SubconTurkey

HoÅŸgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

Bugün :   9 Eylül 2010, PerÅŸembe

Ocak 2010 Sayısı

Yıl : 7 | Sayı : 69

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     ArÅŸiv
     İletiÅŸim

Güncel Döviz Kuru

Dolar Alış: 1.5033
Dolar Satış: 1.5106
EURO Alış: 1.9179
EURO Satış: 1.9272

http://www.turkchem.net


http://www.tekiskalip.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış ÅŸekilde ulaÅŸmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz

Güvenlik Kodu

Güvenlik


 

 



















































 

Uğur Özgöker
Kadir Has Üniversitesi, uozgoker@khas.edu.tr


Türkiye-AB Müzakere Sürecinde Son Safha Çevre Başlığının Açılması


AB ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005 tarihinden beri Hırvatistan la eÅŸ zamanlı olarak yürütülen müzakerelerde ÅŸimdiye kadar çok az mesafe kat edilmiÅŸtir.  Hem siyasi hem de ekonomik geliÅŸmiÅŸlik düzeyi bakımdan Türkiyeden oldukça geri olan Hırvatistan 25 müzakere baÅŸlığını kapatmış ve en geç 2012 başında tam üye olacak duruma gelmiÅŸtir. Türkiye ile ise 12 baÅŸlık açılmış sadece 1 tanesi geçici olarak kapatılmıştır. Müzakereler bu hızla sürerse Türkiye, ABnin 2014 de baÅŸlayacak 6 yıllık bütçe dönemine de yetiÅŸmeyecek ve üyelik 2021 yılına sarkacaktır. EURO alanındaki iktisadi kriz ve Avrasyadaki enerji krizi ile İran nükleer krizi gibi siyasi olaylar sonucu o zamana kadar AB dağılmazsa Türkiye ancak 1959da ki müracaatının 62. yılında ABye üye olabilecektir.

Bu 4,5 yıllık müzakere sürecinde Türkiyenin uyumda en zorlanacağı ve en çok para sarf etmek zorunda kalacağı Çevre baÅŸlığı Aralık 2009da ki AB Zirvesinde açılmıştır. Gerek özel sektör gerekse kamu sektörü AB Çevre Mevzuatına uymak için büyük teknolojik alt yapı, know-how ve sermaye gereksinimine ihtiyaç duyacaklardır. Yapılan hesaplamalara göre  Çevre konusunda hukuki mevzuat ve teknik altyapıya uyum saÄŸlayacak kapasiteye sahip olsak bile 60 ila 80 milyar EURO arasında Türkiyenin bir yatırım yapması gerekecektir. Bu miktar Türkiyenin toplam GSMH sının % 8-10una tekabül etmektedir. Bu muazzam zorunlu yatırım miktarının ne kadarının Türkiye ne kadarının AB tarafından finanse edileceÄŸi müzakere sürecinde belli olacaktır. Ancak 2008deki küresel finansal krizi atlatmadan 2009da Yunanistanda baÅŸlayan iktisadi krizle uÄŸraÅŸan AB, henüz Yunanistanı kurtarmak için ekonomik yardım planını uygulamaya koymadan kriz İspanya ve Portekize sıçramış ve İrlandaya sirayet edeceÄŸinin emareleri gözükmeye baÅŸlamıştır. İşte bütün bu fevkalade kötü ahval ve ÅŸartlar içinde ABnin Türkiyeye mali ve ekonomik yardım yapmasını beklemek ancak saflıkla izah edilebilir. Dolar kurundan hesaplanınca 100 milyar dolardan fazla bir yatırım gerektiren bu miktarın çok büyük bir kısmının Türk özel ve kamu sektörü ile yerel yönetimleri tarafından karşılanacağını ÅŸimdiden hesaba katmamız ve ona göre hazırlık yapmamız gerekmektedir.

İşin mali kısmını şimdilik ileri bir tarihe ertelersek, hukuki mevzuat ve teknik bilgi kısmını ele alıp inceleyerek ilgili çevreleri şimdiden bilgilendirmekte çok büyük yarar vardır.

AB ÇEVRE POLİTİKASININ OLUŞUMU

Avrupa bütünleşmesinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilen serbest rekabetin ve serbest dolaşımın sağlanması, çevre alanında da ortak girişimleri ve ortak bir politikayı zorunlu kılmıştır.

Üye ülkelerde farklı çevre politikaları uygulanması, özellikle farklı çevresel ölçütlerin belirlenmesi, ürünlerin maliyetlerinin değişik olmasına sebep olabilmektedir. Benzer şekilde, bazı üye ülkelerdeki kalite standartları, diğer üye ülkelerde üretilen bazı ürünlerin o ülkelere girmesine engel teşkil edebilmektedir. Ayrıca, üye ülkelerin bazılarında hava ve su kirliliğini önlemek amacıyla gerekli görülen yatırımlar, ürünlerin maliyetini önemli ölçüde artırmaktadır. Bu ve benzeri hususlar nedeniyle de üye ülkeler arasında malların serbest dolaşımının ve serbest rekabetin tam olarak sağlanamaması gibi bir sorun ortaya çıkabilmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için ortak bir çevre politikası oluşturulması gerekli görülmüştür.

Ortak bir çevre politikası oluşturulmasına neden olan bir diğer önemli gelişme de üye ülkelerde erişilmiş bulunan yaşam kalitesinin daha da yükseltilebilmesi için doğal yaşam koşullarının sağlıklı bir biçimde devam ettirilmesinin ve geliştirilmesinin gerekli olduğunun anlaşılması olmuştur. Üye ülke toplumlarının bütünüyle daha iyi, kaliteli ve refah içinde yaşamasını sağlamaya yönelik bir proje olan Avrupa bütünleşmesinin, insan yaşamının sağlıklı bir biçimde devamı ve kalitesinin artırılması açısından öncelikli öneme sahip çevre ve doğal kaynakların korunması alanına yabancı kalması elbette ki düşünülemezdi

Avrupa BirliÄŸinin kendine özgü bir çevre politikası geliÅŸtirmesinin diÄŸer bir nedeni siyasidir. Aynı ekonomik düzenin parçası olan ülkelerde çevre politikalarındaki farklılıklar nedeniyle,  koÅŸullarının farklı ÅŸekillerde ve düzeylerde olması üye ülkelerce, siyasi bakımdan da, arzu edilmeyen bir durum olarak deÄŸerlendirilmiÅŸtir. En temel sebeplerden biri ise çevre kirlenmesinin siyasal sınırları tanımaması olgusudur.

Çevre kirliliğinin bir ülkeden diğerine kolaylıkla yayılması, Avrupa Birliğine Üye ülkeleri, ellerindeki imkânları bu konuda da ortaklaşa ve dayanışma içinde kullanmaya itmiştir. Ayrıca, çevre kirlenmesi ile mücadelenin kapsamlı araştırmalar, Kirlenmenin önlenmesi ve ortadan kaldırılmasının da kapsamlı çabalar gerektirmesi, bu alanda gerekli harcamaları paylaşma, işbirliğine ve işbölümüne gitme ihtiyacını artırmıştır.

Avrupa bütünleşmesini çevre sorunları ile ilgilenmeye yönlendiren bir baksa etken ise, Birlik dışından kaynaklanmıştır. 1972 yılında İsveçin başkenti Stockholmde yapılan Birleşmiş Milletler 6 Nisan Çevre Konferansı bu alanda Birliğin de harekete geçmesine zemin hazırlayıcı nitelikte olmuştur.

Avrupa Birliğinin çevre konusunda savunduğu çevre politikaları başlıklar halinde aşağıda sıralanmıştır. AB; hem siyasi hem ekonomik anlamda yarar sağlayacağı ve AB politikalarının en önemli unsurlarından biri olan Çevre; üye ülkelere ve aday ülkelere sunduğu çevre politikaları ile entegrasyonun standardize olması ve AB ülkeleri için serbest dolaşım ve siyasi arenada kolaylık sağlaması açısından çok önemli bir kolaylık sağlayacaktır.

Topluluğun çevre politikasının hedefleri, kısaca, kirliliği ortadan kaldırmak, azaltmak ve önlemek, doğanın ve doğal kaynakların, ekolojik dengeye zarar verecek şekilde işletilmesini önlemek ve rasyonel bir şekilde yönetilmelerini temin etmek, kalkınmaya, kalite gereksinimleriyle uyum içerisinde, özellikle de çalışma şartlarının ve çevrenin iyileştirilmesiyle yön vermek, kent planlaması ve toprak kullanımında çevresel etkilerin daha fazla hesaba katılmasını sağlamak, üye devletler dışındaki devletler, özellikle de uluslararası örgütlerle çevresel problemlere ortak çözüm aramak şeklinde sıralanabilir
      
Avrupa Birliği Çevre Politikası Tarihsel Gelişimi

Avrupa Birliğinin Çevre Politikası, AT Antlaşmasının birçok maddesinde yer almaktadır. Bunların arasında iki tanesi önemlidir.(2. ve 174. Madde). AT Antlaşması sadece temel hükümleri belirlemektedir. Hukuki çerçeve, yönetmelikler ve yönergeler aracılığıyla geliştirilmektedir. Çevresel eylemler, çevre hakkındaki çok sayıda Eylem Programı yoluyla geliştirilmiştir.
2. Madde: Ortak eylemlerin ve politikaların yürürlüğe konulması yoluyla, Avrupa Topluluğuna, diğer görevlerinin yanı sıra, çevre kalitesinin yükseltilmesi ve yüksek düzeyde korunmasını sağlamak görevini yüklemektedir.

174. Madde: Topluluğun kapasitesini ve Topluluk Çevre Politikasını yönetmede temel ilkeleri belirlemektedir.

Kirleten öder ilkesi: Topluluğun temel hedefidir. Amacı, kirletenin çevrenin kabul edilebilir bir duruma getirilmesi için gerekli olan koruma ve kontrol maliyetlerinin tümünü ödemesini sağlamaktır. Diğer bir deyişle koruma ve kontrol maliyetlerinin tümü üretilen mal ve hizmetlerin değerine yansıtılmalıdır.

Bütünleyicilik ilkesi: (Çevrenin korunmasında topluluğun diğer politikalar içine entegre edilmesi) Topluluk çevre politikası, çevresel zararın, öncelikle kaynağında önlenmesi ilkesine dayanmaktadır. Topluluk mevzuatı bu ilkeyi, özellikle sürüm standartlarının çevre kalite ölçütlerini aştığı su ve atık sektörüne uygulamaktadır. Atık sektöründe, örneğin, atık nakillerinin sınırlandırılması amacıyla, atığın mümkün olduğunca üretim yerine yakın bir yerde yok edilmesi gerekmektedir.

Kaynakta önleme ilkesi: Topluluk çevre politikası, çevresel zararın, öncelikle kaynağında önlenmesi ilkesine dayanmaktadır. Topluluk mevzuatı bu ilkeyi, özellikle sürüm standartlarının çevre kalite ölçütlerini aştığı su ve atık sektörüne uygulamaktadır. Atık sektöründe, örneğin, atık nakillerinin sınırlandırılması amacıyla, atığın mümkün olduğunca üretim yerine yakın bir yerde yok edilmesi gerekmektedir.

Önleme ilkesi; (Zararın ortaya çıkmasından önce gerekli önlemlerin alınması) Bu ilke, Antlaşmalara Tek Senet ile eklenmiştir. Önleme ilkesi, zararın tam olarak ortaya çıkmasından önce gerekli önlemlerin alınması gereğinin altını çizmektedir. Bu ilkeye 3. Çevre Eylem Programında atıf yapılmıştır. Önleme ilkesinin uygulanabilmesi için karşılanması gereken koşullar; bilginin tüm karar vericiler için kullanılabilir (mevcut) olması, gerçek durumun karar alma süreçlerinin erken bir aşamasında değerlendirilmesi ve Topluluk tarafından kabul edilmiş olan tedbirlerin üye ülke iç hukuklarına aktarılıp aktarılmadığının izlenmesidir.

Tedbirli olma ilkesi Çevre açısından olumsuz sonuç oluşturacak belli bir fiilin bilimsel kanıtı beklemeden önlem alınması

AB Çevre Politikasında Temel Uygulama Alanları

Hava Kalitesi
 
Küresel ısınmanın ana sebeplerinden birisi olan hava kirliliğinin azaltılması sadece ABnin değil tüm dünyanın öncelikli kaygılarından birini teşkil etmektedir. Bu kaygılar neticesinde 1992de Birleşmiş Milletler İklim Değişiklikleri Konvansiyonu ve 1997 Kyoto Protokolü yürürlüğe girmiştir. ve Protokole taraf ülkeler 2008-2012 döneminde sera etkisi olan gazların emisyonunu %8 indirerek 1990 seviyelerine indirmeyi kabul etmişlerdir.. .
       
Kyoto Protokolüne taraf olmanın neticesinde AB, iklim değişiklikleri ile ilgili Sera Etkili Gazların Ticareti ve İklim Değişiklikleri başlıklı bir programı uygulamaya koydu. Program; enerji, ulaştırma, sanayi ve özellikle araştırmayı öncelikli alanlar olarak sıraladı ve AB Üye Devletleri arasındaki ticaretle ilgili olarak da sera etkili gaz emisyonlarına dair Sera etkili Gazların Ticareti ve İklim Değişiklikleri başlıklı bir Yeşil Kitap yayınlanmıştır.
 
Hava kalitesi sorunu artık pek çok Avrupa vatandaşı için önemli bir husustur. Ayrıca bu konu Avrupa Birliğinin en aktif olduğu alanlarından biridir. 1970lerin başlarından bu yana, AB hava kalitesini iyileştirmek için atmosferde ki zararlı madde emisyonlarını kontrol ederek, yakıt kalitesinin iyileştirilmesi, ulaşım ve enerji sektörlerinde içine çevre koruma gereksinimleri entegre ederek geliştirmeye çalışmaktadır.

AB mevzuatının sonucu olarak, hava kirliliÄŸi yaratan kükürtdioksit, kurÅŸun , azot oksitler, karbon monoksit ve benzin gibi hava kirliliÄŸi yaratan maddeler konusunda ilerleme kaydedilmiÅŸtir.. Ancak, bazı zararlı emisyonlarda  ir azalma olmasına raÄŸmen, hava kalitesi sorunları  devam etmektedir. Mevcut partiküller hala saÄŸlığa zarar vermektedir. Avrupada ulusal, yerel ve uluslararası seviyede daha fazla iyileÅŸtirme yapılması gerekmektedir.

Tehlikeli Kimyasallar

Avrupa BirliÄŸi kimyasallar konusunda kimyasalların kaydı, deÄŸerlendirilmesi, izni ve kısıtlanmasını (REACH) öngören  yeni bir mevzuata sahiptir.  1 Haziran 2007de yürürlüğe girmiÅŸtir ve bir dizi AB Yönetmelik ve Tüzüğünü kapsamakta ve onları tek bir sistem altında toplamaktadır Tüzükle amaçlanan insan ve çevre saÄŸlığını daha üst düzeyde korumayı saÄŸlamak ve kimyasallar hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak bu bilgileri toplumla paylaÅŸmaktır. AB üye ülkelerinde yılda bir tonun üzerinde tüketilen kanserojen, mutajen, üreme için toksik maddelerin, yılda 100 tonun üzerinde sudaki organizmalar için çok toksik, su ortamında uzun süreli olumsuz etkilere neden olabilecek maddelerin ve yılda 1.000 tonun üzerindeki faz-içi maddelerin ise 30 Kasım 2010 tarihine kadar son kayıt yaptırılması gerekmektedir. Yılda 100-1000 ton arasında tüketilen faz-içi maddelerin son kayıt tarihi 31 Mayıs 2013 iken, yılda 1-100 ton arasında tüketilen faz-içi maddelerin son kayıt tarihi 31 Mayıs 2018dir. Ön kayıt yapılması yoluyla 2018 yılına kadar REACH kayıt sistemine kaydı yapılan maddelerin AB ülkelerinde tüketilmesine ara verilmeden devam edilmesi saÄŸlanmış olacaktır.

Su Kalitesi

Avrupa BirliÄŸi su koruma ve yönetimi için bir direktif oluÅŸturmuÅŸtur. Çerçeve Direktifi, Avrupa suları, özellikleri kimlikleri, özellikli havza bölgeleri ve yönetim planları bazında ve her çeÅŸit su için uygun önlemler ve programlarının benimsenmesini saÄŸlamaktadır. Bu çerçeve direktifi Avrupa BirliÄŸi iç denizler,yeraltı sular, kıyı suları,geçiÅŸ sularının yönetimi saÄŸlanmaktadır.Su kirliliÄŸini azaltmak ve önlemek, sürdürülebililir su kullanımını teÅŸvik etmek, suda yaÅŸayan çevreyi korumak, suda yaÅŸayan ekosistemlerin durumunu geliÅŸtirmek, seller ve kuraklık etkilerini azaltmak için  oluÅŸturulmuÅŸtur.

Atık Yönetimi

Avrupa BirliÄŸinin Atık Mevzuatı ile ilgili 21 Aralık 2005 yılında yayımladığı direktifi ile   (COM(2005) 666) sunduÄŸu stratejilerin amacı atık üretimi ve yönetiminden kaynaklanan çevre basıncını azaltmak konusunda kılavuzluk etmek ve bilgilendirmektir stratejinin ana hedefi atık önleme ve etkili geri atık geri dönüşümü uygulamak ve saÄŸlamaktır.

 Endüstriyel KirliliÄŸin Kontrolü ve Risk Yönetimi

1980lerden önce, endüstriyel donanımlarla ilgili hiçbir önemli AB mevzuatı bulunmamaktaydı. Konsey, asit yağmurlarını dikkate alarak endüstriyel tesislerden kaynaklanan hava kirliliğinin önlenmesiyle ilgili 84/360/EEC sayılı Direktifi kabul etmiştir. Endüstriyel üretim süreçleri Avrupadaki toplam kirlilik içinde önemli bir yere sahiptir ve bunların sürdürülebilir çevre koşulları önünde bir engel teşkil etmesinin önüne geçilmelidir. Bu başlık altındaki Direktif ve Tüzüklerin kapsadığı baslıca alanlar; endüstriyel emisyonların kontrolü, önemli kazaların sebep olduğu zararların kontrolü ve çevresel muhasebe ile eko-etiketlenmesidir.

Doğanın Korunumu ve Biyoçeşitlilik

Şehirleşme ve endüstriyel gelişme, birlik içinde biyo-çeşitliliği tehdit etmekte ve Avrupa ekosistemlerinin tüm türleri baskıya maruz kalmaktadır. 1992 yılında oluşturulan Biyo-çeşitlilik Hakkında Sözleşme, Avrupa Birliğinin sınırları içinde ve ötesinde habitatların ve türlerin programlarının çerçevesini çizmektedir. Bu konudaki Topluluk Stratejisi, Avrupa habitatları ve aralarındaki koridorların ağını oluşturarak habitatların korunması ve önemli habitatların içinde ve çevresinde sürdürülebilir toprak yönetim uygulamalarının tevsikinin birleştirilmesidir. Kırsal bölgelerin kalkındırılması yönündeki Birlik politikaları da hayata geçirilirken, bu bölgelerdeki projelerin çevresel değerlendirme gerekleri dikkate alınmaktadır. Birlik ayrıca uzun bir süredir gelişmekte olan ülkelerde de nesli tükenme tehlikesiyle karsı karsıya olan türlerin korunması ve milli parkların yönetimine ilişkin programlar da dâhil olmak üzere doğayı koruma projelerini desteklemektedir.

İklim Değişikliği

İklim değişikliği ile mücadelede Avrupa Birliği, uluslararası topluluğun en ön saflarında yer almaktadır. 19. yüzyıldan bu yana Dünya yüzey sıcaklığı ortalama 0.3-0.6 C° derece artmıştır. Araştırmalar da karbondioksit ve sera etkisine yol açan diğer gazların emisyonuna sebep olan fosil yakıt kullanımı ve ağaçların yok edilmesi gibi, insan faaliyetlerinin olumsuz etkisini ortaya koymaktadır. Birlik, iklim değişikliği ile mücadele konusundaki çerçeve stratejisini 1990lı yılların basında çizmiş ve 1992 yılındaki Rio Zirvesinde kabul edilen Birleşmiş Milletler iklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine katkıda bulunmuştur. AB, iklimle ilgili pek çok inisiyatifin yanında elektriğin yenilenebilir enerjiden alınmasını ve yakıt ekonomisinin iyileştirilmesini teşvik etmektedir. 6klim değişikliği ile ilgili olarak 1997 yılında BMye üye ülkeler tarafından kabul edilen Kyoto Protokolü de Birlik tarafından imzalanmıştır.

Yatay Mevzuat

4. Çevre Eylem Programının sonucu olan Çevre ile ilgili Bilgiye Ulaşma Özgürlüğüne dair konsey direktifi, çevreye ilişkin bilgiye ulaşma hususunda ilke ve kuralları açıklamaktadır. Özellikle kamu yetkililerinin bilgiye ulaşmaları ve sahip oldukları çevreyle ilgili bilginin dağıtımı için gerekli önlemleri almaları beklenmektedir. Direktif ayrıca bilginin hangi temel şart ve koşullarda ulaşılabilir olacağını da ortaya koymaktadır. Yalnız kamu yetkililerinin değil, çevre ile ilgili sorumlulukları olan ve kamu yetkililerinin kontrolünde bulunan kurumların da bilgi arzını sağlamaları gerekmektedir. Özel ve tüzel kişiler herhangi bir ispatına gerek kalmadan çevrenin durumuna dair bilgi sorma hakkına sahiptir. istenen bilginin verilmesi için ilgili kuruma en fazla iki ay olmak üzere makul bir süre verilmektedir. Bu direktifler aşağıda sunulmuştur
¸ ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi)
¸ SÇD (Stratejik Çevresel Değerlendirme)
¸ Çevresel bilgiye erişim
¸ Raporlama
¸ Avrupa Çevre Ajansı(AÇA)
¸ LIFE (Çevre için mali araç)
Avrupa Birliği kendi ortak çevre müktesebatı haricinde KYOTO gibi BM kapsamında uluslararası çevre sözleşmelerini de imzalayarak taraf olmuştur.

 

  İlgili Haberler

 

HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor
HOME APPLIANCES-SUPPLIERS MAGAZINE nin ikinci sayısı çıktı ve yurtdışına gönderildi.
Kadir Has Üniversitesi ve Avrupa Koleji işbirliğiyle: AB Uyum Semineri
şehirce Aylık Kent & Şehir Yaşamı Dergisi, dinamik bir iletişim ve tanıtım platformu olarak 15 Haziran da yayına başlıyor..
Türkiyenin ilk katalog rehber sanal fuarı, www-sektorel-com aylık 30.000 ziyaretçisi ile 300 ana ve alt sektörde faaliyet gösteriyor

  İlgili Yazılar

 

ÇİLEKEŞLERİN GAZETESİ
Yoksulluk ve Özgürlük
Her Åžey Tahmin EttiÄŸimiz Gibi Oluyor
Bilim mi, Sanat mı?
Türk Plastik ve Plastik İşleme Makineleri Sektörlerinde Olmazsa Olmaz Koşullar
 

http://www.ankiros.com

http://www.tatef.com




























































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Åžti.

  BahçeÅŸehir 2.Kısım Mah.(BoÄŸazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEÅžEHİR-BAÅžAKÅžEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com