Bir ay içinde, temel çelik ürünlerine aşırı zamlar geldi. Şimdi herkes merak ediyor: Bu artışlar kalıcı mı, yoksa aşağıya iniş olabilir mi?

Fiyatlara gelen zamların arkasında bu fiyat seviyelerini destekleyen talep var mıdır? Cevap hayırdır. Ekonomi her ne kadar düzelme yolunda olsa da, hala hastalıklı ekonominin belirtilerini göstermektedir. Güçlü bir talebin olmadığı ortamlarda, çelik üreticileri bu kadar hızlı ve bu kadar yüksek zam yapabilir mi? Yapsa bile bunu piyasalara kabul ettirebilir mi? Yoksa, fiyatlar çıktığı hızda gerisin geriye iner mi? Stoka girmeli miyiz? Yoksa tedbiri elden bırakmamalı mıyız?
Bu soruya cevap verebilmek için, artışların nedenini bilmemiz gerekir.
Her Şeyin Başı Demir Cevheri
Uzun mamuldeki artışları tetikleyen hurda fiyatlarındaki artıştır. Hurda ve siyah sac fiyatlarını tetikleyen ise demir cevherindeki artış beklentisidir. Unutmayın ki, çeliğin ABCsi, demir cevheridir.
Demir cevheri, dünyanın her yerine eşit dağılmamıştır. Örneğin, dünyada en fazla çelik üreten Çinde kaliteli cevher rezervleri yoktur. Çin, cevheri ithal etmeye mahkûmdur. Aynı şekilde, Türkiye, Avrupa ve Japonya da cevheri ithal etmektedir. Dünyada ki en zengin cevher yatakları, Brezilya, Batı Afrika ve Avustralyada bulunmaktadır. Bu yataklar ise, 3 büyük firmanın tekelindedir: Vale (vağle diye okunur), BHP Billiton ve Rio Tinto. Bu firmalar, dünya üzerinde satın alınan cevherin %70ine hükmederler. Yani, diğer bir deyişle, tekelleşme (veya oligopolleşme) yaratmışlardır. Bu firmalar, çok sıkı rekabet kanunlarına rağmen, aynı anda, aynı miktarda zamlar yaparak, birlikte hareket etmektedirler. Nitekim, geçtiğimiz ay, Avrupa demir ve çelik birliği Eurofer, Avrupa Komisyonuna bu konuda bir dava açmıştır.
Bazı demir çelik üreticileri de kendi cevher madenlerine sahiptir. Bunların en meşhuru ArcelorMittaldir. ArcelorMittal, tüm global üretim ihtiyacının %40ını kendi cevher yataklarından tedarik etmektedir. Arcelor ve Mittal birleşmesinden önce, Arcelorun hiçbir cevher madeni yoktu. Tüm madenler, Mittalin bünyesinde idi ve yıllık ihtiyacının %70ini karşılıyordu. Dolayısı ile, dünyanın ikinci en büyük çelik üreticisi olarak Arcelor, 3 büyük cevher üreticisi ile yapılan yıllık fiyat müzakerelerini yürüten lider firma idi. O dönemde, müzakereler çok çetin geçerdi. Ancak, bu dönemlerde Mittal daima sessiz kalmaktaydı; çünkü, cevhere zam yapılması, Mittalin karını yükseltmeye yardımcı oluyordu. Mittal, Arceloru satın aldıktan sonra, haliyle Arcelorun da sesi kesildi ve cevher üreticilerinin önündeki en büyük engel de kalkmış oldu.
Arcelorun sessizleşmesi karşısında, Çin devleti Baosteeli, cevher fiyat müzakerelerini tüm Çinli üreticiler adına yürütmesi üzere görevlendirmiştir. Ancak, Baosteelin tüm gayretlerine rağmen fiyatlar, madencilerin lehine gelişmeye devam etmektedir.
Yeni Çıkar Düzeni
Demir - çelik üreticileri daha sonra gördü ki, cevhere zam geldikçe, çelik ürünlerine de zam yapabilmeye başladılar. Yani çıkarlar birleşmişti. Kazanan cevher üreticileri ve kendi madenlerine sahip demir çelik üreticileri olmuş; kaybedenler ise, cevheri satın almaya mahkum çelik üreticileri ile tüketiciler olmuştur. Konuya diğer bir açıdan bakarsak, cevher pahalılaştıkça, cevher yatakları olan üreticiler daha fazla rekabetçi olabilmek-tedirler. Dolayısı ile o firmaların Pazar payları daha da artabilecektir.
Cevher fiyatları, 40 yıldır, yıllık anlaşmalarla belirlenmekte idi. Ancak, bu yıldan itibaren sözleşmeler çeyrek bazında olacaktır. Mart sonunda Vale ile Nippon Steelin yaptığı prensip anlaşması, bu değişikliği gündeme getirmiştir. Bu iki firmanın anlaşma şartlarının, tüm sektör tarafından benimsenmesi beklenmektedir.
Cevher ve Çelik Fiyatları Ne Seviyede?

Ancak, madencilerin çelik üreticileri ile yaptıkları sözleşme fiyatları daha düşüktür. Örneğin, Brezilyalı Valenin, Japon Nippon Steel ile yaptığı anlaşmaya göre, fiyatlar 2009daki 55,53 USD/DMTUdan, Nisan-Temmuz dönemi için (2. Çeyrek için) 100-110 USD/DMTU olmuştur. Bu da %90 oranında artış anlamına gelmektedir.

Bu anlaşmanın, tüm demir çelik sektörünce benimseneceğini düşünüyorum. Dünyanın tüm bölgelerindeki çelik fiyatları %20 oranında artarak, hammaddedeki bu artışı yansıtacaktır. Bazı bölgelerdeki fiyatlar diğerlerinden daha hızlı artabilir. Örneğin, Türkiyedeki uzun mamulcülerin fiyatları, Güneydoğu Asya fiyatlarından daha hızlı arttı. Bu durumda fiyatlar dengeye otururken, bir miktar gerileyecek demektir.
Yandaki tabloda, değişik yörelerdeki filmaşin fiyatlarını görüyorsunuz. Bu fiyatlar, o ülkelerde müşterilerin satın alabileceği fiyatlardır. Görüleceği gibi, Türkiyedeki fiyatlar, ABD hariç, tüm diğer yörelerden daha hızlı artmıştır. Bu durumda, Türkiye fiyatlarında ciddi bir gerileme olması beklenmelidir.

Sac fiyatlarına bakar isek, Güney Avrupa, Ukrayna ve Rus üretimi sacların Türkiyeye akın etmesi ve piyasa fiyatlarını terbiye etmesi beklenmelidir. Erdemirin fiyat seviyeleri, diğer yörelerden daha hızlı artmıştır.
Bahis konusu fiyat düzeltmelerine rağmen, fiyat seviyeleri demir cevheri ve hurda sayesinde kademe atlamıştır. Demir cevheri fiyatlarının geçerli olacağı Nisan-Temmuz 2010 dönemi içinde, uzun ve yassı mamullerin fiyatlarının yukarıdaki tablolardaki ortalamaları tutturacağını düşünmek doğru olacaktır. Bu durumda, stok yapıp yapmama konusunda herkes kendi kararını verecektir.
Son Söz
Unutulmamalıdır ki, ekonomi henüz düzelmemiştir. Önümüzde ciddi sorunlara gebe yeni dönemler vardır. Zaman risk alma dönemi değil, tedbirli olma dönemidir. Dükkanı açık tutmak ana hedefiniz olmalıdır.
İstanbulda Çelik ve Otomotiv Çeliği Konferansı düzenleniyor
SteelTürk ve Our Metals sizi, Çelik ve Otomotiv Çeliği konferansına davet ediyor.
Konferans, 21 Nisan 2010 tarihinde, İstanbul Movenpick Hotel de gerçekleşecektir. Konferans hakkında detaylı bilgi için www.steelstrategies.net adresini ziyaret edebilirsiniz.
2009 yılı, uzun yıllardır yerleşmiş ilişkiler üzerinde olağan üstü bir baskı yaratmıştır. Sözleşme performansı konuları, reddedilen sevkiyatlar, devam eden davalar, en sağlıklı iş ilişkilerini dahi tehdit edebilecek elektrikli bir atmosfer yaratmıştır. Ancak, küresel ekonomi düzelme işaretleri de vermektedir.
Önümüzdeki aylar, çelik endüstrisi için neler getirecektir?
Hangi piyasalarda ilk önemli artış gerçekleşecektir?
Konferans, en son gelişmeleri ve gelecekte beklenilenleri detaylı biçimde büyüteç altına alacaktır; arz ve talep analizi, çelik ürünlerindeki değişen eğilimler, yari mamul, uzun ve yassı ürünlerin ve hurdaların fiyat tahminleri ve otomotiv endüstrisindeki çelik meseleleri konuşulacaktır.
Konferansa katılanlar:
Çelik ve Otomotiv ana ve yan sanayi kuruluşları, tüccarlar, distribütörler, toptancılar,
Yarı mamul çelik üreticileri,
Hurda metal ithalatçıları, ihracatçılar ve tüccarlar,
Bölgemizdeki müteahhitler ve inşaat firmaları
Lojistik ve nakliye firmaları,
Kalite denetimi ve standartlar kuruluşları,
Çelik servis merkezleri ve antrepolar,
Danışmanlar ve finans kuruluşları,
Endüstri Analistleri ve araştırmacılar,
Hammadde tedarikçileri,
Otomotiv Ana Sanayi firmaları,
1. Ve 2. halka yan sanayi firmaları,
Çelik inşaat şirketleri