SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   20 Kasım 2017, Pazartesi

Kasim 2017 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : S_163

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.sandvik.coromant.com/tr


http://www.plasteurasia.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 

































 

Ahmet Yılmaz
Extim GmbH, ayilmaz@extim.de


Endüstriyel Akıl


Türkiye-de belli olayları, yapılanmaları izah etmek için son dönemlerde bir tür Akıl çeşitlikleri kullanılıyor. Bu bir nevi moda haline dönüştü. Kullanılan modelde akıl bir hiyerarşik düzlemde, piramit şeklinde izah ediliyor (üst akıl vs). Hiyerarşik moda tabirden uzaklaşıp bir de fonksiyonel tarafından akıl çeşitliliğine bakmak gerekir diye düşünüyorum. Endüstriyel akıl yani temelinde rasyonalizm ve pozitivizm yatan akıl türü ile ne yapıyoruz? Zira Türkiye-nin önemli sorunlarına yanıt ararken bize gerekli olan -endüstriyel akıl- dır.

Yine moda tabir olan 4.Sanayi Devrimi kavramını hadi ciddiye aldık diyelim ve soralım; endüstriyel akıl bize ne yapmamızı söylüyor? Yanıtımız; yerli ve milli sanayii mi kurmak? Ya da aman ha treni kaçırmayalım jargonu ile küresel entegrasyonu sağlamlaştırmak için yeni küresel iş bölümünde daha fazla pay almak için mi uğraşmak? Şimdi bazıları bu iki sorunun birbirini dışlamadığını, alternatifi olmadığını ve endüstriyel aklın bu iki sorunun gereğini yapmak olduğunu söyleyebilir! Doğru olabilir, ama burada verilmesi gereken ilk yanıt; bu sorulara hangi zeminde, hangi zihniyet ile yanıt aradığımız ile doğrudan ilgilidir.

Türkiye-nin kalkınma modeli 1980-lerden beri İhracata dayalı bir ekonomik model. Ve bunun alt açılımlarında da modelin en önemli dayanak noktası daha fazla endüstriyel ürün ihracatı gerçekleştirmektir. Bu modelde önemli adımlar atıldı ve hepimizin bildiği noktaya geldik. Gelinen noktanın bizleri memnun etmediği de açık. Orta seviye teknolojiye sahibiz ve orta seviye işler yapıyoruz! Hedefler büyük. Fakat buna nasıl ulaşacağız?

Yeni dönemin endüstriyel aklı, bize Teknoloji Egemen bir dünyada yaşadığımızı ve bunun tüm üretim, hizmet ve uluslararası ekonomik ilişkileri belirleyeceğini söylüyor. Gelişmiş tüm ülkeler ve bunların dev işletmeleri bu kurgu üzerinden yeni pozisyonlarını belirlediler, belirliyorlar. Bildiğim, duyduğum kadarı ile Türkiye-nin pozisyonu net değil. Pozisyon almak derken herhangi bir şeye karşı geliştirilen reaksiyonları pozisyon almak olarak görmediğimi de belirteyim. Yani, savunma sanayiinde bazı gereksinimler giderilmediğinde gerçekleşen projeler veya yerli araç üretmek gibi hedeflerin pozisyon almak demek olmadığını galiba hepimiz biliyoruz.

Eleştirel bir yaklaşımın desteklediği endüstriyel akıl,  bize uzun süredir yan gelip yattığımızı dolayısı ile yeni teknolojiler üretecek bir ekosisteme sahip olmadığımızı söylüyor. Yani, kaynak kullanımından, kalifiye insan, altyapı düzenlemeleri vs. gibi çok geniş bir alanda AR&GE ve İnovasyon için yeterli bir zemine sahip olmadığımız apaçık ortadır. Küresel çapta bunu anlamak için iki de bir kendimizi Güney Kore, Tayvan gibi ülkelerle mukayese etmemize gerek yok. Bu tür mukayeseler belki 1980-lerin ikinci yarısında anlamlı idi, şimdi değil! 

Artık dünyada rekabet AR&GE ve İnovasyon üzerinden belirlenmektedir. Geçtiğimiz günlerde araştırma şirketi PWC-nin bir yayınında 2016 yılı itibari ile küresel bazda işletmelerin ArGe ve İnovasyona ne kadar kaynak ayırdıklarını okuduk. Dünyadaki ilk 1000 büyük işletmenin toplam AR&GE harcamaları 680 Milyar Doları geçerek yeni bir rekor oluşturmuş. İlk 10 listesinde; Volkswagen (13,2 Milyar Dolar), Samsung (12,7), Amazon (12,5), Alphabet (yani Google, 12,3), İntel (12,1), Microsoft (12,0), Roche Holding (10,0), Novartis (9,5), Johnson & Johnson (9,0), Toyota (8,8) yeralmaktadır ve toplamda bu 10 firma 103, 3 Milyar Dolar kaynak harcamış.

Şimdi buradan çıkartılması gereken tek sonuç; parayı veren düdüğü çalar değil elbette. Gerek bu işletmelerin gerekse de bu işletmelerin bu tür faaliyetleri yürüttükleri merkez ülkelerdeki ekosistem bu kaynak harcamasının bir karşılığı olduğunu göstermektedir. 

Endüstriyel ülke olmak iddiasını, endüstriyel ürün ihracatını artırmak hedefini hala koruyor isek, endüstriyel akıl bize mevcut yapılanların dışında daha radikal bir dönüşümü sağlayacak bir program uygulamanın zorunlu olduğunu söylüyor. Aksi takdirde sadece teknoloji tüketen ve üretimde de -orta- seviyeyi aşamayacak bir teknoloji seviyesi ile endüstriyel hayatımıza devam edeceğiz.

 

  İlgili Haberler

 

İnovasyon ve Liderlik
TÜRDER Genel Başkanı Doç. Dr. Uğur ÖZGÖKER- in Yeni Kitabı Çıktı
Gangnam (G.Kore) Style: Verimli ve Dev Şirketler Oluşturmak
CTC Eğitim, Bireysel / Kurumsal Koçluk ve Kuruma Özel Eğitim Hizmetleri Veriyor
2023 imkansız değil

  İlgili Yazılar

 

Avantaj mı? Tehdit mi?
Satışta Beden Dili
Kalite ve Maliyeti
Bitmeyen Şarkı Türkiye ve AB İlişkileri
ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) Sistemine Geçmenizin Zamanı Geldi mi?
 

http://hefist.com














































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi