Günümüz insanı hangi toplumsal rolü üstlenmiş olursa olsun yoğun bir değişim ve dönüşüm ile karşı karşıya bulunuyor. İster bir anne-baba ister çalışan veya yönetici ister ev hanımı, ister öğrenci ve benzeri olsun hepimiz yoğun bir dönüşüm süreci ile karşı karşıyayız.
Nedir bu dönüşüm süreci? Ya da dönüşen nedir? Bunlar kolayca cevaplanacak sorular değil. Ama hemen şunu söyleyebiliriz ki; günümüz insanı her dönemdeki ya da her çağdaki insana göre daha yoğun, daha çok koşuşturuyor daha fazla efor sarf ediyor. Her geçen gün etrafında olup bitenler daha fazla değişiyor. Her gün üretilen, tüketilen bilgi çığ gibi artıyor. İletişim ve ulaşım hızı ayrı ve başlı başına bir değişim konusu. Bütün bunlara alışkanlıklarımızı kapsayan ve giderek uçuk hale gelen TV yayınlarını, neredeyse bütün zamanlarımızda kendisini hissettiren interneti de eklerseniz günümüz insanının yoğunluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bütün bu gelişmelerin ortak böleninde hız, değişim ve dönüşümün yer aldığını söyleyebiliriz. Kısacası hayat hızlanıyor, hayat değişiyor ve hızla bir dönüşüm yaşıyoruz.
Bu değişim ve dönüşüm bugün yaşanıyor ama aslında insanlık tarihi bu dönüşümlerle dolu. Günümüzde insanlığın ulaştığı sosyal yaşam düzeyi bilgi toplumu olarak nitelendiriliyor. Toplumsal yaşam bakımından insanlık tarihi ilk insanlar, tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilgi toplumu olarak adlandırılmıştır. İlk insanların temel amacı bireysel hayatlarını sürdürmektir ve bunun için kas güçlerinden yararlanmışlardır. Toprağın işlenmesi ve tarım ile başlayan ikinci dönemde yerleşik hayata geçilmiş ve bu dönemin temel hareket noktası ve zenginlik ölçüsü toprak olmuştur. 1846larda başlayan sanayileşme hareketi, sanayi toplumunu doğurmuştur. Sanayi toplumu hızlı kentleşme ve işçi sınıfının doğuşunu getirmiş, bu dönemin esas zenginlik kaynağı ise sanayi ve makineler olmuştur. 1940lı yıllardan bu yana insanlığın hayatında giderek daha fazla yer alan bilgisayarın önderliğinde başlayan hızlı bilgi artışı, değişme ve gelişme bilgi toplumunu doğurmuştur. Yani ilk insanlardan günümüz bilgi toplumuna insanlık, değişik dönemlerde bu dönüşümü yaşamış ve her defasında kişi-toplum düzeyinde etkiler ortaya çıkmıştır. Yani her toplumsal dönüşüm kişi ve toplum düzeyinde bazı sonuçlar doğurmaktadır. Bugün karşı karşıya olduğumuz bilgi dalgası da kendi sonuçlarını kişi ve toplum düzeyinde hissettiriyor.
Değişim ve dönüşüm tespitimizi yaptıktan sonra, bu sürecin günümüz insanına nasıl ve hangi düzeyde yansıdığına bakılabilir. Her ne kadar yaşanan değişim ve dönüşüm süreci insanın faydasına bir üretimi, teknolojiyi daha rahat yaşama koşullarını getiriyor ise de insandan götürdükleri de var. Daha vurgulu bir ifade ile günümüz insanı yoğun değişim ve dönüşüme uyum çabası veriyor. Bu uyum çabası her insanda farklı olduğu gibi her ailede, işletmede ve her toplumda da farklı olabilmektedir. Daha da önemlisi hızla artan bilgi birikimine uyum çabası gösteren, güncelliği kalmamış bilgilerin bekçiliğini değil de yeni bilgilerin arayışında olan ve en önemlisi öğrenmeyi, öğrenme alışkanlığını edinmiş olan kişi, kurum ve toplumların başarılı ve egemen olmaları söz konusudur. Çevresindeki hızlı değişime ayak uydurmak bir yana mevcut durumunu koruma telaşında olan, rutinin girdabında renksiz, kişiliksiz, derinliksiz bir hayat sürdüren kişi, aile, kurum ve toplumların giderek zorlanmaları, gerilmeleri ve daha da vahimi ruh sağlığını giderek yitirmeleri maalesef söz konusu olabilmektedir.
O halde on puanlık uzmanlık sorusu şu: Neden yerimizde sayıyoruz? Yerinde saymaktan, kendi bilgi hazinesine, alışkanlık denizine, davranış dünyasına, değerler zincirine kısacası yapı taşlarına herhangi bir ekleme, çıkarma, değiştirme yapmadan varlığını sürdürmek isteyenlerin işi giderek zorlaşmaktadır. Zorlaşmaktadır, çünkü bilgi dalgasının hızına yetişmek aktif bir çabayı gerektiriyor. Bu da yetmiyor insan olduğumuzu, değerlerimizi, kişiliğimizi en önemlisi duygularımızı da yok saymadan hatta bunları temel hareket noktası alarak kişisel gelişimimizi sağlamak zorundayız. Nerede olursak olalım, hangi işi yaparsak yapalım ne tür bir eğitime sahip olursak olalım daha iyi olmak zorundayız. Ürettiğimiz katma değeri gözden geçirmek, çoğaltmak, yenilemek, renklendirmek, derinleştirmek zorundayız. Daha iyi ve daha verimli bir anne-baba, çalışan, öğretici, vatandaş olma aşkı ve heyecanını daha derinden hissetmemiz gerekli.