SubconTurkey

Hoşgeldiniz
subconturkey.com

Favorilerime Ekle

yan sanayi

Bugün :   20 Ekim 2018, Cumartesi

Ocak 2018 Sayısı

Yıl : 15 | Sayı : s_165

     Anasayfa
     Hakkımızda
     Künye
     Arşiv
     İletişim

http://www.kaucukistanbul.com


https://www.sandvik.coromant.com/tr-tr/campaigns/primeturning/pages/default.aspx?internal_camplink=primeturning&internal_camplink_type=highlight


https://www.trex.com.tr




Dergimizin sayfalarına
taranmış şekilde ulaşmak için tıklayın  


 

Haberdar olmak için
üye olunuz

İsim
E-Posta

Sektör Seçiniz


 

 





























 

Nilgün Yalım Eren
yalimeren@yahoo.com.tr


Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı (2.Bölüm)


Dale Carnegie (1888-1955)
Dale Carnegie Amerikalı yazar, hatip, kişisel gelişimci ve iletişim uzmanıdır. -How to Win Friends and Influence People - Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme sanatı- kitabını 1936 yılında yazmış ve 30 milyondan fazla satış yapmıştır. Dale Carnegie dünyada insanların kişisel gelişim konusunda ne kadar eksik olduğunu ilk keşfeden ve bir kitap yazmayı düşünen kişi olarak büyük önem arz eder. Yazdığı kitaplarda genellikle yaşanmış olayları örnek olarak gösterir ve herkes bu hikayelerde kendinden bir şeyler bulur. 

-Bir insanın yüzünde taşıdığı ifade; sırtında taşıdığı elbiseden mühimdir- 
                                                                                                  Dale Carnegie

Bu ay sizlerle, D. Carnegie-nin -How to Win Friends and InfIuence PeopIe- kitabının ikinci bölümünün özetini sizlerle paylaşıyorum: 

İnsanların Sizinle Fikir Birliğine Varmalarını Nasıl Sağlarsınız?

1-Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu, bu tartışmadan kaçınmaktır. 
Çünkü tartışmalar kazanılmaz. Kazansanız da kaybetseniz de bir şeyleri mutlaka kaybetmişsinizdir. Neden? Diyelim ki diğer kişiye karşı bir zafer kazandınız ve fikirlerini paramparça ettiniz, yanlışını kanıtladınız. Peki sonra? Siz kendinizi iyi hissedeceksiniz. Ya karşınızdaki kişi? Onu küçük düşürmüş, gururunu kırmış olacaksınız. Size gücenecek. Ayrıca unutmayın düşüncelerinin yanlışlığı kanıtlansa da insan aynı düşünceleri savunmaya devam eder. 

2-Başkalarının görüşlerine saygı duyun. Asla -Yanılıyorsun!- demeyin.
Sözlerinize -Şunu size kanıtlamak istiyorum- diye başlamayın. Çünkü bu ifade şu sözlerle eş anlamlıdır: -Ben sizden daha akıllıyım. Şimdi söyleyeceklerim ile yanıldığınızı anlayacaksınız.- Bu dinleyicide karşı çıkma, mücadele etme isteği uyandırır ve işleri yokuşa sürer.
Eğer bir şey kanıtlayacaksanız belli etmeyin. Alexander Pope bunu şöyle ifade ediyor:
-Birine bir şey öğretirken öğretiyor gibi davranmayın.
  Bilmediğini değil unuttuğunu varsayın.-

Sokrat ise Atina-da dostlarına şöyle diyordu:
-Bildiğim bir şey varsa o da bir şey bilmediğimdir.-

Eğer biri size, yanlış bir şey söylerse, söze şöyle başlamanız daha iyi olmaz mı? -Bakın ben başka türlü düşünüyorum. Yanılıyor olabilirim. Durumu bir kere de birlikte gözden geçirebilir miyiz?- 
Yeryüzünde hiç kimse, -Yanılmış olabilirim, gerçekleri birlikte öğrenelim- sözüne karşı çıkamaz.

3-Eğer hatalıysanız, bunu içtenlikle hemen kabul edin.
Elbert Hubbard bir ulusu harekete geçirebilen en özgün yazarlardan biriydi. İğneleyici cümleleri çoğu kez tepki uyandırmış, fakat insanları etkileme yeteneği ile kısa zamanda düşmanlarını dost yapmayı başarmıştı. Örneğin, öfkeli bir okuyucu, Hubbard-ın bir yazısına kötü ifadelerle katılmadığını ve hatalı olduğunu söylediğinde Hubbard şöyle cevap verdi:
-Tekrar düşündüğümde gördüm ki yazdıklarıma ben de tamamen katılmıyorum. Konu hakkında düşüncelerinizi öğrenmek beni sevindirdi. Yolunuz buraya düşerse konuyu konuşmak üzere bize uğramalısınız. Millerce uzaktan size kucak dolusu sevgiler.-

Size böyle cevap veren birine ne diyebilirsiniz?

4-Daima dostça yaklaşın.
1915-lerde Rockefeller, Colarado-da en sevilmeyen kişiydi. ABD-nin en kötü grevi iki yıldır ülkeyi sarsıyordu. Öfkeli işçiler Colarado Yakıt ve Demir Şirketi-nden zam istiyorlardı. Şirketin yöneticisi Rockefeller idi. Kan dökülmüş askeri birlikler yardıma çağrılmıştı. Böyle bir zamanda Rockefeller grevcileri yanına çekmeyi başardı. Nasıl mı? Rockefeller grev temsilcileri ile görüştü ve olağanüstü bir konuşma yaptı. Bu konuşma şaşırtıcı sonuçlar doğurdu. Kendisini elma ağacına asmak isteyen bu kişileri sakinleştirdi ve ikna etti. 

Konuşmasında -Bugün yaşamımın en özel ve en önemli günü. Burada bulunmaktan onur duyuyorum. Evinize gelip eşleriniz ve çocuklarınız ile tanıştım. Burada birer yabancı olarak değil, birer dost olarak birlikteyiz. Size olan saygımdan buradayım.- gibi sözler yer alıyordu.
 -Güneş insana paltosunu rüzgârdan daha hızlı çıkarttırır.-   Ezop
-Bir damla bal, bir galon zehirden daha çok sinek avlar.-      Lincoln

5-Karşınızdaki kişiye -Evet! Evet!- dedirtin.
Söze farklı görüşte olduğunuz konuları tartışarak başlamayın. Fikir birliğinde olduğunuz konuları vurgulayarak başlayın. Aynı amaç için çabaladığınızı sadece yöntemde farklı olduğunuzu belirtin.
Sokrat nasıl bir yöntem kullandı? İnsanlara yanılgılarını mı söyledi? Hayır, bu onun tarzı değildi. O çok akıllıydı. Onun yöntemi bugün -Sokrat Yöntemi- olarak adlandırılır ve -Evet! Evet!- yanıtını almaya dayanır. Sokrat karşısındaki insana -Evet- dedirtecek sorular yöneltirdi ve ardı ardına olumlu yanıtlar alırdı. Sonunda ona karşı çıkanlar farkında olmadan ona katılırlardı.

6-Bırakın karşınızdaki kişi daha çok konuşsun.
Pek çok kişi, başkalarına kendi düşüncelerini kabul ettirebilmek için çok fazla konuşur. Bırakın karşınızdaki insanlar da konuşsun. Onlar kendi işlerini ve sorunlarını sizden daha iyi bilir. Siz sadece soru sorun ve cevaplarını içtenlikle dinleyin. Bu arada konuyu değerlendirme ve vereceğiniz cevapları bulmak için zaman kazanırsınız.

7-Bırakın karşınızdaki kişi fikirlerin kendisinden çıktığını sansın.
Kendi düşüncelerinize, size gümüş tepside de sunulsa diğer fikirlerden daha çok inanırsınız değil mi? Öyleyse kendi düşüncelerinizi başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışmak yanlış olmaz mı?
Alternatif önerilerde bulunmalı, karşımızdaki kişiyi düşünmeye yöneltmeliyiz. 

8-Olayları karşınızdaki kişinin bakış açısından görmeye çalışın.
Unutmayın, karşınızdaki kişiler tamamen haksız olsalar da bunu kabul etmeyebilirler. Onları suçlamayın. Bu insanın doğasında vardır ve herkes yapabilir. Onları anlamaya çalışın. Akıllı ve hoşgörülü olun. -Onun yerinde olsam ne düşünür ve nasıl davranırdım- diye kendinize sorup empati kurmaya çalışırsanız hem öfkelenmez hem de zaman kazanmış olursunuz.

9-Karşınızdaki kişinin fikir ve isteklerine anlayış gösterin.
Tartışmalara son verecek, şansınızı döndürecek ve herkesin sizi dinlemesini sağlayacak sihirli bir söz öğrenmek ister misiniz? 
-Sizi duygu ve düşüncelerinizden dolayı asla suçlamıyorum. Sizin yerinizde olsaydım kuşkusuz ben de tıpkı sizin gibi hissederdim- 

Böyle bir yanıt dünyanın en huysuz ve aksi insanını bile yumuşatacaktır.

10-Daima kişilerin hassas oldukları konulara değinin.
İnsan yaptığı şeylerin hoşa gitmesini, kabul görmesini ve takdir edilmesini ister. Bu nedenle insanları yönlendirmek için onların hoşuna gidecek davranışlar üzerinde durun.

11-Fikirlerinizi dramatize edin.
Televizyon reklamları ürün satışında kullanılan dramatik teknik örnekleriyle doludur. Bir markanın çamaşırları bembeyaz yaparken diğerinde leke kalması, bunu izleyen mutlu yüzler, masa etrafında falanca içeceği içen güler yüzlü aile fertleri, vb. kareler bize bu ürünleri almamız için esas konuyu dramatize ederek anlatır. Siz de fikirlerinizi iş dünyasında ve hayatınızda dramatize ederek anlatabilirsiniz. 
 
12-Meydan okuyun.
Hiçbir şey işe yaramıyorsa bunu deneyebilirsiniz. 

Bir şirketin üretim müdürü çalışanların yeterli üretim yapmalarını sağlayamıyordu. Genel müdür -Nasıl oluyor da senin gibi yetenekli bir müdür üretimi arttıramıyor?- dedi. Üretim müdürü -Onlara tatlı sözler söyledim, küfrettim, kovmakla tehdit ettim. Nafile olmuyor.- diye cevap verdi Genel müdür eline bir tebeşir aldı ve bir çalışana sordu -Vardiyanız bugün kaç parti mal üretti?- -Altı- cevabını aldı ve bir şey söylemeden yere büyük bir 6 rakamı çizdi ve gitti. 

Gece vardiyası çalışanları gelince bu 6 rakamını gördüler ve ne olduğunu sordular. Onlar da durumu anlattılar. Ertesi sabah genel müdür fabrikaya geldiğinde yerdeki 6 rakamı silinip kocaman bir 7 yazılmıştı. Gündüz vardiyası çalışanları ertesi günü 7 rakamını gördüler. Demek ki gece vardiyası kendilerini onlardan daha iyi sanıyorlardı. Onlara iyi bir ders vermek gerekirdi. Böylece canla başla çalışmaya başladılar ve o gece vardiya bittiğinde kocaman bir 10 rakamı bıraktılar. Fabrika kısa zamanda diğer fabrikalardan daha çok üretim yapar hale geldi.

İş yaptırmanın bir diğer yolu da rekabeti teşvik etmektir. Ancak para kazanmak için çıkarcı ve alçak bir yol izlemek değil, üstün olma ve başarma isteğini uyandırmaktır. 

Kaynak: Dale Carnegie / Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı / Epsilon Yay./İstanbul 2004



 

  İlgili Haberler

 

İlgili haber bulunamadı!

  İlgili Yazılar

 

İlgili yazı bulunamadı!
 

https://www.ankiros.com




















































SEKTÖREL
Tanıtım Grubu
Rek. ve Tic. Ltd. Şti.

  Bahçeşehir 2.Kısım Mah.(Boğazköy)
  4.Cadde,Mavi Kardelen Sitesi, A-Blok No:1/2 Daire:2
  BAHÇEŞEHİR-BAŞAKŞEHİR-İSTANBUL
  Tel:0212 607 28 22- 5 Hat
 
E-posta : subcon@sektorel.com

SUBCONTURKEY Yan Sanayi Ürünleri Gazetesi
www.sektorel.com | www.subconturkey.com | subcon@subconturkey.com
yan sanayi