Toplumsal gelişim dönemleri bakımından insanlık; kas gücüne dayalı ilk insanlar, toprağa dayalı tarım toplumu, makineye dayalı sanayi toplumundan sonra, temel güç ve ana sermayesinin bilgi olduğu bilgi toplumuna geçişin sancılarını yaşıyor. Yüksek sanayi ve teknoloji, hızla bilgi teknolojilerine dönüşüyor. Böylece sanayi toplumuna ulaşan insan yeni, hızlı, kuşatıcı bir dönüşüm süreciyle karşı karşıya.
Bu dönüşüm sürecinin başat kavramlarından birisi de bilgi toplumu. İlerlemiş toplumlar bilgi egemenliği yolunda hızla ilerlerken diğerleri yine takipçi olmak zorunda kalıyorlar. Sözü fazlaca uzatmayıp yine kendi özelimize gelmek istiyoruz. Biz bilgi toplumuna katkıda bulunmak için ne yapıyoruz? Diğer bir ifade ile elektronik postanın, elektronik ticaretin, elektronik eğitimin hızla yayıldığı günümüzde biz bu gelişmelerden kişi, kurum ve toplum olarak nasıl ve ne ölçüde etkileniyoruz?
Bilindiği gibi Bilgi Toplumu kavramı, hem dünyada hem son zamanlarda Türkiyede güncel bir konu. Siyasilerden yöneticilere, öğretmenlerden işçilere kadar hemen herkes yerli veya yersiz bu kavramı kullanıyor. Kısacası bilgi toplumuna geçiş süreci hemen her iddianın gerekçesi olarak baş sıralarda belirtiliyor. Peki, ama Bilgi Toplumu nedir? Ne değildir? Bilgi insanı (bilgi organizasyonu) bilgi toplumu bağı ile öğrenen insan (öğrenen organizasyon) öğrenen toplum bağı arasındaki ilişki nedir? Bilgi toplumu, iletişim toplumu, post-modern toplum, diyalog toplumu, infotech, sanayi sonrası toplum kavramlarının temelde işaret ettikleri şey nedir? Bu kavramların ortak noktası nedir? Bize göre insandır bu ortak nokta. Ve insanlık 21. yüzyılın eşiğinde insanı yeniden keşif etmiş, insani değerleri, toplumsal dönüşümün dinamiği olarak görmeye başlamıştır. Ne kadar ilerlerse ilerlesin teknolojinin yıldızı, bir kaynak olarak insanın yıldızından giderek daha az parlayacaktır. Çünkü bilgi, çünkü sanayileşme ve teknoloji insanın eseridir. Nitekim gelişme dinamikleri salt teknolojiye dayanan ve Asya Kaplanları olarak bilinen ülkelerin günümüzde insanı öne çıkarma eğilimine giriştikleri gözlenmektedir.
Ev sofralarında bile konu olan Bilgi Toplumunun felsefi ve kültürel yönleri kadar pratik ve günlük hayata yansıyan, yansıması gereken yönlerinin de gündeme getirilmesi gereklidir. Örneğin bir yönetici, bir tekstil işçisi, bir anne, bir polis, bir genç için ne anlam taşır bilgi toplumu? Ülke olarak bilgi toplumu olmanın neresindeyiz? Bilgi toplumunun gerektirdiği, sürekli ve sistemli öğrenme alışkanlığını edinmiş Bilgi İnsanı olmak, sadece ülkeyi idare edenler ya da konuyla ilgili akademisyenleri mi ilgilendirmelidir? Mesela bir KİT işçisi, ülkenin bilgi toplumu olmasına katkıda bulunabilir mi?
Bu ve benzeri soruların cevaplarını kısa sürede bulmak, aktarmak ve kişilerde bir davranış değişikliği beklemek elbette kolay değildir. Ancak toplumun hangi kesiminde hangi statüde ve meslek grubunda olursa olsun kişileri bu konuda düşündürmek ve bilgi toplumu ile aralarında bir ilişki kurmaya yöneltmek çok önemlidir. Sanayileşmenin en ileri noktalarında, dönüştüğü yoğun teknoloji ve özellikle bilgi teknolojisini güncel tutmaya ilişkin sistematiği oluşturamamış toplumlar, yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktadırlar. Aynı tehlike, sözü edilen güncelliği yakalayamayan kurumların ve tek tek insanların da baş belası olmuştur.
Toplumsal gelişmenin dinamiğinin kişisel ve örgütsel (kurumsal) gelişmeden geçtiği unutulmamalıdır. Hangi konumda olursa olsun kişilerin, kendilerini geliştirmeleri, kendilerine yatırım yapmaları kısacası birer öğrenen olmaları zamanı çoktan gelmiştir. Bilginin temel güç ve sermaye olduğu, makine gücüne dayalı sanayi savaşlarının yerini iletişim teknolojisine dayalı bilgi savaşlarına bıraktığı günümüzde herkesin bilginin yol göstericiliğine öncelik vermesi, gerekliliğin ötesinde bir zorunluluk halini almıştır. Tüm bu gerçekler, bilginin insanın eseri olduğu ve insan için olduğu gerçeğini unutmamalıdır. Dolayısıyla çağımıza adını veren bilginin egemenliği insan ve insani değerlerden uzaklaşmayı değil aksine insanı temel kaynak alarak daha büyük özenle değerlendirmeyi gerektiriyor.