YİSAD-Yassı Çelik ithalat, ihracat ve Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Tuncay Sergenden YİSADın çalışmaları ve faaliyetleri hakkında bilgi alma imkanı bulduk. YİSADın toparlayıcılık görevini çok iyi yaptığını söyleyen Tuncay Sergen şu bilgileri verdi.
SUBCONTURKEY: Sizi tanıyabilir miyiz?
Tuncay Sergen: 1951 Kayseri doğumluyum. Robert Kolejinde ve Boğaziçi Üniversitesinde okudum. işletmeciyim, endüstri mühendisliğinde masterim var. Demir çelik ticaretinde 32. yılımı yaşıyorum. 6 sene Çolakoğlu Metalurjide genel müdür yardımcılığı yaptım, onun dışında hep kendi firmam olan Sergen Metalle ticaret hayatıma devam ettim. Ticaretimiz 3 ana başlıkta toplanabilir. Birincisi, iç ticaret özellikle kaplamalı saclar ağırlıklı boyalı ve galvanizli kapmalar. ikincisi çelik servis merkezimizdir. Burada 35 ton kapasiteli dilme hattımız, 35 ton kapasiteli bir boy kesme hattımız, trapez hattımız ve 8 tane roll fon hattımız var. Üçüncü işimiz firmanın en çok ağırlığı olan dış ticarettir. 1993 yılından beri Avusturya Voest Alpine Intertrading AG (VAIT) firmasının Türkiye mümessilliğini yapıyoruz. Hem mümesillik yapıyoruz hem de Sergen Metal olarak dış ticaret, ithalat-ihracat yapıyoruz. YİSADın kurulduğundan beri yönetiminde varım. ilk kurulduğunda genel sekreteriydim, ikinci dönemden itibaren de başkan yardımcılığı görevine devam ediyorum.
SUBCONTURKEY: YİSADın üye sayısı ve kuruluş amacı hakkında bilgi verir misiniz?
Tuncay Sergen: Üye sayımız şuan için 80dir. Bu sayı bizim tabi ulaşmak istediğimiz rakamdır, işimizin tabiatı olarak sayımız bunu gerektiriyor. YİSAD, üyelerinin daha çok dış ticaret ağırlıklı veya iç piyasada biraz geniş çalışan firmaların toplandığı, tamamen yassı çelik yapanların olduğu bir kuruluş. YİSADın kurulmasındaki amaç sivil toplum örgütlerinin hepsinde olduğu gibi sektörümüzün sorunlarını bir çatı altında gerekli yerlere iletmektir. Şimdi sektör olarak sorunlarımız olduğunda gerekli yerlerde başvurumuzu dernek olarak yapıyoruz ve daha etkili olabiliyoruz. Güçlü bir grup olduğumuz için daha fazla dikkate alınıyor. Mesela TSE ile ilgili problemiz olduğunda tek tek gidiyorduk ve bize diyorlardı ki sizden başka böyle bir şikayeti olan yok. Ama şimdi diyoruz ki 60 kişinin bundan şikayeti var o zaman sizden başka kimsenin şikayeti yok diyemiyorlar. Bir araya gelmekten dolayı problemleri de daha iyi tespit edebiliyoruz. Bence en büyük faydası üyelerin yani bu sektördeki ana oyuncuların bir araya gelip, birbirlerini daha sık görmesi, daha fazla iletişim yapmasıdır.
Biz üyelerimizi muhtelif meselelerde topluyoruz, ramazanda iftar yemeği verip orada topluyoruz. Yılda iki defa İstanbul dışında bir şehirde hem bütün üyelerimizi hem de üye olmayan ama o şehirde bu işle ilgilenen kişileri bir araya getiriyoruz. YİSADın bu toparlayıcılık görevi en önemlisi ve bunu YİSAD olarak başarıyla gerçekleştiriyoruz.
Üyeler arasında çok büyük uyum var. Birbirimize çok bağlıyız, şuana kadar yönetimimize şikayet olmadı. Yönetim seçimini genel kurulda da aynı şekilde yapacağız, yapıyoruz. Önceden bir liste çıkartıp şunlara oy verin arkadaşlar gibi emrivakiye gitmiyoruz. En çok kim oy alırsa o yönetime giriyor, bu açıdan diğer derneklere göre farkımız olduğunu düşünüyorum .
YİSADın Birinci Görevi Üyelerimiz Arasındaki iletişimi Artırmak
SUBCONTURKEY: YİSAD olarak neler yaptınız, neler yapacaksınız?
Tuncay Sergen: YİSADda bizim yaptığımız iş üyelerimizin ortak problemlerini dile getirmek ve çözüm bulabilmektir. TSE ile ilgili bir problemimiz vardı, bununla ilgili görüşmeler yaptık ve iyi sonuçlar aldık dernek olarak. Gümrüksüz antrepolarla ilgili bakan nezdinde görüşmeler yaptık, ithalattaki kotalarla ilgili görüşmeler yaptık. Bunlar devlet nezdinde olan görüşmeler. Erdemirle olan ilişkileri düzenlemeye çalışıyoruz, üyelerimizin tek tek sorunları oluyor, onlara çözüm üretmeye çalışıyoruz. Birinci görevimiz üyelerin birbiri arasındaki iletişimi artırmak, temaslarını sıklaştırmak. Yani kendi aramızdaki iletişimi artırmaya çok önem veriyoruz.
Kendi aramızdaki iletişimi de mail yoluyla bültenler göndererek yapıyoruz. Sms bağlantımız var, o şekilde irtibat kuruyoruz yada telefonla ve yüz yüze iletişim sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca sitemizden de duyurular yapıyoruz.
2011 Yılında Yassı Çelikte Türkiye ihtiyacının Üzerinde Üretim Olacak
SUBCONTURKEY: Türkiyenin yassı çelik ithalat ve ihracat rakamları hakkında bilgi verir misiniz?
Tuncay Sergen: Türkiyenin ihracatı düşük, çünkü bir tek Ereğli satıyor. ithalat ise çok önemli. Çünkü Türkiyenin ithalatı 2007-2008-2009 yıllarına baktığımızda, 2008 ve 2009 yılları çok sağlıklı rakamlar vermemektedir. 2008 yılının ilk yarısında büyük bir patlama var, ikinci yarısında ise bir çöküş var. 2009 o çöküşün devamında biraz normalleşmeye dönen bir sene. Ama 2007 ne anormal bir yükselmenin ne de anormal bir düşünün olduğu senedir. Bu bakımdan 2007 yılını baz almamız gerekir, 2007de 6 milyon 788 bin ton Türkiye ithalat yapmış. Bunu 4 ana kalemde toplarsak; sıcak rulo, soğuk rulo, levha sac ve galvanizli sacın toplamıdır. 2007 yılını normal sene alarak kaba taslak bakarsak, 7 milyon ton ithalat, Erdemirin de 3 milyon ton üretimini eklersek, Türkiyenin ihtiyacı 10 milyon tondur. Uzun mamul üretimi Türkiye ihtiyacının 3 misli kadar fazlaydı, yassı mamulde ise ihtiyacın üçte biri kadarı karşılanıyordu. Ters bir durum vardı, dengesizlik vardı. Bu şimdi hızla değişiyor, dengelenmeye başladı. Birtakım firmalar, Tezcan, Tatmetal, Borçelik, Cihan Metal, Göktaş gibi firmalar sıcak sacı soğuk sac haline getirmeye başladılar. Fakat daha önemlisi iskenderun Demir Çelik uzun mamulden yassı mamul üretimine geçti. 3 milyon ton uzun mamulde eksi olup yassıya 3 milyon ton ilave edilmesi dengeyi önemli oranda değiştiriyor. Yine Çolakoğlu firması Temmuz ayında yassı mamul üretimine başlayacak. 2 milyon ton uzun mamul üretirken şimdi 3 milyon tona yakın yassı mamul üretecekler. Bu da artıdan indireceğimiz, eksi kısmına ekleyeceğimiz önemli bir fark. Bunun haricinde Tosyalı grubu üretime geçti, yassı da artış olacak. Yeni üretimle eskileri topladığımızda 2011 senesinde yassı çelikte Türkiyenin 12,5 milyon ton üretimi olacak. Bu da Türkiye ihtiyacının biraz üzerinde olacak. 2007 yılındaki rakamlara göre 10 milyon ton baz alınırsa, biraz da geliştiğini düşünürsek tüketiminin de artığını 11 milyon tona çıktığını düşünsek bile üretim 12,5 milyon ton olacağı için önümüzdeki sene 1,5 milyon ton civarında artımız olacak. Bu olumlu bir gelişme. Üçte birini karşılarken tamamını karşılayıp, 1,5 milyon ton fazlamız olacak. Bunu bizim ticaretimize de etkileri olacak. Eskiden ithalat bazlı çalışan firmalar içeriye dönecekler, çelik servis merkezlerinin önemi artacak. Sadece özel kalemlerde ithalat olacak görüşündeyim.
Türkiye Yassı Çelik Ticaretinin Yüzde 50si Üyelerimiz Tarafından Gerçekleştiriliyor
Türkiye Şartlarında Yatırım Çok Güç
SUBCONTURKEY: Sektörünüzde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Tuncay Sergen: Genel sorunlar var. Bunlardan bir tanesi arsa yer problemi, yeni tesis kurmak zor. iş İstanbulda merkezleşmiş, İstanbul civarında yatırım yapmaya kalktığınız zaman önce yer problemiyle karşılaşıyorsunuz. İstanbulun içerisinde yer olmadığı için Gebze civarına gitmek zorundasınız. Metrekare fiyatı 200 dolar civarında. Bu ham bir arsa, bunun altyapısını hazırlayacaksınız, üstünün tesisini kuracaksınız. Belli firmaları ayrı tuttuğumuz zaman çok kişinin finansman gücünün üzerinde bir yatırım maliyeti çıkıyor ortaya. 10 dönüm bir yer alsanız yalnız kuru arsaya verdiğiniz para 2 milyon dolar. işte bunun makinesi, ekipmanı, çevre düzenlemesi, altyapısının yapılması derken daha işe başlamadan 4 milyon dolarlık bir gideriniz oluyor. Bu Türkiye şartlarında yatırım yapmak için güçtür.
Yeni arsalar üretmek gerekiyor, o arsalara demiryolu bağlantısı koymak gerekiyor, limanlarla bağlantısını yapmak gerekiyor. Bunu şahıslar yapamaz, devletin yapması gerekir. Bu birinci problem, daha başta yatırımcı boğuluyor.
ÇEK Peşin Ödeme Vasıtası Olmaktan Çıktı
İkinci problem ise finansman krizidir. Finansmandaki problem daha çok firmalar özellikle daha öncekilerin üzerine gelen bu krizle zayıfladılar ve vadeli alımlar yapmak istiyorlar. Vadeli alımlarda ödeme problemleri yaşanıyor. Çek dediğimiz vasıta gerçek anlamda kanunun tarif ettiği çek değil artık. Çek mağdurlarını koruma kanunu gibi yeni bir kanun çıkarıldı. Çek mağduru denilen kişi borcunu ödemeyen kişi yani mağdur devlete göre borcunu ödemeyen kişi. Halbuki mağdur kişi parasını alamayan kişi olması gerekir. Çekte vade olmaz, vadeli ödemenin vasıtası senettir. Peşin ödeme vasıtası çektir. Ama yeni çıkan kanunda vadesinde ödenmeyen çekler için veya vadesinden önce tahsile konulan çekler gibi ibareler var, çeke bir vade kondu. Gerçek çek manasında bir enstrüman lazım. Adı bek olabilir şek olabilir her ne olursa olsun gerçek çek manasında olan bir şey olması lazım. Çek artık peşin ödeme vasıtası değil. Çekle ödeme yapıp da sonra karşılığını bulundurmayan kişi çok fazla mağdur olmuyor. Bu da önemli bir konu ve buna bir çözüm bulunması lazım çünkü ticareti zayıflaştıran ve zorlaştıran bir durum.
Çelik servis merkezlerinde ve depolarımızda yaşanan bir problemler var. işçi işveren ayırımı mahkemelerde çok fazla yapılıyor. Bir iş kazası olduğunda peşin olarak işveren suçlu bulunuyor. işçiyi veya işvereni tutmasınlar eşit olarak hak neyse o yerini bulsun istiyoruz. Ama bizde ne olursa olsun işveren suçlu görülüyor bir iş kazasında. işveren mahkemede 10-0 yenik başlamasın istiyoruz. Bir iş kazasında kesin yüzde 70 olarak işveren hatalı olarak görülüyor, hatta yüzdesi yetmişin üzerine eklenerek işveren suçlu sayılıyor. Bu sorununda halledilmesi gerekir.
SUBCONTURKEY: YİSADa üye olmanın avantajları nelerdir?
Tuncay Sergen: Üye olan firmanın, sektördeki belli başlı oyuncularla daha fazla teması olur, piyasa bilgisi daha fazla olur. Piyasadaki diğer kişiler hakkında istihbarat bilgisi fazla olur, tanıştıkları zaman daha rahat ticaret yapabilir. Yüz yüze gördüğü, iki gün beraber seyahate gittiği kişi, hiç görmediği kişiden daha avantajlı olur. Bizim üyelerimiz arasında bu krizde batan firma yok, problemli ve kötü ismi çıkmış firma da yok. Zaten o tarz firmaları da üye yapmıyoruz. Sağlam ve etik değerleri olan bir üye grubu içerisinde olmuş olacaklar. Bu açıdan seçiciyiz. Tabi birazda ithalatla-ihracatla, genel ticaretle ilgili olan kişilerinde olmasını istiyoruz, hem onların bize faydası olması hem de bizim onlara faydamız olması için. Yaptığı ticaretin türüne bakıyoruz tabi ki ama hiç kimseye de kapalı değiliz.
SUBCONTURKEY: Üyelerinize ve sektörünüze vermek istediğiniz mesajlar var mı?
Tuncay Sergen: Bizim yaptığımız ticaret vadeli alımlara uygun bir ticaret değil. Bir bakıma borsa malı gibi, altın gibi, petrol gibi günlük fiyatı değişen ve dünyanın her yerinde geçerli, modası geçmeyen bir malla uğraşıyoruz. Mümkün olduğu kadar vadeli alım-satıma sıcak bakılmamasını tavsiye diyorum. işin kritik yönü bu. Bütün bu krizlerde zarar görenler, sebeplerini başka buluyorlar ama esas asıl problem hep finansmandan kaynaklanıyor. Vadeli alım, vadeli satım ve gücünün üzerindeki borçlanma. Daldaki kuşun hesabını çok fazla yapmayacaksınız, elinizdeki paraya bakacaksınız. Ona orantılı ticaret yapmamız gerekiyor.
Dünyadaki yenilenemeyen tabi kaynaklara bağlı malzemelerin fiyatı sürekli yükselmek zorundadır Bu yenilenemeyen tabi kaynaklar, demir, kömür, petrol, altın, nikel gibi madenlerdir. Hiçbir zaman diyemezsiniz ki, şu kuyuda petrol 30 yıllık kalmış, biraz petrol yapalım da şu kuyuyu dolduralım. Sürekli kullanımı artıyor ve sürekli azalıyor. Böyle bir malın tüketimi neden düşsün. Bu mal bir bant uzun vadede fiyatı sürekli yükselecek gidecektir. O bant içerisinde inişli çıkışlı zamanlar olacaktır ama genel olarak baktığınızda o bant yukarı doğru gidecektir. Benim malım demirde aynı şekilde yukarı doğru giden bir ivmesi varsa ben kiloyu takip etmek zorundayım. Paramın artışından çok, tonajım ne kadar arttı, stoğum ne kadar arttı, varlığım ne kadar daha fazla demir ediyor buna bakmamız gerekiyor. Uzun vadade fiyat daha yüksek olacak zaten.
Bu vadeli alımlarla çok şaşırıyorsunuz, fiyat bilmiyorsunuz, 3 ay sonraki kuru bilmiyorsunuz, 3 asy sonraki Türkiyenin durumunu bilmiyorsunuz. Çünkü demir-çelik ticareti Türk parası ile yapılmıyor, dolarla yapılıyor. Bulanık suda balık avlamaya benziyor. Bir taraf zarar ediyor, kumar oynamaya gerek yok diye düşünüyorum. Tonaj artırdığınız zaman karlısınızdır.