58 ülke içinde 48. sırada yer almak, üstelik rekabet gücü sıralamasında… düşündürücü ve tedirgin edici bir tablo. Bu durum ülkemizin ekonomik performansını gözler önüne seriyor. Dünyaca dikkate alınan Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD)nün Dünya Rekabet Gücü Yıllığının 2010 sonuçları bu gerçeğimizi ortaya koyuyor.
Bu performansıyla geçen yıla göre bir sıra daha gerileyen Türkiye, çoğu OECD ve AB ülkesinin gerisinde kaldı. IMD Türkiyenin zayıf yönlerini; kayıt dışı ekonomi, istihdam ve işgücü oranı, yatırım riski, gelir vergisi oranı ve işgücü maliyetleri olarak sıralıyor.
OECD: İşgücü maliyetlerini azaltın
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)nün geçtiğimiz ay yayımladığı Türkiye Raporunda, uzun dönemli büyüme için önerilen düzenleyici reformlar kapsamında ilk maddeyi işgücü maliyetlerinin düşürülmesi oluşturuyor. Raporda OECD, yüksek işgücü maliyetlerinin iş yaratmayı zorlaştırdığını ve rekabet gücünü zayıflattığını vurguluyor. OECD raporunda ulusal ve uluslararası düzeyde rekabet gücünün yüksek tutulabilmesi için, işgücünün etkin kullanımının önündeki engellerin kaldırılması gerektiği belirtiliyor. Raporda; istihdam üzerindeki vergilerin azaltılmasına yönelik son dönemde yapılan çalışmalara rağmen, vergilerin halen OECD standartlarına göre çok yüksek olduğunun altı çiziliyor.
Avrupa İstatistik Kurumu (Eurostat) tarafından Eylül ayında yayımlanan araştırmada, AB ve Euro Bölgesinde işgücü maliyetlerinin 2010 yılı II. çeyreğinde ortalama yüzde 1,1 arttığı belirtiliyor. Avrupada işgücü maliyeti en çok artan ülkenin yüzde 6,2 ile Romanya olduğu görülüyor. MESS tarafından yılda iki kez gerçekleştirilen Ücret Araştırmaları verileri ile hesaplanan saatlik işgücü maliyetlerindeki artış ise, Türkiyeyi yüzde 6,1 ile ikinci sıraya yerleştiriyor. İşgücü maliyetlerinin rekabet ettiğimiz ülkelerin çoğundan daha hızlı yükselmesi, rekabet gücü açısından risk oluşturuyor.
Grafik: Avrupada Sanayide Saatlik İşgücü Maliyeti Artışları (%)
-2010 II. Çeyreğinde Bir Önceki Yılın Aynı Dönemine Göre-

* Türkiye için; MESS Ücret Araştırmaları verileri ile hesaplanan saatlik işgücü maliyeti değerleri (2010/I. çeyrek) kullanılmıştır.
Kaynak: Eurostat, MESS
Türkiyedeki yüksek işgücü maliyetleri incelendiğinde maliyetlerin büyük bölümünün sosyal yardımlar ve işverenin devlete yaptığı ödemelerden meydana geldiği görülüyor. İşgücü ve istihdam yaratma maliyetlerinin artması, yatırımların azalmasına, istihdamın daralmasına ve kayıt dışı ekonominin büyümesine neden oluyor.
OECD, raporunda çarpıcı bir noktaya daha dikkat çekiyor. Katı işgücü piyasası düzenlemelerinin, özellikle kıdem tazminatı sorununun iş yaratmayı engellediği vurgulanıyor. Ayrıca, geçici istihdama izin verilmemesi ve belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesinin özel koşullara bağlanması gibi kısıtlamaların Türkiyeyi OECD ülkeleri arasında en katı iş güvencesine sahip ülke konumuna getirdiği belirtiliyor.
Katı işgücü piyasası düzenlemeleri ve yüksek işgücü maliyetleri kayıt dışı çalışan işletmelerin sayısını artırırken, kayıtlı işletmelerin gelişimini engelliyor. Sayısı artan kayıt dışı işletmeler; doğrudan yabancı yatırımlar, finansman, nitelikli işgücü gibi rekabet gücünü üst seviyelere çıkaracak kaynaklara erişimi güçleştiriyor.
Türk sanayicisi ne diyor?
MESS tarafından Türkiyenin önemli sanayi kuruluşları arasında yapılan araştırmaların sonuçları da işletmelerin rekabet edebilirliklerinin, verimliliklerinin, büyümelerinin önündeki en büyük engelin işgücü maliyetleri olduğunu ortaya koyuyor. MESS Üyelerinde Rekabet Gücü Araştırmasında MESS üyeleri rekabet gücünün artırılması için neler yapılması gerektiğini sıralıyor. Bu öneriler arasında; istihdam vergilerinin düşürülerek işgücü maliyetlerinin azaltılması, enerji maliyetlerinin azaltılması, işyerlerinin teknoloji yatırımlarına daha fazla kaynak ayırabilmesi için devlet tarafından maliyetleri azaltıcı teşviklerin uygulanması yer alıyor. MESS Üyelerinde Yenilikçilik Araştırması sonuçlarına göre ise; maliyetlerin yüksekliği işletmelerin yenilikçilik faaliyetlerini gerçekleştirirken karşılaştığı sorunların başında geliyor.
Tüm bu sonuçlar gösteriyor ki; aslında Türk sanayicisi bir mucizeye imza atıyor. Türkiyede; kalkınmaya en büyük katkıyı veren ve katma değer yaratmaya çalışan sanayiciler zor şartlar altında üretime devam ediyor, istihdam yaratıyor, ekonomik büyümeye yön veriyor.
Ülkemizde istihdamın teşvik edilmesi mevcut düzenlemelerde damga vergisi, SGK primi, işsizlik sigortası primi, zorunlu istihdam yükümlülükleri, kıdem tazminatı gibi ağır yükler ile adeta işverenler cezalandırılıyor. Uzun süredir gündemde olan Ulusal İstihdam Stratejisi işverenlerin üzerindeki bu yüklerin azalacağına ve esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaşacağına dair umut verici düzenlemeler içeriyor. Türkiyenin uzun dönemli büyüme sağlayabilmesi için işgücü piyasasına yönelik reformlara hız vermesi gerekiyor. Kayıtlı ve kayıt dışı sektörler arasında istihdam ve ücret koşullarında derin farklılıklar bulunuyor. Kayıtlı işletmeler için istihdam yaratma maliyeti çok yüksek. Orta Vadeli Programda da belirtilen istihdamın artırılması ve kayıt dışının azaltılması için esnek istihdam biçimleri, güvenceli esneklik konseptine uygun biçimde geliştirilecek ve yaygınlaştırılacaktır ifadesinin hızla uygulamaya yansıtılması ekonomimizin olumlu gidişatının devamlılığı açısından önem taşıyor.