SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   4 Temmuz 2020, Cumartesi

Subat 2011 Sayısı

Yıl : 8 | Sayı : 82

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.subconturkey.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 

























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Cehaletin Kurumsallaştırılması ve Siborg Bilim


İngiliz Edebiyatçı Jonathan Swift Dünyaya gerçek bir dahinin geldiğini, tüm ahmakların ona karşı birleşmesinden anlayabilirsiniz demiş. Gerçekten de bugün bilim ve teknolojinin karşısındaki en büyük direncin cahillerden ve tüm toplum katmanlarında cehaleti soylulaştırma çabasından kaynaklandığını görüyoruz. İster geçmişindeki eziklikten, ister eğitimsizlikten, ister kültür noksanlığı veya görgüsüzlükten, bölgesel/iklimsel ya da isterse doğuştan kalıtımsal olsun cehaletin beslediği tüm dinamiklerin önündeki en büyük engel günümüzde bilimin geldiği nokta başka bir ifade ile Big Science dır. Bu nedenle de ümmi ve geri kalmış ya da bırakılmış ülkelerde bilime karşı sistematik bir saldırı ve organize cehaletin işbirliği vardır.

Geleneksel olarak bilim insanlığa hizmet etme ülküsü ile sık sık Modernite ye atıf yapar ve ekonomik, sosyal ve insana ait simülasyon mekanizmalarını ortaya koyarak, evrenselci bilim, doğrusallık ve gerçekçilik üzerinden toplumsal faydalar sağlamaya ve kamu yararı üretmeye çabalardı. Ancak daha çok batı uygarlığı menşeili modernite kavramı ve onun kurumlarına karşı oluşan başkaldırı, bilim ve teknolojinin aydınlatıcı yönüne  ve pozitif düşünceye gösterilen belirli kesimlerin direnci ve geniş eğitimsiz ve yoksul halk yığınları üzerindeki manipülasyon gücü modern devleti temsil eden kurumlarda, kamusal alanda, sivil toplum örgütlerinde, üniversitelerde, yargıda ve güvenlikten sorumlu kamu görevlilerinde etik sorunlar, ilkesel zafiyetler, yapısal sapmalar ve bozulmalara neden olmuştur. 

Bilimin ve teknolojinin gündeme alınmadığı, ihmal edildiği ya da hiç hesaba katılmadığı toplumsal gelişim modellerinde bunun yerine ikame edilen ve referansını bilim ve akıl dışı tüm çatışma, gerilim ve gayri hümanist yöntem  ve anti-gerçeklikten alan siyasi- ideolojik tercihlerin veya anti demokratik rejimlerin bir sonucu olarak  karşımıza çıkan liderlerin çoğu esasında eğitimsiz geniş halk kitleleri üzerindeki temsil gücünü modernitenin inkarına dayandırmaktadır. Bu bağlamda, 21.yüzyılda ve Bilim ve Teknoloji çağında dahi özellikle eski bilimin öngördüğü modern devletin kötü yönetilmesinden kaynaklanan ötekileştirilmiş veya kendini öyle tanımlayan kitleleri temsilen ortaya çıkan yeni kahinleri esas itibariyle en çok rahatsız eden olgu, genelde topluma doğruları söyleyen baş belası bilim adamları ve bunların gerçekleştirdiği teknoloji devrimidir (Burada kastedilen bilgi ideologları değil gerçekten bilim ve teknoloji üretebilenlerdir. Aksi takdirde diğerlerinden Türk televizyonlarında bol miktarda görülmekle birlikte, kendileri bilimsel bir üretimin ya da tehditin henüz öznesi durumunda değildirler).  Bu nedenle, kuvantum metaforları doğa bilimleri dışındaki alanlardan beslenen radikalleri provoke etmesi ile modernitenin yalnızlaştırdığı veya ötekileştirdiği insanları yerleşik düzene karşı hareketlendirmek ve marjinal yaşam biçimlerini meşrulaştırmak suretiyle iktidara gelme ve politik gücü ele geçirmek suretiyle cehaletin kurumsallaşmasının önü açılmış oluyordu.

Bir taraftan modernite (sosyal refah devleti) ve milli gelirden yeterince pay ve nasibini alamayan yoksul ve eğitimsiz insanların inanç tüccarları, etnik istismarcılar, eski Maocu bugünün sözde bağımsız solcuları, kendine liberaller, diğer duygu sömürücüleri, sanal dünya pazarlayıcıları, büyücüler ve sahte gelecek okuyucuları (futurist) tarafından kolayca kandırılmaları, diğer taraftan kuvantum fiziğinin katkıları ile gelişen enformasyon teknolojileri ve bilgisayar biliminin daha ileri fonksiyonlara sahip iletişim araçlarını insanlığın emrine sunması,  çevre felsefesi ve ekolojik  aktivistlerin, yükselen çevreci ve yeşil hareketinin, küresel iklim değişikliğini önemseyen geniş kitlelerin uyanış ve yeniden bilinçlenme sonucunda ortaya çıkan aykırı grup veya muhaliflerin yükselen sesi yöneticilerin yönetmesi gereken yeni bir kaos durumu ile karşı karşıya olduklarını göstermiştir.

Bu itibarla, eski bilim ve modernite içinde tarihsel nedenlerle yerini alamamış farklı kültür ve gelenekten gelen her kesimin yeni bilim ve post-modernite içinde yeniden tanımlanarak, özellikle bilimin bu güne kadar girmediği alan olan ve neyin iyi, neyin kötü, neyin etik neyin etik dışı olduğu konularında da boşluk bırakmayacak ve toplumun  ikna edilmesi yada kandırılması kolay kesimlerin dinsel ihtiyaçlarına, bu dünya ve öteki dünyaya ilişkin sorunlarına ve yaşam ile ölüm arasındaki ilişki ile aynı zamanda Ne? Neden? Niçin?  sorularına bilimsel gerçeklik getirebilecek, sosyal doku ve manevi ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çözümlerin ve referans noktalarının keşfi vasıtasıyla toplumun aydınlanmasını ve insanlığın mekanik bilim dışındaki felsefi ve ruhani dünyasına yönelik çalışmaları da içeren yeni bir bilim anlayışının iyimser bir gelecek açısından elzem olduğu görülmektedir.

Hiç lafı uzatmadan konuya girersek, insanlık adına geleceğin iyimser mi?  Yoksa  kötümser mi? olacağını cehaleti kurumsallaştırma yoluyla insanları ayrıştırarak, sınıflandırarak, insanın duygularını, inançlarını, zafiyetlerini, farklılıklarını kullanarak  insanlığı bir birini yok edecek boyuta getiren, nefret, kin ve düşmanlıkla dolduran ilkel düşünce ve cehaletin temsilcileri ile insana farklılıklarına rağmen bütünsel yaklaşan, bilim ve teknoloji vasıtasıyla insanlığın geleceğini koruma ve güvence altına almaya çalışan post-modern hukuk devletini, katılımcı ve eşitlikçi demokrasiyi  seçmiş, sivil vatandaşlık ve dünya vatandaşlığı felsefesini benimsemiş bilime inanan global liderler arasından halkın yapacağı tercih belirleyecektir. Kısaca bu savaş ilkel beyinler ile gelişmiş beyinlerin savaşıdır. Bilimsel gerçekçilik ile varsayımcıların mücadelesidir. Somut ile soyutun, bilinen ile bilinmeyenin ve nihayet teknoloji ile hamasi nutukların yarışıdır.

Bu itibarla,  insanları her türlü dinci, milliyetçi, komünist, feminist, eşcinsel, faşist, ateist, zenci, Müslüman, Yahudi  gibi sınıflandıran ve ayrıştıran gerici zihniyet veya akımlar ya da siyasetçiler içine yeni dahil olduğumuz bilim ve teknoloji çağında yani bu yeni çağda büyük bilimin (big science) insan bedeninin mekanik davranışlarına odaklanan SİBORG (Cyborg) teknolojisi ve bilimsel gerçekliği karşısında anlamsızlaşacak ve yıllardır evrensel olduğuna toplumları inandırmak isteyen ve bu dünya düzeninde  veya öteki dünya da mutluluk, bolluk ve refah için öngörülen  kuram ve kuralları çoğu zaman topluma dayatan elitist ve militarist koalisyonun temsilcileri ile geçimini inanç tüccarlığından sağlayan cüppeli yada cüppesiz zevatın,  ütopik-dogmatik sanal alemcilerinin, epik hikaye anlatıcıları ve ırkçı istismar üzerinden geçinenlerin maskeleri düşecektir.  Geçmişte modernitenin iyi yönetilememesi neticesinde ortaya çıkan tartışmalı kimlik tanımları, post-modernist bir dönüşle birlikte yeni çağda erkek-dişi, yaşlı-genç, iyi-kötü, inanan-inanmayan, canlı-cansız gibi sınıflandırmaları bile ortadan kaldırmaya muktedir teknolojik ilerlemenin neden olacağı yeni bir küresel toplum modeline doğru gitmekteyiz. Yeni çağın insanı dijitalleştiren ve yeni karmaşık ilişkilerle tanıştıran boyutunun yanı sıra  tıp ve genetik bilimi aracılığıyla alınacak mesafe ile bir süre sonra makineleşen bedenlerimizin oluşturdukları yeni insani sistemler hiper-gerçeklik üzerinden mesafe alacağı için insanların varoluşla-ölüm arasındaki sır perdesini bilim ile anlaması, Tanrı ile daha doğrudan aracısız, özel, pazarlıksız-hesapsız-çıkarsız (sadece öteki dünyada vaat edilenler için değil bu dünyada da karşılıksız iyi adam olmak için)  vicdani bağlar kurması ve evrensel insani değerleri benimsemesi global bir trend haline gelecektir. Bilimin ve bilginin, uzay, yüksek enerji , bilişim teknolojisi, biyoteknoloji, nanoteknoloji gibi gelişmelerin  ekonomik değerinin artmasının artık geri döndürülemez olması, buna karşın hammaddelerin ekonomik öneminin göreceli olarak azalması, geleceğin tasarlanması ve dünyadaki iyi veya kötü gidişata müdahale edecek  güç ve mutlak kontrol bir toplumun yetenek düzeyi ile yeni bilimi elinde tutanlarda olacaktır.

İşte bugün cehaleti soylulaştırma, tek tip yaşam biçimini empoze etme, eğitimsizi ve yeteneksizi yüceleştirme, makam ve mevki ile ödüllendirme  ve  her kurum ve kuruluşa yayma gayretlerinin arkasında kamusal alanda ve özel sektördeki cehalet temsilcilerinin korkulu rüyası haline gelen bilim ve teknolojideki yükseliş ve çok yakın bir gelecekte bugün morfinlenmiş halkları uyandırma becerisi ve kabiliyetidir. Bu nedenle, bizim ve özellikle çocuklarımızın geleceği ile alakalı olarak kötümser olmak için bir neden yoktur. Tarih boyunca karanlığın, her türlü baskı ve terörün  düşmanı ve panzehiri hep bilim, eğitim ve yoksulluğa karşı mücadele olmuştur. Üstelik bu sefer cehaletin ve kahinlerin SİBORG bilim karşısında hiç şansları yoktur! 

 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://www.subconturkey.com.tr




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi