Sinerji sözlüklerde artı güç olarak tanımlanıyor. Birlikteliğin getirdiği artı güçle bütünün gücünün, tek tek parçaların güçlerinin toplamından daha fazla olması anlamına geliyor. Yaratılan birliktelik neticesinde, parçalar birbirlerinin eksikliklerini giderdikleri gibi üstünlüklerini de pekiştirebiliyorlar. Tıpkı belli bir yaş grubunda olanların hatırlayacağı Voltron çizgi filminde olduğu gibi... Gerçi bugün bile çizgi filmlerde benzer yaklaşımlara rastlabiliyorsunuz. Hatırlamayanlar için anımsatmak gerekirse, Voltron beş robotun birleşmesi ile oluşan dev gibi ve olağanüstü güçlü bir robot. Her bir robot, bir insan tarafından yönetiliyor. Voltrona dönüştüklerinde beş kişiden oluşan bu takım, iyi bir ekip mücadelesi sergiler. Hemen hemen her bölümde, beş robot o ya da bu sepeble düşmanlarla savaşmak zorundadır. Her seferinde, düşmanlar farklı method ve hilelerle başlangıçta robotlara üstünlük sağlarlar. Robotlar düşmanı veya düşmanları tek tek yenmenin imkansız hale geldiğini gördüklerinde son çare olarak birbirlerine kenetlenir ve Voltronı oluştururlar. Sonuçta yarattıkları sinerji ile düşmanlarını yenmeyi başarırlar.
İş dünyasında Tedarik Zincirini de bir nevi Voltron olarak algılamamız gerekiyor. Geçen yazımda belirttiğim üzere günümüzde hiçbir şirket -ne kadar mükemmel olursa olsun- tek başına yeterli olamaz ve rakiplerle tek başına mücadele edemez. Günümüzde rekabet zincirler arasında yaşanıyor. İş dünyasının Voltronlarına karşı tedarik zincirini önemini kavrayamayan şirketlerin başarılı olma şansları yoktur. Toyotanın temellerini atan en önemli kişilerden biri olan Taichi Ohno, Amerikadaki rakiplerinin tedarikçi ilişkilerini gördükten sonra rahatsızlığını Ana şirketin tedarikçilere kötü davranarak iş performansını başarması Toyota Üretim Sisteminin ruhuna tamamen yabancıdır diyerek vurgulamıştır. Toyota tedarikçilerin göreceli güçsüzlüklerinden ve ana firmaya bağımlılıklarından faydalanmak yerine, birlikte ortak amaçlar için ekip mücadelesi veren bir şirketler kardeşliği oluşturabilmiştir.
Türkiyede faaliyet gösteren birçok şirkette yaşanılanlar, bırakınız tedarik zincirinden sinerji yaratmayı, açtığı problemler ile firmaların rekabet edebilirliğini bile engelleyebiliyor. Sadece maliyetler gözönüne alınarak verilen işler, kısa vadede karlı görünse bile orta ve uzun vadede diğer tedarik zincirleri karşısında başarısızlıkla neticeleniyor. Zamanında hizmet veya ürününün teslim edilememesi, yok satmalar, acil veya ekstra sevkiyatlar, istenilen kalitenin tutturulamaması, yeniden üretimler, esnek olmayan üretim veya planlama hataları sonucu oluşan atıl stoklar, yenilik üretememe ve gelişim göstermeme tedarik zincirlerinde en çok karşılaşılan problemleri oluşturuyor. Bu sorunların giderilebilmesi için tedarik zincirinin nasıl kuvvetlendirileceği ve sinerji yaratabileceği üzerinde çalışılması gerekiyor.
