SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   21 Eylül 2017, Perşembe

Agustos 2017 Sayısı

Yıl : 14 | Sayı : s_160

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.plasteurasia.com


http://www.ukub.org.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Dijital Teknoloji, Dijital Üretim, Dijital Ekonomi


Bugün itibariyle küresel kapitalism ve dünyadaki sermaye hareketlerini yönlendiren küresel ekonominin aktörleri uluslararası ekonomik krizi en azından durgunluğu çözme ve sonrasında yatırımları canlandırma, küresel piyasaları hareketlendirme, kalkınma, büyüme ve her şeyden önemlisi istihdam yaratmak için dijital tabanlı yeni bir küresel ekonomi ve üretim modeli üzerinde mesafe alma yönünde stratejik bir tercih yapmıştır. 

 Maalesef Türk iş dünyası ve bu dünyaya yön veren patronlar, işveren vekilleri (Yöneticiler) ve işveren teşkilatları bu gelişmenin çok uzağında olup, biteni uzaktan izlemektedirler. Son yıllarda kamusal alanda gözlemlenen yetenek düzeyi düşük, ehil olmayan, düşük eğitimli ve düşük profilli yönetici tercihleri Türk sanayisine de bulaşmış ve özellikle Türk işveren teşkilatları ve işveren sendikalarında ayyuka çıkarak, daha belirgin hale gelmeye başlamıştır. Yabancı dil bilmeyen, yeterli bilgi, mesleki/yönetsel ve entelektüel donanıma sahip olmayan, başkalarının yalan yanlış tercümeleri ile küresel dünyayı, teknolojik dönüşümü algılamaya çalışan bu yetersiz yönetici modeli Türkiye-nin lokomotifi ve en önemli gücü olan Türk özel teşebbüsünü geriye götürmekte, güncel küresel ekonomik gelişmelerden  ve inovasyon ve dijital teknoloji tabanlı üretim, büyüme ve kalkınma tercihlerinden uzaklaşmasına neden olmakla birlikte geleneksel (ezberindeki) yada konvensiyonel  iş yapma biçimi (eski paradigma, eski alışkanlıklar) , eski üretim modelleri,  üretim faktörleri ve kısır endüstriyel ilişkiler tartışmalarının içine Türk iş dünyasını ve ekonomisini hapsetmektedirler. Oysaki, Türk iş dünyasının bir an evvel dijital teknoloji, dijital üretim ve dijital ekonomiye odaklanması ve söz konusu transformasyonu ve  dönüşümü gerçekleştirecek yetkinlikteki  üst yetenek düzeyindeki yöneticileri işin başına getirmesi gerekmektedir.         

Hiç kuşkusuz ki, dünya buharlı makinenin icadı ile endüstri devrimini tetikleyecek üretim alt yapısına kavuştu. Söz konusu endüstriyel gelişim elektriğin makinelerde kullanımı ile bu bütünleşme seri üretime (mass production) geçilmesi imkanını doğurdu. Fordism olarak kavramlaştırılan söz konusu üretim modeli sanayileşmenin üretim sistemi olarak kabul gördü. Özellikle, Birinci dünya savaşı sonrası ve 1980 öncesi üretim tarihine damgasını vuran bu model 1980- li yılların ikinci yarısından itibaren ise yerini yalın üretim modeli olarak kavramlaştırılan -LEAN PRODUCTION- üretim sistemine bırakmaya başlamıştır. Endüstriyel üretim tarihini değiştiren bu yeni esnek üretim modeli 2010 -lu yıllara kadar üreticiler için adeta değişen pazar koşullarına en hızlı cevap veren bir mekanizma olmuştur. Esas itibariyle, tarihsel süreç içinde dönemsel olarak değişen üretim metodoloji ya o döneme ait teknolojinin bir gereği yada yalın üretimde olduğu gibi küreselleşen ve kızışan rekabet ortamına ve tüketici taleplerine  hızla adaptosyonu sağlayabilecek üretim sistemlerinin ortaya konması ile gerçekleşmiştir. Bu nedenle, Fordist ve Esnek (Yalın) üretim modellerinin bir birini ikame etmesinden ziyade üretim yapan ülkelerin ve onların çok uluslu şirketlerinin ulusal ve uluslar arası pazara yönelik operasyonlarında stratejik tercihlerinin belirleyici olduğunu görmekteyiz. Bu nedenle de, dünya üretim tarihinden bugüne kadar gündemde olan bu iki model üreticinin asgari yada daha büyük üretim ihtiyaçlarına çare olmuştur.

Ancak, dünya küresel üretim güçlerinin bugün geldiği noktada her iki üretim modeli de gerek gittikçe daha da değişken özellik gösteren küresel düzlemde kitlesel tüketici ve hatta bireysel müşteri ihtiyaçlarına acil ve daha hızlı cevap vermede yeterli olamamışlardır. Çünkü, teknolojide yaşanan baş döndürücü devrim sadece bilenen mevcut ürünler ve pazarların dışında kendi kitlesel veya bireysel tüketicisini ve pazarını yaratmaya başlayınca örneğin akıllı telefonların üretilmesi bir pazar talebi sonucundan ziyade bir inovasyon devriminin ürünüdür. Tıpkı, sosyal medyanın, internetin icadı örneklerinde olduğu gibi. Hepsi kendi pazarını kendi yarattıkları dijital teknoloji tabanlı yeni bir üretim modeli ile oluşturmayı başarmışlardır.        
 
Bugün ise bambaşka bir global dijital üretim modeli ile karşı karşıyayız. Dijital ve ileri teknolojinin üretim süreçlerinin her aşamasında kullanıldığı, makinelerin bir biriyle konuştuğu yada iletişim kurabildiği, daha önce insan gücü ile yapılan bir çok işin yada üretim sürecinin artık robotlarla yapıldığı yeni bir sistem gündeme gelmiştir. Yeni üretim modelini sadece dijital devrim ile açıklamak diğer bilimsel, mühendislik, teknolojik ve inovatif çalışmalara haksızlık olacağı için doğru olmaz. Siber-Fiziksel sistemler, üretim araç ve gereçlerine entegre edilmiş sensörler, işleticilerle donanmış internet bağlantılı akıllı elekronik sistemler bir taraftan sanayinin tam anlamıyla bilgisayarlaşması anlamına gelirken, diğer taraftan üretim sistem ve süreçlerinin dijitalleşmesi yani dijital teknoloji tabanlı üretimin belirleyici olmaya başladığını göstermektedir.

Aynı zamanda , tüketicilerin kişiselleştirilmiş ürünlere doğru hızla artan talebi yenilikçi ürün baskısını ve yenilikçi ürün yapma arzusunu ön plana çıkarmıştır. Bu itibarla, sürekli yenilikçi ürünü üretecek sürdürülebilir bir teknolojik donanım ve üretim alt yapısı yada modelinin pazardan pay alma, karları artıma, verimliliği yükseltme adına son derece önemli olduğunu görmekteyiz. 

Nesnelerin interneti, büyük veri (big data), siber fiziki sistemler, siber güvenlik, bulut iletişim gibi teknolojik alt yapıların tüm hedefi daha az enerji harcayan, yüksek güvenli sistemlerle ısı üreten  ve yüksek güvenli sistemlerle en iyi teknolojik üretimi yapabilen iklimin oluşturulmasıdır. Özellikle, imalat sanayinde artan enerji maliyetlerinin düşürülmesi yeni teknolojilerin en önemli konularından birisidir.  Yeni teknoloji tabanlı üretim modeli üretim miktarının artırılmasına ve ürün kalitesinin yükselmesine vesile olacaktır. Bunun için  veri toplanması, üretimin planlanması ve optimizasyonu, kontrol ve denetim sistemlerinin  iyi işlemesi, modelleme ve simülasyon mühendisliği, bulut bilişim, büyük veri analizi, yeni teknolojik ürünlerin yeni pazarlara sunulması, yeni ürünlerin satın alınabilme koşullarının iyileştirilmesi ve nihayet üretim ikliminin, eko sisteminin ve üretim süreçlerinin sadeleştirilmesi ve maliyetlerinin düşürülmesi gerekmektedir.

Bu teorik ve ampirik değerlendirme ışığında, şirketlerin bir an evvel teknoloji tabanlı akıllı üretim sistemlerine yada başka bir ifade ile dijital üretim modeline geçmesi küresel, bölgesel ve hatta milli pazarlar açısından artık elzemdir. Şirketlere daha fazla esneklik daha fazla verimlilik ve üretimde çeşitlilik sağlayacak orta ve uzun vadede daha düşük maliyetli bu yeni üretim paradigması hiç kuşkusuz ki üretimde dijital teknoloji, robotlar,  akıllı makinelerin ve her şeyden önemlisi yüksek nitelikte akıllı insanların kullanılmasını artıracaktır.

Robotların radyo dalgaları ile komut alması, sesi tanıması, temasla algılaması, hareket etmesi, insandan daha hızlı karar veren algılayıcılar veya sistemlerle iletişim kurması bir nevi haberleşmesi, hibrit robotik sistemlerle donatılmış üretim ortamının sağlanması, internet üzerinden fiziksel mekanik parçaların veya makinelerin bir biriyle iletişim kurması, teknoloji ve bilişim tabanlı lojistik hizmetlerin çok daha hızlı ve verimli olması ile birlikte üretim kayıplarının minimize edilmesi sonuçları  itibariyle akıllı işletmeleri ve  akıllı fabrikaları ortaya çıkaran akıllı üretim süreçlerinin yeni ve dijital tabanlı üretim modeline bağlı olarak gelişmekte olduğunu göstermektedir.

Dünya bazında küresel ekonomik değer yaratma zinciri içinde yer almak, küresel pazarlarda söz sahibi olmak ve ihracat içinde teknolojik ürünlerin ve ya dijital teknoloji bazlı üretilen markaların sayısını artırmak için bir an evvel zamanın ruhuna uygun olarak dijital teknoloji devriminden beslenen endüstriyel dönüşüm ve kalkınma stratejilerinin benimsenmesi gerekmektedir. Bu süreci ahbap çavuş ilişkileri ile atanmış ehil olmayan sözde yöneticiler ile değil ancak yüksek profilli, yüksek eğitimli (Üniversite: lisans, master, doktora ve ötesi) ve yüksek nitelikte mesleki ve uluslar arası yönetim formasyonuna haiz -dijital yöneticiler-  ve bu beyinleri istihdam eden yetenek avcısı patronlarla veya işverenlerle yönetebiliriz. 

 

  İlgili Haberler

 

İnovasyon ve Liderlik
TÜRDER Genel Başkanı Doç. Dr. Uğur ÖZGÖKER- in Yeni Kitabı Çıktı
Gangnam (G.Kore) Style: Verimli ve Dev Şirketler Oluşturmak
CTC Eğitim, Bireysel / Kurumsal Koçluk ve Kuruma Özel Eğitim Hizmetleri Veriyor
Beyaz eşya ana ve yan sanayi de FIRSATLAR

  İlgili Yazılar

 

Zengin Komşu Yunanistan!
Mutlu Musunuz?
Yalın Dönüşüm
Konfor Alanında Kalıyorsak İşimizin Geleceği Tehlikede!
Kompozit Malzeme Uygulamalarında Gelişmeler
 

http://www.sandvik.coromant.com/tr

http://www.aluexpo.com/














































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi