2010 yılının beşinci ayına da girdik. Neredeyse yılın ilk yarısı tamamlanmak üzere. Statükoyu koruyup yerinizde saymayı başarı mı sayıyorsunuz? Yoksa amaç ve hedeflerinize ulaşmak için belirlediğiniz stratejiler doğrultusunda adım adım ilerliyor musunuz? Geriye gittiğinizi düşünmek bile istemiyorum...
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez demiş Montaigne. Ne güzel ifade edivermiş... Amaçsızlık ve hedefsizlik bireylerin ve işletletmelerin oyalanmasına, zaman kaybetmesine ve rakiplerinden geri kalmasına sebep olmaktadır. Eminim 2010 yılı için kendinize ve şirketinize yeni amaçlar ve hedefler koydunuz. Belki bir kısım amaçlarınız daha eskiden konulmuştu. Henüz ulaşamadınız. Ama ulaşmak için hedeflerinizi revize ettiniz.
Kavram karmaşası yaratmamak için açıklamam gerekirse, amaç (goal) daha uzun vadede ve daha genel olarak varmak istediğiniz noktayı işaret ediyor. Hedef (objective) ise daha kısa süre içerisinde ve daha somut ifade edilen ara veya nihai gelinmek istenen nokta diye açıklanabilir. Örnek vermek gerekirse, bir öğrencinin amacı üniversiteyi bitirmek ve bir meslek sahibi olmak ise, hedefi 2010 bahar dönemindeki derslerinden 80 ve üzeri not alarak geçmek olabilir. Ya da amacı zayıflayıp daha sağlıklı bir vücuda sahip olması ise kişinin; hedefi bir ay içinde 4 kilo vermek olabilir. Şirketler için örnek verecekcek olursak; amaç pazar lideri olmak ise, hedef bu yıl pazar payını %10 arttırmak olabilir. Müşteri memnuniyeti arttırmak amaçlardan bir tanesi ise, 2010un ikinci yarısında bir CRM programını hayata geçirmek hedef olarak konulabilir.
Amaçlar daha genel iken, hedeflerin daha somut olması gerektiğini vurgulamıştık. İster şirket hedeflerinde isterse kişisel hedeflerde olsun, hedeflerin nasıl saptanması gerektiğine dair basit ve faydalı bir araç mevcut. Yönetim literatüründe İngilizce beş kelime ve bunların baş harflerinden türetilen SMART (türkçede akıllı, zeki anlamında); hedeflerin nasıl konulması gerektiği konusunda bize yardımcı oluyor. Bu yönteme göre hedeflerimiz:
Specific: Özel, özgün, belirli, kesin ve apaçık;
Measurable: Ölçülebilir, sayısallaştırılabilir;
Achievable: Ulaşılabilir, yapılabilir, başarılabilir;
Realistic: Gerçekçi, mantıklı, uygun;
Time: Zamana bağlı, başlangıcı ve sonu belirlenmiş olmalı.
Specific-Hedefler kesin ve apaçık bir şekilde ne elde etmeyi istediğimizi söylemelidir. Tereddüte mahal vermeyecek şekilde herkes tarafından net olarak anlaşılmalıdır. Beş yeni müşteriyi bu ay portföye katmak, haftada üç gün birer saat yabancı dil öğrenmek gibi.
Measurable-Hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı, net bir şekilde ölçülebilir olmalı. Pazar büyüklüğünü ve payını ölçemiyorsanız, pazar payını bu yıl %5 arttırmak hedefi anlamlı olmayacaktır. Buna karşılık hedefiniz bu ay dört kilo vermek ise, terazi yardımıyla verip vermediğinizi ay sonunda net olarak görebilirsiniz.
Achievable-Konulan hedefler ulaşılabilir olmalı. Yoksa başarılabilirliği veya erişebilirliği mümkün olmayan yüksek hedefler, çalışanlarınızın ve sizin motivasyonunuzu olumsuz etkileyecektir. Özellikle şirketlerde hedeflerin sadece üst yönetimce konulduğu ve çalışanların bu hedeflerin ulaşılabilirliğini sorguladığı durumlarda başarı beklemek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Bir ayda bütün kilolarınızdan kurtulamazsınız, aynı şekilde bir yılda pazarın liderliğini de ele geçiremezsiniz. Hedefler ulaşılabilir olmak zorunda.
Realistic-Hedeflere ulaşabilmek için gerekli kaynaklara gerçekten sahip misiniz? Kaynaklar adam, para, makine, malzeme veya zaman olabilir. Ayrıca belirlediğiniz hedefler sizi amacınıza ulaştırabilecek veya en azından yaklaştırabilecek anlamlı hedefler mi? Bu yıl için 45 saat/adam eğitim hedeflediniz, ama eğitim bütçenizde ayırdığınız para ile yarısını bile gerçekleştiremiyorsunuz veya üst kademe yönetici olmayı hedeflediniz, ancak kendinizi geliştirmeye zaman ayıramıyorsunuz. Böylesi durumlarda hedeflerin gerçekçi olduğunu söylemek pek de mümkün değil.
Time-Hedeflerinize öngördüğünüz zaman dilimi içerisinde ulaşmalısınız. Hedeflerinizin gerçekleşme tarihlerini, hedeflerinizi kararlaştırken belirlemeniz gerekiyor. Gerçekleştirme için öngördüğünüz zaman dilimi olması gerekenden daha kısa ise, gerçekçi olmayacaktır. Tam tersi öngördüğünüz zaman dilimi olması gerekenden daha fazla ise, verimsizlik ve performans düşüklüğüne sebep olacaktır. Eğer, hedefler zaman açısından ucu açık ise, genel amaçlara veya temennilere dönüşecektir. Zoru başarırız, imkansız zaman alır diyenlere ne kadar zaman alır diye sormayı unutmayınız.
Yüceltilen Sözcük Strateji
Strateji önceden belirlenen bir amaca veya hedefe ulaşmak için izlenen yol olarak tanımlanıyor. Aslında tanımında verildiği gibi basitçe yol veya yöntem anlamına geliyor. Bize hedefe nasıl ulaşacağımız sorulduğu zaman, verdiğimiz cevap stratejimizi oluşturuyor. Bu kadar basit aslında. Ancak stratejik yönetim, stratejik planlama, stratejik amaç ve stratejik hedef gibi tamlamalarla iş dünyası stratejiyi olduğundan çok daha karmaşık hale getirebiliyor. İzlediğimiz yol bizi rakiplerin önüne geçirebildiği için belki de stratejiye bu kadar önem veriliyor. Konuyu çok dağıtmak istemiyorum. Kendi değerlendirmenizi yapabilmeniz için stratejik planlamanın ve yönetimin tanımlarını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Aşağıdaki tanımları Uludağ Üniversitesinin 2002 yılında hazırladığı bir gelişim rehberinden aldım. Sizlerde internet üzerinden benzer dokümanlara çok rahat ulaşabilirsiniz.
Stratejik planlama bir işletmede görev alan her kademedeki çalışanın katılımını ve yöneticisinin tam desteğini içeren sonuç almaya yönelik çabaların bütününü teşkil eder. Bu anlamda paydaşların ihtiyaç ve beklentileri, paydaşlar ve politika yapıcıların işletmenin misyonu, hedefleri ve performans ölçümünün belirlenmesinde aktif rol oynamasını ifade eder. Bir stratejik plan aşağıda yer alan beş temel soruya verilen yanıtların yer aldığı bir rehber niteliği taşır:
• Şu anda neredeyiz?
• Nerede olmayı istiyoruz?
• Gelişmemizi nasıl ölçebiliriz?
• Olmak istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz?
• Gelişmemize yönelik yol haritamızı nasıl saptayabiliriz ve denetleyebiliriz?
Stratejik yönetim, işletmenin gelecekte yer alacağı pozisyonu belirlemeye yönelik süreci kapsamaktadır. Stratejik yönetim sürekli iyileştirme ve kaliteye yönelik çabalar, bütçeleme, kaynak planlaması, program değerlemesi performans gözlemleme ve raporlama faaliyetlerini bütünsel hale getirir. Uygulamada stratejik yönetim olmayabilir, ancak temel unsurlar arasında güçlü bir ilişkinin varlığı sözkonusudur.
Misyon, vizyon, ilkeler, değerler, politikalar, amaçlar, hedefler, stratejiler, taktikler, programlar, planlar ve aksiyonlar vs. derken biz işletmeciler de hukukçulara benzemeye başladık. Söylediklerimizi dar bir çevreden başka yaşayan ve yaşatan bulamıyoruz. Ama bu sözcükler doğru yanlış hepimizin ağzında ve kullanıldıkları ortamlarda kullanıcılara önem ve hava katıyor gibiler... Neyse basit olan güzeldir diyelim ve devam edelim. Strateji amaçlara ve hedeflere ulaşmak için izlenen yol veya yöntem demekti. Nasıl amaçlar hedeflere göre daha uzun vadeli ve daha geniş kapsamlı ise, stratejiler de taktiklere göre daha uzun vadeli uygulamalardır.
Taktikler rakibe ve çevreye bağlı olarak bugünden yarına değişebilirken, stratejiler daha uzun sürelerde geçerli olmalıdır. İşte size basite indirgenmiş bir örnek: amaç kilo vererek sağlıklı kilomuza ulaşmak olsun. Bu durumda hedefimizi de bir ay içinde dört kilo vermek olarak belirleyelim. Hafta da üç gün birer saat spor yapmayı stratejilerimizden biri olarak belirlediysek, taktiğimiz iş çıkışı haftada üç gün spor salonuna gitmek olabilir. Diyelim ki ertesi hafta tatile çıkıyorsunuz. Bu durumda takdiğiniz haftada üç gün birer saat yürüyüş yapmak şekline dönüşebilir.
Stratejilerin Belirlenmesi
Acele karar vermeyin. Hayatın küçük bir parçasına bakıp karar vermeyin. Çabuk karar vermek, aklın durması halidir. Karar verildiği anda akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Çabuk karar insanı rahatlatır, düşünmek zorunda olmak ise yorar. Bu yüzden insanlar çabuk karar vermeye çalışır. Oysa hiçbir yolculuğun sonu yoktur. Bir kapı kapanırken bir kapı açılır. Bir hedefe ulaştığınız anda bir başka hedefin daha yüksekte durduğunu görürsünüz. Acele karar vermeyin, düşünün diyor Çinli filozof Lau Tsu.
Stratejileri belirlerken de acele karar verilmemesi gerekiyor. Çünkü izlenecek yol ya da yöntem bize rakiplerin önüne geçme fırsatı verebilecektir. Öyleyse üzerinde durulmaya ve düşünmeye değer. Herşeyden önce bir mevcut durum analizi yaparak çalışmaya başlamak gerekiyor. İster bireysel olsun ister şirket düzeyinde, öncelikle güçlü ve zayıf yanlarımızın ne olduğuna bakmamız gerekiyor. Çevremizde yer alan fırsat ve tehlikelerin neler olduğunu görmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmek için de SWOT analizi dediğimiz, yine İngilizce dört kelimenin baş harflerinden oluşmuş basit bir araç kullanılıyor.
Strengths: Güçlü noktalarımız
Weaknesses: Zayıflıklarımız
Opportunities: Fırsatlar
Threats: Tehlikeler
Güçlü ve zayıf yanlarımızı kendi bünyemizde ararken; şirketimizin yapısına, kültürüne ve kaynaklarına yakından bakmamız gerekiyor. Fırsatlar ve tehlikeler içinse, içerisinde yer aldığımız ve çalıştığımız çevreyi gözlemlememiz gerekiyor. Ekolojik, teknolojik, ekonomik, politik-yasal ve sosyo-kültürel unsurları barındıran genel dış çevre ile yakın çalışma çevremizi oluşturan (paydaşlarımızın yer aldığı) görev çevremiz bizlere fırsatlar sunduğu gibi tehlikeleri de içeriyor. Konuyu dağıtmamak adına SWOT analizinin detaylarına girmeyeceğim. Sonuçta bu aracı kullanarak; güçlü yanlarımızla fırsatları avantaja dönüştürecek, zayıf yönlerimizi ise tehlikelerden korunmak için sağlamlaştıracak stratejiler geliştirmek durumundayız.
Büyük Usta Jack Welch Kazanmak adlı kitabında strateji için bir bölüm ayırmış. Stratejinin canlı, soluk alıp veren ve yaşayan bir oyun olduğunu vurgulamış. Üç aşamada stratejinin gerçekleştirilebileceğini belirtmiş:
1. İşinizle ilgili İşte bu! diyebileceğiz; gerçekçi, akıl dolu ve hızla şirketinize rekabette sürdürülebilir avantaj sağlayacak bir strateji bulun.
2. Bu stratejiyi yürütebilecek doğru insanları doğru işlere yerleştirin.
3. Herkesten daha iyi yapabilmek için tüm çabanızı kullanın. En iyi uygulamaları alın ve onları her gün geliştirmeye çalışın.
Jack Welch sürdürülebilir rekabetçi bir avantaj elde etmek için kitabında beş soru grubunun cevaplandırılması gerektiğinden bahsetmiş. Detayları sizlerin okumasına bırakarak ana noktalarını paylaşmak istiyorum:
1. Oyun alanı (rekabet ettiğiniz alan) şu an nasıl ? (mevcut durum analizi)
2. Şu ana kadar rakipler kazanmak için neler yaptı?
3. Siz neler yaptınız? (güçlü ve zayıf yönleriniz)
4. Yakın gelecekte rekabette neler olabilir? (tehlikeler ve fırsatlar)
5. Siz kazanmak için ne yapacaksınız?
Bu yazımda stratejileriniz ne alemde diyerek stratejilerin nasıl oluşturulması gerektiği üzerinde durmaya çalıştım. Bir sonraki yazımda strateji konusunu tamamlamak istiyorum. Böylece yılın ilk yarısı tamamlanırken sizlere stratejilerinizi gözden geçirmeniz gerektiği hatırlatmasını yapmış olacağım. Eğitim ihtiyaçlarınız ve konu ile ilgili sorularınız için e-maillerinizi bekliyorum. İyi çalışmalar...