SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   8 Şubat 2012, Çarşamba

Ocak 2010 Sayısı

Yıl : 7 | Sayı : 69

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.turkeyautosummit.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Sıradışı Ülkenin Sıradışı Kaderi


Kader; yaşanan olağanüstü ve insan elinde olmayan ilahi bir takdirin karşısında çaresizliği ifade etmektedir. insanlık tarihi boyunca toplumun önünü açmaya çalışan, zorlukları yıkan, doğmaları sarsan bir grup insan ya da toplumun aydın kesimleri dünya tarihinin her döneminde insanoğlunun mücadele etmek zorunda olduğu felaketlere, olağan dışılığa ve önceden engellenemez ya da kestirilemez sıra dışı olaylara karşı büyük mücadele vermişlerdir.
Başka bir ifade ile tarihin bu kahramanları, düşünürleri, ilim adamları ve keşifçileri insanoğlunun aklını kullanması, doğru tercihler yapması ve hayatın her alanında risk almasını önlemek isteyen ve insanı olduğundan daha zayıf, zavallı, çaresiz ve korumasız yaratık olarak güçsüz göstermeye çalışan ve aynı zamanda kötülüklerin veya iyiliklerin kaynağı ve başımıza gelen her kontrol edilemeyen şeyin tek sorumlusu olarak KADER ya da KADERiMiZi işaret eden büyücüler, kahinler, falcılar, sözde inanç temsilcileri, aracılar ve post-modern geçmiş/gelecek okuyucularına karşı mücadele etmişlerdir.

Tanrının dahi öngörmediği boyutta kadere ya da kaderine tapanlara, kader üzerinden güç ve menfaat sağlayanlara, beceriksizlikleri ve başarısızlıklarını sadece kadere bağlayanlara karşı başta Kutsal kitaplarda insanın öncelikle Tanrının verdiği aklını kullanmasına yönelik atıf yapılmasıyla yücelen kaderciliğe karşı mücadeleyi yaşanmış ve yaşanan tarihin her aşamasında görmekteyiz.

Eski Yunan filozoflarının, Doğudan başlayan aydınlanma akımının öncüleri Arap matematikçilerin, gezginlerin, denizcilerin, araştırmacıların, tacirlerin, bilim yapan insanların ve dünya çapındaki dehaların tutkuyla çalıştıkları ve odaklandıkları hedef, insanlara kader olarak sunulan bazen bir bilinmeyenin, bir kaybın, kitlesel hastalıkların, ölümlerin bazen de bir cehaletin sonucunu veya nedenlerini yenerek bilinmeyeni bilinene ve olağan dışılığı olağana çeviren aklın, bilimin ve gerçeğin ışığında belirsizliği ve geleceği şimdiki zamanın hizmetine sokma buluşlarının ve yöntemlerinin keşfedilmesidir.

Bu teorik çerçevede ülkemizi ve geldiği noktayı sıra dışı, eşi benzeri olmayan bir kadercilikle ve kaderin karşısında aklın, rasyonel düşüncenin ve bilimin yenilgisi ile açıklayabiliriz. Türklerin ilk tarihinden bugüne kadar yapmış olduğu tercihlerin de bugün geldiğimiz ekonomik durum, sosyal standartlar, insanlık düzeyi, maruz kaldığımız ya da hak etmediğimiz yönetimler, uygulamalar, davranışlar ve yaşam kalitesinde önemli rol oynadığını kabul etmemiz gerekir.

Eğer biz Türkler Türk kültür koduna, Türkleri Türk yapan insani ve ahlaki özelliklerine, ilk doğuş felsefesine göçebelikten yerleşik düzene kadar sıkı sıkıya bağlansaydık, binlerce yıl önce ret ettiğimiz ve direndiğimiz kaderciliği bize dayatan aracılara ve özünde bize ait olmayan başka bir dünyanın başka topluluklarını disipline etmek için ortaya çıkmış düzen yapıcılarının ya da yaşam terzilerinin bize biçtiği bireysel hayata teslim olmasaydık,

Eğer biz Türkler büyük imparatorluklar kurarken, dünyaya hükmederken, uluslar arası askeri gücün ve örgütlenmenin yanı sıra sanata, ilime, zamanın teknolojisine, kültürel entegrasyona, sermaye birikimine, ticarete odaklanabilseydik ve elbette geride Türk kültür mirasını temsil edecek eser ve Türk dilini yaygın kullanımını sağlayacak kitleler bırakabilseydik, en azından azınlıklara gösterilen din, dil, eğitim özgürlüğü ve saygı kadar kendi özgürleşmemize, aydınlanmamıza ve kimliğimize saygı duyabilseydik,  

Yine biz Türkler tarih boyunca bireysel çıkarlarını toplumsal çıkarların ve  ülke menfaatlerinin üzerinde tutan siyasiler, asker-bürokrat kesimler, işverenler ve yöneticiler tarafından yönetilmeseydik,

Yıllarca en büyük biziz başka büyük yok söylemi yerine okullarda ancak bilim, teknoloji ve üretimi elinde tutan ülkelerin ve orada yaşayanların büyük, güçlü ve zengin olduğunu anlatabilseydik,

Cumhuriyetin ilk yılları ile birlikte doğuda toprak reformunu yapıp, ağalık düzeni dolayısıyla feodal sistemi yıkma karalılığını gösterebilseydik, daha da ileri gidip doğu ve güney doğuda yaşayanları kapitalizm ve mülkiyet ilişkisi ile tanıştırabilseydik hatta tüm ulus için önce sosyalist sonra liberal olabilseydik,

Zamanında Avrupa Birliği kapılarını açtığında girme tercihini yapsaydık ya da sonradan bizi oyalasalar ve hatta üye yapmasalar bile uluslar arası evrensel norm ve standartları benimseyen, modern hukuk ilkeleri ve sosyal devlet anlayışını özümsemiş, fırsat eşitliğinin, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün olduğu ve her türlü bölgesel, kültürel, inanç ve cinsel ayrımcılığın olmadığı bir ülke ve gelişmişlik düzeyine ulaşsaydık,

Halkımız yıllarca eğitimsiz, mesleksiz, işsiz ve yoksul bırakılmasaydı, başına gelen her felaketin ilahi bir karar ve ona yazılmış bir alın yazısı olduğuna inanmayacak ve en azından başına gelenden sadece bilinmeyen bir nedenin, çözülemeyen bir sırrın ya da tarifi zor açıklanamaz dogmatik gerekçelerin değil aynı zamanda bu dünya düzeninin, bu ülkeyi yönetenlerin ve ya onun gibi yaşayan nefes alan onun adına karar veren, tercihleri ile tüm toplumu karanlığa ve kaderine mahkum eden diğer insanların suçu olduğunu bilseydi, kaderini kabullenmeseydi ve ya tepki gösterseydi,

Belki de bu gün aklın, bilimin, teknolojinin ve rasyonel yaşamın insanlığa sunduğu imkanlardan ve medeniyetten pay alan Türkler olarak Zonguldakta sıra dışı ülkenin sıra dışı madencilerini kaderlerine gömmemiş olacaktık…! Hepimizin başı sağ olsun.

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor
şehirce Aylık Kent & Şehir Yaşamı Dergisi, dinamik bir iletişim ve tanıtım platformu olarak 15 Haziran da yayına başlıyor..
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

2011-2012 Global Rekabet Edilebilirlik Raporunun Söyledikleri (1): Ev Ödevimiz (Institution)
Kusursuz Küresel Fırtına
Türkiye 2023 Vizyonu İçin Ön Plana Çıkması Gereken Öncelikli İstihdam Alanları ve Yükselen Meslekler
2023 Vizyonu ve Sosyo-Ekonomik Hedefler
2013e Doğru Avrupa Birliği: Borç Batağı veya Daha Fazlası mı?
 

http://www.hannovermesse.de/en/promo?xvn4x

http://maktekfuari.com








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi