişikliklere zamanında uyum sağlamasının kolaylaştırılması ve yaratılması konularında sınıfta kaldı. Ülkemizdeki bu katılık yeni oluşan bir gerçek değil. OECD raporu ülkemizin 2000–2008 döneminde mevcut katı istihdam uygulamalarını daha da katılaştırdığını ortaya koydu.
Halen küresel krizin derin etkisi altında olan Türk sanayi istihdamın katılığı nedeniyle de yeni yatırımları gerçekleştirmekte zorluk çekiyor. Yabancı yatırımlar incelendiğinde ise yatırım girişlerinin 2009 yılında, 2008 yılına göre %58 oranında düşüş gösterdiği görülüyor. Gerçekleşen yatırımların %61i sanayi sektörüne, %38i ise hizmet sektörüne yapılmıştır. Geçen yıl ülkemize en fazla yatırım yapan ülkeler Hollanda, Avusturya, Fransa, Lüksemburg ve Almanya olmuştur. Türkiyeye en çok yatırım yapan 10 ülkenin 9u AB üyesi ülkesidir. Ancak yine de yabancı yatırımların bir yıl içerisinde yarıdan fazla azaldığını unutmamak gerekir. Ekonomideki olumlu gelişmeler sevindirici olsa da, umutlu olabilmek için önce toplumsal ve ekonomik olarak kalkınabilmeli sonra da toz kaldırabilmeliyiz.