SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   14 Ağustos 2018,

Mart 2018 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : s_167

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.kaucukistanbul.com


http://www.metalexpo.com.tr/


http://comvexistanbul.com




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Ali Rıza Büyükuslu
arbuyukuslu@yahoo.com.tr


Küresel Ekonomik ve Sosyal Sorunlar: Eşitsizlik, Dijital Dönüşüm ve Endüstriyel Transformasyon (Endüstri 4.0)


Global kriz, üç kutuplu dünya ekonomisi durgun (gelişmiş ülkeler), yavaş büyüyen (gelişmekte olan ülkeler) ve hızlı büyüyen  (yeni gelişen ekonomiler)  ve Türk ekonomisine etkileri derin bir tahlile tabii tutulduğunda iki temel sorunun ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Bunlarda ilki, küresel üretici ve tüketici davranışlarında global piyasalara yönelik güven kaybı, ikincisi ise birinciye bağlı olarak gelişen tüketim daralmasıdır. Tüketim daralmasının bir nedeni dünya nüfusu içinde yoksulların sayısının hızla artması ve eşitsizliğin dünyadaki en büyük sosyal sorun olarak son yapılan Davos (2018) toplantısının gündemine darbe vurması olarak açıklayabiliriz.

Mikro ekonomi boyutuyla baktığımızda Makro ekonomik gelişmelerin son yıllarda endüstriye olan en önemli etkisi teknolojide yaşanan baş döndürücü devrim ve bunun yansıması olan dijital dönüşümdür. İnovasyon, Ar-Ge ve teknoloji tabanlı ekonomik ve sektörel büyüme aynı zamanda yeni sermaye birikim modeli olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Söz konusu dijital dönüşüme uyum sağlayan firmalar açısından yenilikçi ve teknolojik ürünler üretmek yeni Pazar genişlemesi anlamına gelmekte, yeni tedarik zincirlerinin yada servis sağlayıcı start-up veya spinn off ların ve nihayetin de KOBİ lerin genişlemesi sonucunu doğurmaktadır. Bu bağlamda yaşanacak dijitalleşme temelli ekonomik ve sosyal transformasyonun yüksek nitelikli ve iyi ücretli yeni işlerin yaratılmasına (job creation) neden olduğunu görmekteyiz. Rekabetin artması, artan verimlilik özellikle Endüstri 4.0 felsefesi ile birlikte bütünleşerek, söz konusu dönüşümün özellikle dijitalleşen ülkeler için bir çok fırsatı beraberinde getirdiğini görmekteyiz. Dijital tabanlı gelişim ve Endüstri 4.0 uygulamaları dışında kalan ülkeleri ve iş kollarını bekleyen en büyük tehdit eski sermaye birikim modelleri (düşük ücretli, emek yoğun üretim, eski ve ithal teknoloji kullanımı, geleneksel üretim teknikleri ve lojistik yaklaşımlarına yüksek bağlılık vb.), üretim yöntemleri ve paradigması ile mesafe almaya çalışmaktır.

Bu itibarla, genel anlamda baktığımız da gelişmekte ve yeni gelişen ekonomiler açısından en büyük risk söz konusu dijital dönüşümün, inovasyon ve teknoloji tabanlı gelişim modelinin dışında kalmaktır. Bununla birlikte, küresel Kriz sonrası küçülme,  istihdam yaratamama, yeni ar-ge ve teknoloji bazlı yatırım için gerekli uluslararası akış yada yerli sermaye birikiminin olmaması, artan bütçe açıkları, büyüyen kayıt dışı ekonomi, azalan vergi gelirleri, eski üretim modellerinde ve ekonomik politikalarda ısrarcı olunması, artan işsizlik, düşen ücretler, satın alma kabiliyetinin yitirilmesi ve gelecek korkusu gibi sebeplerle az gelişmiş, gelişmekte olan ve yeni gelişen ekonomiye sahip ülkelerde yaşayan geniş tüketici kesimlerin  özellikle bir ücret karşılığı emeğini arz eden işçi ve memurla birlikte imkanları kısıtlı biçimde ayakta kalmaya çalışan esnaf, dar gelirli kendi hesabına çalışanlar ve tarım kesiminin tüketme kabiliyetini yitirdiği yada daha doğru bir izah ile asgari geçim boyutuna indirgediği (yaşamsal ihtiyaçları giderebildiği) görülmüştür. 

