SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

Bugün :   1 AÄŸustos 2010, Pazar

Ocak 2010 Sayısı

Yıl : 7 | Sayı : 69

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

Güncel Döviz Kuru

Dolar Alış: 1.5045
Dolar Satış: 1.5118
EURO Alış: 1.9596
EURO Satış: 1.9691

http://www.sektorel.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz

Güvenlik Kodu

Güvenlik


 

 

















































 

Prof.Dr.Ali Rıza Kaylan
Kalder Yönetim Kurulu Başkanı


Kültür ve Sanatta Yönetim Kalitesi


Bir milleti yaşatmak için bir takım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır.
Bir millet sanattan ve sanatkârdan yoksunsa tam bir hayata
sahip olamaz.

Kültür ve sanat, yaşam kalitemiz için ne ölçüde önemlidir? Bu soruyu yanıtlamadan önce kültür ve sanat sözcüklerini kısaca tanımlayalım.
Türk Dil Kurumu, kültür (ekin, hars) sözcüğünü   tarihsel, toplumsal geliÅŸme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi deÄŸerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doÄŸal ve toplumsal çevresine egemenliÄŸinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü olarak tanımlar.  BaÅŸka bir deyiÅŸle, bir topluma veya halk topluluÄŸuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünüdür.  Sanat ise bir duygu, düşünce, tasarı ya da güzellik anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü ve bu anlatım sonunda eriÅŸilen üstün yaratıcılıktır.

İnsanların gereksinimleri, ABDli psikolog Abraham Maslow tarafından ortaya atılmış İhtiyaçlar HiyerarÅŸisi kuramına göre beÅŸ katmana ayrılmış bir piramid ÅŸeklinde gösterilmiÅŸtir. Bu katmanlar aÅŸağıdan yukarıya doÄŸru, fizyolojik, güvenlik, sevgi, saygınlık ve kendini gerçekleÅŸtirme gereksinimleridir. Hava, su, gıda gibi yaÅŸam için olmazsa olmaz temel gereksinimler, piramidin tabanında fizyolojik katmanı oluÅŸturur. Hemen üzerinde güvenlik katmanı ise saÄŸlık, iÅŸ, maddi olanaklar gibi bireyin geleceÄŸe güvenle bakmasını saÄŸlayan ögeleri içermektedir. Üçüncü katman sosyal boyuttur. ArkadaÅŸlık, dostluk iliÅŸkileri, ait olma duygusu, duygusal baÄŸlılık bu katmanda yer almaktadır. Saygınlık katmanı, tanınırlılık, deÄŸer verilmek,  içinde yaÅŸadığı toplumun saygısını kazanmak gereksinimidir. Bireyin özgüven ve özsaygısını yükseltir. En üst katman ise bireyin kendini gerçekleÅŸtirme gereksinimidir. Bireysel geliÅŸim ve olgunlaÅŸma için son derece önemli olan yaratıcılık, sorun çözme yeteneklerini geliÅŸtirme bu düzeyde gerçekleÅŸir.

Kültür sanat etkinliklerine odaklanmak için ilk dört katmanın önemli ölçüde aşılması gerekir. Çünkü Maslowa göre belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan bir üst düzeydeki gereksinimler öncelik kazanmaz. Örneğin aç olan bir insanın, kitap okumak yerine karnını doyurmaya öncelik vermesi doğaldır. Ya da işsiz bir insanın, kültür sanat etkinliklerini izlemek yerine iş aramaya odaklanması beklenir. Belirli bir katmandaki gereksinimlerin karşılanması durumunda kişi, bir üst katmandaki gereksinimleri karşılamaya yönelecektir. Böylece kişilik gelişme düzeyi de bir üst düzeye taşınacaktır. Kültür ve sanat yaratıcılığı besler, duygu ve düşünceleri tetikler.

Kültürel Bilinçlenme

Gerçek yurtseverlik, bu topraklarda yoÄŸrulmuÅŸ tüm kültür deÄŸerlerini benimseyebilmek, bizden önce bu topraklarda yaÅŸamış insanlara yakın hissedebilmektir. Aynı potada eriyerek bugüne gelen kültür deÄŸerlerini sahiplenebilmek ve yaÄŸmalanmasına göz yummamaktır.  Kültür varlıklarımızın ne ölçüde farkındayız ve onlara gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz?  Bu soruyu yanıtlarken, kültür zenginliklerimize kısaca göz atalım.

Anadolu 11. yüzyıldan itibaren Türklerin anayurdudur. Ancak Anadolu, tarih öncesi çağlardan beri birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Çatalhöyük, Çayönü, Hacılar, Truva gibi yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devrinde Anadoluda kurulmuştur. Anadolu Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Pers, Roma, Selçuklu, Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış, yüzlerce dil ve lehçeyi bağrında barındırmıştır. Hristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir. Doğal olarak bu coğrafyada etnik, dinsel ve kültürel çeşitlilik önemli bir zenginlik oluşturmaktadır.

Antik kentleriyle, tarihi anıtlarıyla, Türkiyenin her çağa ilişkin tarihi ve kültürel birikimi inanılmaz düzeydedir. Kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesinde, Anadolu Uygarlıkları, Paleolitik Çağdan başlıyarak günümüze kadar Hititler, Urartular, Frigler, İyonya, Karia ve Likya, Lidya, Persler, Yunanlılar, Roma, Bizans, Selçuklular ve Osmanlılar kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

Tarihteki bilinen ilk yazılı barış antlaşması Kadeş Antlaşması, M.Ö 1280 de Mısırlılar ile Hititler arasında bugünkü Nevşehir topraklarında imzalanmıştır. Genellikle, çözümü zor bir sorunun kaba kuvvetle halledilmesi anlamında kullanılan Gordion düğümü, Büyük İskendere atfedilen bir söylencedir. Büyük İskender, Gordiona geldiğinde (M.Ö. 334) düğümü çözmeye çalışır ama başaramaz. Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser. Gordionun kalıntıları Ankaranın Polatlı ilçesi yakınındadır. Tokatın Zile ilçesindeki kalede bulunan kitabede yazılı ünlü Veni, vidi, vici (Geldim, gördüm, yendim) Latince özdeyişi, Julius Sezar Pontuslulara karşı kazandığı zaferin ardından kullanmıştır.

Batı Edebiyatının ilk büyük eserleri sayılan İlyada ve Odysseia Destanlarının yaratıcısı veya derleyicisi olduğu kabul edilen İyonyalı ozan Homeros M.Ö. 8. veya 9. yüzyıllarda Antik Anadoluda yaşadığı kabul edilmektedir. Felsefenin ve bilimin öncüsü olarak adlandırılan Miletli Thales (M.Ö. 624 –M.Ö. 546), Tarihin babası olarak anılan Halikarnaslı Herodot (M.Ö. 484 - M.Ö. 425), Dünyanın ilk coğrafyacısı olarak bilinen Amasyalı Strabon (M.Ö. 64 - M.S. 24), Antik Yunan Uygarlığının en önemli hekimlerinden ve eczacılığın babası sayılan Bergamalı Galen (129 - 201) Anadolu topraklarında yetişmiş bilim insanlarıdır.

Anadolunun en eski tanrıçası Kibele ile başlayıp, mitolojik çağlardan, Kurtuluş Savaşına kadar bu topraklardan geçmiş uygarlıkları, Tiyatro yazarı Güngör Dilmen Ben Anadolu adlı oyununda sunmaktadır. Eserde Anadolunun anatanrıçası Kibele, 2. Ramsesle zorla evlendirilen Hitit kraliçesi Puduhepa, bir ayı oynatıcısının kızıyken Bizans imparatoriçesi olan Theodora, dünyanın ilk kadın tarihçisi Anna Komnena, Bizanslı bir kızken, Osmanlıların kurucusu Osmanın gelini olan Nilüfer Hatun, Halide Edip Adıvar gibi kadınların yaşam öyküleri anlatılmaktadır. (1)

Türkiyedeki Dünya Mirasları

UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür) tarafından belirlenen kültürel ve doğal varlıklardan oluşan Dünya Mirasları Listesinde Nisan 2009 itibariyle 186 ülkeden 689u kültürel, 176sı doğal ve 25i karma olmak üzere 890 Dünya mirası vardır. Listede en çok dünya mirası olan ülke ise 43 mirasla İtalyadır. UNESCOnun 1972 yılındaki genel konferansında hazırlanan Dünya Doğal ve Kültürel Mirası Koruma Antlaşmasını imzalayan 175ten fazla ülkenin korumayı garanti ettikleri anıt ve sit arasından Dünya Mirası Kriterlerine uygun bulunanlar listede yer almaktadır. Liste, her yıl yeni adayların listeye alınması ve yeni ülkelerin anlaşmayı imzalamasıyla büyümektedir.

Kültür ve Sanatta Yönetim Kalitesi

Listede Türkiyeden Kapadokya ve Göreme Milli Parkı, DivriÄŸi Ulu Camii ve Darüşşifası, İstanbuldaki Tarihi Yerler, HattuÅŸaÅŸ: Hitit BaÅŸkenti, Nemrut Dağı, Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı, Ksantos-Letoon, Tarihi Safranbolu Åžehri, Truva Antik Kenti olmak üzere 9 Dünya Mirası yer almaktadır.  Ayrıca aralarında Efes, Sümela Manastırı, St. Nicholas Kilisesi, Harran ve Åžanlıurfa, Diyarbakır Kalesi ve Surları, Konya:Selçuklu BaÅŸkenti, Alanya, Mardin Kültürel Peyzajı, Edirne Selimiye Camii,  İshak PaÅŸa Sarayı, Kekova, Afrodisias Antik Kenti, Antik Likya YerleÅŸimleri, Sagalassos Antik Kenti, Çatalhöyük TaÅŸ Devri YarleÅŸimi, Perge Antik Kentinin de bulunduÄŸu 23 miras adayı da listede yer almak için beklemektedir. 

Kültürün Ekonomik ve Sosyal Boyutunu Ölçmek

Kültür istatistiklerini toplamak ve yıllar içinde izlemek, bu alanda geliÅŸimi saÄŸlayabilmek için ön koÅŸuldur. Ölçülmeyen sistem geliÅŸtirilemez. Kamu ve özel sektör olarak kültür ve sanata ayrılan parasal kaynak, ilgili sektörlerde çalışan insangücü, bireysel bütçemizden kültür ve sanata ayırdığımız para izlenecek temel göstergeler arasında yer almalıdır. Kültür düzeyimizi algılamak için bir dizi soru aklımıza gelmektedir. Her yıl ne kadar kitap yazılıyor, ne kadar okunuyor? Toplum olarak okuma alışkanlıklarımız ne ölçüde deÄŸiÅŸti? Üretilen sanat eserleri ne kadar? Bu alanda yaratılan ekonomik deÄŸer nedir? Kültürel etkinliklere katılım istatistikleri ne ÅŸekildedir? Sinema, tiyatro, bale, opera, konsere ne kadar gidiyoruz? 

Avrupa TopluluÄŸunun kültür istatistikleri yayınından bir kaç göstergeyle, kültür ve sanata Avrupa düzeyinde verilen önemi vurgulamaya çalışalım (EuroStat, Cultural Statistics, 2007). Kültür sektöründe istihdam 2005 yılında EU-27 ülkeleri için toplam 4.9 milyon kiÅŸidir. Bu sayı toplam istihdamın %2.4üdür. 2004 yılında kitap, gazete, dergi yayınlayan toplam 55.000 iÅŸletmede 750.000 kiÅŸi çalışmaktadır. Avrupa topluluÄŸunun ihraç ettiÄŸi kültür ürünleri (kitap, dergi, gazete, CD, DVD, sanat eseri, antika, müzik aletleri) 4700 milyon Avro, ithal ettiÄŸi ise 3000 milyon Avrodur. Farkı alırsak, Avrupa topluluÄŸunun net kazancı 1700 milyon Avrodur. Kültürel etkinliklere katılım istatistiklerine baktığımızda, 2007 yılında son 12 ayda en az bir kez katılım ÅŸeklinde verilen yüzdesel veriler, anıt ziyareti %54, sinema %51, müze %41, konser %37,  kütüphane %35, tiyatro %32, bale, dans, opera %18 ÅŸeklindedir.

Kültür sisteminin lenmesi için baÅŸka bir çalışma, UNESCO Kültür İstatistikleri Çerçevesidir. OluÅŸturulan , kültürün ekonomik ve sosyal boyutunu ölçebilmek için bir sınıflandırma aracıdır. Kültür alanları birer ekonomik sektör gibi düşünülerek, sunulan ürün ve hizmetlerin sınıflandırılması yapılmaktadır. Önerilen de kültür çevrimi, yaratma, üretim, dağıtım, sergi/gösteri/aktarma, tüketim/katılım olmak üzere beÅŸ aÅŸamadan oluÅŸur. Yaratma düşünce ve içeriÄŸin tasarlanıp ürüne dönüştürülmesi, üretim çoÄŸaltma iÅŸlemi, dağıtım ise tüketiciye ulaÅŸtırmaktır. İlk üç aÅŸamaya örnek olarak bir müzik eserinin bestelenmesi ya da bir romanın yazılması ve daha sonra çoÄŸaltılarak dağıtım kanallarından müşteriye sunulmasını verebiliriz.  Sergi ve gösteri müze, tiyatro, bale gibi yer ve zamana baÄŸlı performanslardır. Aktarma ise kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa kültürel miras olarak aktarılan bilgi ve becerileri içermektedir. BeÅŸinci aÅŸamada belirtilen tüketim ve katılım ise kitap okuma, sergi gezme, TV izleme, festivalde dansetme gibi kültür ürününü izlemek veya aktif bir ÅŸekilde katılarak yaÅŸamaktır.  
 
Kültür alanları ise 1. Doğal ve Kültürel Miras; 2. Performans ve Kutlama; 3. Görsel Sanatlar ve El Sanatları; 4. Kitaplar ve yayıncılık; 5. Görsel ve etkileşimli medya; 6. Tasarım ve Yaratıcı Hizmetler; 7. Turizm; 8. Spor ve eğlence olmak üzere 8 kategoride gruplanmıştır.

Kültür Politikası

Avrupa Birliği, kültür politikasını oluştururken, Avrupa kültür gündeminde belirtilen amaçları üç maddede özetler (European Agenda for Culture in a Globalizing World, 10.5.2007):
• Kültürel çeşitlilik ve kültürlerarası diyaloğun özendirilmesi;
• Büyüme ve istihdam için Lizbon Stratejisi çerçevesinde yaratıcılık için bir katalizör olarak kültürün özendirilmesi;
• Avrupa Birliğinin uluslararası ilişkilerinde önemli bir unsur olarak kültürün özendirilmesi.

Kültürler arası diyalog ve yetkinliklerin geliÅŸtirilmesi için kültür sektörlerinde sanatçılar ve çalışanlar için hareketlilik (mobility) vurgulanmaktadır. Onların  Avrupa genelinde çalıştırılabilirliÄŸi ve uyum saÄŸlayabilmeleri için gerekli ortamın saÄŸlanması planlanmaktadır.  Benzer ÅŸekilde sanat eserleri hareketliliÄŸi de düşünülmektedir. 

Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür diyerek kültürün önemini vurgular (2). Ona göre, Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiÄŸinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekâyı eÄŸitmektir.  Atatürkün sanat konusunda söyledikleri de son derece çarpıcıdır. Bir milleti yaÅŸatmak için bir takım temeller lazımdır ve bilirsiniz ki, bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan yoksunsa tam bir hayata sahip olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve hasta bir kimse gibidir. Hatta kasdettiÄŸim manayı bu söz de ifadeye yeterli deÄŸildir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuÅŸ olur... Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur. Birçok unsurlar o felaketin derecesini farketmez. FarkettiÄŸi gün de ne kadar müthiÅŸ bir etkinlikle çalışmak gerektiÄŸini tahmin edemez.

Atatürk, opera, bale, batı müziği ve tiyatro konusuna büyük önem vermiş, Türkiyenin çağdaşlaşmasına büyük katkılar sağlamış Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gibi kuruluşları devlet organları olarak hayata geçirmiştir.

1971 yılında Türkiyenin ilk kültür bakanı  Talat Halmandan bugüne kadar 26 bakan gelip geçti. Ancak bugüne kadar kültür ve sanat alanlarında yapılan çalışmaların yeterli olduÄŸunu söylemek mümkün deÄŸildir.  Türkiyede en önemli bakanlıklar arasında Kültür Bakanlığı gelmelidir.  Kültür ve sanat bilinçlenmesinin sınırlı çevrelerde kaldığı açıktır. Türkiyenin sahip olduÄŸu kültürel deÄŸerler konusunda daha geniÅŸ ve etkili bir bilinçlenme kaçınılmazdır.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür BaÅŸkenti projesi, kültürel kimliÄŸimiz konusunda biliçlenmemiz için de önemli bir fırsattır. Türkiye bir  dünya kültür ülkesidir. Sabahattin EyüboÄŸluna göre, Anadolu Medeniyetlerini kurup yaÅŸatanlar, Türk kökenli olmasalar bile; biz Türkler, Anadolu kültür tarihinin mirasçılarıyız. (3) Çok dinli ve çok dilli bir dünya imparatorluÄŸunun torunları olarak Türk toplumu, çeÅŸitlilik içinde birlik veya birlik içinde çeÅŸitlilik bilinciyle kültürel zenginliklerimizi hoÅŸgörü ile taşıyabildiÄŸimizi tüm dünyaya kanıtlamalıdır.

Kültür ve sanata karşı duyarlılık, yaratıcılığın geliştirilmesi, bütünsel yaklaşım, tutarlılık, süreklilik, çok yönlülük, yaygınlık gibi temel ilkeler göz önüne alınmalıdır. Gerçek anlamda çağdaşlık, duyan, düşünen, yaratan, güzeli arayan bireylerden oluşan topluma dönüşümle mümkün olacaktır.

Kaynaklar:
1. Güngör Dilmen, Ben Anadolu, Pan Yayıncılık, 2008.
2. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007.
3. Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği: Kültür Tarihinin Kaynakları, Boyut Kitapları, 2008.

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
şehirce Aylık Kent & Şehir Yaşamı Dergisi, dinamik bir iletişim ve tanıtım platformu olarak 15 Haziran da yayına başlıyor..
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

Sıradışı Ülkenin Sıradışı Kaderi
Kalıcı İstikrar İçin İşsizlikte İşverenin Sorumluluğu Şart
Geleceği Şekillendiren Gönüllü Kuruluşlar
Yeni Ekonomi=Teknoloji Transferi + Entellektüel Sermaye (The New Creative Class)
İnsan Haklarına Saygı
 

http://www.ankiros.com

http://www.tatef.com










































































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com