SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   12 Kasım 2018, Pazartesi

Eylul 2018 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : s_173

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

https://www.trex.com.tr


http://tubeandsteelistanbulfair.com/




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 



























 

Ahmet Yılmaz
Extim GmbH, ayilmaz@extim.de


İşletme Sahibi Ne Yapsın?


Son aylarda döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar, döviz bazlı özel borç stoku olan ayrıca hammadde ve ara mal ithal bağımlısı işletmeleri doğal olarak büyük oranda zora soktu. Şimdi onlardan beklenen soğuk kanlı olup duruma hakim olmaya çalışmalarıdır. Akdeniz insanının nasıl soğukkanlı olacağını bilmiyorum. Küresel ekonomiye yeni bir şekil vermeye çalışan güç ve bunun diğer güçler ile yaşadığı, yaşattığı çatışma ortamı işletme sahiplerine hiç te iyi bir ortam sağlamadığı aşikâr. 

İşletme sahipleri artık faaliyet gösterdikleri organize sanayi bölgelerindeki fabrikaların sorunları uğraşmak bir yana küresel sorunlarla da uğraşmak, çözüm üretmek zorunda kalıyor. Konumları itibari ile bunu yapabilirler mi? Tabii ki hayır ya da yapabilecekleri son derece sınırlı! İşte zor ve karmaşık olan da bu! 

Genel Görünüm

Günümüzde ekonomide koruyuculuk politikalarının artması, bunun bir göstergesi olarak ardı ardına gelen gümrük oranlarının artırılmasını artık herkes ticaret savaşları olarak adlandırmaktadır. Ticaret savaşını başlatan tarafında günümüzün en büyük küresel gücü olan ABD olduğu konusunda da herkes mutabıktır. Ama tüm bu tartışmalarda öyle biz izlenim yaratılıyor ki, sanırsanız düne kadar koruyucu gümrük duvarları yok ve her şey çok adil bir ticaret düzeyinde sürüyordu. Bunun böyle olmadığını dünkü uygulamalara baktığımızda görürüz. Tabii ki, şuan gündemde olan sadece koruma politikaları değil, açıkça güçlünün daha az güçlü ve zayıftan talep ettiği bir   haraç   söz konusu, kimileri buna transfer akışı diyor.

Liberal demokrasi dönemlerinde bolca sözü edilen   liberal   ticaret düzenlemeleri ve bunların meydana getirdiği tüm küresel organizasyonlar artık tartışma konusu. Zannederim ki bu ortamda bunların yerine yenisi konmadan eskiler darma-duman edilecek. Yani, güçlünün gücünü her düzlemde daha fazla hissettirmeye çalışacağı ve kural dışılığın egemen olacağı bir küreselleşme dönemi. Bir yönü ile bugün yaşadığımız gerçeklik aslında yaşanılan ve yaşatılan küreselleşmenin de bir sonucu.  

Ticaret savaşlarının yaşandığı bu küresel evrede revaçta olan çözüm önerisi   yeni   ulusal politikalar izlenmesi gerekliliği. Herkes ulusal pencereden baktığında sanki daha az ticaret savaşı yaşanacakmış gibi senaryoya inanan var mı, bilmiyorum. Düne nazaran daha fazla küresel olguların belirlediği bir dönemde ne tür bir ulusal politika, program yaşadığımız sorunlara çözüm olur tam anlamış değilim. 

Yaşanılan sürecin en karakteristik özelliklerinden biri, birbirine zıt algılanabilecek tüm söylem ve planların bir arada olmalarına olanak tanıyan bir zeminin varlığı. Yani, söylediğiniz ve yaptığınız her şey bir düzlemde doğru ama başka bir düzlemden bakıldığında ise yanlış olacaktır.

Tüm bu genel görünümdeki zıtlıklar, bilinmezlikler bir işletme politikasını yürürlüğe koymada negatif bir faktör de olsa yine de farklı düzlemlerde mevcut sorunlarla uğraşmayı ve bunları çözmede engel olmamalıdır. 

Otomotiv Tedarik Sanayi 

Küreselliği en fazla yaşayan sektörlerin başında mutlaka otomotiv sanayi gelmektedir. Ana sanayinin küresel gelişimine bir nevi göbekten bağımlı olan otomotiv tedarik sanayide doğal olarak bu baskının yaşandığı, izlendiği alt sektörlerdendir. Şimdi bu sektörde faaliyet gösteriyor iseniz ve lokasyonunuz da sadece Türkiye ise düne nazaran yapmak zorunda olduğunuz işler, görevler artmış demektir.

Otomotiv tedarik sanayi ürünlerinde baş döndürücü bir rekabet son hızla devam ediyor. Gelişmekte olan bazı ülkeler ve son dönemde Avrupa Birliğine katılmış düne kadar Almanya  nın   hinterland  ı olarak adlandırılan ülkeler gerek rekabetçilik faktöründe gerekse de teknolojik yeniliklerin içselleştirilmesi, aktif kullanılması konusunda Türkiye  den daha atak ve de esnek davrandıkları malum. Bunda bu ülkelerin   küçük   olmaları ve satış pazarlarına yakınlıkları önemli avantaj sağlıyor ama sadece bu mu? Daha düne kadar bir nevi   Şehir Devlet   konumunda olan ülkeler gerek eğitim gerekse de teknolojik dönüşüm konusunda somut adımlar atmayı başarıyorlar. Bu da onların küresel ticarette teknolojik içerikle yarattıkları rekabetçilik faktöründe net görülüyor.

Otomotiv tedarik sanayiinde küresel rekabet gücümüz tehdit altında (mevcut olumsuzluklar rekabet gücünü fiyat bazında geçici olarak iyileştirmiş görünse de) . Geçmişte ve bugün risk olmaya devam eden bazı faktörler ile zamanında mücadele etmediğimizde başımızın derde gireceği çok belli. Örneğin, bu alt sektörde faaliyet gösteren işletmelerimiz küreselleşme alanında bir başarı senaryosu uygulayamadı. Tek tük işletmelerin bazı coğrafyalarda başarılı bir şekilde gerçekleştirdiği üretim ve lojistik üslerin onları ne denli korudukları ve işletmelerinin sürdürülebilir büyüme stratejisine ne denli katkı sağladıkları tartışılmaz bir gerçeklik. Küreselleşmeyi herhangi bir nedenden dolayı yapamayan, yapmayan firmaların imdadına yetişecek bir lojistik konseptin olmaması da yine üzüntü veren bir durum.

Bu genel ve sektörel bazı durumlara değindikten sonra tavsiyeler neler olabilir?

Birincisi, küresel ticaret kadar küresel teknolojik gelişmeler de yakın takip edilmeli ve bunların kendi işletmeniz için anlamını somutlaştırmanız gerekiyor, yani bir nevi işletme poziyonu ve stratejinizi sürekli güncellemek. Ve bunu da sadece üst yönetim olarak değil mümkün olan en geniş çalışan kesime yayarak yapmak gerekiyor. Zira, mevcut zorluklar sadece bir veya bir kaç yöneticinin analiz ve önerileri ile değil topyekun uğraşı ile çözülebilir.

İkincisi, her ne kadar küresel ticaret daralma eğilimi gösterse de daha fazla ihracat yapma olanakları ve potansiyelleri araştırılmalıdır. Ülkemiz işletmeler açısından net ihracat getirisi olmayan işletmelerin kısa ve orta vadede ayakta kalma şansları yok gibidir.

Üçüncüsü, her şart ve durumda personelin daha kalifiye hale gelmesi ve bunun bir yansıması olarak katma değer oranını teknolojik içeriği de artıracak üretim yapıları oluşturulmalıdır. 

Tavsiyeleri fazlalaştırmak mümkün ama bu üç başlıkta belirttiğim konuları alt açılımları ile düşünüldüğünde zaten derya deniz görevler bütünü karşımıza çıkacaktır. Kolay gelsin!

Ahmet Yılmaz



 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://www.win-eurasia.com/tr

http://bit.ly/2B0388W




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi