Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış, Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pieriniin de katıldığı açılış töreninde konuşan TOBB Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu, Bakan Egemen Bağışın Büyükelçi Bozkır başkanlığındaki genç ve dinamik bir ekiple Türkiyenin AB katılım sürecini canlı tutmaya çalıştığını vurguladı. AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Pieriniye de gayretlerinden ve işbirliğinden dolayı teşekkür eden Hisarcıklıoğlu, birçok fasılda müzakerelerin bazı üye devletlerin tutumu nedeniyle açılamadığına değindi. TOBB Başkanı, Türkiyenin hazır olduğuna bakılmadan, tamamen siyasi gerekçelerle, müzakerelerin açılamadığı fasıllar bulunduğunu vurguladı.
M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Biz, iş dünyasının çatı kuruluşu olarak, Türkiyenin AB katılım sürecine çok ciddi yatırım yapıyoruz. İnsan kaynaklarımızı geliştiriyoruz. Oda ve Borsalarımızın hizmet kapasitelerini güçlendiriyoruz. İşletmelerimize daha kaliteli ve AB standartlarında hizmetler sunuyoruz. dedi.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlunun açılışta yaptığı konuşmanın tam metni şöyle: Avrupa Birliği Ankara Bilgi Merkezi ile Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin TOBB İkiz Kulelerdeki ofislerinin açılışı için düzenlediğimiz etkinliğe hoş geldiniz. İki açılışı birlikte yapma teklifini getiren Sayın Bakanımıza öncelikle teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz, Sayın Bakanımızın çalışmalarında bir yıl geride kaldı. Kendisi ilk günden beri sivil toplumla birlikte çalışmaya son derece önem veriyor. 8 ocak 2010 tarihinde, yani bakanlığının birinci yıl dönümünde, Sayın Bakanımız, yine sivil toplum kuruluşu başkanlarıyla, bu salonda öğle yemeğinde bir araya gelmişti. Birlikte 2009 yılını değerlendirmiş, 2010 yılına ilişkin görüş alış verişinde bulunmuştuk. Gösterdiği işbirliği ve AB sürecini toplumun tüm kesimlerine yayma gayretlerinden dolayı Sayın Bakanımıza teşekkür ediyoruz.
Sayın Bakanımız, Büyükelçi Sayın Volkan Bozkır başkanlığında, giderek genişleyen, genç ve dinamik bir ekiple Türkiyenin Avrupa Birliği katılım sürecini canlı tutmaya çalışıyor. Büyükelçi Bozkırın liderliğindeki AB Genel Sekreterliği çalışanlarına da başarılar diliyorum.
Diğer taraftan, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Sayın Pieriniye, gayretlerinden ve işbirliğinden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. Sayın Pierini, ABnin Türkiyedeki görünürlüğüne gerçekten büyük katkı sağlıyor. Türkiyede, AB katılım süreci konusundaki iletişim çabalarına destek veriyor. Konuyu sadece Ankaradan takip etmiyor. Sahada çalışıyor.
Birçok fasılda müzakereler bazı üye devlerin tutumu nedeniyle açılamıyor
Bu açılış töreninden yararlanarak, Türkiye-AB ilişkileri hakkındaki görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Aralık ayında Çevre Faslı müzakerelere açıldı. Bugün itibariyle,
Türkiye- AB katılım sürecinde karşımızda şöyle bir tablo var:
• 12 fasılda müzakereler açıldı.
• Sadece bir fasılda müzakereler geçici olarak kapatıldı.
• Sekiz fasılda müzakereler 2006 yılında askıya alındı.
Birçok fasılda müzakereler, bazı üye devletlerin tutumu nedeniyle açılamıyor. Burada, teknik olarak Türkiyenin hazır olduğuna bakılmadan, tamamen siyasi gerekçelerle, müzakerelerin açılamadığı fasıllar var.
Neredeyse müzakerelere açılacak fasıl kalmıyor. Müzakereye açılabileceği düşünülen fasıllar da, Çevre faslı gibi, Türkiyenin fedakârlığını gerektiren fasıllardır. Doğrusu, bu fedakârlığın parasal boyutu da tam hesaplanmış değil. Yani, kabul edelim ki artık giderek işler daha da zorlaşıyor. Müzakereler ilerledikçe yani temel fasıllarda müzakereler başlayınca sürecin zorlaşması beklenen bir durumdur. Ancak, Türkiyenin temel zorluğu, uyum sürecinin gerektirdiği intibak maliyetinin yanı sıra üyelik için bir ışığın görünmemesinden kaynaklanıyor. Böyle olunca da uyumu ciddi maliyet gerektiren fasıllarda adım atılması zorlaşıyor.
AB katılım süreci, Türkiyenin ekonomik ve siyasi reform sürecinin temel çıpasıdır. Bu süreç devam etmelidir. Türkiyenin geciken, yaklaşık beş yıldır bir türlü adım atılamayan idari reform süreci, aslında AB müzakere sürecinin tamamen kendisidir. Ben, 2002 – 2004 arasında Parlamentomuzda sağlanan mutabakat zeminini, doğrusu bugünlerde derin bir özlemle anmak istiyorum. Kaybettiğimiz anlayışı arıyorum.
Ancak burada kabahat yalnızca biz de değildir. AB liderlerinin bir kısmına hakim olan kısa vadeci yaklaşım, yakınsama sürecimizin tempolu ilerleyişini yavaşlatmıştır. Türkiyenin demokratikleşme sürecini bir bütün olarak geriletmiştir. Toplumsal mutabakatı kaybetmemiz, kamplaşmayı hızlandırmıştır. Kamplaşma istikrarsızlıktır. Kamplaşma kötüdür. Türkiyenin konuşmaya ihtiyacı vardır. Aranan monolog değildir. Diyalogdur. Türkiyenin karşılıklı konuşmaya ihtiyacı vardır.
Bildiğim ve her yerde tekrarladığım şudur: Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasi için, daha güvenli ve kaliteli yaşam düzeyi için, reform sürecini sahiplenmeli ve süratlendirmeliyiz. İfade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyetinin korunması ve geliştirilmesini ortak paydamız haline getirmeliyiz.
İşletmelerimize AB standartlarında hizmetler sunuyoruz
Biz, iş dünyasının çatı kuruluşu olarak, Türkiyenin AB katılım sürecine çok ciddi yatırım yapıyoruz. İnsan kaynaklarımızı geliştiriyoruz. Oda ve Borsalarımızın hizmet kapasitelerini güçlendiriyoruz. İşletmelerimize daha kaliteli ve AB standartlarında hizmetler sunuyoruz.
Bunları yaparken, gerek Türk Oda Geliştirme Programları ve gerekse de Türkiye – AB İş Geliştirme Merkezleri projelerimize, ABden çok ciddi destek alıyoruz.
Bugün açılışını yapacağımız, Ankaradaki AB Bilgi Merkezi ile hizmet alanımızı daha da genişletiyoruz. Bilgilendirme faaliyetlerimize çok güçlü bir araç dahil ediyoruz. Benzer merkezler, Anadoluda da odalarımız aracılığıyla hizmet sunmaktadır. Anadoluda sadece işletmelerin değil, halkın AB konusundaki bilgi ihtiyacını da karşılamaya çalışıyoruz. Aynı şekilde, AB Türkiye Delegasyonu, öyle sanıyorum ki, Birliğin dünyadaki en büyük temsilciliklerinden biridir.
Bu yatırımların ve çabaların karşılıksız kalmasını istemiyoruz. Doğrusu, bu irade Türkiyede var. AB kurumlarında da var.
Aynı şekilde, üye ülke hükümetlerinden de, Birliğin taahhütlerine sahip çıkmasını; Ahde vefa ilkesine bağlı kalmalarını istiyoruz. Ortaklık ilişkilerimize rağmen, vize konusu, taşıma kotaları ve serbest ticaret anlaşmalarından kaynaklanan sorunları artık konuşmak istemiyoruz. Bunları çözmemiz lazım.
Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Egemen Bağış: AB geçici bir heves değil
Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış ise ABnin Türkiye için geçici bir heves değil, stratejik bir hedef olduğunu söyledi.
Bağış, törende yaptığı konuşmada, ABnin, Türkiyenin Batı yöneliminin ve çağdaşlaşma projesinin en önemli zeminini oluşturduğunu belirtti.
Türkiyenin AB sürecinde bugüne değin pek çok engel yaşandığını ifade eden Bağış, Kimilerinin bu süreci engellemek için, darbeler yapıp ötelemeye kalktığını, kimilerinin de bu işin yolu Diyarbakırdan geçer deyip, hedef saptırdığını kaydetti.
Bağış, Türkiyede sivil toplum kuruluşları, devlet kurumları, akademik dünya ve medyanın el ele verdiğini ifade ederek, Ne AB ülkelerinde Türkiyeyi engellemek isteyen odaklara fırsat verdik, ne ülkemizde devleti çetelerin yönetmesini isteyenlere fırsat verdik. Türkiyeyi her zamankinden daha Avrupalı, daha demokratik, daha çağdaş yapmak için ele ele verdik ve bugünkü noktaya birlikte ulaştık. Bundan sonra da Türkiyenin kararlılığı devam edecektir diye konuştu.
AB sürecinin, yaşamın her alanında standartları yükseltmek ve Türk insanının Atatürkün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerinde bir yaşam standardı sürdürebilmesini sağlamak olduğunu belirten Bağış, AB sürecinin Cumhuriyet tarihinin en önemli demokratik açılımı olduğunu söyledi.
İspanya ve Belçika dönem başkanlıklarında Türkiyenin AB sürecinde çok daha hızlı ilerleyeceğine inandığını belirten Bağış, İspanyanın başkanlığı döneminde bir rekor kırma peşinde olduklarını, Türkiye-AB ilişkilerinde zirveye çıkmayı beklediklerini kaydetti.
AB için Türkiyenin kilit rolü
ABnin bugün karşı karşıya kaldığı sorunlar düşünüldüğünde Türkiyenin kilit rolünün ortaya çıktığını ifade eden Bağış, Bu süreçte kararlılığımızı sürdürürsek, yapmamız gereken reformları yapma konusunda azmimizi ortaya koyarsak, tam üyeliğin de mutlaka gerçekleşeceğine inanıyorum dedi.
Türkiyede bu yıl bir genel seçimin olmayacağını kaydeden Bağış, Bu sene kafamızı seçimlere değil, reformlara yönlendirmeliyiz ve Türkiyede iktidarı muhalefeti, devleti sivili, genci yaşlısı el ele vererek, bu ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesi üzerine çıkması için çabalamalıyız diye konuştu.
Bugünkü Anayasanın Türkiyeye dar geldiğini de belirten Bağış, Adeta bir mıknatıs gibi bizi geriye doğru çekiyor dedi. Bağış, Bizim bu ülkedeki her vatandaşımızın benim diyeceği bir Anayasaya kavuşmamızın vakti geldi. Bütün vatandaşlarımızın buluşacağı ortak platform AB sürecimizdir ve AB standartlarında bir anayasaya kavuşma sürecimizdir ifadesini kullandı. Bağış, muhalefet partilerine de seslenerek, birer Anayasa taslığı hazırlamaları çağrısını yineledi.
Bağış, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesine de değinerek, Türkiyenin her kesimine kulak veriyoruz. Artık devlet eskiden bazı vatandaşlarını karda yürürken çıkan seslerle tanımlama yerine, onlara kulak verip, onların sorunlarını dinlemeye başladı diye konuştu.
Türkiyede AB süreciyle ilgili çok ciddi dezenformasyon kampanyaları olduğunu da belirten Bağış, Türkiyede ABnin ne olduğu ya da ne olmadığıyla ilgili halkı yanıltmaya çalışan bilinçli odaklar olduğunu ifade etti. Bağış, bu odakların ABnin sanki Türkiyeye kötülük yapmak için bir araya gelmiş ülkelerden oluştuğu imajını yaymak için, yalan haberlerle internet ortamında beyinleri karıştırmaya çalıştıklarını belirtti. Bağış, bu bağlamda AB müzakere sürecinde önemli olanın fasıl açmak değil, zihin açmak olduğunu sözlerine ekledi.
Türkiyedeki bilgilendirme merkezlerinin sayısı 20ye yaklaşıyor
AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Marc Pierini de AB ile ilgili Türkiyedeki bilgilendirme merkezlerinin sayısının 20ye doğru gittiğini söyledi. Açılışı yapılan bilgi merkezinin network ağıyla AB konusunda birçok bilgiye ulaşılacağını belirten Pierini, Türkiyenin uygulamakta olduğu reform sürecini anlatmak açısından da bilgi merkezinin önemine işaret etti.
ABde dahil olmak üzere yürütülen faaliyetler ve teknik reformların zor olduğunu, bütün etkinliklerin birbiriyle kombine edilmesi halinde ancak kurum ve kuruluşların sorularına yanıt bulabileceklerini anlatan Pierini, Türk halkından, AB katılım sürecine ilginin çok yüksek düzeyde olduğunu söyledi. AB müzakere sürecinde bütün fasılların üçte birine ulaşıldığını ifade eden Pierini, ancak bu üçte birinin en kolay fasıllardan oluştuğunu söyledi. Pierini doğal olarak müzakerelerin zorlu bölümünün geriye bırakıldığını belirtti. Sendikalar, kamu ihaleleri ve rekabet gibi konuların müzekere sürecindeki zor konuları oluşturduğunu anlatan Pierini, Komisyonun yapması gereken şeyin süreç üzerinde çalışmak olduğunu ve kendilerinin bunu yapmaya devam edeceklerini kaydetti.
Katılım müzakerelerini ileri götüren şey Türkiyedeki reformlardır diyen Pierini, Türk hükümetinin kaydettiği ilerlemelerin çok önemli olduğuna işaret etti.
Türkiyenin AB üyeliğiyle ilgili önyargılar var
Avrupa Birliği Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır da konuşmasında, İkiz Kulelerde açılan AB Genel Sekreterliği Hizmet Binası ile birlikte Genel Sekreterlikte yer alan 16 başkanlıktan 8iyle hizmet vereceklerini söyledi.
Kamu, AB ve sivil toplum arasındaki işbirliğini güçlendiren, bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran, sürece katılımı artıran AB Bilgi Merkezlerinin kuruluş çalışmalarının ve sayısının daha da artırılmısını çok önemsediklerini belirten Bozkır, gerek AB gerekse Türk kamuoyunda Türkiyenin AB üyeliğiyle ilgili birtakım önyargılar ve psikolojik engeller bulunduğunu anlattı.
Bunların aşılması amacıyla AB Genel sekreterliği, diğer kamu kuruluşları, AB delegasyonu ve sivil toplum kuruluşlarının senelerdir bilgilendirme faaliyetleri yürüttüklerine dikkati çeken Bozkır, AB Bilgilendirme Merkezlerinin bu açıdan önemli olduğunu söyledi.
Konuşmaların tamamlanmasının ardından Hisarcıklıoğlu ve Pierini tarafından TOBB Ankara AB Bilgi Merkezine ilişkin protokol imzalandı ve TOBB Ankara AB Bilgi Merkezi ve AB Genel Sekreterliği Hizmet Binası açılışı sembolik kurdele kesimiyle yapıldı.