Çağımızda şirketler kendi uzmanlık alanlarına yani rekabetçi üstünlüklerine yoğunlaşırken, tedarikçilerinden gittikçe daha çok parça ve hizmet temin etmekteler. Peki onlarca veya yüzlerce tedarikçi ile çalışan şirketler, zincirin her üyesi ile bir takım ruhu içerisinde çalışabilir mi? Bu pek mümkün değil. Ayrıca gerekli de değil. Zincirdeki her tedarikçi şirketiniz için stratejik öneme sahip değildir. Bu sepebten ötürü, siz sadece stratejik öneme sahip tedarikçilerinizle güçlü bağlar kurmaya çalışmak zorundasınız. İşletmeler maliyeti düşürmek, kaliteyi iyileştirmek ve rakip tedarikçilerden hızlı yeni süreç ve ürün geliştirmek için her geçen gün stratejik tedarikçilerine daha fazla güvenmek durumundalar. Günümüzün ölçeğe dayalı, teknoloji yoğun ve küresel ekonomisinde stratejik partnerlik tedarik zincirinin can damarını oluşturmaktadır. Hangi tedarikçilerinizin stratejik iş ortaklarınız olacağına karar verirken belirlenmiş kıstasları içeren bir metodoloji geliştirmekte fayda var. Örnek olarak toplam satınalma bütçenizdeki payları, maliyet tasarruf potansiyeli veya yenilikçilik becerisi gibi kıstasları kullanabilirsiniz.
Stratejik öneme sahip tedarikçiler ile partnerlik ilişkisi kurabilmek için stratejik uygunluğun ötesinde şirket kültürlerinin uyumu, yönetim felsefesi ve tekniklerinin benzeşmesi, paylaşılan amaç ve perspektifler olması gerekmektedir. Ortak rakipler ve müşteriler, şirketler arası fiziksel yakınlık, önceki ilişkilerdeki yaşanan başarılı deneyimler ve şirket sırlarının karşılıklı korunması partnerliği oluşmasını güçlendirebilecek diğer unsurları teşkil etmektedir. Peki, tedarikçilerinizle karşılıklı anlayış ve adanmışlık içeren bir işbirlikteliğini oluşurup sonuçlarını ölçebilen bir yapıyı nasıl kurmalısınız? Stratejik partnerlik için aşağıdaki adımların gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır.
Tedarikçinizi Tanımak
İlk adım firmaların birbirini yakından tanımasından geçiyor. Tedarikçiniz kimdir? Nasıl çalışmaktadır? Güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? Tedarikçinizle güvene dayalı bir ilişki kurabilmek için birbirinizin işini öğrenmeniz gerekmektedir. Nasıl çalıştığını anlamak için ziyaretler gerçekleştirmelisiniz. Yerinde gözlemleyerek güçlü ve zayıf yönlerini anlamaya çalışmalısınız. Sizden daha küçük veya teknolojik açıdan geri de olsalar tedarikçinizin yeteneklerine saygı duymalısınız. Beraber büyüyebilmek için her iki tarafında kendini bu işbirlikteliğine adaması gerekmektedir.
Tek veya Çok Tedarikçi ile Çalışmak
Rekabetin olmadığı yerde ilerleme olmaz. Mümkün olduğu ölçüde her kritik parçayı iki ya da üç tedarikçiden almayı tercih ediniz. Tedarikçiler arasında yaratılan tatlı rekabet sonucu başarılı olanlar daha çok işle ödüllendirilmelidir. Uygun üretim felsefeleri ve sistemleri yaratarak tedarikçilerinizin performanslarını nasıl değerlendirdiğinizi kendileri ile paylaşınız. Bilgi aktarımını ve kontrolü korumak için ortak girişimleri mevcut başarılı tedarikçilerle yapmaya özen göstermelisiniz.
Tedarikçi İlişkileri Yönetimi
Nasıl CRM kullanarak tüketici davranışlarını gözlem altında bulunduruyor ve stratejilerinizi bu verilere göre şekillendiriyorsanız; tedarikçilerinizle ilişkilerinizi sürekli gözetim altında bulundurmalısınız. Stratejik öneme sahip kilit tedarikçilere aylık performans değerlendirme ya da diğer bir deyişle ilerleme raporlarını düzenli olarak göndermelisiniz. Problemleri ve aksaklıkları anında yapılan geribildirimlerle paylaşmalısınız. Sorunları çözmeyi sadece teknik personele bırakmamalı, kıdemli yöneticileri işin içine girmesi sağlanmalıdır. Böylece üst düzey yöneticilerin kalıcı çözümleri getirmesi ve partnerlik ilişkinin sağlıklı ilerlemesine katkıda bulunması sağlanmalıdır.
Tedarikçi Geliştirme
Tedarikçiniz eğer daha küçük bir organizasyona sahip ise tedarikçinizin teknik yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olmalısınız. Tedarikçinize sorun çözme becerileri kazandırmak ileriye doğru yapılmış en güzel yatırımdır. İşbirlikteliğinizde ortak bir dilin kullanılması her iki tarafın birbirini tam olarak anlamasını sağlayacaktır. Stratejik tedarikçilerinizin teknik ve yenilik yeteneklerinin geliştirilmesi sinerji ve katma değer yaratılmasına katkı sağlayacaktır.
Tedarikçilerle İletişim
Tedarikçilerle bilgi paylaşımı sık sık fakat kontollü bir biçimde gerçekleştirmelisiniz. Herşeyi anında paylaşmak bazen bilgi kirliliği yaratmak ve kafa karıştırmaktan öteye gidemez. Bunun için bilgiyi seçerek paylaşmak gerekir. Plansız toplantılar yerine somut zaman, yer ve gündem belirlenmiş toplantılar gerçekleştirilmesi faydalı olacaktır. Yine bilgi paylaşımı için kesin formatlar kullanılması iletişimin sağlıklı gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Paylaşılan bilginin doğru olması için doğru veri toplanması gerektiğinin bilincinde olmak gerekir. Nasıl veri toplanması gerektiği konusunda da tedarikçilere yardımcı olmak gerekebilir. Şirketler arası iletişimin her seviyede mümkün olan en üst noktaya çıkarılması için taraflar gayret sarf etmelidir.
Tedarikçi İyileştirme Faaliyetleri
Tedarikçinizdeki veya kendi şirketinizdeki problemlerin çözümü için ortak iyileştirme faaliyetleri düzenlenmesi, tedarikçiniz için iyi bir öğrenme fırsatı oluşturacaktır. Tedarikçinizin tesislerinde Kaizen projelerinin uygulanmasını teşvik etmelisiniz. Tedarikçi inceleme grupları hem gelişime açık alanları tespitte tedarikçilere yardımcı olmalı hem de uygulanan iyileştirme faaliyetleri sonuçlarını değerlendirmelidir. Yine şirketinizde gerçekleştirdiğiniz en iyi uygulamaları tedarikçinizle paylaşarak benzer uygulamaları tedarikçinizin kendi tesislerinde gerçekleştirmesini sağlayabilirsiniz. Tedarikçilerinizle birlikte büyümeye ve gelişmeye adanmış bir çalışma metodolojisi oluşturmalısınız.
Sonuç
Yukarıda bahsedilen konular zaman içerisinde iş ortakları arasında artan işbirlikteliğine ve adanmışlığa yol açacaktır. Başlangıçta kendilerini iş ortakları olarak gören, fakat faaliyetlerini sınırlı bir işbirlikteliği çerçevesinde yürüten taraflar; zaman içerisinde herbiri diğerini kendi doğal uzantısı olarak görmeye başlayacaklardır. Sonuçta şirketler arasında büyük bir güven oluşumu ve buna paralel tarafların tam katılımının sağlanması gerçekleşecektir. Yaratılan sinerji ile yeni ortak ürünlerin geliştirilebilecek ve herkes için finansal hedeflerin yukarıya taşındığı bir çalışma ortamı yaratılacaktır.
Son söz: Başarılı Tedarik Zinciri sinerji yaratabilmek için bir üreticinin liderliği, üretici-tedarikçi partnerliği, sürekli iyileştirme kültürü ve tedarikçi zincirindeki şirketler arasında ortak öğrenmeyi gerektirir. Bunun için tüm tarafların kendilerini tedarik zincirinin başarısına adamış olmaları gerekmektedir. Konu ile ilgili detaylı bilgi almak isteyenleri eğitimlerime katılmaya davet ediyorum. İyi çalışmalar.