Hiç kuşkusuz ki, bir çok ülkede krize karşı sektörel ve genel düzeyde teşvik veya dolaylı yönden vergi muafiyeti vasıtasıyla toplam talebi artırma, üretimi teşvik etme ve organize biçimde kampanyalarla harcamayı özendirme yönünde çalışmalar yapılmış, bazı sosyal politika uygulamaları hayata geçirilmiş olsa da tüm bu iyi niyetli önlem ve girişimlerin sonuçları itibariyle tüketimi artırma ve ekonomik toparlanma sonrasında gelecek olan yükseliş, daha iyi bir gelecek sunma yada beklentileri yukarılara taşıma yönünde güven tazeleyici bir durumu global düzeyde henüz oluşturamamıştır. Aksine küresel düzeyde artan işsizlik, yoksulluk, eşitsizlik, küresel ısınmaya bağlı tarım sektörünün zayıflaması ve tüm bunlara bağlı gelişen göç hareketleri ciddi küresel tehditler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çok basit ve yalın haliyle piyasalara güven kazandırmak için ortaya konması gereken orta ve uzun vadeli endüstri-üretim odaklı, istihdam dostu ve insani boyutu yüksek ekonomik ve sosyal programın küresel düzeyde gecikmiş olması yatırımcı, üretici ve tüketici açısından güven kaybının başlangıç noktasıdır. Bununla birlikte kriz sonrası toparlanmanın gerek global gerek ülkeler ölçeğinde belirsizliğini koruması ekonominin üretim ve tüketim ayağındaki aktörleri negatif etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer taraftan, tüketimi teşvik etmek amacıyla yapılan organizasyonlar, propagandalar ve reklam çalışmaları konuyla ilgili bilinç oluşturma açısından faydalı olsa da sonuçları itibariyle çok etkili olduğu söylenemez. Emeğini, hizmetini kiralayarak geçinenler, küçük dükkanını ya da işletmesini kapatmamak için mücadele edenler geçim ve can derdindeyken birilerinin sahip olduğu serveti, zenginliği yada paralarını nasıl harcayacakları ile ilgili olan reklam veya tanıtım ile ilgilenmeyeceklerdir. 

Eğer ortada harcanacak bir para yoksa, piyasada nakit para dönmüyorsa öncelikle tüketimin kaynağı olan paranın piyasalara pompalanması dolayısıyla harcama kabiliyetinin oluşturulması gerekir. Geniş kitlelerin harcama yapabilmesi ve toplam talebin artması için dolaylı ve doğrudan kaynak transferinin devlet eliyle yapılması, işsize iş bulunması, işi olana daha yüksek ücret verme, gerekirse asgari ücretten vergiyi kaldırma tasarrufu ile asgari ücreti daha yüksek bir satın alma gücünü sağlayacak biçimde emek lehine yeniden düzenlemek, servet ve rant dağıtımı stratejilerinden gelir dağılımı politikalarına geri dönme, yoksullara, muhtaçlara gelir aktarma, işverenin ücret üzerindeki sosyal yüklerini hafifletme, eşit işe eşit ücret verme, cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırma, haksız kazanç ve emek sömürüsü üzerine işlerini çeviren alt yapısı zayıf yeni zenginlere kurallı çalışmayı, maneviyatı, emek üzerinde işlenen günahı ve nihayet kul hakkı üzerinden ilerleme yerine düzgün işveren olma yoluyla mübarek insan yada iş adamı olma öğretilmelidir.      

Yukarıdaki önerilerimizi daha bilimsel ve daha pragmatik yöntemlerle çoğaltıp, dünya örnekleri ile geliştirebiliriz. Çözüm üretme kısmı en kolayı ancak önemli olan hala hazırda işsizlik ve yoksulluk tehlikesinin yakın bir gelecekte dünyada, özellikle bölgemizde ve ülkemizde yaratacağı ekonomik; toplumsal ve siyasal tahribatın boyutunun görülmesi, sosyal boyutu ihmal edilmiş eski klasik acımasız ve kuralsız piyasa koşullarına dayalı ekonomi politikaları ile ilerlenemeyeceğinin artık kavranması gerekmektedir.

Bizim önerdiğimiz ve kimilerinin neo-Keynesyen perspektif olarak tanımlayabileceği ekonomi politikasının maliyeti en kötü ihtimalle yüksek enflasyondur. Şahsen düşük enflasyon mu? Yüksek işsizlik mi? Seçenekleri arasında her zaman enflasyonu tercih ederim. Sonuç olarak odaklanmamız gereken konular dijital teknoloji, Endüstri 4.0 temelli endüstrinin yeniden yapılanması, Ar-Ge ve inovasyon tabanlı büyüme ve kalkınma ve aynı zamanda bedeli ne olursa olsun sürdürülebilir kamusal ve özel sektör (yabancı sermaye dahil) yatırımları, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi ve istihdamı, üretim, bilişim ve teknolojik bazlı yenilikçi ürün veya markalaşma, satın alma gücünü ve dolayısıyla temel gıda dışındaki tüketime olan talebi artırma, piyasalara güven sağlama, ülkemizin geleceğine olan inancımızı koruma ve kendimize olan özsaygıdır.

 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

http://aseurasia.com

http://maktekfuari.com/online-davetiye




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi