Bilindiği gibi Alman-Fransız önderliğinde 1958de GB (Gümrük Birliği) temelinde iktisadi entegrasyona dayanan AETye (Avrupa Ekonomik Topluluğu) rakip olarak, İngiltere 1 yıl sonra 7 ülkeyle birlikte STA (Serbest Ticaret Anlaşması) temelinde iktisadi işbirliğine dayanan EFTA yı (Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi) kurmuştur. 1990lı yıllarda AET önce AT (Avrupa Topluluğu) sonra AB (Avrupa Birliği) haline gelerek yalnız iktisadi bir Birlik değil aynı zamanda siyasi bir Birlik de oluşturmuştur. Buna karşılık daha gevşek bir ekonomik işbirliği yapısına dayanan EFTA ise başta fikir babası İngiltere olmak üzere 4 ülkesini ABye kaptırarak küçülmüştür. Bugün sadece Norveç ki iki kere AB üyeliğine kabul edilmesine rağmen referandum sonucu girmekten kendi vazgeçmiştir, İsviçre, Lihtenştayn ve İzlanda EFTA ülkesidirler.
1980lerin ortalarında AT ile EFTA arasında Avrupa Ekonomik Alanı
(AEA – European Economic Area -EEA) oluşturulmuş ve AT ülkeleri ile EFTA ülkeleri arasında üretim faktörleri olan mallar, hizmetler, sermaye ve işgücünün serbest olarak dolaşımı sağlanarak Tek bir Avrupa Ekonomik Bölgesi oluşturulmuştur. Türkiyenin AB ile olan serüveni 51. yılına girmiş, bugüne kadar taraflar arasında sadece malların serbest dolaşımını kapsayan Gümrük Birliği oluşturabilinmiş ve 35 müzakere başlığından ancak 11 tanesi açılabilmiş ve sadece bir tanesi geçici olarak kapatılabilmiştir. 8 başlık üzerinde Kıbrıs Rum Kesiminin 5 ayrı başlık üzerinde de Fransanın vetosu sürmektedir. Müzakerelerin bu hızda sürmesi durumunda 2020 yılından önce Türkiyenin ABye tam üyeliği bir hayal olarak görülmektedir.
Halbuki Türkiye bir şekilde EFTA ya üye olursa AB ile GB aşamasının bir üst basamağı olan Ortak Pazar (Common Market) aşamasına geçebilecektir. Bunun bir istisnası olarak işgücünün serbest dolaşımına AB ve EFTA tarafından bazı kısıtlamalar getirebilir. Bu konuda şimdilik taviz verilmeli kişilerin serbest dolaşımı ileri bir tarihe ertelenmeli ancak mallardan sonra otuzdan fazla ülkeyi kapsayan Avrupa Ekonomik Bölgesi ile hizmetlerin ve sermayenin de serbest dolaşımı tesis edilerek dolaylı ekonomik entegrasyon oluşturulmalıdır.
Diğer bir yandan ise Almanya-Fransa ve Avusturyanın önerdiği AB ile Türkiye arasında İmtiyazlı Ortaklık alternatifi de değerlendirilmeli ve Tam Üyelik hedefini kesintiye uğratmayacak aksine hızlandıracak bir formül olarak EFTA üyeliği ile AB ye imtiyazlı ortaklık eş zamanlı olarak yürürlüğe sokulmalıdır. Böylece en iyi koşullarda Türkiyenin ancak 2020 yılını bulacak bir AB tam üyeliği 2014 AB bütçe dönemine yetiştirilebilir. 1992yılında Türkiye EFTA ile Serbest Ticaret Anlaşması imzalamıştır. AB ile 1996 da oluşturduğu GB kapsamında da EFTA ile dolaylı ekonomik birleşmeyi zaten gerçekleştirmiştir. Siyasilerimiz, hariciye, dış ticaret ve gümrük teşkilatlarımız ile meslek kuruluşlarımız baştan imtiyazlı ortaklık fikrini reddetmekten vazgeçip bu konuda muadilleri ile görüşmelere başlamalı imtiyazlı ortaklığın içi doldurulmalı, EFTA üyeliği ile birleştirilip tam üyelik müzakerelerine hız ve ivme kazandırılmalıdır. Aksi takdirde fiilen askıda olan ve her altı ayda bir sadece 1 müzakere başlığının açılması ile kağnı hızında giden Türkiye –AB Müzakere Süreci, Türk halkının AB üyeliğinden tamamen ümidini ve desteğini kesmesi ile buz dolabına kaldırılabilir.