Ünlü yazar Michel de Montaignein Hedefsiz bir gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. sözü; ilerleme, gelişim ve değişim döngüsünün olmazsa olmaz sürecini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bugüne kadar konjonktürel gelişmelere göre ilerlemeye çalışan Türk sanayisi için geç de olsa mevcut durumun analiz edildiği ve yeni hedeflerin belirlendiği bir Strateji hazırlandı. 5 Ocak 2011 tarihinde açıklanan 2011-2014 yıllarına ilişkin orta vadeli stratejiyi belirleyen Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesinde, vizyon Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasyanın üretim üssü olmak olarak ifade ediliyor. Amaç ise Türk sanayisinin rekabet edebilirliğinin artırılarak, dünya ihracatından daha fazla pay alan, çevreye ve topluma duyarlı bir sanayi yapısına dönüşümünü hızlandırmak olarak açıklanıyor.
Yedi bölümden oluşan strateji belgesinin ekindeki sektör değerlendirmelerinde yer alan somut tespitler ve eylem planında yer alan ölçülebilir hedefler, uygulamaya geçişte başarıya ulaşma olasılığını artırıyor. Uygulama ve denetleme aşaması için, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının İzleme ve Yönlendirme Komitesi oluşturması planlanıyor. Komiteyle ilgili tüm paydaşların ve gerektiğinde işçi ile işveren temsilcilerinin katılımı sağlanacak. Sanayi Stratejisine ilişkin olarak 6 ayda bir izleme ve değerlendirme raporu hazırlanacak. Değerlendirilen konuların ise gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca EKKda gündeme getirilerek, karar alıcı siyasi iradenin bilgilendirilmesi ve harekete geçirilmesi öngörülüyor.
Strateji belgesi, Türk sanayisinin hedefinin belirlenmesi adına atılan ilk somut adım olma özelliği ile olumlu bir izlenim yaratıyor. Belge, niyet beyan etmenin bir adım ötesine geçerek net hedeflere, belirlenmiş süreler dahilinde ulaşmayı öngören 72 maddelik bir eylem planıyla da destekleniyor.
Ancak sanayi strateji belgesi tek başına yeterli değil. En önemli ve kritik üretim girdisi insan olan sanayiye ilişkin stratejinin, Ulusal İstihdam Stratejisi ile uyumlu bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Eklerdeki sektör değerlendirmelerinde sıkça değinilse de; sanayinin en önemli sorunlarından biri olan istihdam üzerindeki yüklerin azaltılması hususu belgede ele alınmıyor. Diğer bir önemli üretim girdisi olan enerjinin yüksek maliyetinin düşürülmesi, enerjide dışa bağımlılığın ve ara malı ithalatının azaltılması konularına ise çözüm odaklı bir yaklaşımla değinilmediği görülüyor.
Sanayimizin gelişmesi için son derece önemli bir adım olan Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesinin başarısını kuşkusuz uygulama süreci ve yöntemleri belirleyecek. Geçmişte pek çok örneğini gördüğümüz üzere çarpıcı hedeflerin belirlenmesi yeterli değil. Asıl mesele, bu hedefleri dengeli ve tutarlı kılmak, üzerinde uzlaşılan doğru yöntemlerle ve yönetişim ve izleme mekanizmaları ile uygulanabilirliği sağlamak.
16 Temmuz 2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yatırım teşvik sisteminin de amaçları arasında Bölgesel gelişmişlik farklılıklarını gidermek yer alıyordu. Ancak yeni sistemin uygulandığı Ağustos 2009 – Temmuz 2010 arasındaki 12 aylık döneme ilişkin Hazine Müsteşarlığı tarafından yayımlanan veriler bu amacın gerçekleştirilemediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Teşvik sistemi kapsamında yapılan yatırımların yüzde 74ünün daha gelişmiş olan I. ve II. bölgede yapıldığı, az gelişmiş III. ve IV. bölgelere ise hedeflenenin aksine daha az yatırım yapıldığı görülüyor. Büyük proje teşvik sisteminde IV. bölgeye hiç yatırım yapılmamış olması da diğer bir hedef dışı gelişme olarak göze çarpıyor.
Sanayi Strateji Belgesinin uygulamada başarıya ulaşması için tüm paydaşların, oluşturulacak izleme komitesi çalışmalarına aktif katılımının sağlanması gerekiyor. Siyasi ve ekonomik dalgalanmalar, stratejinin uygulanmasını aksatmamalı. Belgenin gerektiğinde revize edilerek güncel tutulması uzun vadede varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından büyük önem taşıyor.