Günümüzde yaşananlar küresel gelişmelerin etkilerinin de nasıl küresel boyutlu olduğunu gösteriyor. Yapılacak en akıllı işin her zaman hazırlıklı olmak bilincinin işletmelerimizden, kurumlarımıza ve devlet yönetimine kadar her alanda yerleşmesini sağlamaktır, diye düşünüyorum.
Stratejik planlarımızı yaparken artık daha fazla dış gelişmeleri ve beklentileri kavrayan modeller ile çalışmalıyız. Artık yalnız Türkiye değil, tüm dünya ülkeleri ve ekonomileri etki alanında. Çapraz etkiler öylesine karmaşık ki doğru öngörü ve yöntemlerden uzak kalırsanız, bir anda olumlu görünen gelişmelerin beklemediğiniz bir anda farklı etkilerini yaşamanız işten bile değildir.
Birden fazla akılla ve daha fazla bilginin katılımı yapılan işlerde hata payları azalır. Katılımcı yönetimler riskleri daha fazla kucaklamaya hazır olurlar. Buradaki temel nokta farklı bakış açılarının ve farklı düşüncelerin sisteme, modele katılmasından ileri gelmektedir.
Toplam Kalite Yönetiminin önemi önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacaktır. Bu modelin pek çok açıdan işletme içi ve dışı faktörleri sorgulayarak sağladığı yaklaşım uygulanan modelinde sağlamlığını ve başarısının kaynağını oluşturmaktadır. Bir çok sürecin en etkili ve verimli biçimde kullanılabilmesi bir süreklilik gerektirmektedir. Sürekli iyileştirmeye odaklanan bir işletmenin sürdürülebilir başarı kavramını da yakalaması kaçınılmazdır.
Her zaman hazırlıklı olmak rekabetin temel koşullarından da biridir. Yalnız kendinizi değil, rakiplerinizi de sürekli izlemek, ölçmek ve değerlendirmek demektir. Kalıcı olmayı ancak böyle sağlayabiliriz.
Ülkeler içinde durum farklı değildir. Güçlü yanlarınızı bilmek ve onları en etkin biçimde değerlendirmek, geliştirmek gereğine inandığınız kadar, iyileştirmeye açık alanlarınızı da güçlendirmek gereği vardır. Her ekonominin güçlü yanları ve zayıf halkaları bulunabiliyor. Dünyanın en büyük ekonomisi Amerika’nın bugün karşı karşıya kaldığı sıkıntıların temelinde bastırılmış, örtülmüş, ötelenmiş zayıflıkların olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bazı AB ülkelerinde yaşananlarda, farklılıkları olmasına karşın benzerlikler taşımaktadır.
Türkiye için çeşitli kesimlerin farklı değerlendirmeleri var. Bu değerlendirmeler olumlu veya olumsuz olmasının ötesinde farklı yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır. Her iki görüşü doğrulayan bulgular olduğu gibi, tersini yansıtan değerler de vardır. En ağırlıklı buluşma noktası 2008 krizinden Türk ekonomisinin az yıpranarak çıktığı görüşüdür.
Kime göre az? Diğer ülkelere göre az. Neye göre az? 2001 krizine göre az.
Acaba ekonomimizin bu krizlerdeki tabloları ile kriz nedenleri, bu yeni krizde kabul edilebilir veriler olarak değerlendirilebilir mi?
2011 krizi kapımızı çalarken içerde durum nedir? 2011 krizi kapımızı ne şiddette çalıyor?
Dünyadaki gelişmeleri, sonuçları ve içimizdeki verileri ne kadar zengin ve ne kadar çok sorgulayıp, konuşabilirsek o kadar başarılı olacağımıza kuşku yoktur. Paylaşmaktan ve ortak akıl arayışlarından kaçınmamak gerekir. Dikkat edilecek husus bunu kuralına uygun yapmaktır. Karmaşa yaratmadan akıllı platformlarda, akıl arayışları yapılmalıdır. Karmaşa panik demektir. En kötüsü de budur. Olduğundan daha çok riskleri yaratır ve karşılamak zorunda kalırsınız.
Krizleri değerlendirirken temelde üç aşamalı bakmak gerekir. Kriz öncesi, krizde ve kriz sonrası. Kriz öncesi en önemli hazırlık dönemidir. Kriz de ise çoğu zaman yapabileceklerimiz ancak hasarları sınırlı da olsa azaltabilmektir. Elinizdeki araçlar ve iyileştirme olanakları en düşük düzeydedir. Dış olanaklar herkesin talebi ve baskısı altındadır. Bu araçların sahipleri tercihlerini belirlerken bir sonraki adımlara da bakacaklardır.
Böylesi küresel ve beklenmedik, farklı krizlerin en önemli çalışmalarından biri de kriz sonrası analizlerini doğru yapmaktır. Onarılacaklar, olabildiğince onarılır. Her kriz gibi bu krizde bitecektir. Kriz sonrası pozisyonları ve burada doğru öngörüleri yapabilmek inanıyorum ki kriz önlemleri kadar önemlidir. Burada sağlayacağımız başarı, doğru yönlendirmeler ile krizi geçmekte kişileri, işletmeleri, toplumu daha dirençli kılacaktır. Sonrası doğru pozisyonlar almanın sonucu başarı gelecektir. Elbette ki hastalığı teşhis etmeden tedavi olamaz.
Kriz kapıyı çaldığında en iyisi kriz sonrasını planlamaktır. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir söylemi artık out olmuştur. Temel öğreti; sürekli iyileştir ve geliştir olmalıdır.