Tüm dünyada belirsizliklerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Ülkeler kendi içlerindeki risklerin yanı sıra komşu ülkeler ve küreselleşme sonucu bütün dünyanın riskleri ile karşı karşıya kalmak durumundalar. Küresel ısınma bütün dünyanın sıkıntısını duyduğu bir risk olarak yaşamı tehdit ediyor. Afrika baharı yalnız kuzey Afrika-nın değil Avrupa-nın, Türkiye-nin sorunu haline gelebiliyor. Euro-daki dalgalanma yalnızca Yunanistan-ın değil, bir anda Çin-den Amerika-ya kadar insanları, ekonomiyi etkileyen bir boyut kazanıyor.
Risklerle başa çıkmak, onları karşılamak ve hatta bunlardan bir fırsat çıkartmak özellikle liderlerin en önemli sorunlarından biridir. Riskleri yönetmek ve başarılı bir biçimde sonuçlandırmak, işletmelerin, ülkelerin, toplumların sorun çözme kapasiteleri ile ilgilidir. Nitelikli insan gücüne sahip topluluklar çözüm arayışlarında başarılı olurlar. Bu başarının temelinde öncesinde yapılan çalışmaların önemli bir rolü vardır. Sürekli doğru veri toplayan bunları analiz eden işletmeler değer yaratma ve karlılık açısından öne çıkmaktadırlar.
İşletmelerin stratejik risklerinin önemli bir bölümü müşteriler ve finansman konusunda oluşmaktadır. Ülkelerin stratejik riskleri arasında bir takım askeri ve ekonomik alandaki riskler ağırlıktadır. Teknolojik riskler her zaman üretimin ve sürdürülebilirliğin önündeki risklerdir. Olmaya da devam edecektir.
Ülkemiz açısından 2011 yılındaki finansman krizine girerken en önemli riskimiz cari açık olarak tanımlanmıştır. Aslında bu riskin algılanma süreci son birkaç yıldır şiddetlenerek devam etmiştir. Bunu gidermeye yönelik stratejik planlarımız yapılsaydı risk daha küçülmüş ve kontrol altına alınmış olacaktı.
Siyasal ve askeri risklerimizde, iyi ilişkilere dayalı bir komşuluk politikası üzerine inşa edilen süreç bir anda karışmış ve beklenmedik bir hız kazanarak avantajımız olmaktan çıkarak tehditlerimizden biri haline dönüşmüştür. Eksik değerlendirilmiş bir veri toplama süreci ve buna bağlı yanlış analiz ve sonuçta beklenmeyen gelişmeler büyük bir hızla yaşanmıştır.
Türkiye bütün dünya ülkeleri gibi içteki riskleri giderme, önleyici faaliyetler ve iyileştirme çalışmalarını yapmanın yanı sıra, dış risklerini yönetmenin sıkıntısını yaşamaktadır. Bulunduğumuz bölgede stabil bir yapının oluşmayışı zemini kayganlaştırmaktadır.
Karmaşıklığı anlamak sanırım önümüzdeki yıllarda işletmelerin ve ülkelerin başarmak zorunda olacakları yeni kavramlardan biri olacaktır. Öngörülemeyen sonuçların ortaya çıktığı, yeni risklerle sık karşılaşma olasılığının bulunduğu dönemlerden geçeceğiz. Wall street-te geçtiğimiz günlerde yaşanan ve küçük çaplı protesto eylemleri ne yönde bir gelişme gösterecektir bilinemiyor.
Son günlerde yaşadığımız askerlerimizin şehit edilmesiyle başlayan ve ardından Van depremi ile yaşananlarbeklenen riskler kategorisinde yer alan ülkemizin önemli risklerinden bazılarıdır. Her iki olayda da önleyici, zararı minimize edici yeterli bir çalışmamızın olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır.Hazırlıklı olmak riskin ortaya çıkmasından çok önce planlanması gereken bir süreçtir. Yaşanılan yeterli sayıda deneyim ve can,mal kaybı ile sonuçlanmış geçmiş bulunmaktadır. Sorunun karmaşık bir yapısı da yoktur.
Risklerle yaşama becerimizin geliştirilmesi gereken dönemlerden geçiyoruz ve geçmeye devam edeceğiz. Risklerimizi bilmeli ve doğru yönetmeliyiz.