SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   8 Şubat 2012, Çarşamba

Ocak 2010 Sayısı

Yıl : 7 | Sayı : 69

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Abone Formu
     Arşiv
     İletişim

http://www.turkeyautosummit.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Yoksulluk ve Özgürlük


Yoksulluğu ve özgürlüğü bir arada en iyi anlatan dizelerdir Zülfü Livanelinin EY ÖZGÜRLÜK şarkısı. Bir dönemin özgürleşme için verdiği mücadeleyi anlatır. Kitlesel bir talebi simgeler. Toplumsal ruh ve duygu halini gösterir. Masum ve en insancıl beklentinin kolektif bir ürünüdür.  Özgürlük, yoksulluk gibi gayri hümanist, gayri ahlaki, eşitsiz ve dünyanın en büyük ayrımcığına karşı bir duruşu da ifade etmektedir. Esas itibariyle, geçmişte nasıl bir özgürlük istenilse istensin ekonomik, sosyal,  eğitimsel ve duygusal bugün geldiğimiz noktada acı gerçek zenginliğin kadar özgür olduğundur. Buradaki zenginliğin tam karşılığı da maalesef eski Türk sinemasın da olduğu gibi gönül zenginliği değil parasal zenginliktir. 

Somut delil mi?

1) Seyahat özgürlüğü; sizce Türkiyede herhangi bir bölgemizin herhangi bir köyünde yada kırsalında yaşayan vatandaşın bağlı olduğu ili hatta ilçeyi canının her istediği zaman ziyaret edebilir mi? Bu çok masum ve küçük ölçekli ziyareti karşılayacak parası var mı? Var ise hangi sıklıkta? Gelelim kentlere, metropollere sizce Türkiyede parasını cebinden ödeyip 72 milyonun yüzde kaçı yurt içi veya dışı seyahate çıkabiliyordur?

2) Alış-veriş/çarşı-pazar özgürlüğü;  işsizlikte OECD ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alan resmi 3.5 milyon, gayri resmi 6 milyon işsizi olan, her dört gençten ve her iki üniversite mezunundan birisi işsiz olan ve kayıt dışı istihdamı yüzde 42.3 yükselmiş ve çalışanlarının yaklaşık %80ni asgari ücret düzeyi ve altında ücret alan bir ülkede geniş kitlelerin gerçekte alış-veriş özgürlüğü nereye kadar vardır? Yoksa bunlar en iyi ihtimal ile temel gıda mahkumları mıdır! 

3)  Kadınların özgürlüğü; İskandinavya ülkelerinde ortalama %75, İngiltere %70, Hollanda %76 ve AB ortalaması %65.4 olan işgücüne katılım oranları arasında Türkiye %45.8 oranı ile Avrupa sonuncusudur. Avrupa da işgücüne katılım oranı kadınlarda %58.3 iken Türkiye de %23.8 dir. Çalışma çağında olup iş yaşamına katılmayan kadınlarımızın oranı bu kadar yüksek olduğu bir ülkede kadının özgürleşmesinden bahsedilemez. Ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde duramayan kadının ne kendi ne ülkenin geleceğine ait tercihleri demokratiktir.

4)  Bireyin demokrasi özgürlüğü; Özgür seçimlere dayalı demokrasimiz var mı? Partilerimiz ve sivil toplum örgütleri demokrat mı? Ülkemizde eşitlik ve özgürlük kavramını nasıl yaşıyoruz? Her türlü ayrımcılığa karşı mıyız? Mevcut demokrasimiz insan dostu mu? Bireye mi? Yoksa bir grup zümreye mi hizmet ediyor? Aslında tüm bu soruların cevabını uluslar arası bilimsel araştırmalarda buluyoruz. The Economist dergisinin bir kuruluşu olan ve dünyadaki en saygın araştırma birimlerinden biri kabul edilen Economist Intelligence Unitin  bir ülkede seçim süreci ve çoğulculuk, hükümetlerin fonksiyonları, siyasi katılım, siyasi ve politik kültür ve bireysel özgürlükler kriterleri göz önünde tutularak yapılan demokrasi indeksinde (index of democracy) Türkiye 87. Sırada demokrasinin üçüncü katogorisinde  yer almaktadır. Bu demokrasi sıralamasında esas düşündürücü olan bizim önümüzde ve demokrasisi bizden daha iyi olan ülkeler arasında Botswana, Cape Verde, Trinidad Tobago, Papa Yeni Gine, Moldova, Honduras, El Salvador ve Bangladeşin yer almasıdır. Bizden sonra indeks de yer alan ülkeler ise otoriter rejimler ve diktatörlükler olarak sıralamadaki yerlerini almaktadırlar.

5) Eğitim özgürlüğü; Türkiye de 3.357 genel liseye karşılık 4.193 dersane var ve dersaneye giden 1.894.648 ilköğretim öğrencisi ve 1.088.084 lise öğrencisi ortaöğretim geçiş sınavı hazırlığı için her yıl öğrenci başına 8.082.838.965 TL ve üniversite giriş sınavı için öğrenci başına her yıl 8.626.472.774TL harcıyor ise yoksul ve fakir kesimin çocuklarının sadece parası olanın kazanabileceği sınav sistemi nedeniyle ve salt milli eğitimden alacağı eğitimin kalitesi ile başarısız olacağı önceden bilinen eğitim sistemimize özgü bu kast sistemi içinde düzgün eğitim alması, düzgün bir mesleğe sahip olması ve üniversiteye girebilmesi ancak olağan üstü mucize ve bireysel yeteneklerle açıklanabilir. Dünyanın hiçbir yerinde eşi benzeri olmayan merkezi sınav sistemleri ile 20 milyar TL ye ulaşmış dersane sektörüne dayalı bir mili eğitim modelinde yoksulların okuma ve okudukça özgürleşme şansı hemen hemen yok gibidir.

6) Bilim ve teknoloji özgürlüğü; Bilim ve teknoloji üretebilen dünyanın batı yarım küresindeki %15lik dünya nüfusunun dünya gelirinin %87sini kontrol ettiği gerçeğinden yola çıkarak ülkenin fakirliği ile Türkiyenin bilim yapma potensiyeli, akademik altyapısı ve teknoloji üretme beceresi arasındaki doğrusal ilişki zenginleşme, demokratikleşme, aydınlanma ve özgürleşme derecemizi de belirlemektedir. Sonuç, ne kadar bilim o kadar özgürlüktür (örnek, internet, cep telefonu, ileri teknoloji).

7) Yaşam ve mülkiyet özgürlüğü; sadece nefes almak değildir yaşam, yaşam yaşadığın hayatın kalitesi ve bir ömrü nasıl tükettiğin ile de ilgilidir. İyiye ve güzele maneviyatın yanı sıra maddi olarak ta sahip olmaktır. Büyüklüğü, ölçeği farklı olsa da bireyi toplumda maddi olarak mülkleştirdiğiniz, ekonomik olarak özgürleştirdiğiniz ve insan olarak önemsediğiniz oranda yaşam özgürleşir. Aksi takdirde, işsizlik, açlık, sağlıksızlık, eğitimsizlik, deprem, sel, trafik canavarı, iş kazası ve terör hep yoksulları vuruyor ise, onlar canlarını feda ediyorsa bu topraklar için o zaman bu ülkede paran kadar güvendesin düşüncesi geniş kabul görmeye başlıyor.

Son söz aslında sözün bittiği yerdir. Türkiyenin önündeki en temel sorunlar yoksulluk, işsizlik, cehalet ve güvenliktir. Tüm bu parametreler ise ülkenin üst yapısıdır. Üst yapıyı belirleyen alt yapı ise ekonomik gelişme, mülkleşme, zenginleşme ve adil paylaşımdır. Bir ekonomik değere sahip olmayan veya insanca yaşayacağı bir ücret karşılığı bir işte çalışamayan yada işsiz olan yoksul halkın özgürleştirileceği ve demokrasi içinde yaşayacağı söylemleri kandırmacadır. Ancak üreten ve zenginleşen aynı zamanda kaynaklarını ve aklını bilim, teknoloji ve eğitim için kullanan milletler özgürleşir ve demokratikleşir. Bunun dışındaki demogojiler, dogmatik arayışlar, aç mideyi boş vaatlerle doyurma gayretleri halkı avutmak için uydurulmuş siyasi laf salataları, masallar ve ütopyadır…

 

  İlgili Haberler

 

Küresel Krizde Büyüyen Otomotiv Sektörümüz
2011 Sac Piyasaları -III-
İhracatta Yeni Pazarlara Ulaşmak için-Turkish Automotive Suppliers Magazine
Otomotiv İmalatçılarına Yeni İhracat Kapıları Açıldı
HOME APPLIANCES SUPPLIERS MAGAZINE-in Üçüncü sayısı hazırlanıyor

  İlgili Yazılar

 

Bu Gücü Kullanın
Sanayinin Hayalleri
İkibinoniki-ye Bir Kala
Risk Çemberi
Çok Az Kaldı
 

http://www.hannovermesse.de/en/promo?xvn4x

http://maktekfuari.com








































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi