Tıp literatüründe patolojik yalan söyleme olarak tanımlanan bu söz esasında psikopatik bozuklukları olan insanların sık sık başvurduğu yalan söylemenin katı ve repressif halini göstermektedir. Bu durumun bugün ülkemizde mutasyona uğrayarak geldiği boyut domuz gribinin ötesinde pandemik bir vaka olarak iftira, karalama ve yok etme biçimidir. İşin en kötü yanı da bu bir diyalog yöntemi olarak bireysel ve kurumsal çatışma mekanizması haline dönüşmüştür.
Oysa ki ülkenin bugün itibariyle ihtiyacı olan tam bir güven ortamının her alanda sağlanmasıdır. Gün ideolojilerin ve her türlü ayrıştırıcı unsurların çok ötesinde akıl üretme ve rasyonel davranış kodlarında toplumsal uzlaşma ve sözleşme zamanıdır. Tüm kesimlerin üzerinde kafa yorması ve odaklanması ve esas hesaplaşmanın yapılması gereken alan siyaset ya da az gelişmiş ülkelerde yaygın görülen etnik kimlik ve inanç eksenli yıkıcı, yok edici kavga malzemeleri değil, ekonomidir. Esas mücadele paylaşım mücadelesidir. Çatışmayı körükleyen uluslararası ve ulusal politikalar ve politikacılar servet birikimi ve dağılımı ile motive olmaktadırlar. Gerçek olan üretimdir, bilgidir, teknoloji üretme kabiliyetindir, aslolan eğitimdir. Elbette birde acı gerçekler vardır; İşsizlik, yoksulluk, mesleksizlik, cahillik, çaresizlik, tükenmişlik ve umutsuzluk gibi…
Yapılması gereken bir teşhis ve iyileştirilmesi elzem olan diğer bir hastalıkta insani deformasyon, bireysel sapkınlık, ahlaki çöküntü, iyiyi çekememe ve kötülüğü ve ihaneti benimseme, ne uğruna para, ne uğruna mevki, ne uğruna başarıyı hazmedememe, ne uğruna bir alın teri ve emek karşılığı olmayan kazanç, avanta, ele geçirme ve haram zenginleşme, ne uğruna görgüsüz, düşüncesiz ve biri diğerine düşman toplum yaratma uğruna aslında bir hiç uğruna…
Geldiği coğrafya, arkaplanı, siyasi düşüncesi ve inandığı değerler ne olursa olsun bu ülkeye zarar verenlerin gerçekte ortak ideolojileri MENFAATİSM dir. Başka bir ifade ile bunlar bireysel çıkarlar topluluğudur. Hep açtır, hep nemalanma peşindedir. Genel karakterleri karaktersizlik ve kimliksizliktir. Nereye çeksen oraya giderler, özgeçmişlerinde yarım sayfayı dahi dolduramazlar, hiçbir konuda ehil değillerdir, asalaktırlar, yankesicidirler, başkalarının hak ve hukukunu gasp ederek mesafe alırlar, iftira atma, üreteni, çalışanı ve başarılıyı çamur at izi kalsın yöntemi ile durdurma ve linç etme en belirgin özellikleridir, her devrin adamıdırlar, seviyesizdirler ve beyinleri belden aşağı daha iyi çalışır!
Bunlar her yerde medyada, siyasette, iş dünyasında, sivil toplum örgütlerinde, bürokraside, sokakta, karşınızda ya da çok yakınınızdadırlar. Esasında insanlık tarih boyunca kötüler ve iyiler diye ikiye ayrılıyor. Şimdilik patolojik bir vaka olarak kötüler kazanıyor. 2010 da da iyiler, dürüstler ve namuslular looser olmaya devam edecek gibi görünüyor ve kötü yüreklileri Allaha ve tıpa havale etmekten başka çare görünmüyor…